The first 200 lines.
Hiç şu rüyayı gördünüz mü?
Hani aptalca bir hata yapıp hayatınızı mahvedersiniz?
İşte ben tam oradayım.
Ama bu gerçek.
Olacakları durdurmak için yapabileceğim hiçbir şey yok.
Yıllar süren hazırlık, on binlerce saat...
Hepsi saniyeler içinde gitti.
Bu son anda aklımda tek düşünce var...
...o da şu...
Boku yedim!
Buraya nasıl mı geldim? Size göstereyim.
ÖZGÜRLÜK LİSTESİ
24 SAAT ÖNCE
BALIĞI BESLE SEVGİLİ AİLENE MESAJ AT!
GELECEK
ÖLÇÜLDÜ VE EVET, BİZ ÖLÇTÜK
ŞAKA MI SENCE?
Güvenlik alarmı. Arka bahçede hareket tespiti.
-Elsa, ne? - Güvenlik alarmı.
Yan bahçede hareket tespiti.
-Elsa, panjurlar! - Tüm panjurlar açılıyor.
Yo, yo, yo, Elsa! Panjurları indir! İndir!
Tüm panjurlar indiriliyor. Güvenlik alarmı.
- Ön kapıda hareket tespiti. -Elsa, kes sesini.
Güvenlik alarmı. Ön kapıda hareket tespiti.
Sıçayım! Sıçayım!
-Elsa, ışıkları kapat! - Tüm ışıklar kapatıldı.
Kahretsin!
Brett! Bak, fıçılar.
Hatırladın mı? Üçüncü sınıftaki gibi. Ama bu farklı.
-Evet. Ne çok bira var. -Brett, kostüme mi merak saldın?
Ders çalışıyordum aslında.
Kararlar verildi. Yarın mailler atılacak. Ne önemi var ki?
Bilmem, sadece... Yani...
Selam, Kayla.
-Stace, sosyal medya yok, hadi ama. -Ne? Ama çok...
Bir şey yapacak hâlim yok, millet! Tamam mı?
Altıncı sınıftan beri hiç eğlenceli değilsin.
Sabahlıklı şu hâlin hariç.
Ailem 12 saat içinde evde olacak. Farkındasınız değil mi?
Dostum, biz de tam onu diyorduk.
-Neyi? Parti vermediğimi mi? -Yok. Fıçı akıtmak için...
...On bir nokta kırk beş saatimiz olduğunu.
-Heyo! -Biz de seni seviyoruz!
-Hadi ama, Bretty! -Heyo!
-Hadi! -Tamam, başla, başla!
Gençler, gençler! Partiye aşağıda devam eder misiniz? Teşekkürler.
-Hadi, hadi! -Millet, millet, durun! Durun.
Yo, yo, yo. Yayınlamak yok dedim, Stace.
-Ne yapıyorsunuz siz? -Ne?
-Hey! -Sosyal medyaya koymak yok dedim.
-Selam, Kayla. -Selam!
Sadece eşyalarını kurcalıyorum.
Öyle mi?
Şaka yaptım. Tuvalet için sıra bekliyorum.
İçeride... İçeride kimse yok. Sıra bile yok hatta istersen...
-Girebilirsin yani. -Doğru. Yakalandım.
Bak, bunu buldum ve dedim ki, “Vay be, bu biziz!” Baloyu hatırladın mı?
Evet. O niye orada bilmiyorum.
-Öylesine. -Çok sevmiştim.
Adap, kurallar. Her şey basit.
-Bence mükemmeldi. -Evet, bence de.
Gerçekten mi?
Hayır. Aslında, hayır. Ben...
Bilirsin, yani, bence de iyiydi, eğlenceliydi. Sen çok iyiydin.
Ben mi?
Sen hep küçük bir centilmendin.
Büyüdüğümüzde beni dansa falan davet edeceğini düşünürdüm.
Öyle mi?
Sonunda tüm dansları ektim gerçi. Sen?
Evet, yok, evet. Ben de ektim.
Parti veren bir tip olacağını hiç düşünmezdim.
Bu benim partim değil ki, hatta...
...bir parti bile değil. Sadece benim... Diğer herkes gibi.
Senin evinde.
Evet, ya. Benim evimde, evet.
Kim ne derse desin, vahşi bir yanın var.
-Bir saniye, ne... -Selam. İyi misin?
Selam.
Clint'e benimle ailenin odasında buluşmasını söyle.
Ne?
Clint'e söyle, beni ailenin odasında bulsun.
Hayır. Hayır, Stacy. Orası olmaz!
Tanrım! Sen odandakine odaklan.
Bekle, bekle, bekle, bekle, bekle.
-Hayatımızın değiştiği an. Not al. -Lütfen, yap şunu artık.
Bekle bir saniye. Bekle.
Brett, sana kadeh kaldırmak istiyorum.
On yedi yıllık yaşamında her şeyi doğru yaptın.
Önündeki tüm lütuflara kendini hazırladın.
-Dört nokta altmış beş ortalama... -Marheem Eğitimlerine teşekkürler.
-...SAT'den 1590 puan... -Infinite Futures Hazırlık'a teşekkürler.
Kaçırdığın bir soru biraz oyunu bozuyor gibi...
Evet ama klarnette ulus çapında bilinirlik. Üflemeli çalgı.
Çok stratejik oynadık.
Kesinlikle. Hep söylediğim gibi, kendinin en iyisi olmak...
...kendi potansiyeline erişmek, başarı budur.
Başarı beraberinde özgürlüğü getirir. Tüm güzel şeyler de özgürlükle
-birlikte gelir... -Baba!
Lütfen, şu işi halledebilir miyiz?
Hadi bakalım!
-Bam! Evet! -Vay.
-Evet! -Cornell'e girmişiz.
-Cornell'e gidiyoruz. -Peki.
Peki. Sonraki, hadi.
Tanrım. Yale'e girmişiz. Yale'e gidiyoruz! Yale'e gidiyoruz!
Şu küçük ev tipi şeyler! Onlara beni de almalılar!
Penn! Darmouth! Bu işte çok iyiyiz!
-Tamam. Brown, Brown. Bam! -Brown.
Brown! Peki, sonuncuya tıkla. Bu da Harvard, sonuncuya tıkla.
Tam şurada. Tıkla.
Aman Tan... Dur. Harvard'da yedek listedesin.
-Ne? -Ama Harvard.
Hey, hadi ama! Sekizde yedi. Bu harika! Ne... Neyi sorguluyoruz?
-Sekiz yüz yetmiş beş. -Sekiz yüz yetmiş beş! Evet, 875!
İşte, işte matematik becerileri iş başında.
Tebrikler!
-Ne haber dostum? -Senden ne haber?
-Kız yeni mi? -Dostum, ona o zevki tattırma.
-Görmezden gelemem ya. -Gelebilirsin.
Şu huzur bozucu senaryoyu bütünüyle sola kaydır, tamam mı?
Öyle evin dışında mı takılıyorlar? Yani, ben...
-Gibi, evet. Ne duydun? -Önemi yok, dostum.
Kötü mü?
-Söyle yoksa inersin. -Tamam. Aramızda kalsın.
-Neden? -O tiplerden olmak istemiyorum.
-Hangi tiplerden? -Cornell'e giren tip.
Ve Yale'e ve Columbia'ya. Ve Darmouth, Penn, Brown ve Princeton.
Dalga mı geçiyorsun? Bayağı hepsine girmişsin.
Harvard'a değil. Yedekteyim.
Eziksin yani.
Topçu olduğun için çok şanslısın, dostum.
Tüm bu tuhaflıkla uğraşmak zorunda kalmadın.
Kanka, bir sürü gol atmışsın. Birini ıskaladın diye söylenme.
-Hiç sorma, konuşmayacağım. -Wisco ve Tulane mi? Hadi ama!
Yedekteyim.
-Ya sen? -Sekizde yedi yapmış.
Oha! Peki, hangisi seni sallamadı?
-Harvard. Yedekteyim. -Vay.
Harvard'da yedek. Eziklik, değil mi? Tamamen...
-Üst düzey. -Katıksız.
-Bütünüyle. -Daniskası.
Tamam be. Anladık.
Wisco ve Tulane'i sıyırırsın, dostum. Bu puanla iki yıllık olmaz.
Bilmiyorum. Ortalama bozuyor. Devamlılık bozuyor. Dünya beni bozuyor.
Nick, uygulamada kaç etnik kutu işaretledin?
-Dört. Bir de diğer. -Başvuru görevlisinin rüyası.
Taciz etme.
Sen, oraya.
CALI LİSESİ SEÇKİN ÖĞRENCİ DUVARI
Yapma.
Günaydın Cali öğrencileri.
Bugün son sınıflar için büyük gün ve umarız haberler güzeldir.
Şimdiden bir öğrencimizin ailesinden haber aldık ki
en iyi sekiz üniversitenin yedisine kabul edilmiş.
Bölüm birincisi Brett Blackmore'a tebrikler!
İşte bu, dostum!
Seninle gurur duyuyorum!
-İyi iş, kanka! -Sağ ol, dostum.
Mutlu görünüyorsun!
-O kadar belli mi? -Evet.
Mutluyum, tamam mı? Sadece ailem hava atmak için okulu aradı.
-Evet, ben... -Yerel haber kanalını da aradılar,
arkadaşları için parti veriyorlar.
Tamam, haber kanalı biraz garip olmuş.
-Evet. -En azından yakında hepsi bitecek
-ve buradan gideceksin. -Bir şey sorabilir miyim?
Dört yıl boyunca sırf ders çalışan tiplerden miyim?
Evet, aşağı yukarı.
-Yani liseyi mahvettim? -"Liseyi mahvetmek" ne demek?
Ne bileyim, yani hiç parti vereceğimi
ve vahşi bir yönüm olduğunu düşünmediğini söylemiştin...
Şakaydı! Şakaydı. Hatırladın mı?
İnsanların ne düşündüğü kimin umurunda ki?
Benim olmadığı ortada.
Gerçekten öyle, değil mi?
-Başkasını umursamıyorsun. -Çok mu bariz?
Hiç sormadım. Kimseden haber aldın mı?
-Evet. İlk iki tercihimi kazandım. -Harika. Neresi?
Önemi yok. İkisine de param yetmiyor zaten.
-Yardıma falan başvurabilirsin. -Benim başka bir planım var.
-Peki, çok mu gizli? -Olabilir.
Olmayabilir de. Değişir.
Neye göre değişir?
Bunu anlamayı sana bırakıyorum.
ARKADAŞLARINI BUL KAYLA SENİNLE KONUM PAYLAŞTI
Hey!
-Sen Brett Blackmore'sun. -Hayır, üzgünüm.
-Çok yaklaştın. -Kahretsin.
-Siz Brett Blackmore'u tanıyor musunuz? -Herif şehir efsanesi gibi.
Evet, evden çıkmaz, sadece ders çalışır. Amerika'daki en sıkıcı çocuk.
Zekâ küpüne duble ücretsiz.
Sus be. SAT'de benden öndesin ve Santa Clara'dan tam burs aldın.
-Beni mi takip ediyorsun? -Belki.
Clint için ekstra kremalı. Özel soslar daha sonra.
Yapma, Stace, pakt olayı mı? İki yıl falan oldu.
Anlaşma anlaşmadır. Üstelik son senenin sonu, yani...
-Şey yapacağız... bilirsin. -Kanka, lütfen şu kızı yalvartma.
Hey, arkadan çıkalım.
-Görüşürüz. -Güle güle.
No comments yet. Be the first to leave one.