The first 200 lines.
Navajo Yerlileri Bölgesi, New Mexico
Merhaba.
- Yolunuzu mu kaybettiniz? - Hayır.
Buralarda pek insan görmem.
Orada çok fazla ölü çayır köpeği var.
Sadece atış talimi yapıyorduk.
Dedem hep derdi ki:
"Bütün çayır köpeklerini öldürürsen...
...yağmur için yakaracak kimse kalmaz."
Yağmuru çayır köpekleri yağdırmaz.
Çukur kazıp toprağın altını üstüne getirirler.
Böylece toprak çok sert kalmaz ve yağmur yağınca...
...su yol bulur ve bitkiler yetişebilir.
Komik bir şey mi dedim?
Beyazların, dünyanın nasıl işlediğini...
...anlatmasını dinlemek hep komiktir.
Yine de bunca yolu, çayır köpeği vurmak için...
...gelmenizi aklım almıyor.
Ne diyebilirim ki? Çayır köpeklerini sevmem.
Evine yakın bir yerde sevmediğin bir şey bulamadın mı?
Siz ordudan falan mısınız?
Artık kadınları da aldıklarını duymuştum.
Ama güzel kadınları aldıklarını bilmiyordum.
Ne?
Durumu idare ediyordum!
Psikopat.
- Kimseye güvenmeyenden daha yalnız kim vardır? - George Eliot
Hedef, saat yedi yönünde.
Esmer olan.
- Teyit almam gerek. - Hayır.
Hayır, hayır Sam. Aptalın tekisin.
Joe, insanlığın kaderi tehlikede.
İnsanlığın kaderi, öyle mi?
En azından senin sperminin kaderi.
Niye gidip onu sen tavlamıyorsun?
Çünkü taşaklarını keseceğimi bilir.
Keser. Taşaklarımı keser ama taşaklarım bana lazım...
...bu yüzden senin taşakların aracılığıyla...
...yaşamak zorundayım Joe, bu da berbat bir şey.
Bebeğim, Joe'ya esmere asılmasını söyler misin?
- Önce birkaç tek atalım! - Evet! Lütfen.
Tek atın. İsmi lazım değilden ayrılalı ne kadar oldu?
- Kimmiş o ismi lazım değil? - Üç tekila alabilir miyim?
Teşekkürler. Janice! Janice.
Onun yüzünden hâlâ kalbinin kırık olduğu kız.
Altı yıl önceydi. Hem Janice yüzünden kalbim kırık değil.
Birinden ayrıldıktan sonra altı yıl kimseyle çıkmamışsan...
...farkında olsan da olmasan da kalbin kırık demektir.
Telefonumla ne yapıyorsun?
- Tinder'dayım. - Hayır, hayır, hayır. Mae.
Evet. Joe'ya kız buluyorum.
Niye üçümüz takılmıyoruz?
Çünkü sen yancımızsın yavrum, seninle takılmayı sevmiyoruz.
- Melanie K nasıl? - Ver telefonumu.
Şaka yapmıyorum. Hayır, hayır, hayır. Mae!
- Hayır, neyse boş ver. - Bak ne diyeceğim?
- Ne? - Yavru kaplanla resmi var.
Çocuklar bile senin için endişeleniyor Joe.
Jude, geçen gece onu yatırırken söyledi.
Üzgün gözlerle bana baktı...
...ve dedi ki "Baba, Joe Amca yalnız diye üzülüyorum."
Amma palavracısın be.
- Öyle bir şey demedi. Yalancı. - Hayır, demedi.
- Onu yatırırken bana söyledi. - Tabii canım.
İki yıldır eve gelip çocukları yatırmadın.
- Sağ ol bebeğim. - Evet.
Sadece etki yaratsın diye hikâyeye insan kattım.
İlişkide olmak tarikatta olmak gibidir.
Sen o durumdaysan herkes senin gibi olsun istersin.
Evet çünkü çok güzel bir şey Joe.
Bak, ben güzel karımı eve götüreceğim...
...onunla sevişeceğim...
...karımla, bu güzel hayatı paylaştığım kadınla.
Biz bir aileyiz, tüm gizli sırlarımı...
...umutlarımı, hayallerimi paylaşıyoruz.
Oysa sen, boktan, küçük dairene gideceksin...
...soğuk pizza yiyeceksin ve bir yastığa attıracaksın.
Dostum. Evde pizza yok.
Tamam. Müstakbel karını buldum.
- Tam sana göre. - Kim?
- Ver bakayım. - Eşleştiniz.
Ver bakayım. Kathy H.
- Evet, güzelmiş. - Ver bakayım.
Evet, güzelmiş.
- Evet. - Evet.
Kathy H, hayatını değiştirecek.
Yarın akşam bir şeyler içmek ister misin?
Hayır, hayır, hayır. Hiçbir şey gönderme!
- Gönder. - Çok geç.
Gönderdin mi? Tanrım! Gönderdin mi?
- Kathy H'ye. - Kathy H'ye.
Adiler.
- Kathy H'ye. - Evet.
- Hadi! - Kes sesini.
Yarın akşam bir şeyler içmek ister misin?
Çok isterim. Nerede, ne zaman?
Sam.
Dostum, hızlan biraz.
Sekiz dakikada 1600 metre bile koşamıyorsun.
Dinle, buraya gelip bir şeye bakmanı istiyorum.
Bakamam.
Karın, randevu hayatımı karıştırdı hatırladın mı?
Evet. Çok önemli. Tavsiyene ihtiyacım var Joe.
Tamam, peki. Bir saate kadar sende olurum.
- Her şey yolunda mı? - Aslında ofise gelmen lazım.
Ofisine mi gelmemi istiyorsun?
Solundaki merdivenlerden yukarı çıkmanı istiyorum.
Sam, telefonumu mu takip ediyorsun?
Durmak için iyi bir zaman değil dostum.
Hızlan Joe. Kımılda.
Hadi dostum. İkişer ikişer çık.
Merdivenlerin başından sola dön.
Neler oluyor Sam?
Önündeki minibüse bin.
Hangi minibüs?
Hadi, hadi, hadi.
Kimi görmeye gidiyoruz?
Bob amcanı ve müdür yardımcısını.
CIA'ya mı?
- CIA'ya. - Öyle mi?
İki yıl önce, Harold Floros'la birlikte...
...Orta Doğu ve Avrupa'daki...
...olası terör hedeflerindeki çalışanları izlemek...
...ve tehdit değerlendirmesi yapmak için...
...bir program yazmıştınız. Hatırlıyor musun?
Evet, gerçi kimsenin baktığını sanmıyordum.
Program çalışır durumda mı?
Çalışır durumda Joe, hem de işe yarıyor.
Bugün birçok hayat kurtarma şansın var.
Bu adamı işaretledi: Ammar Nazari.
Nazari, Suud vatandaşı.
32 yaşında.
Programın bu adamı bulmadan önce ondan hiç haberimiz yoktu.
Sünni terör cemiyetinde yeni biri.
CIA Antiterör Birimi Langley, Virginia
Başlıyoruz.
Büyükler ligine hoş geldin Joe.
Sana bir şey göstereyim.
İşte burada.
Nazari hakkında elimizdeki her şey burada.
Altı haftadır onu izliyoruz.
Bugün öğleden sonra hiç kimsenin bilmediği...
...bir posta kutusuna gidip bir paket alana kadar temizdi.
- Pakette ne vardı? - Sorun da bu Joe.
- Hiçbir fikrimiz yok. - Peki.
Tarama yapacak vaktimiz olmadı.
Sam, orası ComQuest Sahası mı?
Nazari, altı haftadır orada hademelik yapıyor...
...sonra programınız onu işaretledi.
Tasarladığım program, Orta Doğu ve Avrupa'daki...
...yüksek profilli hedeflerde çalışanları izlemeliydi.
- Böyle yapmaması... - Evet, evet, evet.
Joe, amcan, bu işi tek başına yürütüyordu.
- Bu işi Bob mu yürütüyordu? - Hiç bilmiyorduk.
Bununla sorunun varsa onunla görüş ama başka zaman.
Nazari şu anda... İnsanla dolu bir stadyuma doğru gidiyor.
Bir polis onu kenara çeksin.
- Arabayı arasın. - Ya patlatırsa?
- Neyi patlatırsa? - Doğru soru.
Ne var? Nükleer mi, biyolojik mi, kimyasal mı?
Ne olduğunu bilmeden niye adama patlatma şansı verelim?
Tamam.
Bekle.
Onu öldüreceksiniz, değil mi? Mesele bu.
Bu oda bunun için, değil mi?
Bu yüzden buradasın.
Evet. Her fikri dinlemek istiyoruz...
- Ulu Tanrım. - ...harekete geçmeden önce.
Şahsın hedefe varmasına bir buçuk kilometre kadar kaldı.
Hedef mi Bay Turner?
Joe, bu Bay Abbot, CIA Müdür Yardımcısı.
Öyle mi?
Algoritma, sadece yüksek profilli hedeflerdeki...
...çalışanlara bakar Bay Abbott.
Asıl soru, ComQuest Sahası'nın hedef olup olmadığı değil...
...Ammar Nazari'nin tehdit olup olmadığı.
Algoritmanız, Bay Nazari'yi yüzde 12 olasılıkla...
...tehdit olarak değerlendirdi.
Evet ama algoritma bu ülkede kullanılmak için tasarlanmadı.
Programın çalışabilmesi için...
...ayarlanması gereken değişkenler var.
Şahıs, I-495'ten çıkıyor.
Suudi doğumlu, Müslüman olan bir Amerikan vatandaşı...
...gizli kasasını ziyaret etti...
...ve şimdi de futbol stadyumuna gidiyor.
Daha ne kadar değişken lazım?
Saygısızlık etmek istemem Bay Abbott...
...ama Müslüman Amerikalılar posta kutularının olması...
...ve futbol stadyumunda çalışma hakları vardır.
Efendim.
İzninizle.
Bu işi sen yürütsen ne yapardın?
Bilmiyorum. Nereden bileyim?
Bilmemeye vaktin yok.
Şahıs, stadyumun otoparkına giriyor.
Şahıs, park ediyor.
Gölge 1 Bravo, Mavi Karga'ya müdahale edin. Tamam.
Elinizde delil olmadan, yıllar önce yazdığım...
...ve unuttuğum bir algoritmaya dayanarak...
...birini öldürmekten bahsediyorsunuz.
No comments yet. Be the first to leave one.