The first 200 lines.
Blindspot'da daha önce...
Kim olduğunu, nereden geldiğini, hiçbir şeyi hatırlayamıyor.
Ben on yaşındayken, kapı komşumuz kaybolmuştu.
Bence Jane Doe, Taylor Shaw.
Sen Taylor Shaw değilsin.
- Kimsin sen! - Bilmiyorum.
Dizlerinin üzerine çök, ellerini başının arkasında birleştir.
Jane Doe, tutuklusun.
Üç Ay Sonra. CIA Oregon Kara Mahalli.
Pekala, tekrar deneyelim.
Neden Kurt Weller?
Üç aydır buradasın.
Daha ne kadar bunu kendine yapmaya devam edeceksin Jane?
Aklındaki yere kimse ulaşamaz.
Orası sadece sana ait.
Ne derlerse desinler, ne yaparlarsa yapsınlar...
...kimse sana orada ulaşamaz.
Acı, bir rüyadır.
Acı bir rüyadır.
Pekala, hadi yüzmeye gidelim.
Onların işi seni ölüyormuşsun gibi hissettirmek.
Senin işin de onlara inanmamak.
Vücudun zayıflayabilir ama aklın güçlü.
Çıkarın. Çıkarın!
Kendini boğmaya çalıştı.
Onu canlandırın. Acele et.
Uygun zamanı kolla. Bekle ve gözle.
Her zaman bir çıkış yolu vardır.
Onu hücreye atın.
Bırakın.
Anahtarlar.
çeviri: samet_419 İyi seyirler...
2 hafta sonra.
- Temiz! - Temiz!
Burada değil!
Döşemelerin altına bakalım. İstihbaratım sağlam.
Durun. Duyuyor musunuz?
Motorda, batıya doğru gidiyor.
Siz arabaya dönün. Sıkıştırmaya çalışalım.
- Weller, sola dön. - Onu yakalayabilirim!
Evet, sola dönersen yakalayabilirsin. Güven bana.
Tamam!
Olduğun yerde kal!
Ellerini kaldır. Kaskını çıkar.
Ellerini göster.
Laura Moses, tutuklusun.
Bugün iyi iş çıkardınız.
- Ne var? - Bir şey yok.
Var bir şey. Ne?
Bu biraz hayal kırıklığı değil mi sence de?
Bu kalpazanın izini bütün hafta sürdük.
- Zor bir hedefti. - Dövmelerle çalışmayı özledik.
Yardımcı Direktör Weller?
Ben Naz Kamal. NSA'den.
Siz ve takımınızla acilen konuşmam gerek.
Benimle gelir misiniz?
- Jane Doe kaçtı. - Nereden kaçtı?
Biz işlemlerimizi yapamadan CIA baskın yapıp onu tutukladı.
Erişimimizi engellediler ve işbirliğini reddettiler.
Aylardır onlardan bilgi almaya çalışıyorum.
Beni oyalıyorlardı.
Onu Oregon'da bir kara mahalde tutuyorlardı.
- Aman Tanrım. - Buna rağmen kaçmış mı?
- Evet. - Ve siz nerede olduğunu biliyor musunuz?
Onu New Jersey Camden'daki bir ATM kamerasında gördük.
Neden NSA Jane ile ilgileniyor?
NSA'in Zero Division dediği gizli bir bölümünde çalışıyorum.
Yaklaşık altı yıl önce...
...rastgele görünen birkaç terör olayını birbiriyle ilişkilendirmeye başladım.
Kentucky Devlet Binası saldırısı...
...DC'deki metro bombalı saldırısı, O'Hare'deki suikast.
Bunların hepsi bireysel eylemlerdi.
Hayır, o şekilde görülecek şekilde tasarlanmıştı.
Bir düzineden fazla terör saldırısından tek bir grubun sorumlu olduğuna inanıyoruz.
Onlara "Sandstorm" kod ismini verdim.
Örgütteki kaynağımız bize...
...Times Meydanı'nda gerçekleşecek bir olaya atıfta bulunan bir istihbarat gönderdi.
Jane'in bir Truva atı olarak size gönderilen bir Sandstorm üyesi olduğunu düşünüyoruz.
O zamandan beri durumu takip ediyorduk. Bunu size söylememizin tek sebebi...
...CIA Jane'i bulmadan önce onu yakalamak için yardımınıza ihtiyacımız olması.
Neden?
Çünkü siz onu tutuklamadan önce...
...Jane'in Sandstorm'a sırt çevirmek üzere olduğunu düşünüyoruz.
Bakın, Jane bu takımla derin bir bağ kurdu.
Onu değerli bir varlığa dönüştürecek biri varsa o da sizsiniz.
Üç ay kara mahalde kaldıktan sonra bize nasıl bağlı hissedeceğine emin değilim.
Özellikle onu teslim eden biz olduktan sonra.
Onu biz teslim etmedik. Elimizden aldılar.
Sandstorm büyük bir saldırı planlıyor. Denemek zorundayız.
Şu anda nerede?
Cidden bir motelde mi çalışıyor?
Bir hizmetçi olarak. El altından ücret alıyor.
Göze batmamasının tek yolu küçük paralar kazanmak.
- Neden göze batmasın ki? - Neden ona kendin sormuyorsun?
Nasıl oynamak istiyorsunuz?
Ben hala yerel SWAT'ları çağıralım diyorum. Bir kişi ama Jane'den bahsediyoruz.
Ne yapıyorsun?
- Yalnız gidiyorum. - Bu çok ama çok kötü bir fikir.
- Evet, birlikte gideceğiz. - Olmaz, yanına hararetli gidersek...
...o zaman çok ama çok kötü bir fikir olur.
Oraya yalnız gidersen de çok kötüye gidebilir.
Birisinin bir gün onu bulabileceğini biliyor olmalı.
Hazırlıklı olmadığını mı düşünüyorsun? Kim bilir orada ne tuzaklar kurmuştur?
Yalnız gidiyorum, bunu beklemiyordur.
Seni gördüğüne mutlu olmayacak. Bunu biliyorsun, değil mi?
Reade, yan giriş senin.
Tasha, arka taraf sende. Ben söyleyene kadar harekete geçmeyin.
Yeleklerinizi de çıkarın.
Kıpırdama.
Konuşmak istiyorum.
- Tabii, elinde silahla. - Jane...
Konuşmak istiyorsan silahını at.
Kaç ajan geldi ve nerede konumlular?
Benimle gelmelisin.
Kaç tane ve neredeler?
- Kimsenin incinmesini istemiyorum. - Kimsenin incinmesini istemiyor musun?
Geçen üç ay nerede olduğum hakkında bir fikrin var mı?
Her gün bana ne yaptılar bir fikrin var mı?
Seni CIA aldı. Bunun olmasını hiç istemedim.
- Öyle mi? - Ben adalet istedim.
- Ülkenin kanunları altında. - Ben var değilim Kurt!
Pasaportum yok, doğum belgem yok. Hiçbir hakkım yok!
Lütfen. Silahını indir.
Geri dönmeyeceğim.
O zaman beni vurmak zorundasın.
Tanrım!
Jane!
Kes şunu!
Jane...
Kes şunu!
Kıpırdama!
Jane, at silahını!
- Onu neye sokuyorlar? - MR tabanlı bir koroner yalan makinesi.
Damar, kalp ve beyindeki en küçük kasılmaları bile izlenebiliyor.
%100 doğru sonuç veriyor ve yalan makinesini tılsım yüzüğüne çeviriyor.
O zaman neden yalan makinesi kullanıyoruz?
Çünkü bizim tutsaklarımıza yüksek miktarda radyoaktif madde enjekte etme hakkımız yok.
Tam olarak yasal değil.
Merhaba Jane. Benim adım Naz.
Bana karşı tamamen dürüst olman gerekiyor.
Bunun gerçekleşmesnin tek yolu bu.
Sana bir şey söyleyeceğimi nereden çıkardın?
İki hafta önce CIA'in Oregon'daki kara mahallinden tek başına kaçmayı başardın.
Seni becerikli olarak sınıflandırmanın adil olduğunu düşünüyorum.
Şu anda dünyanın öbür ucunda olabilirdin...
...ama bunun yerine New Jersey Camden'da saklanmayı tercih ettin.
Buradan iki saat uzakta. İşini bitirmeden kaçmadın.
Onları bulmak istiyorsun. Ben de öyle.
Seni tekrar yakaladığımız için CIA'in seni bulması neredeyse imkansız.
Seni tekrar gözaltına alırlarsa...
...seni bir daha asla çıkamayacağın bir yerde tutacaklar.
Onları senden uzak tutmam için bana bir neden ver.
Bizimle çalış ve özgürlüğünü kazan.
Seni buraya soka insanları yakalamamız için bize yardım et.
Times Meydanı'nda bulunduğundan beri seni izliyorduk...
...ama bazı parçalar eksik.
Oscar olarak tanınan ajan seninle ilk ne zaman iletişime geçti?
Tom Carter beni kaçırdıktan sonra.
Beni kaçırdı ve bana işkence yaptı.
Oscar Carter'ı öldürdü ve beni kurtardı. Bana bir video izletti.
Hafızam silinmeden önce kendim için yaptığım bir kayıttı.
Bunu kendine sen yaptın.
Onlara inandın mı? Bunu kendine senin yaptığına?
Evet. Oscar'ı hatırladım.
Biz...
Biz tüm bunlardan önce nişanlıydık.
Oscar ne yapmanı istedi?
Benim için görevleri vardı.
Küçük ve önemsiz olduklarını söylemişti.
Kalem çalmak, GPS çipi değiştirmek gibi.
- Bu görevleri isteyerek mi gerçekleştirdin? - Hayır.
Yapmazsam, Kurt'ü öldüreceklerini söyledi.
Takımımı öldüreceklerdi.
- Ona inandın mı? - Evet.
Ama bu görevler Jane, ne küçük ne de önemsizdi, değil mi?
- Çok büyük ve özel bir hedefleri vardı. - Evet.
Çok geç olana kadar fark etmedim.
Mayfair'in cinayetini kurgulayana kadar.
Yardımcı Direktör Mayfair şu anda nerede?
Jane?
Öldü.
Bizi bulmuştu, ama nasıl bilmiyorum.
Oscar onu öldürdü.
Kimsenin incinmeyeceğine söz vermişti ama onu öldürdü.
- Oscar nerede? - Öldü.
Onu takip ettim...
Tüm bunlara bir son vermek için onu yakalamak istedim.
Ama bana saldırdı ve onu öldürdüm.
Onu öldürdüm!
Üzgünüm.
Dokunma bana.
- Doğruyu söylüyor. MR... - Tabii ki söyleyecek!
Yakalandı. Bir makineye bağlandı.
Bu ona güvenebileceğimiz anlamına gelmiyor.
Bak...
Mayfair'i onun önünde öldürdüklerinde bir hata yaptılar.
Onları çökertmek istedi ve nişanlısını öldürdü.
Mayfair'i seviyordu.
Seni de seviyordu.
Bunu göstermek için çok komik bir yol seçti.
No comments yet. Be the first to leave one.