The first 200 lines.
Dilimi ısırırdım, nefesimi tutardım
Ortalığı karıştırmaktan korkardım
Sessizce oturur, kibarca kabul ederdim
Sanırım unutmuştum buna mecbur olmadığımı
Sabrımın sınırlarını zorlamana izin verdim
Hiçbir şeye katlanmadım
Ama her şeye kandım
Sen beni sindirsen de Ben ayağa kalktım, hey!
Çoktan silktim üzerimdeki tozu
Sesimi duyuyorsun, duyuyorsun o sesi
Gök gürültüsü gibi, yeri sarsacak
Sen beni sindirsen de ben ayağa kalktım
Hazır ol çünkü canıma yetti
Görüyorum, artık her şeyi görüyorum
Kaplan gibi, dövüşçü gibi gözlerim
Ateşin etrafında dans ediyorum
Çünkü ben şampiyonum
Kükreyişimi duyacaksın
Bir aslandan daha gür
Çünkü ben şampiyonum
Kükreyişimi duyacaksın
Kükreyişimi
Kükreyişimi
Kükreyişimi duyacaksın
Bir aslandan daha gür
Çünkü ben şampiyonum
Kükreyişimi duyacaksın
MERKEZ
Şu küçük sosis bacaklara bak!
O kadar tatlılar ki mıncıklayasım geliyor.
Senin tarafa çekmiş.
Neyle besliyorsunuz? Çok tombik!
Tatil günün nasıl gidiyor? Dinleniyor musun?
Eh işte. Sonra katering işim var.
Neden pazar günü çalışıyorsun anne?
Para sıkıntımız yok.
Keşke eve gelsen, istediğimiz bu.
Seni özledik.
Ben de sizi özledim.
Anne, kapatmamız gerek.
Bebeği doyurmalıyız.
Tamam. Bebeğe iyi bakın.
Benim de işe gitmem gerek.
Hoşça kal.
Hoşça kal anne! Seni özledik!
Niye bizi büyükanneme gönderiyorsun?
Başka çare bulamadım.
Minda'ya eşyama dokunma dedim. Gittiyse benim suçum değil.
Suratına tükürdün!
Kızlar! Yeter!
Başımı ağrıtıyorsunuz, süremiyorum!
Chloe'ye söyle, Minda'dan özür dilesin.
Neden? Yeni birini işe alabilir.
Hey, neden yine kıyafetlerimi giyiyorsun?
Bu pazar sabahı Merkez Hükûmet Binası'nda tansiyon düşmüyor.
Protestocu öğrenciler Harcourt Caddesi
ve Connaught Caddesi'nde trafiği durma noktasına getirdi.
Ana karanın Hong Kong seçim adaylarını
hükûmet denetimli aday komitesinden onay alanlarla
sınırlandırma planına öfkelenen protestocular
yaklaşan seçimin Pekin müdahalesi olmadan
tamamen bağımsız olmasını talep ediyor.
Daha çok katılım alan
Merkezî Sivil İtaatsizlik Hareketi'nin liderlerine gelen destekle
protestocu sayısı...
Affedersiniz. Pardon.
...yüzlerden binlere ulaşarak ...
Affedersiniz.
...hepsini renkli şemsiyelerin altına topladı.
Talepler gerçek ve ...
Genel oy hakkı istiyoruz!
Tony!
Neden bu kadar geciktin?
Büyükannemin arkadaşları beni yemeğe götürdü.
Sonra dört tur mahjong oynadık.
Şaka yapıyorum! Trafik sıkışıktı.
Dışarısı çok kalabalık.
Kim derdi ki...
Sıra genç erkekleri ön saflara çağırmaya gelmişti
ama tabii çiftçinin oğlu savaşa gidemezdi
çünkü bacağı kırıktı.
Size bunları anlatmamın sebebi hayatın iniş çıkışlarına değer vermemiz
ve Tanrı'nın yüce planını bilmiyor olmamız.
O yüzden bir şey ne kadar iyi veya kötü görünse de iman etmeli...
Ve Tanrı'nın bir bildiği olduğuna inanmalıyız.
Şunu söyleyecektim, Clarke işe gelmiyor.
Hiç böyle yapmazdı. Merak edip aradım.
Anladım. Haber verdiğin için sağ ol.
Momo. Momo!
Momo!
Momo.
Buldum seni.
Korkma.
Eve geldik sayılır.
Uslu ol.
Korkmana gerek yok.
Otelde yaşamak harika.
Pahalıya patlıyordur.
Ne zamandır buradasınız ve kaç otelde kaldınız?
Son dört yılda üç otelde kaldık.
Bebek gelince ne olacak diye Jonathan'a soruyorum.
Yani sütü ısıtmamız falan gerektiğinde.
Sonuç?
Sıfıra basarsın.
Hey, Essie!
Tavuklu salata hazır.
G harfi, "Genel müdürün tacizine uğramış!" 44!
Selam Puri!
Puri, nerede kaldın?
Pardon. Provalar uzun sürdü.
Açık seçme, herkes gidebilir demek.
Ne yapacaksın? Keklerinden mi?
Yemek değil, yetenek yarışması!
Zaten gidemem, çalışmam gerek.
Ben gidebileyim diye Bayan Hilary'den sabah için izin istedim.
Bir günlük izin istesene Cici!
İki ay boyunca başıma kakılsın diye mi?
Gerek yok.
Bu işte şansı olan tek kişi Puri.
Şans mı? Ben hepsini kazanacağım!
Yine başladı!
Siz istediğiniz kadar gülün
ama bir gün ünlü bir şarkıcı olacağım, göreceksiniz!
Y harfi! Yakışıklı... 74!
Bu fikirleri kafana Bayan Hilary mi soktu?
Hayaller ikiniz için aynı değil!
O zengin!
Bayan Hilary'yi seviyorum.
Neden? Sana katlanır sandalye verdi diye mi?
Kendine saygı duymanın önemli olduğunu söylüyor.
O ne demek oluyor?
Biz kartonda oturuyoruz diye kendimize saygımız yok mu?
Ya da yardımcıyız ve olup olacağımız bu diye?
Kendine saygısı varsa
Bayan Hilary neden kocasını elinde tutamadı?
Zavallı Bayan Hilary, zor zamanlar geçiriyor.
Geçen gün pencereleri açtı,
salonun her yerine su girdi.
Kocasının çok daha genç bir kadınla yattığını öğrenince
kim deliye dönmez ki?
Ne?
Şaşırmış gibi yapma.
Biriyle görüştüğünü biliyorsun.
Sen nereden biliyorsun?
Kim?
Şu Koreli kadın. Çocuğu kaybeden.
Adı ne?
Mercy. Hep lokantaya geliyor.
Bazen de birlikte geliyorlar.
Hep paket istiyorlar, oturup yemiyorlar.
Tanrım.
Acaba Bayan Hilary biliyor mu?
Puri, bu işe karışma.
O senin patronun ve sınırını koruman gerek.
Sınır.
Bingo!
Bayan Hilary öyle biri değil.
O benim arkadaşım.
Arkadaş mı?
Aptallık etme, arkadaşın değil.
Fazla yakın olamazsın.
Bu insanlarla ilgili her şeyi biliyoruz.
En yakın arkadaşlarının bilmediklerini bile.
Bildiklerimizi anlattığımızı düşünsenize!
Ben olsam hanımıma
onun Diana'nın beyiyle yattığını bildiğimi söylerdim.
Ben de beyime karısının
komşumuzun 20 yaşındaki oğluyla yattığını söylerdim!
Ben de hanımıma beyinin
Cici'yle yattığını!
Ne yapayım? Bu var!
- Merhaba Hilary. - Olivia. Merhaba.
Ortalığı sel götürüyor, pardon. Çok bekledin mi?
Bundan iki tane içecek kadar.
Trafik kâbus gibiydi.
Minda dün işten ayrıldığı için
kızları anneme bıraktım.
Ta Yeni Bölgeler'den geldim.
Her şeyin üstüne bir de yardımcı bulacağım.
Minda'yla ne oldu?
Uzun hikâye, konuşmak istemiyorum. Ng goi Kevin.
- Merhaba. - Selam Kevin. Krizantem çayı.
- Tabii. - Şampanya alacak.
Hayır, içki içmiyorum. Detoks yapıyorum.
Şampanya alacak.
Harika seçim.
Ne?
Sabah boşanma davası açtım.
- Dur, ne? - O yüzden içiyoruz.
Özgürlüğümün şerefine.
Ama her şey yolundaydı. Yani aranız iyiydi.
Olivia.
Değildi
ve uzun zamandır da aramız iyi değil.
Pekâlâ.
David boşanalım dedi mi?
Hayır ama demesine gerek yok.
Başka biriyle yatıyor.
Yapma. Tüm erkekler macera yaşar. Bu evlilik bitti demek değil.
Tamam.
No comments yet. Be the first to leave one.