The first 186 lines.
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
3 HAFTA SONRA
Polis müdürü Sven Lindberg'in, Elisabeth Lund cinayetini takip eden
soruşturmandan bize bahsettin.
Evet. Elisabeth Lund bir muhbirdi
ve İsveç'ten uyuşturucu getiren suç ağına gizlice sızmıştı.
Sadece Lindberg ve ben bizim için çalıştığını biliyorduk.
-Yani diyorsun ki onu Lindberg öldürttü? -Evet.
Onu bir süre için araştırdın ve gözlemledin mi?
Lindberg düzenli olarak aracısı Eva Sundin ile görüşüyordu. Bu o.
Bu dünkü tutuklamadan bir görüntü.
Charlie sıfır iki hazır.
-Git. -Anlaşıldı.
Silahlı polis! Kıpırdama!
Sven Lindberg cinayet ortaklığı ve yolsuzluktan tutuklusun.
Meslektaşına karşı tanıklık etme yükünün farkında mısın?
O meslektaşım değil. O bir katil.
Tamam. Teşekkürler.
Selam. İyiydi.
Tamam.
Şimdi gelebilirim. Evet.
Bu nedir?
Tüm ailem ve kendi adıma birkaç şey söylemek istiyorum.
Kız kardeşim Elisabeth...
Mükemmel değildi.
Ama o bizden alındığında seninle tanışmak zorundaydım.
Tüm istediğimiz
onu kimin ve neden öldürdüğünün cevabıydı.
Sayende artık o cevaba biraz daha yakınız Nikolai.
Sana verdiği zararı tahmin bile edemem ama sen asla pes etmedin.
Bugün seni ailemizin bir üyesi olarak kutluyoruz.
Biraz izne çıkmalısın.
-İhtiyacım yok. -Seni desteklediğimi biliyorsun ama...
Bu insanların yarısının danışmanı Lindberg'di.
-Bunun zor olduğunu biliyorum. -Zor olduğunu düşünmüyorum.
Benim için zor.
Senin için başka bir şey bulacağım ama bu dava çözülene kadar gelme.
-Selam. -Selam.
Patronum birkaç günlüğüne beni izne çıkarttı.
Tamam. Lindberg'e karşı tanıklık ediyorsun diye mi?
Evet. Erkek kardeşimi ve çocukları görmeye gidiyorum.
Elbette. Tanrım...
Ailene dün güzel vakit geçirdiğimi söyle.
Ve sen de ailene selam söyle. Ya da söyleme.
-Tamam. Güle güle. -Güle güle. Sonra konuşuruz.
50 YENİ DAİRE AİLE DOSTU ÇEVRE!
6.12!
-Kaç yaptım? -6.48.
-Olamaz. -Doğru gibi gözüküyor.
-Niko Amca! -Selam! Nasılsınız?
Çok ağırsın!
İyi misiniz? Bugün okula gittiniz mi?
Seni yakalayacağım. Size inanmıyorum. Hayır!
Burası o yer değil mi?
Burada pek de bir şey olmamış.
Gelecek yıla kadar bekle. 50 yeni ev yapılacak.
-Bu bir altın madeni Niko. -Katılmak için çok mu geç?
-Bilmiyorum. İlgini mi çekti? -Pek sayılmaz.
Bizi eve götürebilir misin?
Tabii ki. Elbette.
6.48 mi?
-Bana bir ay ver. -Sana bir yıl veriyorum.
-Yeni forma mı aldın? -Almam mı gerekiyordu?
-Alman gerektiğini biliyorsun. -Hayır.
Sırt çantanı al Erik. Kardeşinle paylaş.
-Annemi mi ziyaret ettiniz? -Evet.
-Yeni bir araba almıyor muydun sen? -Evet.
Yolda.
-Haydi Erik. -Bence iyi gidiyorsun.
Bence de.
-Tatlı olarak dondurma alabilir miyiz? -Hayır.
-Ama misafirimiz var! -Evet.
Misafirimiz var ama dondurma sağlıklı değil.
Sırf sen şişmansın diye bizim de yemememiz hiç adil değil.
-Akşam yemeği için teşekkürler. -Hey.
Ne zaman çocuğun olacak?
-Ne zaman çocuğun olacak? -Şey...
-Güzel bir şey, biliyorsun. -Bunu inanıyormuş gibi söyle.
-İnanıyorum! -Tabii.
İstersen bara git.
Orası bar değil. Şu küçük bira işletmelerinden biri.
Eski hapishanede birkaç hafta önce açıldı.
Yani büyük şeyler oluyor.
İçerken bana katılsana.
Orada her zaman ateşli kızlar olur.
Çocuklara bakması için Hannah'ı çağıracağım.
Gel de Josef'in orayı ne hâle getirdiğini gör.
-Milla, ödevin yok mu? -Bugün cuma.
Hey. Sen git. Ben burada kalacağım.
-Bu akşam size ben baksam sorun olur mu? -Elbette. Film izleyebiliriz.
POLİS
Birkaç saatliğine arabanı ödünç almalıyım.
-Çağrıldım. -Bugün cumartesi.
Adamın biri kendini asmış. Onu indirmeliyiz.
-Eve ne zaman döndün? -Birde.
Araba kullanmamalısın.
Niko, yolların hiçbiri işlek değil!
-Ne yapıyorsun? Ben hallederim. -Akşamdan kalmasın. Yardıma ihtiyacın var.
Bunun için bisikleti bırakmalısın. Sonuçlarını göreceksin. Haydi.
O babam mı?
Baba?
-Selam. -Selam.
Burada ne yapıyorsun?
-Yardıma ihtiyacın var gibi görünüyor. -Belli ki.
-Az önce babamı mı gördüm? -Evet. Ben vardığımda o buradaydı.
Neden?
Köpeğini yürüyüşe çıkarmış.
O aşağıda asılı. Tommy Hagen. Hatırladın mı?
-Bahçıvan mı? -Evet. Eskiden öyleydi.
Eve mesaj atıp veda etmiş.
Karısı bizi aradı ve...
Evet. Marta. Şimdi arıyor. Yüzlerce kez aramış olmalı.
-Haydi onu indirelim. -Evet.
Bekle. Kımıldama.
Muhtemelen buraya düşmüş. Yer kaygan ve adam sarhoşmuş.
Cevap verme.
Eldiven giy ve telefonunu kenara bırak.
Lars, kımıldama. Ulusal Suçlu Araştırma Merkezi'ni ara.
Şerif sensin.
-Onları sen çağırmalısın. -Ne için çağırmalıyım?
Bu bir intihar değildi.
-Selam. -Selam.
-Anniken Høygaard Larsen. -Bengt Skare. Şerif.
-Nikolai Andreassen. -Evet, kim olduğunu biliyorum.
-Orada mı? -Evet.
Onu kim buldu?
Hans Olav Andreassen. Önceki şerif.
-Andreassen mı? -Babam.
Köpeğini yürüyüşe çıkarmış. İletişime geçmesini isteyeceğim.
-Ailesi var mı? -Karısı ve bir oğlu var. Dokuz yaşında.
Sana iyi şanslar.
Bize iyi şanslar.
Patronum patronunla konuştu.
-İzne çıkarıldım. -İstemsizce, değil mi? Personelimiz eksik.
-Merkez'den üç yıl önce ayrıldım. -Ve yanlış kişiyle tartışıyorsun.
Size gösterecek.
İyi misin?
Tommy ile dün barda karşılaşmıştım.
O...
Sorun çıkarıyordu bu yüzden ona ağzının payını vermem gerekti.
Ölmesinin sebebi bu değil Lars.
Sadece...
İyi hissettirmiyor.
Hiçbir zararı yoktu.
Kiminle birlikteydi?
Ove Dreyer.
Tamam. Polisler arasında tanınan biri.
Hastanede hademe olarak çalışıyor.
Biraz ot içer ama büyük bir şeyi yok.
Ve Tommy'nin çocuğu...
Mikkel. O...
Milla'nın sınıfında.
Hans Olav'ın sesli mesajına ulaştınız. Mesaj bırakın.
Baba, ben Niko. Mesajımı alır almaz beni ara. Güle güle.
Hans Olav'ın sesli mesajına ulaştınız...
Yarada bir şey var.
-Sonuçları yarın alacaksınız. -Peki ya ceketteki toz?
Onu bugün daha sonra yapacağım. Raporda yer alacak.
-İpi de kontrol edecek misiniz? -Elbette.
-Ya ciğerleri? -Otopsi sırasında su tespit edilebilir.
-Teşekkürler. -Teşekkür ederim.
Çocuğun var mı?
Neden sordun?
-Rahatsız edici bir soru muydu? -Neden öyle düşündün?
Düşünmedim. Soruya soruyla karşılık verdin.
Çocuğum yok. Ben bir amcayım. Bu yeterli.
Olabildiğince eğlenip hiç sorumluluk almıyorsun yani?
-Ya sen? -Neden soruyorsun?
Hayır, çocuğum yok.
Bir kedim var. Bu yeterli.
-Bak, senin lafını kullandım. -Fark ettim.
-Bunu anlaşılır buldun mu? -Biraz.
Nikolai Andreassen ve Anniken Høygaard Larsen. Polis.
Öldüğünden ne kadar üzüntü duyduğunuzu söylemeye mi geldiniz?
Tommy sarhoştu. Yıllar önce evden gitmesini istemiştim.
Çaresiz, kaba, bencil bir sarhoştu.
-Dün gece bir mesaj aldınız, değil mi? -Evet.
06.00 gibi uyandım, mesajı gördüm ve...
-Evet. -Ve sonra polisi mi aradınız?
Evet. Eğer orada...
Daha erken uyansaydım, şeyi yapmasaydım...
Neyi yapmasaydınız?
Mikkel ailemin evinde yatıya gitti, ben de biraz şarap içtim.
Bu ağır uyumama sebep oluyor.
O mesajı görebilir miyiz?
Evet.
No comments yet. Be the first to leave one.