Needle in a Timestack

Needle in a Timestack

Download Turkish Subtitle

Release info

Needle in a Timestack 2021 1080p WEB-DL DD5 1 H 264-EVO
A Commentary by sub.Trader

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
1080
Published on: 2021-10-14
Downloads: 14
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Aşk çember şeklinde çizilmiştir.

Kimse nerede başladığını bilemez.

Aslında hiç bitmez.

Sen ve ben, biz...

Biz sonsuza dek süreriz.

Her zaman

ve her şekilde.

Bazen sen bakmazken seni odanın karşısından izlerim.

Sonra kendime şunu sorarım, "Seni tanımasaydım

yine de sana âşık olur muydum?"

Peki bu sorunun cevabı ne?

Tate'le Donna boşanıyor.

Tate'le Donna mı?

Partiyi onlar yaptı.

Boşanıyorsan niye parti yaparsın ki?

Aralarındaki şey son buldu ama her şey bitmedi.

Mutlu görünüyorlardı.

Gerçekten mutlu olduklarını sanmıştım.

Evet.

NICK VE JANINE

Gel bakalım Charlie.

Uyanınca babayı yürüyüşe çıkar.

Görüşürüz Charlie.

Charlie, oğlum!

Gel bakalım, hadi gidelim!

-Hekima, videoyu Zoe'ye gönder. -Gönderildi.

Hadi gidiyoruz Charlie!

Günaydın Nick.

-Günaydın Marcus, selam Steph. -Selam.

-Alo? -Zoe, bu harika!

Bayıldım! Gelmiş geçmiş en iyi kardeşsin! Çok teşekkürler!

-İyi ki doğdun! -Çok düşüncelisin, sağ ol!

-Sibila seçti! -O yanında mı?

Evet, hoparlördesin. Seni duyuyor.

Teşekkürler Sibila!

Mağazadaki adam hâlâ çalıştığını söyledi. İçine pil de taktırdım.

Bu gerçekten çok hoş.

Ne dedi?

Janine'i de alıp bizimle tırmanmaya gelmelisin.

Hayır.

Şey ihtimali olan etkinlikleri yapmayı sevmem...

-Eğlenme ihtimali olan mı? -Ölme ihtimali olan.

Yaş günüm yaklaşırken ölmek üzücü bir ironi olurdu.

-Sana gönderdiğim videoyu aldın mı? -Nedir o?

Janine'in yaş günü hediyesi.

O ne?

O...

…benim elim. Bir tasvir.

Eller her şeyi anlatır.

-Sibila güzel olduğunu söylüyor. -Sibila bu işten anlıyor.

Bizimle tırmanmaya gelmelisin!

Hayır.

Bakın, bir gün şeye gitmek isterseniz

ne bileyim

çim topuna falan.

Ya da duvar tenisi oynamak isterseniz.

-Hiç eğlenceli değilsin Nick. -Biliyorum.

İyi ki doğdun!

Teşekkürler.

-Sonra konuşuruz Zoe. -Hoşça kal. Seni seviyorum.

Bir sonraki evrede başarmanızı istediğimiz şey

planlama evrelerinin sonuçlarını hesaba katmanız.

Çevresel etkiyi göz önünde bulundurduk mu?

Seçimlerimizin sebep ve sonuçlarını gerçekten düşündük mü?

Tasarımın kendisinde de

insan yoğunluğundaki dalgalanmaları nasıl hesaba kattık?

Veya sosyal sistemdeki değişiklikleri?

En önemlisi de...

-Bu epey kötüydü. -Tanrım!

-Siktiğimin zaman kaymaları. -Ben hissetmedim.

Karımı aramalıyım.

Herkes bir dakika mola versin.

Evi arayıp her şey yolunda mı bir bakın.

Hekima, Janine'i ara.

-Alo? -Hissettin mi?

Biraz ama ciddi bir şey değildi.

Her şeyi kontrol edeceğim, tamam mı?

-Adın ne? -Janine Mikkelsen.

Nerede yaşıyorsun?

11 Lantana Crescent Yolu.

Kiminle evlisin?

Seninle, Nicholas Perry Mikkelsen'la evliyim.

Gördün mü? Hiçbir şey değişmedi biz iyiyiz.

İyiyiz hâlâ birlikteyiz.

Her küçük zaman kaymasında panik yapmana gerek yok, tamam mı?

Tamam mı?

Haklısın, tamam.

Pekâlâ, akşam görüşürüz.

-Seni seviyorum. -Ben de seni seviyorum.

Kim varmış burada?

Selam Charlie.

İyi misin?

Uslu kedi Charlie.

-Bunlar harika. -Koreografi harika.

Anlatıyı gerçekleştirme konusunda

çok iyiler.

-Bu bir sanat eseri mi? -Tanrım, evet.

Aslında çok güzel. Bence seveceksin.

İyi ki doğdun.

Kız kardeşin e-posta attı

bizi tırmanışa davet ediyor.

-Gitmek ister misin? -Kaya tırmanışına mı?

Yani, öyle takılmaya.

-Sence de çok garip değil mi? -Öyle mi?

Sibila'yla Zoe, İngilizce bilmeyen bir en iyi arkadaş.

Bu garip değil ki.

Sadece farklı. Farklı demek garip demek değildir.

İlginç değil mi?

Kız kardeşimi severim ama Zoe bazen şey olabiliyor

-anlarsın ya? -Anladım.

Bence öyle değil.

Ne oldu?

Kedi sevdiğimi sanmıyorum.

-Kes şunu. -Ciddiyim.

-Kedi sevdiğimi sanmıyorum. -Ama Charlie'yi seviyorsun.

Ben köpek severim. Kız kardeşimin köpeklere alerjisi vardı.

Küçükken hep kendi evime çıkınca köpek sahipleneceğimi düşünürdüm.

Charlie'yi biz eve almazsak kimse almaz demiştin.

Evet.

Fakat yine de ters giden bir şeyler var.

Tommy zamanın akışını değiştirdi.

-Hayır, değiştirmedi. -Bir yılda üç geçiş.

Bu yanlışlıkla olmaz.

O orospu çocuğu, Janine, hissediyorum. Bir köpeğimizin olduğunu hissediyorum.

O köpeği çok severdik.

-Charlie'yi birlikte kurtardık. -Ve o zengin göt...

Tommy eskiden senin dostundu.

Bu öncedendi, çok öncedendi. Seni geri istiyor Janine.

Seni geri istiyor. Şimdi de biz hiç tanışmayalım diye

zamanda gidip geliyor. Yapmamız gereken şey...

onu polise şikâyet etmek.

Zaman suçu olması için zamanımızın akışını değiştirmeli ve...

değiştirmediği ortada.

O yüzden bir şey yapamazlar.

Öyleyse belki de ben zamanda geri giderim.

Belki de ben zamanda geri giderim ve Tommy küçük bir kaza geçirir.

-Tanrı aşkına Nick. -Ve sen de

Tommy ile tanışmaz, onunla evlenmezsin ve biz de bu kargaşayı yaşamayız.

Birlikte olmamızın tek sebebi Tommy.

Tommy'yle evlenmeseydim seninle hiçbir zaman tanışamazdım.

Zamanda geri gidip ona zarar vermekten bahsediyorsun.

Böyle bir şey yapmayacağına dair bana söz ver.

Nick?

Zamanda seyahat edemem, Tommy gibi zengin değilim.

Nick, söz ver bana.

Neye bakıyorsun?

Ya çocuğumuz olduysa?

Janine, ya bir ailemiz varsa?

Bunu hatırlardık.

Tommy, olduktan iki üç saat sonrasını değiştirdiyse hiçbirini hatırlayamayız.

-Bir terslik var. -Şunu keser misin?

Lütfen.

Beş yıldır evliyiz. Bir kedimiz var, Charlie.

Ona bayılıyoruz. Birbirimize sahibiz.

Her zaman, beni tanımasan bile yine de bana âşık olacağını söylerdin.

Hiç kimse bizi ayıramaz.

Hiç kimse.

Tamam mı?

Tamam.

Pekâlâ.

Zaman artık eskisi gibi değil.

Zamanda yolculuk ve geçişler.

Artık hayat böyle.

Zenginler özel uçaklarıyla Kyoto'ya uçuyor, zamanda yolculuk yapıyor

ve yatlarını Monako limanına park ediyorlar.

Düzen böyle.

Açıkçası ikinizin Janine için kavga etmesi bana biraz acınası geliyor.

-Mağara adamı gibisiniz. -Evet ama o benim karım.

Ama önce Tommy'nin karısıydı.

Boşandılar!

-Sana âşık oldu. -Ayrıldıktan sonra bana âşık oldu!

Öyle mi? Sonrasında mı?

Ya da belki hayatlarını sen biraz değiştirmişsindir.

Sinirlen diye söylemiyorum ama...

Belki de senin yaptığın bir şey onları değiştirmiştir.

Belki de o yüzden ayrılmışlardır.

Değişiklik her zaman kötü değildir. Alex'i hatırlıyor musun?

Bir zamanlar onunla evleneceğine emindin.

Alex, Janine'le tanışmamdan çok önceydi.

Karımı eski kocasına kaptırmayacağım.

Demek evliliğini evde oturup Janine'le tartışarak kurtaracaksın.

-Tartışmıyorduk. -Kediler, köpekler

ya da hiç sahip olmadığınız çocukların cinsiyeti üzerine.

Tommy'ye kafayı takmış gibi konuşuyorsun.

Hayatın değişmemesinden endişelisin ve sonunda elindekileri de kaybedeceksin.

Daha önce hiç ilişki yaşamamış birine göre çok fazla tavsiye veriyorsun.

-Alo? -Bu gerçekten çocukçaydı.

-Zoe, üzgünüm. -Öyle misin?

-Evet, üzgünüm. -Sonra konuşuruz.

Hambleton Solutions, sizi dinliyorum.

-Tommy Hambleton'ın ofisi lütfen. -Bir dakika bekleyin.

Tommy Hambleton'ın ofisi.

Ben Nick Mikkelsen.

-Bir mesaj bırakmak... -Müsait mi bir bakayım.

Hayır, bir mesaj bırakmak...

Alo?

Alo?

Alo?

Tommy? Selam, ben Nick.

-Mikkelsen. -Nick, yemin ediyorum,

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left