The first 150 lines.
Joey.
Aman Tanrım.
Tamam.
Galiba bunu resmileştirsek iyi olur değil mi?
Bak Rach...
Ross geldi! Bak, can dostum Ross. Merhaba Ross.
Merhaba Joey.
-Merhaba. -Merhaba.
Çiçek de getirmiş. Sağ ol Ross ama ben şeker tercih ederim.
Bugün bir garipsin.
Seninle bir şey konuşmak istiyorum.
Aslında benim de seninle konuşmam gerekiyor.
-Joey, biraz izin verir misin? -Hayır.
-Ne? -Affedersin. Hayır dedim.
-Merhaba. Bakın kimler geldi. -Merhaba.
Nerede benim torunum? Sihirbazlık numaralarımı çalıştım.
Kulağımdan çeyreklik çıkardı.
-Annem nerede? -Liddy Teyze'ni almaya gitti.
Liddy Teyze mi geliyor? Herkes beşer dolar harçlık alacak demektir.
Emma'yla ne zaman tanışıp bunu gösterebilirim?
Hayretler içindeyim!
Emma çocuk odasında. Seni götüreyim istersen.
Ama seninle gerçekten konuşmak istiyorum.
Biliyorum, ben de seninle konuşmalıyım.
Ama siz konuşmadan önce, benim seninle konuşmam lazım.
Ross, seninle de konuşmalıyım.
-Benim de seninle konuşmam lazım. -Ne hakkında?
Bunların ne konuştuğunu bilip bilmediğin hakkında.
Ne güzel değil mi?
Şuna bakın, ilk torunum.
Ya Ben?
Tabii ki Ben de var. İlk kız torunum demek istedim.
Rachel'la durumunu düşündün mü?
Siz odaya girdiğinizde onunla konuşmak üzereydim.
Yaşasın! Çok heyecanlı. Biz oradayken de konuşabilirdin.
Ya, tabii.
Bizim önümüzde kendine dokunuyorsun ama Rachel'la konuşamıyorsun.
Ne? Ne zaman sizin önünüzde kendime dokundum ki?
Yapma lütfen! Az önce bekleme salonunda uyurken.
Ermeni bir aile televizyon yerine seni izliyordu.
Şimdi aklıma geldi. Gameboy'um hala o Bay Hasmeje'de.
-Chandler, biraz konuşabilir miyiz? -Tabii.
-Korkunç bir şey yaptım oğlum. -O sen miydin? Jack sanmıştım.
Hayır, o Jack'ti. Rachel ona evlenme teklif ettiğimi sanıyor.
-Ne? Niye böyle düşünüyor? -Çünkü biraz öyle göründü.
Bir daha soruyorum: Ne?
Elimde yüzükle bir dizimin üstündeydim.
Günün bazı anlarında hepimiz o durumda oluruz.
Yüzük benim değildi. Ross'un ceketinden düştü.
Almak için eğildiğimde Rachel ona evlenme teklif ettiğimi sandı.
Ross yüzük mü almış? Evlenme mi teklif edecekti?
-Galiba. -Ve önce sen mi ettin?
Bu onu öldürür. Evlenme teklif etmeyi...
...ne kadar sevdiğini biliyorsun.
-Biliyorum. Çok kötü oldu. -Rachel ne dedi?
Evet dedi.
Ross biliyor mu?
-Olamaz. Ona ne söyleyeceğim? -Belki bir şey söylemen gerekmez.
Evet, hoşuma gitti.
Rachel'a durumu açıklarsan Ross hiç öğrenmez.
Ama öğrenip seni dövmeden önce yapmalısın.
O kadar abartmayalım.
Bebek istiyorum.
Hayatım, bunu konuşmuştuk. Sana dönük olmam lazım.
Hadi. Yine seks yaparsak hamile kalma şansım iki katına çıkar.
-O küçük oda hala boş mudur dersin? -Çok yorgunum.
-Tamam ama ön sevişme yok. -Anlaştık.
Baba yapma ya!
Bunun için bir doktora görünmelisin.
Yazdım bir kenara.
Rachel'la konuşmak istiyorum. Biraz yalnız kalabilir misin?
Şaka mı yapıyorsun? Sonsuza kadar burada kalıp ona bakabilirim.
Aslında...
-Merhaba. -Merhaba.
İyi misin?
-Galiba az önce nişanlandım. -İnanmıyorum. Yaptı mı?
Evlenme teklif edeceğini biliyor muydun?
Dalga mı geçiyorsun? Onu ikna eden benim.
Kendimi grubun kukla oynatıcısı olarak düşünüyorum.
-Gerçekten iyi bir fikir mi sence? -Onu daha yeni ikna ettim.
Seni de ikna etmem gerektiğini söyleme.
Kukla oynatıcısı yoruluyor.
-Bilemiyorum. Hiç doğru gelmiyor. -Neden?
Sizin kesin beraber olmanız lazım, herkes böyle düşünüyor.
Gerçekten mi? Ross bile mi?
Özellikle Ross.
Merhaba Pheebs. Ben sonra geleyim.
Vay be, neredeyse herkes burada.
Ben sonra geleyim.
-İşte nişanlın. -Öyle galiba.
Gerçi uykusunda kendine dokunuyor.
Şaşırdım diyemeyeceğim.
Baba, ne yapıyorsun?
Galiba burada birileri seks yapıyor.
Ben olamam, yanında duruyorum.
-Bakmak ister misin? -Hayır.
Hadi ama!
Annemsiz halini pek sevmiyorum. Yürü.
Bakmayacak mıyız?
Ben bakacağım.
Eyvahlar olsun!
Merhaba efendim. Monica'yı tanıyorsunuz.
-Gelebilir miyim? -Tabii.
Joey, bu yüzük çok güzel. Bayıldım.
Rach, sana bir şey söylemem lazım.
Merhaba. Emzirmeyi tekrar denemeye hazır mısın?
Evet. Merhaba Emma. Neden göğsümü emmiyor dersin?
Dert etme, biraz zaman alır. Olur böyle şeyler.
Amanın!
Hadi canım, yapabilirsin. Aç ağzını, al memeyi.
Tanrım aklıma hakim ol!
-Affedersin canım, ne diyordun? -Evet, bence
Bak yine kafasını çekiyor.
Meme uçlarım ağzına büyük mü geliyor acaba?
Korkmuş görünüyor. Korkmuş görünmüyor mu?
Onu daha pek iyi tanımıyorum.
İstersen süt gelmesi için memene biraz masaj yapalım.
Dalga mı geçiyorsun benimle?
Çok sinir bozucu. Niye mememi istemiyor?
Bilmiyorum. Belki delidir!
-Bekle biraz. -Merhaba.
Kutlarım. Joey'nin önünde söylemek istemedim...
...çünkü bilip bilmediğini bilmiyordum.
Neyi, bebeğimiz olduğunu mu? O kadar da haksızlık etmeyelim.
Gerçi daha önce bir plastik meyve yemişti.
Hayır, Rachel'la nişanlandığınızı.
-Ne? -Sır mıydı? Ne güzel.
Uzun süredir gizli bir şey yapmamıştık.
Phoebe sır falan yok. Evlenme teklif etmedim.
Yalan mı söylüyorsun?
Bizi doktor olduğuna ikna etmeye çalıştığın zamanki gibi bir şey mi?
Zaten doktorum!
Gidip Rachel'la kendim konuşacağım.
Tamam. Ben de.
-Onu uyandıralım mı? -Hayır, bırak uysun. Çok bitkin.
Ve çok nişanlı.
Olamaz! Nişanlandığımızı sanıyor.
Neden nişanlandığımızı düşünsün ki?
Ona nişan yüzüğü verdiğin için olmasın sakın?
Doktorlar zeki olur güya.
-Ona o yüzüğü vermedim. -Vermedin mi?
-Hayır. -O zaman kimin yüzüğü?
Benim.
-Nişan yüzüğü mü? -Evet.
-Ama ona vermedin mi? -Hayır.
-Ama evlenme teklif edecektin? -Hayır!
Bu konuya ilgimi kaybediyorum.
Annem o yüzüğü bana Rachel'a evlenme teklifi...
...etmemi istediği için verdi. Ama benim tek istediğim...
...bazı şeylere baştan başlayabilir miyiz diye bir bakmaktı.
No comments yet. Be the first to leave one.