The first 167 lines.
Çocuklar!
Bilgisayardan başınızı kaldırıp sofraya gelin.
Neredeyse hazır.
Çok güzel bir şarap! Vallahi de öyle!
Aşkım,
makarna süzgeci nerede?
Bu kadın da eşyaları hep sağa sola saçıyor.
Sofra hazır mı?
Biraz da pul biber atacağım. Çok az.
Bu sefer kendi sevdiğim gibi pişirdim.
Söyleyeyim de sonra zırlamayın.
Biraz da fesleğen.
İşte hazır!
Zeytin yağını sona sakladım. Sadece bir tutam.
Nasıl kokuyor ama!
Pekâlâ, hadi yiyelim. Ama önce kadeh kaldıralım, olur mu?
Şerefe, canım ailem.
-Merhaba, Eliseo. -Günaydın, Martita.
Güle güle, Küçük Hanım, güle güle.
Tekrar hoş geldiniz, Mühendis Bey.
-Nasılsınız? -İyiyim.
-Carola, günaydın. -Günaydın.
Merhaba, çocuklar! Yardım lazım mı?
-Lütfen. Teşekkürler. -Ne demek.
-Miami güzel miydi? Yolculuk nasıl geçti? -Çok güzel.
-Ağır topumuz da var. -Ooo! O hâlde hoşunuza gidecek bir şey!
Dikkat edelim de sağa sola çarpmayalım. Pikselleri bozulabilir yoksa.
Çok hassas bir ürün.
Sen de kapı çerçevesine dikkat et, olur mu?
-Buraya bırakalım, dolaba dayayalım. -Tamamdır.
-İşte oldu. -Çok ağır, değil mi?
-Dikkat et, sakın kapıyı çizme. -Yok, yok.
Harika.
Germán, Eliseo'ya bir çift anahtar vermeliyiz.
Bitkiler hep solmuş. Sulanmaları gerekiyordu.
-Yedek anahtar yaptırırız. -Ne olacak bilemezsin.
-Siz ne derseniz ona uyarım. -Sağ ol.
-Kabul edemem! -Sadece bir çikolata.
Tamam ama hiç gerek yoktu. Peki, çok teşekkürler.
Gerçekten çok kibarsınız.
Sizlere iyi günler, tekrar hoş geldiniz!
-Teşekkürler. -Sağ ol.
-Merhaba. -Merhaba. Günaydın, Doktor.
Eliseo, asansörde hangi parfümü kullanıyorsun?
-Bahar esintisi. Niye sordunuz ki? -Demek bahar esintisi?
-Daha hafif bir şey kullanabilir misin? -Tabii ki de.
-Lavanta gibi bir şey mi? -Bilmem. İşte daha…
-Kötü olmayan. -Olur. Sorun değil.
Bak. 6A'daki hıyar var ya… Neydi adı?
-Augusto. -Augusto da partilemeyi azaltsa iyi olur.
Bira şişeleriyle girip çıkan lavuklar var. Burası bar değil.
-Yoksa ailesine diyeceğim. -Merak etmeyin, ben hallederim, Doktor.
Peki. Eliseo, bir sorum daha var.
Kaç senedir burada çalışıyorsun?
1992'den beri.
-Yani yaklaşık… -Önümüzdeki ekim ayında 30 yıl olacak.
Otuz yıl mı? Lanet olsun!
-Niye ki? -Ne?
-Niye? -Ne niye?
Neden sordunuz ki, Doktor?
Hiç, öylesine sordum.
Geçenlerde aklıma takıldı da… Merak işte.
-Hoşça kal. -İyi günler, Doktor Zambrano.
Affedersin, Eliseo. Ramos Mejía'da tren rötar yaptı ve…
Bunları dairelere dağıt.
Sarı kartı yedin, evlat. Uyarayım da.
Peki, çok özür dilerim.
Hepsi tamam, Eliseo.
Güzel. Seni geçireyim. Hadi gel.
-Sorun 2D'deydi, değil mi? -Evet.
-Onlardan kaç para aldın? -14.000.
Demek 14.000, ha?
Kadının klimasının nesi varmış ki?
Filtreleri tıkanmış. Bir de gazını doldurduk
-ve genel bakım yaptık işte. -Genel bakım mı?
O da ne oluyor lan? Genel bakımmış.
-Gaz koydun mu koymadın mı? -Elbette koydum.
Hep gaz doldururum.
Borcun 4000. Ateşle bakalım.
-Ama hep yüzde 10 verirdim. -Zam geldi.
-Bitirdin beni. -Her şeye zam geldi.
Benim payıma da.
Acele etme. Milletin gözüne de sokma. Hadi acele et.
-Al. -Bir şey çıkarsa seni ararım.
Peki.
-Ne var ne yok, Eliseo? -Selam, Victor, nasılsın?
-İyiyim. -Bugün bayağı bir şeyim var.
Hatta hiç dokunulmamış sezar salatam bile var.
Gönderildiği gibi paketinde, açılmamış bile.
Gayet iyi kondisyonda oyuncak ayım var. Yıkanması gerekiyor o kadar.
Bir de örgü kemerim var.
Niye atmışlar bilmiyorum. Harika görünüyor.
-Sağ ol, dostum. -Ne demek.
Ha! Çantada bir de hâlâ çalışan bambu buhar sepeti var.
-Harika. -Ailenle iyi akşamlar.
-Çok sağ ol. -Lafı mı olur!
-Güle güle deyin. -Görüşürüz.
-Doktor Hanım. -Eliseo, nasılsın?
Siz de geldiğinize göre tüm yolcular tamam.
Arabayı park edemedim. Güzelce park eder misin?
-Tabii ki de! -Sağ ol. İyi geceler.
Size de iyi geceler.
Seni gidi ufaklık!
Evet, Zambrano. Burada 30 senedir çalışıyorum.
Hem sana ne ki?
Çalışma zamanı!
Canını sıkmıyorum ki!
Merhaba, Paola.
-Merhaba, Eliseo. Ne var ne yok? -İyiyim. Ne haber, Thiago?
Biraz morali bozuk. Okula gitmek istemiyor da.
Moral bozukluğunun ilacı bende.
Al bakalım.
Vay be! Kaliteli bir çikolata!
Okuldaki arkadaşlarınla da paylaş.
İyi günler. Gününü olabildiğince iyi geçirmeye bak.
Ne diyecektik?
-Teşekkürler. -Rica ederim.
-Güle güle. -Teşekkürler.
E-postamı okudun mu?
Evet. Hafta sonu okudum. Sen iyi misin?
Eliseo sorun çıkaracak, değil mi?
Eliseo'nun icabına ben bakarım.
-Pardon! Diğerine binerim. -Yo, yo. Eliseo gelsene.
Sahi mi? Peki. Kusuruma bakmayın.
Günaydınlar!
-Merhaba! -Günaydın!
-Eliseo, affedersin. -Buyurun?
Daireme uğrayabilir misin? Musluk damlatıyor. Tamir edebilir misin?
Elbette. Yarın olur mu?
Olur olur. Ne zaman müsaitsen.
-Teşekkürler. -Hiç sorun değil.
Alo, benim.
İyi dinle çünkü söyleyeceklerim çok önemli.
Az önce sinsi Zambrano'yla karşılaştım.
Şüpheli tavırlar sergiliyordu.
Florencia ile konuşuyordu, hani 2A'daki mimar var ya.
Ona şöyle dediğini duydum, “Eliseo'nun icabına ben bakarım.”
Ne iş çeviriyorlar bir öğren.
Beba, benim. İçeri geliyorum.
Gel. Mutfakta çay demliyorum.
-Sen de ister misin? -Yok, tatlım.
Sağ ol. Nasılsın? Emekli maaşını çekip getirdim.
Eksik olma, Eliseo.
Ay, ay, ay!
Maaşını çektim ama bir kısmını slot makinesinde kaybettim.
Ne?
-Demem o ki tüm maaşın burada değil-- -Ne?
Ne gerzek adamsın be!
-İşitme kaybın var, Beba. -Kes sesini be!
Seni çok seviyorum, Bebita.
-Beba, sana bir şey söyleyeceğim. -Buyur?
Florencia ile karşılaştım, hani 2A'daki mimar var ya.
Zambrano'yla birlikteydi.
Benim hakkımda konuşurken yakaladım.
-Ne dediler ki? -Öğrenmeliyim.
Bu yüzden soruyorum. Bilgin var mı?
Yok, hiçbir şey denmedi.
Zambrano'yla ben de karşılaştım ve bana toplantıyı kaçırmamamı söyledi.
-Peki benden bahsetti mi? -Hayır.
Önemli bir konu olduğu için hepimizin gelmesinin elzem olduğunu söyledi.
-Önemli mi? -Evet.
Ajandada
yalnızca saksılık yazıyor. Bunun nesi önemliymiş?
-Hiçbir fikrim yok. -Tamam da Beba,
başka bir şey olması lazım.
-Ne dememi bekliyorsun? -Gözlerini dört aç.
-Tamam, açarım. -Tamamdır.
No comments yet. Be the first to leave one.