The first 200 lines.
Bizim için yeni olman umurumda değil.
Geçmişinde ne yaptığın umurumda değil.
Hepimizin bir geçmişi var.
Artık bunların hiçbirinin önemi yok.
Ahırda iyi iş çıkardın.
Şimdi daha fazlasına ihtiyacım var.
Onların duvarları arasındaki gözlere ve kulaklara.
Sen güvenecekleri türden bir adamsın.
Pratik, sadık, akıllı.
Kızım da seni tanımıyor.
Nereden başlamalıyım?
Ahh!
Birkaç yabancı bul ve onlara katıl.
İmdat!
- Hadi! Hadi gidelim! - Yardım edin!
- Aylaklar! - Aylaklar! Yürüyün!
Yardım edin!
- Şurada! - Yardım edin!
Yardım edin!
Kapılarına git.
Seni geri çevirmezler.
Nasıl gidiyor?
Merhaba, kolunu açar mısın lütfen.
Oh, evet, tamam.
İşte böyle.
Onların evinin bir parçasıymışsın gibi hissetmelerini sağla...
...ama gerçek evini asla unutma.
Onları çökertene kadar zayıflıklarını kullan.
Bütün bunları yapıp,
çöküşlerini sağladığında, seni kendi evine davet edeceğiz.
Aramızda özel bir yerin olacak.
Siddiq, uyanık mısın?
Merhaba. Her şey yolunda mı?
Bueno. Evet, yolunda. Işığı açık gördüm.
Siddiq ve ben onun pek
uyuyamadığını konuşuyorduk. Neler oluyor?
Ateşli bir romantizm yaşıyoruz.
Bilmiyor muydun?
Hayır, sadece takılıyorduk. Ama onu çağırdılar.
Andy ve Donna'nın çocuğunun
kusmasıyla ilgili bir şey için.
Detayları sormadım.
Tamam.
Üzgünüm ama Onu kaçırdın.
Yardım edebileceğim bir şey var mı?
Hayır.
Rosita.
Tamam tamam tamam.
Sorun yok.
İşte, şurada dur bakalım.
Sorun yok.
Hayır.
Doğada, bazen ebeveynler yavrularını yerler.
Ahh!
Hayır!
Hayır!
Oh!
Tamam, tamam. Sorun yok.
Sorun yok, sorun yok, tamam.
Sorun yok. Sorun yok.
Sorun yok.
Biliyorum.
Biliyorum.
Çeviri: Henok.
İyi misin?
Bebek hâlâ hayatta mı?
Hilltop'ta kurtarılan bebek mi?
Evet.
O benim yeğenim.
Oh.
Bunu bilmiyordum.
Adını ne koymuştunuz?
Kız kardeşim ad koymamıştı.
Koyamadı.
Onu büyüten aile ona Adam adını verdi.
Onu görebilir miyim?
İnsanlarınız onu ölüme terk etti.
Bunu neden kabul edelim ki?
Çünkü bir alıveriş yapabiliriz.
Senin için önemli bir bilgim var.
Nedir o?
Onu görebileceğime söz ver.
Sana hiçbir şey için söz veremem.
Önce seni dinleyeceğim. Vereceğin bilginin
doğru olup olmadığına baktıktan sonra kouşuruz.
O ailemden geriye kalan tek kişi.
O zaman doğruyu söylesen iyi olur.
Masken olmadan.
Tüm bunlardan önce, adım Mary idi.
Selam, Mary.
Bana ne söylemek istiyorsun?
Umarım acır.
Fark etmez.
Bunların hiçbir önemi yok.
Yeterince insanın yanıp kül olduğunu, canlı canlı yenilip
yutulduğunu gördükten sonra kendimize bağlanmanın saçmalığını gördünüz.
Ama bunu bilmek seni özgür kılar.
Yaptığın şey bu mu?
Bizi özgür mü kılıyorsun?
Bu dersi öğrenirsen, sadece sana yardımı dokunur.
Ne yani, senin gibi olmak için mi?
- Geleceği kabul edin. - Gabriel: Siddiq sana bağlıydı.
Madem aylar sonra onu öldürecektiniz
neden ahırdaki o cehennemi ona yaşattınız?
Bunun arkasında bir ideoloji göremiyorum.
Siddiq'i severdim.
Oh, onu sever miydin?
Planın bir parçası değildi.
Ama kim olduğumu öğrendi, bu yüzden başka seçeneğim yoktu.
Ne planı?
Bizim hakkımızdaki paranoyanızı daha da alevlendirip...
sizi kötü kararlar almaya itmek.
Burası gibi yerler
insanlarına zalimce vaatlerde bulunuyorlar,
ve küçük bir çentik bile açtığında parçalanıyorlar.
Kahretsin, bana ne yapacağınız konusunda birbirinizi
parçalamanızı zevkle izleyeceğim.
Tıpkı Negan'da olduğu gibi.
İstediğin bu mu? Halka açık bir hesaplaşma mı?
Sesini duyurmak için bir fırsat?
Bana bunu vereceksiniz.
Çünkü doğru olan bu.
- Sana yardım ettik. - Neden?
Etrafta başka bir doktor istediğiniz için mi?
Sizde de benden bir şey var.
Yokmuş gibi davranmayın.
Kimse nazik değildir.
Biz benciliz.
Biz gaddarız.
Hadi.
Kazığa geçirilmiş olan bütün
o kafalar da mı size bir şey öğretmedi?
Dört aydır burada.
Nasıl anlamadım ben?
Hiçbirimiz anlamadık.
Hepimiz yuttuk bunu.
Milisleri eğitmekten konuştuk.
Gracie'yi tedavi etti.
Bunu kendine yapamazsın.
Evet. Özellikle de şimdi.
Başımızı dik tutmalıyız,
neler olduğunu anlamaya çalışmalıyız.
Mary, şu konuştuğum Fısıldayan,
bana Alfa'nın sürüyü nerede tuttuğunu söyledi.
Sınırın hemen üstünde, onların tarafında.
Milli ormanın kıyısındaki
büyük çukurluk alanda tutuyor.
Cenazeden hemen sonra gidebiliriz.
Şimdi de bir Fısıldayan'a mı güveneceğiz?
- Hiçbir şey yapmak istemiyor musun? - Lydia hâlâ yok.
Bunun ne anlama geldiğini bile bilmiyoruz.
Alfa bunu bilmiyor.
Dante bir hücerede kilitli olduğu sürece asla bunu bilemez.
Bunun nasıl bir tuzak olduğunu konuşmayacak mıyız?
Görünüşe göre Connie'nin kurtardığı bebek
Mary'nin yeğeni.
Onu görmek istiyor.
Yalan söylediğini sanmıyorum.
Pekâla.
Hilltop'tan bir grup al ve bizimle orada buluş.
İşimiz biter bitmez, kızı aramaya gidiyoruz.
Tamam. Onlara telsizle haber göndereceğim.
Belki Michonne'a da haber verebilirler.
Pekâlâ.
Hey.
Neden burada kalmıyorsun? Ben gideceğim.
Niçin?
Orada gerçekten neler olduğunu anlatacak mısın?
Sana anlattım. Lydia geri dönmek istemedi.
Onu gelmeye ikna edemedim.
Onun burada olması bizi koruyor. Bunu biliyorsun.
Yani bizim koruma kalkanımız bu mu?
Onu tekrar kilit altına mı alalım?
Alfa'nın adamlarından birine
liderlerinin onlara yalan söylediğini gösterdim
ve bu bizim için çok iyi.
Onlarda açtığımız bu yarayı daha da deşebiliriz.
Yine de bana söylemeliydin.
Onu aramana yardım edeceğim
ama bulunmak istediğini sanmıyorum.
Ondan mı bahsediyoruz, yoksa senden mi bahsediyoruz?
Durun.
Durun.
Ne gördün?
Daryl kadar iyi bir iz sürücü değilim,
ama bu ayak izleri yeni ve temiz görünüyor,
bir aylak gbi sürüklenen birisinin izleri değil.
Fısıldayanlar yalnız seyahat etmez,
bu yüzden başka birisi olmalı.
Gözcülerinden biri olabilir.
Burada ne kadar çok uzun zaman geçirirsek,
onlarla karşılaşma ihtimalimiz de o kadar artar.
Eğer sadece bir izciyse, şansımız yaver gitti demektir.
Ama mümkün olduğunca sessiz olmalıyız.
Tamam mı?
- Evet, bu uyarı benim içindi. - Gidelim.
Gücenmiyorum.
Bir barış ve adalet askeri olarak
Hilltop'u temsilen buradayım.
Ya da Jules'u görmek istiyorsun.
No comments yet. Be the first to leave one.