Uncle

Uncle (Onkel)

Download Turkish Subtitle

Release info

Uncle [Onkel] 2019 1080p WEB-DL x264 AC3 HORiZON-ArtSub
A Commentary by sasadesign
Uncle [Onkel] 2019 1080p WEB-DL x264 AC3 HORiZON-ArtSubs Uncle - Onkel [2019 - Denmark] drama - 2.25 GB

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
x264
AC3
1080
TS
Published on: 2020-11-19
Downloads: 24
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

AMCAM Çeviri: Meursault - İyi Seyirler

Nutella.

Başka bir şey?

262 kron tutuyor.

Parıltı.

6... 11... 21.

İyi gidiyorsun.

Veterineri ara. Buzağı ters taraftan geliyor.

Allah'tan oradaydın, yoksa ölürdü hayvan.

Senden iyi bir veteriner olurmuş.

Amcam kahve yapmıştır.

Zaten uyandığımıza göre, ufak bir kafein alımının bir zararı olmaz.

Bundan sonra ben geleceğim. Nils işi bıraktı.

Peki.

Buzağıda dikkat etmemiz gereken bir şey var mı?

Olağan şeyler sadece. Zamanla toparlar kendini.

- İyi ki oradaymış. - Evet, evet.

Onu asistanım olarak almak isterdim.

- Yemi getirdim. - Oraya bırakıver.

[TV haberleri: Mülteciler, İtalya'da bir köprünün altında yaşıyorlar.]

Haklısın. Buzağı difteri olmuş.

Bir doz penisilinle kolaycacık iyileşir.

Bu gece panayıra geliyor musun?

Gelmem sanırım.

Oradan geçtim de. Dans çadırları ve atlı karıncalar kurulmuş.

Bütün hafta sonu sürecekmiş.

- Tamam mıdır? - Evet, yardımın için teşekkürler.

Bataklık alandaki Hanne'yi tanıyor musun?

Geçen gün onun köpeğini iğdiş ettim.

Köpeği kestiğimizde yarıktan testisleri bir anda fırladı, kadın bayıldı.

Kafasını çok kötü çarptı, doktora götürdük o yüzden.

Ellerini yıka.

Neden ellerini yıkaman gerektiğini unutuyorsun?

- Christensen'in çiftliğinden mi bu domuz eti? - Hı hı.

Bu gece panayıra gideceğim.

Traktörü kendi başına yıkaman gerekecek.

Tabii, hallederim ben.

Hemen doydun mu?

Hazırlanmam gerek.

Kris!

Kristine!

- Bu sefer neyi var onun? - Ciddi bir şey yok.

Peki.

Bir kahve daha içeriz, o zaman.

Başka bir sefere artık.

- Sen yine Kris'e söyle, buzağı gayet iyi. - Olur.

- Güle güle. - Güle güle.

Buradaydın demek.

Omfalit değilmiş.

Ufak bir fıtıkmış sadece.

Omfalit sert ve sancılı olur. Karın boşluğunun arkasına ittirilemez.

Komşunun domuzunu muayeneye gideceğim.

Sen de benimle gelmek istersin belki?

Olur.

Çok güzel.

Bunu oraya götürüver. Evet.

Tamamdır.

Şimdi, bir bakalım.

Evet, evet, evet... Sızlanmana gerek yok.

Hiç gerek yok.

Sakin ol.

Sakin ol.

Evet, evet, evet. Sakin ol.

Her şey yolunda.

Sıradakine bakalım şimdi.

- Hepsini uyutma sakın. - Geldin mi?

Sanırım, uyutacağım. Sonra da bir tek tavukların kalacak.

Yeni asistanın mı?

- Evet, Kris. Stenbjerg'in çiftliğinden. - Fark ettim.

- Amcan nasıl? - İyi.

Neden çiftliği elden çıkarmıyor? Bütün işi kendisi yürütemez.

Kris çok çalışıyor. Gayet iyi idare ediyorlar.

- Burada senin işini yapıyorsa, sanmam. - Orası öyle.

Kris, aslında liseyi bitirdikten sonra veterinerlik fakültesine gitti.

- Ama çiftçi olmayı mı tercih ettin? - Evet.

Kris, arabadan uzun eldivenleri getirebilir misin?

Özel bir kız.

Yani, bazı şeyler onun için hiç kolay olmadı.

Babasını kaybetme şekli çok feciydi.

Evet, böylesi onun için hiç adil değildi.

Joan'ı kaybetmiş olmanın acısını atlatamamıştı hiç.

Hayır... Fakat, Allah aşkına, kızı vardı yine de.

- Şunu benim için tutabilir misin? - Gitmeliyim.

Evet, ama... İşimiz hemen biter.

- Seni eve bırakırım. - Yok. Şimdi gidiyorum ben.

Teşekkürler.

Amca!

Buradasın. Her yerde seni aradım.

Mandıradaydım.

Tamam ama oraya da baktım ben.

Johannes buzağının iyi olduğunu söyledi.

Yani, artık onu çağırmamıza gerek yok.

Buraya gelmesi bize epey masraf çıkartıyor zaten.

Kabloları düzgün bir şekil de soy ki, çıkıvermesinler.

Bırak ben yapayım.

Daha önceden de yaptım, biliyorsun.

Sen bana ver.

Baştan savma yapmışsın!

- Bu şekilde yapılmaz ki. - Sen gitsene buradan.

Uyuyakalmışız.

12 yıldır ilk kez uyuyakaldık.

Neyse, bir zararı yok ya.

Bugün babanın doğum günü.

Çiçek sipariş ettim.

Öğleden sonra mezarlığa gidebiliriz diye düşündüm.

Epey zaman oldu.

Çiçekleri koymak ister misin?

Su da lazım.

Çok güzel.

- Mike, sonraki şarkının metnini getirebilir misin? - Tabii.

Merhaba.

Kusura bakma. Ben hallederim.

Kalıp dinleyebilirsin.

Kilise müziği herkese hitap etmez sanıyorum ama.

Gelecek pazar ayini için prova yapıyoruz.

Mike, buraya flört etmeye mi şarkı söylemeye mi geldin?

Haklısınız ama...

...içeriye, bizi dinlemek isteyebileceğini düşündüğüm birini davet ediyordum.

Senin dizginleri sağlam tutmalıyız.

Hoş birine benziyordu.

Selam.

Biraz daha yakına park etsem benim arabayı da yıkar mısınız?

Tabii, ne demek.

- Ama, seni çağırmamıştık. - Yok...

Omfalitli bir buzağıyı görmek için benimle gelir mi diye Kris'e sormak istemiştim sadece.

Buna zamanım yok.

Tamam ama sana veterinerlikle ilgili birkaç kitap getirdim.

Belki okumak istersin diye düşündüm.

Oraya bırakıver.

Peki, o zaman... Buraya bırakıyorum.

Uyusak iyi olur gibi.

Bu kadar erken mi?

Halsizim de biraz.

Peki.

Toz deterjan almamız lazım.

Peki.

Burada bekle sen. Ben alırım.

- Muhtelif dolgulu puf böreği. - Ötekisini önceden almıştık.

Yoksa, şundan mı alsak... Selam.

- Selam. - Selam.

Ufak bir aile içi geçimsizlik yaşıyoruz da şu an.

Saçmalamasana, Johannes.

- Nasılsın? - İyiyim.

Bana verdiğin kitapları okuyorum. Şu an 'vajinal sarkma' kısmındayım.

Yarın bu sorunu yaşayan bir ineği muayene edeceğim. Belki yine gelmek istersin?

Randevu on bir buçukta.

On biri yirmi geçe seni evinden alırım.

Gelmek istersen, yol kenarında beklersin.

Yani...

O halde yarın görüşürüz, diyelim.

Peki.

Toz deterjan almayacak mıydın?

Hiç kalmamış.

Peki.

Yarın öğle yemeği zamanı dışarı çıkacağım.

Peki.

Nereye gideceksin?

Johannes beni vajinal sarkması olan bir ineği muayeneye götürecek.

Bu vakayı görmek istiyorum.

Başka bir zaman da gidebilirim. İlla yarın olması gerekmez. O kadar da önemli değil.

Yani...

...sana kalmış.

Lütfen yerken uzanma.

Ne?

Yerken uzanma, boğazına kaçacak yoksa.

Otursana!

Gübreyi dışarı atma ya da oluğu temizleme. Sonra ikimiz hallederiz.

Ben burada yokken merdivene de tırmanma.

Nefes alabilir miyim peki?

Amca.

Köşedeki molozları da elleme kalsın.

Evet, evet.

- Şu an yol kenarında beklemen gerekmiyor mu? - 5 dakikası var. Artık gidiyorum.

Yalağın orada dikkatli ol, levhalar aşırı gevşek.

Sonra, yarım metrelik Buhner sütür bantı.

Tam orada tutabilirsen. Güzel.

Tamamdır.

İşte. Üç parmağının sığabileceği genişlikte olmalı.

Yoksa idrarını yapamaz.

Bir sonraki vaka, abomasum kayması.

Amcamın yanına dönsem daha iyi olur.

Bir şeyi yoktur bence.

Ona patronluk taslayacak biri olmadığından keyfi yerindedir.

Ona patronluk taslamıyorum. Çevikliğini koruması lazım.

Haklısın. Farkındayım.

Arayıp iyi mi diye kontrol edersen, benimle gelirsin belki.

Ama telefonum yok ki.

Cep telefonun yok mu?

Dünya üzerinde, cep telefonu olmayan tek kadın sensindir herhalde.

Bekle.

Aç şunu.

Aç haydi!

Amca? İyi misin?

Evet, kestiriyordum.

- Pekâlâ! İyi misin peki? - Evet, evet.

Yapmaman gereken hiçbir şeyi yapmadın, değil mi?

Yok, yok.

Tamam.

Johannes'le gitsem sorun olur mu?

Abomasum kayması sorunu olan bir ineği tedavi edecek.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left