Pickup on South Street

Pickup on South Street

Download Turkish Subtitle

Release info

Pickup On South Street 1953) Criterion d9 Minisd Tlf
A Commentary by dzemann
smi srt 597mbs 720x480

Tags

other
Published on: 2014-12-08
Downloads: 59
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

çeviri:konor

- Ne oldu? -Henüz emin değilim.

Ama ayrılırken yanımdaydı. Bunu biliyorum.

Doğru çantayı aldığına emin misin?

Elbette eminim.

İçine koyarken beni gördün.

Bak, çantamdan çalınmış olmalı.

Buna eminim.

Ne yapacağım Joey? Yine de çıkıp onunla görüşmeli miyim?

Hayır. Derhal geri dön.

-Korkmuş. - Korkmalı.

-Adama bakabildin mi? - Evet.

Kızı kaybetme.

- Oturun bay Zara. - Teşekkür ederim.

Sizlerle işbirliği yapma şansımız pek olmuyor...

Ama yapabileceğimiz bir şey varsa söyleyin yeter.

- Bir yankesici arıyorum. - Adı nedir?

- Bilmiyorum. - Başımız belada.

Bu sabah metroda bir kadının çantasından cüzdanını çaldı.

Nasıl biri olduğunu biliyor musunuz?

İşe koyulalım.

- Demek işin içinde 'Komi'ler var ha? - Hı hı.

Askeri bilgileri ajanlara satıyordu.

- Bilgileri kime vereceğini biliyor musunuz? - Hayır.

İşin içindeki herkesi öğrendik, o hariç.

Koca Oğlan. Malları ülke dışına çıkarıyor.

Tek bildiğimiz, bu filmi elde eder etmez okyanusu geçeceği.

İşte böyle oldu.

Sadece kötü şans işte, Joey.

-Üzgünüm. - O adamı bulmalıyız.

New York'ta mı? Aklını kaçırmışsın.

O filmi bulmalıyız.

Film mi?

Evet. Öyle.

Çantanda taşıdığın buydu.

Filmde ne olduğunu biliyor musun?

- Yeni bir kimyasal formülün patenti. - Yani?

Candy, bu elimize geçirdiğimiz en önemli patentti.

- Neden bu kadar heyecanlısın? - Çünkü başka bir kopyasını bulamayız!

Joey, sanki çalıntı bir malmış gibi konuşuyorsun.

Sana kaç kere söylemem gerekiyor, bizler suçlu değiliz.

Bu büyük bir iş.

Kıyasıya bir iş.

- Ve ben köşeye sıkıştım. - Şey...

Söylediğim gibi, olanlar için üzgünüm...

Ancak yapabileceğim bir şey yok.

Patronuna çantamdan çalındığını söylersin.

Bir dakika. Beni böyle bırakamazsın.

Bak, bir anlaşma yaptık. Bana söz verdin.

-Ayrıldıktan sonra teslimat olmayacaktı. - Doğru.

Ve sen de benim için son kez yapacağına söz verdin.

Elbette öyle. Ama bu durumda elimden-

Bak bak. Bir dakika. Candy, sen akıllı bir kızsın.

Onu bulmanın bir yolunu bulursun.

Ama yankesiciler hakkında bir şey bilmiyorum.

Evet ama pek çok insanla düşüp kalktın.

- Birilerini tanıyanları tanıyorsun. - Bunu yine yüzüme mi vuracaksın?

Bak Candy,bana yardım etmelisin.

Nasıl biri olduğunu sen biliyorsun.

Senin bağlantılarına sahip olsaydım, böyle yalvarmazdım.

Pekala, belki bir ipucu bulabilirim.

Candy, o yankesiciyi bulabilirsen, seni bir daha rahatsız etmem. Asla.

Sana söz veriyorum.

Pekala Joey.

Bakılacak 1000'e yakın resim var...

Sonrasını kimse bilemez.

Sence ne kadar sürer?

Belki günün kalanında. Belki de tüm gece.

- Kim bilir? - Daha hızlı bir yolu yok mu?

Bize yardım edebilecek biri var.

Belki. Ama kesin sayılmaz.

- Zamana karşı yarışıyoruz. - Denemenin zararı yok.

Belki Moe bu işi biraz hızlandırır.

Moe kim?

Merhaba Moe.

Bu herif de kim? Neden burada?

İkinci sınıf bir kedi hırsızına benziyor.

Elimde kişiliğine uygun benekli bir parça var Tiger.

Hızlı hareket etmeliyiz.

Buradaki her şey acildir zaten.

Hey. Bu işin cinayetle bir ilgisi var mı?

- Hayır. - Listemde katillere yer yoktur.

Bu keseyi dolduracak kadar uzun süre bu işte kalmak istiyorum.

- Durumu nasıl? - Şişmanlıyor.

Mezar yerimi almaya yetecek kadar kazandım neredeyse.

Onu kaybedersen kimsesizler mezarlığını boylarsın.

Bunun komik olduğunu sanmıyorum Yüzbaşı Tiger.

Sadece cukkanı taşırken dikkatli olmalısın demek istedim.

Dinle, Tiger, kimsesizler mezarlığına gömülecek olursam...

Bu beni öldürür.

Long Island'daki çukurumu seçtim. Özel.

Seni içine koymadan önce yerleşim planı yapıyorlar.

Öyle seçkin bir yer.

- Olayımız ne? - Henüz bilmiyorum.

Metroda bir kızın cüzdanını çalan bir cepçiyi arıyoruz.

Kadın avcıları dosyasında yok mu peki?

Hayır. Tüm dosyaların üzerinden geçecek zamanımız da yok.

Düşündüm de belki sen, son 24 saatte metroda iş bitiren...

birinci sınıf cepcileri tanıyorsundur.

Geçen haftadan beri metroda çalışan bir kaç cepçi tanıyor olabilirim.

İşler kesatlaşıyor.

-Siz kurbanın babası mısınız? - Hayır, o 'büyük patron'.

Çizgili bir kravat sizi daha kişilikli gösterir bayım.

- Yankesiciye iyice bakabildiniz mi? - Evet.

- Orta boylu - Ortaymış.

Kısa,uzun,beyaz kara, şişko,sıska.

Binlercesi böyle görünür.

Önemli olan tekniktir.

Her birinin kendi alamet-i farikası vardır.

Baksana ne kadar yakıştı Tiger.

- Bir dolara senindir. - Tamam.

Söyleyin bayım, bu iş ne zaman oldu?

Bir iki saat önce

Kızın solunda mı, sağında mı yoksa arkasında mı duruyordu?

Arkasında. Sonra etrafında dolandı ve karşısına geçti.

- Gazetesi var mıydı? -Evet.

- Yuvarlanmış mı katlanmış mı? - Katlanmıştı sanırım.

Ne demek 'sanırım'?

Bu nasıl bir 'büyük patron' Tiger?

Dinleyin bayım, emin olmalısınız.

Size söylüyorum, her cepçinin kendi yöntemi vardır.

Tamam tamam. Katlanmıştı.

Üstte gazetenin ilk sayfası mı vardı yoksa ilan sayfası mı?

- İlan sayfası. - Adam solak mıydı?

Hayır, sağını kullandı. Gazeteyi soluyla tutuyordu.

- Şu açıyla mı tutuyordu, bunun gibi? - Evet.

- Çantayı kapattığını gördünüz mü? - Evet.

Kapatırken de gazeteyi üzerine doğru böyle mi tuttu?

Evet.

- Biliyorum. - Bay Zara, dışarıda bekleyin.

- Evet ama - - Bir dakika sürecek.

Moe, hızlı hareket etmeliyiz.

Dinle, yine buna başlamayalım.

Benden ne istiyorsun Tiger?

Hamburgerin, etin, fasulyenin, sosisin fiyatını ben mi arttırıyorum?

Hayat pahalılığının artması benim hatam mı?

Bunlar bu sabahki fiyatlar.

Geçim giderleri arttıkça, benim fiyatım da artar.

Geçim giderleri düşünce benim fiyatım da düşer.

Defterimde, cepçinin karşısında yazan rakam...

50 dolar.

50 dolar mı? Sana söyledim, bizim kasamız yok.

Bana cebinden ödeme yaptığına göre milyoner maaşı alıyor olmalısın.

35 dolar.

Sana ne yapacağımı söyleyeyim Tiger.

Bu tanıma uyan sekiz cepçinin adını vereceğim.

Ve 38.50 dolarına bahse girerim ki...

İçlerinden biri kızın cüzdanını çarpan çıkacak.

Yanılıyorsan 38.50'ni alırım.

- Bay Zara. - Evet?

Skip McCoy.

Üç kez hüküm yemiş ve çıkalı bir hafta olmamış...

Ama o dördüncü mahkumiyet için yalvarıyor.

O da geçimini sağlamak zorunda.

Sandalyeyi boylamasını istediğim bir cepçi.

- İşte adamımız bu. - Hakkında hiçbir ipucumuz yok.

Demek bilmiyorsun Tiger. Herkes hakkında her şeyi bildiğini sanırdım.

Yerleşecek kadar uzun süredir dışarıda değil.

Nasıl hareket ettiğini bilirim.

Kapağı bir yerlere atmıştır.

Akıllı bir cepçi sessiz yaşar...

Ve bir iş yaptığında kendisini reklam etmez.

Özellikle de Skip gibi bir eski mahkum.

Gözden uzak yerler bulmakta üstüne yoktur -

Bulunması zor yerler.

Oun enselemeniz bir hayli zor olacak; seçtiği yerler.

Yakalamanız bir hafta sürebilir.

Neye olta atıyorsun, yan bahis mi?

Fazladan her doların ayrı bir anlamı var.

Gel gör ki tek kuruşum kalmadı.

Gel gör ki onun nereye kapak attığını biliyorum.

- Bu bahse dahildi. - Dinle, Tiger...

Hayat pahalılığının %50 arttığının farkında mısın sen?

- Moe, zamanım yok. - Öyleyse neden uzatıyorsun?

- Neden teklifini yapmıyorsun? -Bir dahakine sana 1'e 2 veririm.

- Söz mü? - Evet.

Öyleyse neden lakırdı lukurduyla zaman kaybediyoruz?

Teşekkürler ahbap.

Selam Winoki, Mac.

- Ziyaret mi yoksa almaya mı geldiniz? - İkisi de. Tiger seni görmek istiyor.

- Sen Mac'le git. Ben buralardayım. - Elbette.

Hâlâ ganimetleri istifliyor musun, Skip?

Etrafa göz at. Bunun için para alıyorsun.

- Bira ister misin? - Elbette, alayım.

-Asayiş ne durumda? -Bildiğin gibi, her zaman yolunda.

Evet. Burada elektriğim yok ama bira her zaman soğuktur.

- İster misin Mac? - Tiger bekliyor.

Tamam. Açacak burada.

Haydi. Gidelim.

Winoki, iki şey var.

Ortalığı süpürdükten sonra bulduğun gibi bırak tamam mı?

Ve birayla işin bitince soğutucuyu yine suya indir.

Haydi Mac.

Geldi.

Hızlı iş. Umarım mikrofilmi atmamıştır.

Nasıl halletmek istersin?

Onu tartakladığım için iki kez askıya alındım.

Altı aylık maaşıma mal oldu. Dışarda beklemenin sakıncası var mı?

Bu işi kendi usülümle halledeceğim.

Elbette.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left