The first 200 lines.
"The Walking Dead" önceki bölümlerde...
Evet, uzun süre dayanacak bir onarım gerekiyor.
Eğer Alexandria'yı güvenli bir yer haline getiremiyorsak,
başka seçenekleri düşünmeye başlamalıyız
Alexandria bizim yuvamız.
Gemiyi terk etmeye hazır değilim.
Kardeşleriniz öldü!
Utanmıyor musun?!
Hepsini almalıyız.
Korumamız gereken koca bir topluluk var.
Pope'un çözmesi gereken bir bilmece var ve çok öfkelendi.
Bu insanları bulmak nasıl bu kadar zor olabilir be?
Onları bir saat kadar önce gördüm.
Neden böyle hareket ediyorlar?
Bir nedeni yok.
Yanlış.
Her şeyin bir nedeni var.
Peki sen ne diyorsun Dixon?
Hiç böyle hareket eden çürüyen gördün mü?
Evet, evet, önceden de görmüştüm.
Buranın güneyinde. Neden olduğunu bilmiyorum.
Bir sürü olana dek toplanıp sonra da uzaklaşırlar.
Rockville'deki hastanede yaptığımız gibi
onları darmaduman edebiliriz.
Kolayca.
Neredeyse kaybediyordun ta ki ben kıçını kurtarana dek.
Tam da işler eğlenceli bir hale geliyordu.
Onları yaklaşık iki mil dışarı çekip geri götürebilirim.
Az iş, az risk.
Evet, az taşak.
Dixon'ın yöntemiini deneyeceğiz.
Pekâlâ
Wells.
Şu ciğersizleri harekete geçirebilir misin?
Evet, efendim.
Ben bunu yapabilirim. Daha önce de yaptım.
Wells halledebilir.
Hey, Fareli Köyün Kavalcısı. Fareler ne âlemde?
Dalga mı geçiyorsun?
Ben burada güzel bir yumak gibiyim. Beni seviyorlar.
Anlaşıldı, Belle.
Bir adım öne çık, çirkin şey.
Geç oldu ve acıkmaya başladım.
Hadi ama adamım.
Hadi.
Efendim, burada bir sorunumuz var.
Ne tür bir sorun?
Wells, beni duyuyor musun?
Çeviri: Henok İyi seyirler, sağlıklı günler
Bu kapı da neyin nesi?
Çürümüş.
Fırtına böyle devam ederse, parçalanacak.
Bebekleri kontrol edeceğim.
Sadece gök gürültüsü bu.
Bir zarar veremez.
Annemin fırtınalar hakkında ne söylediğini hatırlıyor musun?
Fırtına sonrasında hep duru bir gök gelir.
Keşke burada olsaydı.
Biliyorum, ben de isterdim.
Burada bekleyin.
-Kımıldayın! -Tamam. Kapalı tutun!
Herkes iyi mi?
İşte bu çok kötü.
Nedir o?
Duvarın bir parçası.
Hadi, geri çekilin.
Wells, ben Shaw.
Duyuyor musun beni? Tamam.
Peşinden gidiyorum.
Bir anlamı yok.
O çoktan öldü.
Hayır, onun aynı anda düzinelerce çürük öldürdüğünü gördüm.
Onu çürükler öldürmedi.
O kadın öldürdü.
Düşmanım.
Demek geri döndün ha.
O kadının dışarıda olduğunu düşünüyorsun..
ve Paul'ü oraya gönderdin yani?
Yani o yem miydi?
O bir askerdi.
Askerler bazen ölürler.
Hayır. O askerden daha fazlasıydı.
O aileden biriydi.
Evet, öyleydi ve onun yazgısı hakkındaki kararı Tanrı verdi.
Tanrı onu oraya göndermedi.
Sen gönderdin.
Bu, katılmadığın bir karar mı, Shaw?
Erkek arkadaşın ortaya çıktığından beri,
senin dilin çözülmüş sanki.
Söylemek istediğin başka bir şey var mı?
Hayır, efendim.
Wells senin kardeşin olabilir...
Ama o benim oğlumdu.
Onun cesareti sayesinde...
düşmanımızın yakında olduğunu biliyoruz!
Ve size söz veriyorum, bu sefer kaçamayacaklar.
Fırtına, bahçelerin yanındaki duvarın panellerinden
birini uçurdu
Umarım yalnızca bir tanesi uçmuştur.
Şimdi de daha kötüsü oldu, yeldeğirmeninde
bir yangın çıktı ve civardaki aylakları kendine çekiyor.
Paneli yeniden ekleyip yangını söndürmeliyiz.
Evet, üç ekibe ihtiyacımız olacak.
Ekiplerden birini yangını söndürmek için alacağım.
Ben de ekiplerden birini duvarı onarmak için alırım.
Buradaki herkesi korumak için başka bir ekibe ihtiyacımız olacak.
Ben bununla başa çıkabilirim.
Tamam, güzel.
Peki, kim gönüllü?
Ben giderim.
Hayır, sen daha yeni geldin.
Ben iyiyim, gidiyorum.
Eğer buna hazırsa, yardıma ihtiyacımız olacak.
Carol'la gitmek istiyor.
Sağ ol.
O zaman ben de geliyorum.
Bu konu tartışmaya açık değil bacım.
Seninle geleceğim.
Ben de geliyorum.
Virgil, ayakta zor duruyorsun.
Yardım etmek isterim.
Elimden gelen her şeyi yaparak buraya
hiçbir şeyin girmemesini sağlayabilirim.
Peki, tamam. Burada kalacağım.
Tamam. Gidelim.
Ben de seninle gelebilirim.
Oh, sağ ol, Judith, ama senin burada kalmanı tercih ederim.
- Korkmuyorum. - Evet, korkmadığını biliyorum
ama diğer çocukların da korkmamasını sağlayarak
yardım edebileceğine inanıyorum.
Bunu benim için yapar mısın?
Güzel.
Birazdan dönerim tatlım.
Rosita ne derse ona uy, tamam mı?
Neden burada kalıp başka birini göndermiyorsun?
Çünkü kendim yapamayacağım bir şeyi başkasından istemeyi
adil bulmuyorum. Anladın mı?
Seninle kalabilir miyim?
Sağ ol.
Gidelim.
Çürükler gitti.
Ama o kadın gitmedi.
Onunla kaç zaman seyahat ettin?
Pek de uzun sayılmaz.
Onun hakkında ne söyleyebilirsin?
Pek bir şey diyemem.
Neden seni yanımda tutuyorum?
Beni Tanrı'nın seçtiğini söylemiştin.
Oh, Dixon.
Bir köpeğim vardı.
Adı Tick (kene) idi, çünkü o Bluetick tazısıydı.
Onu yolun kenarında bulmuştum.
Açlıktan ölmek üzereydi.
Ama Tick gibi bazı köpekler, kendilerini
kurtaranlara kolay kolay güvenmezler.
Şimdi zaman zaman, ona yaklaşırdım ama Tick,
bana dönüp bakardı.
Tıpkı senin baktığın gibi.
Sanki elimi yalasa mı yoksa ısırsa mı
karar veremiyor gibiydi.
Endişe etme.
Seni yalamam.
İşte bu!
Yeterince adil.
Beni ısırmaya da çalışma ama.
Tick ısırdı.
O köpeği boğmak zorunda kalmak canımı çok yaktı.
Onu burada tuttuk çünkü mükemmel bir iz sürücü.
Eminim fark ettiği bir şey vardır.
O kadın harika bir nişancı.
Bunu bilirim.
Muhtemelen Wells'i böyle katletti.
Sen onu nerede arardın?
Geldiğimizi görebileceği bir yerde olmak isteyecek.
Yayı var,bu yüzden yukarıdan göreceği bir yer olur.
Ağaçların üstünde belki.
- Ağaçlar mı? -Evet.
Göreceğiz.
Efendim, geri döndüler.
Nedir bu?
Bir şekilde ölüleri yaşayanlara karşı harekete geçirdi.
Bu çok etkileyici.
Bu kapı ne kadar sağlam?
Yetterince sağlam.
Ama o kadar ileri gidemezler.
Daha fazla tahta lazım.
Mobilyaları kullan. Aaron anlayacaktır.
Ben yardım ederim.
Keşke ben de senin gibi olsaydım.
Hiç korkmuyorsun.
Bu doğru değil.
Birçok kez korktum.
Hiç öyle görünmüyor ama.
Çünkü korkumu nasıl idare edeceğimi öğrendim.
- İdare etmek mi? - Evet.
Sen de yapabilirsin.
Annem öğretti.
Tıpkı korktuğunda daha hızlı koştuğun gibi bu durumda daha
iyi dövüşebilirsin de.
Seni daha güçlü yapar.
No comments yet. Be the first to leave one.