The first 200 lines.
Canın çok yanıyor mu?
Sadece biraz ağrıyor.
Vakit geldi.
Hiçbir şey.
-Hiçbir şey! -Baba.
-Göremiyorum. -Sorun değil. Sakin ol.
-Oloman işe yaramadı. -Baba lütfen.
Yeniden deneyeceğiz. İşlemi yeniden gerçekleştir. Yeniden dene.
Üzgünüm. Yapılacak başka bir şey yok.
Yanılıyorsun! Olmalı.
-Oloman. -Baba.
Okumaya devam etmelisin. Tüm tıp kitaplarını, her şeyi.
Cevaplar oradadır.
Tüm kitapları okudum baba.
Bana kornealarının onarılamayacak biçimde hasar gördüğünü söylüyorlar.
Yeterince dikkatli incelemiyorsun!
Kör olmayacağım.
Duydun mu beni?
Kör olmayacağım!
Ne?
Ne?
Aklına bir şey gelmesin.
Teğmen Wren.
Emredin Teğmenim.
Kapıyı aç!
Emredersiniz!
Ve böylece…
büyük Trivantesli Toliver, yaralı ama hayatta…
…zorlanarak kalkıp atına bindi.
Her ne kadar gök gürültüsü ve yağmur…
…duyularını köreltse de
yorgun adamlarını Kanlı Ovalar'ın uzun çayırlarından geçirip…
…Ganite Kalesi'ne ulaştırdı.
Emri altındaki 20 Trivantesli asker…
…Ganite ordularını bütün gece boyunca…
…ve ertesi sabaha,
durumu tersine çeviren taburlar gelene dek engelledi.
Beni nereye götürüyorsun?
Görürsün.
Daha önce hiç bu kadar yükseğe çıkmamıştım.
Öyle mi?
Çocukluğumda tüm bu kulelere tırmanırdım.
Gördüğüm için kendimi sadece buralarda güvende hissederdim.
Kimsenin gelemeyeceğini bildiğim yerlere gitmeyi seviyordum herhâlde.
Burayı da öyle buldum.
O zamandan beri göz kulak oluyorum.
İnsanlar görme duyularını kutlarmış.
Bizse duyulacak, hissedilecek ya da koklanacak sanat yapıyoruz.
Onların dünyasındaki her şey görülmek için varmış.
-İnsanlar da. -Ne?
Bizler de görülmek için vardık.
En sevdiğim buydu.
Resimlerdeki kız hakkında hikâyeler uydururdum.
Ona Gwendolyn adını verdim.
Adı Alice.
Okuyabiliyorsun.
Kitabın adı Alice Harikalar Diyarında.
"Alice, ablasıyla birlikte nehir kıyısında boş boş oturmaktan
sıkılmaya başlamıştı."
"Ablasının okuduğu kitaba göz ucuyla baktı ama kitapta ne resim ne de konuşma vardı."
Hayır!
“'Resimsiz ya da konuşmasız bir kitap' diye düşündü Alice,
'ne işe yarar?'"
Dur.
İyi dayanıyorsun ağabey.
Sırtımda bıraktıklarına oranla izlerin bir hiç sayılır.
Haniwa'ya ne yaptın?
Haniwa mı?
Kızın için endişeleniyorsun.
Korku acından daha kötü, değil mi?
Çocukluğumda benim için öyleydi.
Bana çektirdiğin acı…
acının, senin geleceğini bilmenin korkusunun
yanından bile geçemezdi.
Ve sana söz veriyorum,
Haniwa da her gece benim hissettiğim korkuyu hissedecek.
Lütfen bırak onu Edo.
Sen benim kardeşimdin.
Hâlâ kardeşinim. Üzgünüm.
Seni korumalıydım ama beni zorladılar…
Üzgün olmak ne demek bilmiyorsun. Henüz bilmiyorsun
ama öğreneceksin
çünkü seni burada tutacağım
ve beni kırbaçladığın geceler için her gece seni kırbaçlayacağım.
Yıllar geçtikten sonra,
nihayet seni öldürmeye karar verdiğimde
minnetle ağlayacaksın.
Bayılmasına izin verme.
-Edo. -Her kırbacı hissetmesini istiyorum.
Hayır. Edo, bırak onu gitsin.
Edo. Edo!
Edo!
Edo, hayır! Bırak onu!
Edo!
Tak.
Sadece işeyip mataralarımızı dolduracak kadar duracağız.
Emredersiniz.
Temizlenmek istiyorum.
Adamlarıma yaklaşmanı istemiyorum.
Yorgun ve açlar
ve şartlar iyiyken bile cadılardan hoşlanmazlar.
Gel.
Daha önce kaç cadıyla konuştun?
Senden önce hiç.
İlk bensem bizden korkulması gerektiğini nereden biliyorsun?
Senin gibiler makineleri ve zehirleriyle eski dünyayı yok ettiler.
Senin türün milyonların ölümünden sorumlu.
Siz de binlerin ölümünden sorumlusunuz.
Alkennyleri yok ettiniz,
kabilemi dünyadan sildiniz.
Cadı barındırmanın bedelini biliyorlardı. Krallığın kanunu bu.
Çocukları öldürdünüz. Bebekleri.
Ben orada değildim.
Olsan ne yapardın peki?
Cadı olan benim.
Kim daha çok insan öldürdü? Sen mi ben mi?
Kraliçem,
Pennsa'nın en büyük beyinlerini takdim ederim, devlet şûranız.
Ne şûram?
Devlet şûranız Kraliçem.
Size danışmanlık etmek, emirlerinizi uygulamak için.
Savaş şûrası toplamak için buradayız, devlet şûrası değil.
Majesteleri, protokole göre savaş şûrasının toplanması için
önce resmî olarak savaş ilan edilmesi gerek.
Bana protokolü öğretecekmiş.
Bize savaş ilan edildi.
Yüzbaşı Gosset, neyin tehlikede olduğunun farkında değilsiniz galiba.
Hiç şüpheniz olmasın farkındayım Majesteleri
ve burada söylediğim her şeyi tüm saygımla
ve dileklerinize uygun biçimde söylüyorum.
Trivantes ordusunun gücüne karşı koyacaksak
kraliyet boyunca savunmamızı güçlendirmeliyiz.
-Yüzbaşı Gosset… -Savunma mı?
Tanrı bize Trivanteslileri yenme görevini verdi.
Saldırmaya hazırlanmalıyız, savunmaya değil.
-Sibeth… -Kim?
Beni affedin Majesteleri.
Söyleyecek bir şeyiniz varsa söyleyin Prenses Maghra.
Kanzua'nın kaybedilmesi
ve öldüğünüz varsayımının ardından gelen kaos Paya'yı zayıflattı.
Yeni başkentimizi daha yeni ilan ettik.
Belki bir süre krallığımızla ilgilenmeli,
ordularımızı düzenleyip güçlendirirken
elbette Trivantes tehdidine karşı da tedbirli olmalıyızdır.
Herkes… dışarı.
Dışarı!
Sibeth…
Olanı duydun mu?
Ne?
Bir oda dolusu insan sessizce otoritemi sorguluyor,
artık otoriteme bağlı olup olmadıklarını merak ediyorlardı hatta.
Benimle tartışan bir yüzbaşı.
Akıllarında haince fikirler olan politikacılar.
Hepsinin varacağı yer kellelerimizin vücutlarımızdan ayrılması
ve asil soyumuzun sonsuza dek yok olması olur
ve o ihanet dolu odada
kendi kız kardeşim benimle çelişti.
Savaş intihar olur.
Yalanın için kaç kişiyi kurban etmek istiyorsun?
Ölenler şerefle ölecekler.
Paya için.
Çocuklarımızın inşa edeceği yeni dünya için.
Trivantesliler Paya'yı yerle bir ettiğinde
onlar da geri kalanlarımızla birlikte ölecek.
Onları yenebileceğimize inanıyor olamazsın.
Canım bunun için değilse ne için esirgendi?
Tanrı karnıma gören bir çocuk koydu,
bu krallığı, görme yeteneğini
dünyaya geri getirecek araç yapmak için babamızın adını alacak bir çocuk.
Benim kaderim bu.
Tanrı yardımcımız olsun. Söylediklerine gerçekten inanıyorsun.
Trivantes'i fethedecek,
ordularını kendimize katacak
ve bu toprakların tek gerçek krallığı olacağız.
Sibeth.
Sibeth.
Başka bir yolu olmalı.
Sen elini kımıldatmadan beklerken
Tamacti Jun, senin onayınla beni öldürmek için kılıcını çekti
ve Tanrı buna izin vermedi.
O anı unutmasan iyi edersin kardeşim.
Ayrıca o gün seni benim kurtardığımı da unutma,
beni senin değil.
Haniwa.
Benim yatağım olsa ben de çıkmak için sebep bulamazdım.
Ben sana bir sebep göstereyim.
Değerli taşlar.
Bu, gökten bir parça sanki.
Ne diyor?
"Sonsuza dek."
Çok güzel.
Ama değildi.
Güzel mi değildi?
Sonsuza dek.
Belki de duygusu öyleydi.
Özür dilerim.
Hayır.
Hayır.
Payan Kraliçesi gören bir çocuğa hamile olduğunu açıkladı.
Kraliçe Kane başkentleri Kanzua'ya saldıranın
No comments yet. Be the first to leave one.