The first 200 lines.
THOOTHUKUDİ YAKINLARINDA BİR YER
Ne oldu kardeşim?
Yola ağaç düşmüş kardeşim.
Ağaç mı düşmüş?
Ben bir gidip bakayım Mala.
Kardeşim, amca, biz bir gidelim.
Hadi, çabuk.
- Hadi, çabuk amca. - Çabuk gel dostum.
- Hadi. - Herkes el atsın.
Tut. Kaldır dostum. Tut.
Çabuk kaldır.
Niye bu kadar ağır?
Kaldırsana, ittir.
Aşağıdan ittir.
Aşağıdan çevir.
- Ellerim kayıyor. - Şu tarafa git.
Anne!
Ne oldu canım? Olamaz.
Anne! Sethu! Anne!
Mala!
Merak etme.
- Ne oluyor? - Anne!
- Anne! - Dayan.
Ne yapacağız? Sancısı var.
- Ne oldu? - Canım acıyor.
Bu işi köyde halledebilirdik.
Şimdi orta yolda kaldık.
Anne, korkutma milleti.
Teyze, korkma. Bir şey olmayacak. Buradayım.
Mala, cesur ol. Hemen döneceğim.
Yanında kal. Anne, Mala'ya iyi bak.
- Çabuk gel. - İki dakikaya dönerim.
Kardeşim, Mala'nın sancısı var.
Ne yapacağız?
Canım. Sık dişini.
Sen söyle kardeşim.
Uppalam yolundan
eski fabrikaya doğru
kestirmeden gitsek hemen varırız.
- Tamam, başla. - Hadi.
Amca, gidelim. Otobüse gir çabuk.
Bir şey olmayacak.
- Kardeşim, arabayı çalıştır. - Tamam.
Biraz daha dayan.
Çabuk.
Çabuk kardeşim!
Lütfen daha hızlı sür.
Sethu...
Neden köyümüze geri dönmüyoruz?
İçimde kötü bir his var.
Bu iyi bir fikir değil Mala.
Bu sıradan bir doğum değil.
Sorunlu bir doğum olacak. Annem gibi saf olma.
Anne, Navamalai'deki hastaneler yeterli değil.
Lütfen anla beni.
Mala, bunu önceden tartışmıştık.
Bak Mala.
Benim için senin hayatın bebekten daha önemli.
Benim içinse en önemli şey oğlum.
Kızın.
Bu işte bir terslik var Sethu.
Hangi yoldan gidiyoruz?
Eski fabrikanın oradaki yoldan.
KATTİYAL 5 KM
Kattiyal'dan mı geçeceğiz yani?
Altı üstü terk edilmiş bir köy.
Lütfen Sethu, o yoldan gitmeyelim.
Yapma böyle ama.
Bak, sana hiçbir şey olmayacak.
Sen endişelenme. Başını omzuma koyup biraz uyu.
Hiçbir şey olmayacak.
Dikkat et!
Ne bu?
Neden dikkat etmiyorsun?
Görmedim ki. Birden önüme atladı.
Gidip bir bakayım.
Lütfen yapma! Basıp gidelim işte.
Benim bir ailem var. Risk almaya gerek yok.
Böyle insanlık olmaz. Onu nasıl ölüme terk edebiliriz?
Hemen dönerim.
Sethu, ne yapıyorsun sen?
- Bir şey olmaz. - Gitme.
Bekle. Hemen döneceğim.
- Sethu! Sethu! - Hemen geliyorum canım.
Sethu!
Sethu!
Bırak onu!
Sen...
İlk yardım çantasını getirin.
Pandi!
Sethu! Sethu!
Pandi!
Kardeşim!
Kardeşim...
Sethu!
Mala!
Kapıyı kapat!
Anne!
Sethu...
Sethu.
Sethu.
Sethu!
Beni bırakma Sethu.
Sethu!
Gel, gel Yüce anne, haydi kapımıza gel
Gel, gel Yüce anne, haydi kapımıza gel
Üç yolun birleştiği kavşakta Beyinleri yiyen dişler var
O gözlerse ölümcül mızraklar Gözyaşlarımıza bir çözüm ver
Gel, gel Yüce anne, haydi kapımıza gel
Gel, gel Yüce anne, haydi kapımıza gel
KÖY
SİNGAPUR GÜNÜMÜZ
Efendim, gelmesini söyleyeyim mi?
Gelmesini söyle.
Evet.
Farhan, buyur.
Gel.
Bay Farhan Hamid,
seni işe almışız demek?
- Paralı asker. - Efendim,
artık o ismi kullanmıyoruz.
Temizlik ekibi diyebilirsiniz.
Ben Prakaş. Cagan'la da tanışmışsın.
Evet.
Bu akşam Exogenyx'teki uçak pistinden bir jet seni alacak.
Uçuş Tamil Nadu'daki sahil köyü Kattiyal'e.
Sakın soru sorma.
Anladın mı?
Güvenlik ekipmanlarını ve silahları al.
Ekibin var mı?
Evet, benim dışımda üç kişi daha var.
Tecrübeli bir temizlik ekibi.
Yani merak etmeyin.
Peki, madem öyle diyorsun.
Yanınızdaki bilim insanları ve topladıkları numuneler
buraya güvenli ulaşmalı.
Numunelerin güvenliğinden
sen sorumlusun.
Zaten anlamışsındır.
Bu çok gizli bir iş Farhan.
Öyle de kalmasını istiyorum.
Evet, anlaşılıyor.
Tamamen gizli yürütülecek.
Bu yüzden bize geldiniz.
Güzel.
Cagan.
Bunlar numune toplama ve iniş koordinatlarınız.
Sahile iniş yapacaksınız.
Ormandan, sahilden ve fabrikadan numune istiyorum.
Anlaşıldı mı?
Evet.
Numuneleri en kısa sürede istiyorum.
- Tamam mı? - Elbette.
Bir dakika, benim bir...
Biraz önce dediğim gibi Farhan, soru sormak yok.
Bu arada...
Bay Cagan da sizinle gelecek.
Efendim, ben mi?
İyi şanslar!
Bay Cagan, anlamıyorum.
Silah ve güvenlik protokolleri ne olacak?
Bir dakika. Geri geleceğim.
Bay Prakaş, ne diyorsunuz?
Ben nasıl giderim? Hiç bilgi vermediniz.
Bir anda nasıl giderim?
Efendim, lütfen!
Efendim, anlamıyorum!
Ben de öyle Cagan.
Bölgeyi tanıyıp da hayatta olan tek kişi sensin.
Seni nasıl göndermem?
Cevap ver.
Hayatta kalan
tek kişi
sen değil misin?
Tüm sırlarını biliyorum Cagan. Bir süredir biliyorum.
Ailene de öğrensin mi?
Efendim...
Bu akşam hazır ol.
Ve sakın işi batırma!
LİKÖR KRALİÇESİ
Çok iyi iş çıkardın. Sana ellerimle içki hazırlayayım.
Teşekkürler patron!
Al bakalım. Hadi dikle.
Bize içki hazırlayan cesur yüreğe!
Yeter. Onu bekletme.
- İçkisini çabuk götür. - Hemen.
- Bisikletle girme demiştim! - Ne?
Beni eziyordun! Dışarıya park etsene aptal!
Gitti yine içeri park etti. İşe bak!
Sekar.
Afiyet olsun kardeş.
- Karın... - Sen onu boş ver, kendi karını düşün.
Yüzünü gören cennetlik. Nerelerdesin?
- Kocam sonunda balığa gitti! - Tamam. Çok içme.
Dört, üç, bir... Selvam!
Dört omlet, üç acılı tavuk ve bir şişe de su.
Masa üçe gönder.
Merhaba kardeş! Baksana! Biraz su iç.
İçki değil, su iç dedim.
- İç bakayım. - Biz ne içelim?
No comments yet. Be the first to leave one.