The first 200 lines.
Merhaba, Başkan'ım.
Başkan'ım.
20 yıl olmuş bile. Bu şehre bayılıyorum.
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
20 YIL
-Güzel değil miydi? -Muhteşem.
Marsilya kazanıyor. Yorumunuz var mı?
Hiçbir fırsatı kaçırmazsın, değil mi? Yorum yok.
Benimle eve gelecek misin?
Hayır, seni Fred bırakacak. Bugün kumarhane için büyük gün.
-Sen de mi kumarhane görevindesin? -Robert nereye, ben oraya.
Bunu at, bana başka bir tane ver.
İlk yarı bitti, Marcelo ile özel bir röportaj için beraberiz.
Marcelo, ilk yarı sence nasıl geçti?
-Onu ödünç alabilir miyim? -İzninizle.
-Sonuçları ne zaman alırız? -Laboratuvar haftaya bana gönderecek.
-Endişelenmemeye çalış. -Sağ ol.
Başkan'ım, La Provence için.
Sağ olun.
-Başkan Hanım. -Sayın Belediye Başkanı.
Edmond.
Bayan d'Abrantès.
Anketlerde önde olduğunu duydum.
Ancak bir ahmak anketlere güvenir.
Üzgünüm Bay d'Abrantès. Sizi görememişim.
On yıl bu yalaka köpeğe nasıl dayandın?
Isırmadığı sürece sorun olmuyor.
Bir gün neden bıraktığını bana açıklaman gerekecek.
Aileme bakmak için.
Bu bir yalan.
Hem bir eşinin, hem de metresinin olması gibi.
İlkine sahip çıkıp ikinciyi saklarsın.
Sence makamımı neden Barrès'e devrediyor olabilirim?
Bana babası gibi saygı duyuyor.
Ben de ona oğlum gibi rehberlik edeceğim.
Metresini oğlunla paylaşmazsın.
Paylaşmaktan kim bahsetti?
Yürü.
Çanta.
-Belediye kumarhanesine kavuşacak mı? -Kim bilir?
Toplantıda görüşürüz. Sen önden git.
Gözlüklerim sende mi, Fred?
Pardon, efendim.
Şehir aşırı sıcak.
-Maçta eğlendiniz mi Başkan? -Futbola bayılıyorum.
"Futbol" deme. Eski moda kaçıyor.
Yanlışın var. Bence insanlık katıyor.
70 yaş üzerindekilerden yarım puan getirir.
Bıktım bu işlerden. Basın toplantıları, ziyaretler,
konuşmalar, el sıkışmalar, umurumda olmayan insanlar...
-Zor işler. -Ama dokunmaya bayılırsın.
Dokunmak mı? Bu daha çok senin alanın.
Dokunmak...
Seni tahrik ettiğini biliyorum.
Neden bahsediyorsun?
Fred, müziği açar mısın lütfen?
Toplantıdayım.
Sonra konuşalım. İnanamıyorum... Hayır, senden bahsetmiyordum.
Sonra konuşuruz, sağ ol.
Çok kötüsün.
Bu da seçim gibi. İkinci turun vakti geldi!
Bir dakika.
Narkotik dün Félix Pyat'a baskın yaptı.
-İlgileniyorum. -Bana bilgi verebilecek biri var.
O konuyu alabilir miyim?
-Eğer gerçek adını kullanırsan. -Crimsonne annemin soyadı.
Ama babanın değil.
Altı aydır aynı şeyi söylüyorsun.
Ben seni ararım.
Babamın soyadının iyi tarafı nedir?
-Gazeteye faydası dokunur. -Evet, buna eminim.
Ben gazeteciyim, bir ödül değil.
Seni site için işe aldım. Editörlük için değil.
Evet, sağ ol.
-Tabii babanın soyadını kullanmak... -Asla!
Zaten Félix Pyat'a gidiyorum.
Bu bende kalsın.
Bunu evinde saklayabilir misin? Başka bir işte kullanmıştım.
Liman işçilerini atıp Fos'a gönderiyorsun!
Bu tüm marinayla ilgili, sadece kumarhane değil.
Marina mide bulandırıcı bir yer.
Tabii ki marinaya karşısın Chasseron.
Belediye seçimlerine altı hafta kaldı,
işin gücün poz vermek.
Sayın Başkan Yardımcısı, limanın yenilenmesini
neden onayladığınızı biliyoruz.
Çünkü liman komitesindeyim.
Marsilya zamana ayak uydurmalı.
Sizin kuşakla şimdiki kuşak arasında
bir uçurum var.
Artık söz hakkınız kalmadı. Bu şehrin modernleşmesi gerek.
Hoşunuza gitse de gitmese de bu olacak.
Defferre kumarhaneye karşıydı. Marsilya'nın tarihine saygı duyun.
Defferre 30 yıl önceydi!
Kumarhane mafyayı da getirecek.
Kesinlikle!
Burası Belediye Meclisi, okul bahçesi değil.
Kendinize gelin, bayanlar ve baylar.
Özellikle baylar.
Bayan Marek, lütfen bu sirke...
biraz hukuki bilgelik getirin.
Yolsuzluk davalarına hakimlik yaparken, kumarhaneye karşıydım.
Çünkü kumarhaneler uyuşturucu parasının aklandığı yerlerdir.
Fakat şimdi çok fazla kısıtlama var.
Bu yüzden pazar günkü komitede kumarhaneye destek vereceğim.
Kumarhane, barlardaki yasa dışı slot makinelerini...
kontrol eden mafyaya en az 30 milyon avro zarar getirecek.
Sosyalistler belediyenin önerisini kabul edecek.
Fransız Partisi karşı oy verecek.
Ayrıca o kadar da yaşlı değiliz Bay Barrès.
Burada yeni kuşağı temsil eden tek kişi siz değilsiniz.
Genç vücutlardaki ihtiyar adamlarsınız...
ve bunu herkes biliyor.
İller Konseyi Başkanı olarak bir sorum var.
Sayın Başkan, kumarhaneye hep karşı çıktınız.
Şimdi neden destekliyorsunuz?
Bütün projeyi destekliyorum.
Bir marina, oteller,
yanında da bir kumarhane.
Marsilya'nın Güney Avrupa'nın başkenti olmasını istiyorum.
Sizce bir kumarhane, şehri Akdeniz'e açabilecek mi?
Sadece kumarhane mi? Hayır.
Ama bütün bir kompleks, evet.
Güzel bir kadın gibi. Sadece elbise yeterli olmaz.
Makyaj lazım, mücevherat lazım,
yanında birçok şey lazım.
Oylayalım.
N'aber?
Kız kim?
Yatıyor musunuz?
-Geçebilir miyim? -Evet, buyur.
Ambulansına ihtiyacım var.
Dedim ya, veremem.
Parası neyse veririm.
Müşterileri neyle taşıyacağım?
Beni bu işe bulaştırma.
Hangi işe?
Senin pisliğini taşımak istemiyorum.
Kadınının önünde nasıl konuşuyorsun?
Şimdi başın belada, seni küçük pislik.
Belediyenin tasarısı kabul edildi.
Umarım mutlusunuzdur. Kumarhane geliyor!
Yalnızca ilk turu kazandık, Robert.
Liman Komitesi'nin araziyi satması lazım. Yoksa sıçarız.
-Satacaklar. -Umarım. Dört kişi benden yana.
-İyi. -Hoşça kal.
-Seninle geleyim mi? -Evet.
Hadi...
Yapma. Bunun için gelmedim. Makalemi yazmam gerekiyor.
Sorun değil. Seni çocuklarla sonra tanıştırırım.
Sence baskını filme çekmişler midir?
Web sitesi için harika olurdu.
Çekmişlerdir herhalde. Sonra bakarız. Gel.
Hayır, konuyu değiştirme. Yapma.
-Hadi... -Dur.
Hayır!
Dur, Éric. İstemiyorum.
Neyin var? Dursana.
Dur. Dur dedim...
Neyin var ulan senin?
Yapma.
Pardon, bir işim çıktı da.
Kazandık Lucas.
Şimdi Liman Komitesi'nin kumarhane arazisini bize satmak için
iki gün içinde oylama yapması gerekiyor.
Gördün mü?
1. İskele yerine marina ve kumarhane olacak.
Feribot şirketi Toulon'a taşınabilir.
İstasyonu tutarız.
Lüks oteller, restoranlar olacak.
Marsilya'yı çevre şehirlere açacak.
Marbella gibi. Marbella yılda 4 milyon ziyaretçi alıyor.
-Biz daha iyisini yaparız. -Bu sana bağlı.
Teşekkürler, Robert.
Lucas Barrès.
Evet, Lucas Barrès'i yardımcım olarak seçerek...
gençlerin önünü açıyorum.
Onu da bir Marsilya maçındaki heyecanınızla karşılarsanız...
çok mutlu olacağım.
-Bana numaranı vermeyecek misin? -Hayır.
Tamam.
Neden kamerada çıkmak istemedin? Ünlü müsün?
-Hadi Julia. -Git başımdan.
-Éric'i tanıyor musun? -Evet, sen? Arkadaşın mı?
Evet, onu iyi tanırım.
-Julia, her şeyi batırdım... -Siktir git.
Birlikteyiz sanıyordum.
Beş yıl Montreal'deydim. Hiç birlikte olmadık.
Seni bekledim.
Özür dilerim.
Beni hiç sevmedin mi?
Evet.
Çocukluğumdan beri, kardeş gibi. Hep böyleydi.
O zaman neden yattık?
Beni eve götürür müsün?
En büyük oğlumuz 14 yaşında.
Arkadaşları günde 100 avro kazanıyor. Varoşlarda gezip
polis gelince insanları uyarıyorlar.
Sence bu yüzden feribot şirketinde çalışmak ister mi?
Varoşlardaki hayatı biliyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.