Never Say Goodbye (Kabhi Alvida Naa Kehna)

Never Say Goodbye (Kabhi Alvida Naa Kehna)

कभी अलविदा ना कहना

Download Turkish Subtitle

Release info

Asla Elveda Deme WEBRip Netflix tr
A Commentary by YakisiliTalat

Tags

webrip
web
BRip
Published on: 2020-05-08
Downloads: 43
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

İşte sezonun final maçı sayın seyirciler.

Maçın sonuna yaklaşırken kimin şampiyon olacağı hâlâ belirsiz.

İki dakika kaldı ve skor 1-1.

Top The Rangers'ta, ilerliyorlar.

Gol mü olacak?

Ben bunu söylerken Dev Saran araya girdi

ve topu kaptı. Tanrım! Topu nasıl sürdüğüne bakın.

Gitgide gole yaklaşıyor.

Topu nasıl sürdüğüne bakın. Dev Saran kararlı görünüyor.

Maça nokta mı koyacak?

Tanrım! Ceza sahasında. Bir çalım. Hepsini çalımladı.

Penaltı mı? Bu, kesinlikle penaltı olmalı.

Penaltı olursa The Rangers muhtemelen maçı kaybetti.

Süperstar, işte sen busun

Tek süperstar sensin

Süperstar, işte sen busun

Gittiğin yola bak, ardımdan geliyorsun

Etrafına bak, işte sarıklı bir adam Hızmamı kaybettim

Etrafına bak, işte sarıklı bir adam Hızmamı kaybettim

Gittiğin yola bak, ardımdan geliyorsun

Günaydın efendim. Düğün için limuzininiz hazır.

-Ne düğünü? -Sizin düğününüz efendim.

Siktir! Maya beni öldürecek.

Maya! Hadi, acele et. Damat saat birde burada olacak.

Evet, evliyim.

Bir oğlum var

ama şunu söyleyeyim.

Özel hayatımla profesyonel hayatımı ayrı tutuyorum.

Sorun değil Sayın Saran

fakat moda dergimiz çok zaman alıyor.

Derginizin zamana değil, bana ihtiyacı var.

Bir dakika kaldı ve her şey Dev Saran'ın elinde.

Golü atarsa takımını finallere,

kendini de A Ligi'ne taşıyacak.

ZAFER

Gol! Aman Tanrım! Başardı!

-Efendim? -Sen kimsin?

Kim olmamı istiyorsan oyum tatlım.

Baba!

Seksi Sam

-Selam. -Dostum, ne yapıyorsun?

Üzgünüm evlat. Elim kolum bağlı.

Tanrım! Baba... Bu nasıl kırıldı?

Nasıl olduğunu öğreteceğim. Her şeyi öğreteceğim.

-Merhaba canım. -Ben gidiyorum Sam.

-Bu, şimdiye kadarki... -Evet.

-...en iyisiydi. -Sağ ol canım.

Seksi Sam

-Seni arayacağım. -Evet. Ara beni.

Ara beni.

Hoşça kal tatlım.

İnanılmaz değil mi? Bir telekız seni arıyor.

-Baba! -Evet. Üzgünüm!

Bugün evleniyorum ve sen...

Ne yapıyorum evlat?

Annen ölmeden önce bana söz verdirdi.

O ölünce, yapamadığım her şeyi yapacaktım.

-Sadece sözümü tutuyorum. -Tabii! Öyle.

Peki Maya'ya verdiğim söz? Ben de onu tutabilir miyim?

-Evet, tabii. -Gidelim mi?

Evet. Bir dakika!

Bu benim için.

Bu da annen için.

Yolun açık olsun.

-Efendim. -Efendim.

-Pekâlâ. Tamam! -Efendim.

-Alo. -Dev, işi aldım!

-Ne? -İşi aldım!

Vay canına, bu harika! Demek işi aldın!

Çocuklar! Rhea işi almış!

Bu ses de ne? Hiçbir şey duyamıyorum.

Hiç. Önemli bir şey değil.

Küçük bir maç vardı da, onu kazandık.

Tabii ya, maç! Tabii ki!

Çok üzgünüm. Unutmuşum.

Rhea, ben senin kocanım. Bunu unutma yeter.

Kapa çeneni Dev! Tebrikler bebeğim.

Anlat, nasıldı?

Harikaydı! Son golüm, tüm o gerilim, heyecan...

Tanrım, Rhea! Rhea, burada olmalıydın.

Evet, biliyorum.

Ama mülakatım vardı.

Biliyorum tatlım. Biliyorum.

Şunu dinle.

Sonraki maçı senin yoğun programına bakıp ayarlayacağız.

Dev!

Zamanın varsa beş milyon dolarlık sözleşmeme bir bak.

Beş milyon dolar mı?

Neden? Senden daha fazla kazandığım için kıskandın mı?

Kıskanmadım bebeğim, sevindim. Hayalin gerçek olduğu için sevindim.

Hayalimiz Rhea.

Evet.

Bu arada Arjun'u okuldan almaya gidiyorum.

Annemi düğünden alır mısın?

-Tanrım! Tamamen unutmuşum. -Ne oluyor Rhea? Her şeyi unutuyorsun.

Evet, öyle. Bu arada evlilik yıl dönümümüz kutlu olsun!

Siktir!

Evlilik yıl dönümü!

Millet, oğlum evleniyor!

Bugün evden kızımla çıkacağım

ve eve gelinimle döneceğim.

Hey, Maya! Biz geliyoruz.

Ben dünyanın en mutlu... Senin neyin var?

-Dostum, gerginim. -Neden?

''Evet.'' demesi üç yılını aldı.

-Ya son dakika kaçıp giderse? -Hayır, hiçbir yere kaçamaz.

Evet. Benim gibisini başka nerede bulacak?

Hayır. Güvenliğimiz sağlamdır.

Hadi. Geç kaldık.

Tanrım! Chris, bunu niye şimdi servis ediyorsun?

Bu, sos değil. Bu bir tatlı. Adı da suji ka halwa.

-Suzie kim? -Suzie değil. Ver şunu bana.

Hadi! Mutfağa git.

Beni delirtecekler. New York'taki bütün aptallar...

-Tanrım! Korktum. -İstemeden oldu.

-Merhaba. -Merhaba.

Ben Sam. Burası benim evim.

Ben Kamal, bu da benim yemeğim.

Gerçekten mi? Tadabilir miyim? Teşekkürler.

Sih kadınısın, değil mi?

Nereden anladın?

Çünkü yemeklerini de yedim, tokatlarını da.

Biliyorum. Senin hakkında çok şey duydum.

Söylenenleri dinleme.

Ama konuşmaya devam edecekler, değil mi?

Kimin söylediklerini dinleyeyim Bay Talwar?

Benimkileri. Benim söylediklerimi. Sen Çandigar'lısın.

Onu nereden anladın?

Seksi Sam

Kesinlikle Çandigar.

Anne! Ne yapıyorsun?

Ben... Hiçbir şey.

Hazır mısın?

Hayır. Gelin nerede kaldı hiç bilmiyorum. Sen git, ben kendim gelirim.

-Emin misin? -Evet. Sen git.

Tamam.

Seksi Sam

Affedersin!

Lütfen bahçeyi kirletme.

Yeni temizledim.

-Bahçıvan mısın? -Sence?

Bence gelinin kıyafetlerini çalmışsın. Şikayet etmeli miyim?

-Beni yalnız bırakır mısın? -Tabii ki olmaz.

Bu senin düğünün ve dışarıda oturuyorsun. Neden?

Bir sorun mu var?

Pek öyle denemez ama sayılır. Annemin bir sorunu var.

İçeri ne kadar hızlı girersen annem de o kadar hızlı buradan gidebilir.

Garip bir adamsın. Öylece oturdun.

Yatıp mı konuşayım?

Karşılıklı konuşmalar oturarak yapılır.

-Konuşma mı? -Evet. Bir sorunun olduğunu biliyorum.

Hadi! Konuş benimle. Her şeyi anlat.

-Sorunlarımı niye sana anlatayım? -Demek sorunun olduğunu kabul ediyorsun.

Bu arada ben kimseden tavsiye almam.

Ama daima tavsiye vermeye hazırımdır.

Yabancıları daima dinlemelisin.

Bazen bizden daha iyisini bilirler.

Evli misin?

Einstein.

Bugün beşinci evlilik yıl dönümümüz.

Neden evlendin?

Düşünüp de evlenen var mı ki?

Dalga geçiyorum.

Rhea'yla üniversiteden arkadaşız.

Arkadaşlığımıza yeni bir anlam katmak istedik.

Tüm hayatını bir arkadaşınla geçirmekten

daha iyi bir şey olamayacağını düşündüm.

Bazen aşkın yerini arkadaşlık alır

ve aşka yer kalmaz.

Evet.

Peki içeride seni bekleyen adam

arkadaşın mı, aşkın mı?

O kadar uzun düşünemezsin.

Rishi'yi çocukluğumdan beri tanıyorum.

Ailemi kaybettikten sonra Rishi ve babası benim ailem oldular.

Ne tatlı bir aile!

Ama sorumun cevabı bu değil. Onu seviyor musun?

Seviyorum

lakin

düşündüğüm gibi değil.

Nasıl düşünüyordun? İyi kitaplardaki, kötü filmlerdeki gibi bir sevgi mi?

Hayır.

Olması gerektiği gibi. Öyle bir sevgi.

Öyle bir sevgi. Ama artık öylesi kaldı mı?

Şunu dinle.

''Ebedî aşk efsaneleri çok eskide kaldı.

Küçük aşk hikâyeleriyle yetinmeyi öğren.''

Güzel!

Yani

eşini sevmiyor musun?

O kadar uzun düşünemezsin.

Mutluyuz. Küçük dünyamızı birlikte yarattık.

Sorumun cevabı bu değil.

Bu soru, benim cevabımdan çok senin hayatınla ilgili.

Hayatının dönüm noktasındasın, iki yolun kesişiminde.

Biri bence hak ettiğin gibi mutluluğa gidiyor.

Diğeri de sonsuz bir beklemeye.

Hiçbir zaman bulamayabileceğin aşk için beklemeye.

Ya aşkı evlilikten sonra bulursam?

Aramazsan bulamazsın.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left