The first 200 lines.
Çeviri: IDPeaceM
Bu öğrencilerin de kibri arşa değiyor!
Küçücük başınla bir sürü iş çıkardın!
Zhu Yun, kendini bir şey mi sanıyorsun sen?
Sana soruyorum.
Ne demek istediğinizi anlamadım.
Anlamadın öyle mi?
Ne dediğimi anlamadın?
Bunca yıldır üniversitelerle çalışıyorum ama ilk defa senin gibi berbat bir öğrenci gördüm!
Bir sen misin iyi? Her şeyi bir sen mi biliyorsun?
Beni aptal yerine koydun.
Bu öğrenciler nasıl bu kadar ahlaksız olabiliyor anlamış değilim.
Beni rezil etmek için saçmalamışsın.
Öğrenci mi diyorsun sen kendine?
Bir öğrenci olarak kasten üst dönemin birini rezil ettin.
İşyerine zararsın sen.
Zhu Yun, beni dinle.
Senin bu yaptığın edebe adaba sığmaz!
Bilerek okul-işletme birliğine zarar verdin.
Cezanı çekeceksin.
Dekan Jia,
genç...
ama korkunç şeyler yaptı.
Sorumluluğunu alsın.
Dekan Jia...
hocası olarak
ben Zhu Yun'a kefilim.
Asla böyle bir şey yapmaz.
Hele bilerek hiç yapmaz.
İşte kanıtı.
Bilerek yapmış.
Şimdilik geri dönün.
Xiaobei,
ben durumu çözüp
Xinchuang'a açıklarım.
Sağ olun Dekan Jia.
Dikkatlice bakın.
Xinchuang'ı ben hallederim.
Cezasını ben kabul ederim çünkü projeden sorumlu benim neticede.
Ama bu tarz bir turum
okul-işletme birliğine zarar verdi ve Nanhu Üniversitesi'nin itibarını zedeledi.
İlerideki işbirliklerimize de gölge düşürecektir.
Ağır şekilde cezalandırın.
Zhang Xiaobei,
fazla ileri gidiyorsun.
Zhu Yun birinci sınıf öğrencisi.
Hemen cezalandırılsın diyorsun.
Bütün hayatını mahvetmek mi niyetin?
Bu kötü niyetinin cezasını çeksin.
Ben mi büyüttüm onu sanki?
Onların projesini çalan sendin bir kere!
Zhang hocam
laflarınıza dikkat edin.
Ben onlara fırsat, kaynak sundum
basın karşısına çıkardım.
Projelerini çaldın diyorsunuz.
Kanıtınız var mı?
Adımı lekeliyorsunuz.
Okul-işletme birliğini mahvetmek mi niyetiniz?
Kendi işinize baksanız iyi olur.
Bir öğrenci için kendinizi feda etmeye değmez.
Alo?
Konuş.
Neler oluyor?
Zhang Xiaobei bizim okula
Zhu Yun'un bilerek o şekilde kodları yazıp okul-işletme birliğini mahvettiğini bildirmiş.
Nasıl ikna etmiş?
Hazırlıklıymış.
Han Jiankang'a...
Zhu Yun'un yazdıkların kopyalatmış.
Han Jiakang yazılı ve imzalı bir ifade bile vermiş.
Benim gitmem lazım.
Ne yapacaksın?
Zhu Yun nasıl?
Zhang Xiaobei sana ne vaat etti?
Para...
proje...
makale...
doktora...
hangisi?
Kadrolu olacaksın dedi.
Tahminimden ucuza gitmişsin.
Niye eleştiriyorsun ki beni?
Niye suçluyorsun beni?
Zhu Yun'un suçlu olduğu aşikâr.
Niye geleceğim uğruna onu koruyayım ki?
O kim?
Zhu Yun'dan özür dileyeceksin.
Beni mi bekliyordun?
Blue Crown uygulaması.
Gözünü kırpmadan bana mı veriyorsun? Satmayacak mısın?
Peki.
Zhu Yun'un yaptıklarını gözardı edeceğim.
Onun üstünden seni kontrol edebileceğimi bilseydim enerjimi bu kadar harcamazdım.
Senin yüzünden başıma bela açtı, değil mi?
Bak.
Birbiriniz uğruna kendinizi feda etmeye kalktınız.
Kendinizi kahraman mı sanıyorsunuz? Başkasını nasıl kouryacaksınız?
Ne oldu?
Bir gün pişman olacaksın.
Zhu Yun. Li Xun, Zhang Xiaobei'nin yanına gitti.
Li Xun.
Li Xun?
Arkanı dön.
Niye burada oturuyorsun?
Bırak şimdi onu.
Zhang Xiaobei'ye uygulamayı mı verdin?
O gün oradaydın, değil mi?
O gün bana söylediği her şeyi duydun.
Ona gittiğinde ne yapacağını az uçuk kestirmiştim.
Dediklerinin ve yaptıklarının başkası tarafından
görüldüğünü fark etmeni istemedim.
Prenses...
ben o kadar hassas değilim.
Ne oldu?
Aptal seni.
O kadar vaktini o kadına harcamışsın.
Neyse, aptalsın işte.
Uygulamayı satarak ne kadar kazandın?
Öyle bir sürü uygulamayı gözüm kapalı yazarım.
Şovmen.
Ee...
Söze gerek yok.
Li Xun,
ben prenses ya da aptal değilim.
Bekleyip görelim.
Gao,
niye burada oturuyorsun?
Li Xun.
Ne oldu?
Karar vermeden önce bana da danışsan?
Ret mi edecektin?
Başka bir yol deneyemez misin?
Başka bir yol mu buldun?
Sonuç aynı olacakken sana sormam bir şey fark eder mi?
Li Xun, uygulamayı tek başına geliştirmedin.
Ben de emek verdim.
Biraz saygı istiyorum.
Çok mu zor?
Anladım.
Ama sana soramayacağım kadar acil bir durumdu.
Gao, Zhang Xiaobei ile uğraşıyorduk.
Biliyorsun.
Hemen harekete geçmesek aleyhimize olacaktı.
Artık onu dert etmemize gerek kalmadı.
Haksız mıyım?
Zhu Yun'a yardım için bu son olsun.
Yarım saattir bakıyorsun.
Mucize mi bekliyorsun?
Alo?
Anne.
Yun, saat çok geç. Bir şey mi oldu?
Ne yapıyorsun anne?
Ben mi?
Dosya okuyorum.
Ne oldu?
Yok bir şey.
Seni özledim.
Ben de seni özledim.
Nasılsın, iyi misin?
Yun, bir şey mi oldu?
Hayır.
Tecrübeli bir eğitimci olarak
bir şey olduğunu anlayabiliyorum.
Ne oldu, söyle.
Anne...
bizim proje müdürü
bize karşı acayip sıkı.
Çok normal.
Grubunuz proje alıyor.
Profesyonel muamelesi görmeniz çok normal.
Hocalarınız gibi sabırlı olmazlar size.
Ama bu güzel bir şey.
Kapasitenizi zorlar.
Size sıkı davranmasalar...
ilerleme kaydedemezsiniz.
Anne...
notlarım çakıldı resmen.
Bu dönem başı dördüncüydüm...
ama şimdi dokuzuncuyum.
Niye?
Dersler mi zor?
Hayır.
Sebep ne peki?
Dışarıdan bir proje müdürü
Okul- İşletme Birliği'ndeki mezunlardan biri, projede bana yardım et dedi.
O kadar yoğun programımda
iyi bir şey çıkaramadım
o da bana sinirlendi.
Çok saçma.
Okul-İşletme Birliğindeki mezunlar
örgün öğretimdekilere karışamaz.
Bir de sizi ucuz iş gücü olarak kullanmışlar.
Bu kadarı fazla.
Hayır.
Niyeti iyiydi.
Biraz daha pratik kazanalım istedi.
Tamam. Anladım.
Boş ver.
Babana söylerim, halleder.
No comments yet. Be the first to leave one.