The first 200 lines.
Bir saniye.
Hasta El Fuego. Lütfen bekleyin.
Bu taraftan.
Selam!
Reggie Selam!
Çok utanıyorum…
Kayboldum
Arayabilir miyim?
-Bir tek daha. -Evet, tabii. Olur.
Reggie gelen…
-Selam Reggie. Merhaba. -Laura, selam.
Telefonda böyle çok utanç verici bir şekilde tanıştığımıza memnun oldum.
Sorun değil. Bir şey yok.
Tabelası olmayan popüler bir yer seçince böyle oluyor.
Evet, burada niye böyle yapıyorlar?
Bilmiyorum. Sadece birkaç aydır şehirdeyim.
-Ben de! Yok artık! -Vay canına.
Çok hoş bir restoran.
-Hudson'da mı? -Evet.
-Ben Hudson'da mıyım? -Bilmiyorum.
Hudson'da değilim. Olamaz.
Şimdi Hudson'a doğru yürüyorum.
-Tamam. -Çok üzgünüm.
Bir üniversite profesörü üzerinde bırakmak istediğim ilk izlenim bu değil.
Doçentim ve alanım Film Araştırmaları, yani…
güvendesin.
Film Araştırmaları mı? Çok iyi.
Öyle diyorsun ama akşamdan kalma 19 yaşındaki bir grup gence
20. yüzyıl kanlı filmlerini öğretmeyi bir dene.
Kanlı filmler, öyle mi? En sevdiğin korku filmi hangisi?
O değil.
Neden kanlı filmler?
İlginç olduğunu düşünüyorum.
Film klişelerine bakarak
dönemin kültürünü inceleyebiliyorsun.
Örneğin maskeli katil, final kızı ve farklı kurallar var.
Sakın ayrılma. Sakın seks yapma.
-Sakın telefona cevap verme. -Kesinlikle.
Hepsi klişe.
Ama o klişelerden aykırı sanat için bir fırsat doğuyor.
Sessizler için bir ses diyebilirsin.
Ulu Tanrım.
Evet, açıkçası benim tarzım daha çok romantik komedi.
-Tamam. Sanırım Hudson'dayım. -Tamam.
Restoranın dışı ne renk?
Sanırım kırmızı.
Kırmızı bir şey görmüyorum.
Yanılıyor olabilirim. Gidip…
Gidip bir bakayım.
Tamam. Teşekkürler.
Evet, kesinlikle kırmızı.
Evet, ben burada kırmızı bir şey görmüyorum.
Hudson'da olduğuna emin misin?
Kahretsin, hâlâ bir blok uzaktayım.
Kestirmeden gidebileceğim bir ara yol var.
Restoran bir ara yola yakın mı?
Evet! Evet. Bir ara yol var.
Mükemmel. Ara yoldan geliyorum.
Seni görmüyorum.
Bekle. Gerçekten mi? Emin misin?
Yolun yarısında çöp konteynerleri var.
Onları görüyorum ama seni görmüyorum.
Ben de seni görmüyorum.
Bu ürkütücü, değil mi?
Biraz.
20. yüzyıl kanlı filmleri, öyle mi?
Evet. Hudson'a doğru yürüdüğüne emin misin?
Eminim.
Bekle, sanırım seni görüyorum! El sallayabilir misin?
Beni görebiliyor musun?
Baktığım kişi el sallamıyor. Sadece… bana bakıyor.
Emin misin?
Çok tuhaf.
Şimdi bana doğru geliyor.
İyi misin?
Olamaz. Beni takip ediyor.
Ben kimseyi görmüyorum.
Olamaz, peşimde!
Sen neredesin?
-Bıçağı var! -Ne?
Ve en kötü kısmı bu değil.
En kötü kısmı
kanlı filmler hakkında ders veriyorsun
ve yine de karanlık bir ara yola girdin. Tek başına.
Tamam, hiç komik değil.
Hayır.
Değil.
Şimdi kırmızı bir şey görüyorum.
BLACKMORE ÜNİVERSİTESİ
Selam. Tara!
Jason.
Greg ve sen OKB partisine gelecek misiniz?
İspanyolca projesini vaktinde bitirirse evet, geleceğiz.
Ablan geliyor mu?
Hayır, Sam öğrenci birliği partisine hayatta gelmez.
Her şeyin bir ilki vardır.
Ama bu akşam olmaz.
-Onu ikna edemez misin? -O benim değil, senin sorunun.
-Bana bir içki ayır! -Tamam. Görüşürüz.
Tatlım, ben geldim!
Greg?
Greg?
Greg arıyor
Üzgünüm, tamam mı?
Beklemekten bıktım ve pratik yapmak zorundaydım.
Lütfen kızma. Ne kadar kızgınsın?
Kızgın değilim Jason.
Dostum. Sesi birbirimizde kullanmayacağımızı söylemiştik.
Çok şey söylemiştik.
Sen Greg'sin, değil mi?
Başka kim olacaktı?
Neredesin? Sana anlatmak istiyorum.
Bu arada
şu birlik partisine gitmeliyiz. Tara gidiyor.
-Nasıldı? -Telefonda olmaz.
Cidden, şu lanet ses modülatörünü kapat!
Sadece sesi ayarlamaya çalışıyorum.
Sen kendi pratiğini yapıyorsun, ben de benimkini.
Her neyse.
Nasıl hissettirdiğini söyle.
O zaman belki ortaya çıkarım.
Dostum, burada olmadığını biliyorum.
Dediğimi yap.
Tamam, peki.
Hayal edebileceğimizden bile daha iyiydi.
Bıçak içine girdi ve sanki
artık insan değildi.
Sadece bir hayvandı.
Her saplanışında…
insanlığı… giderek azaldı.
Ve sonra…
sadece et oldu.
Ama o sadece et değildi Jason.
O bir insandı. Film profesörümüzdü.
Evet, peki…
boş ver onu.
Giallo ödevimde bana C- vermişti.
Onu bu yüzden mi öldürdün? C- yüzünden mi?
Sırada kim var, ilkokuldaki müdür yardımcın mı?
Sırada kim var biliyorsun. Niye böyle davranıyorsun?
Yapma Jason. Birbirimizi ne zamandır tanıyoruz?
Sen söyle.
Sekiz yıldır. Ortaokulda tanıştık. Atlanta'da.
Sadece bunu niye yaptığını düşündüğünü söylemeni istiyorum. Kendi sözlerinle.
Richie'nin filmini bitiriyoruz.
Doğru, Sam ve Tara'yı öldürerek.
Niye benimle uğraşıyorsun?
Niye nerede olduğunu söylemiyorsun?
Neden bunu sorup duruyorsun? Sana söyledim zaten.
Buradayım.
Hadi bir oyun oynayalım.
Olamaz.
"Sıcak mı, Soğuk mu?" oyununu biliyor musun?
Hadi. Beni bul. Sonra gidip Carpenter kardeşleri doğrarız.
Lanet kameraları mı kullanıyorsun?
Evet. Kameralar.
Şu anda çok, çok soğuksun.
Tamam pislik, hadi oynayalım.
Soğuk.
Isınıyor.
Daha ılık.
Daha ılık.
Tamam, biliyor musun? Bu aptalca. Şimdi telefonu kapatacağım.
Ama daha ılık oluyorsun.
Daha soğuk.
Daha ılık.
Daha ılık.
Yanıyorsun!
Kahretsin!
Hayvan gibi mi hissediyorsun Jason?
Lütfen dur!
Et gibi mi?
Ama filmi bitirmeliyiz.
Filmler kimin umurunda?
ÇIĞLIK 6
Yeni tedavin nasıl gidiyor?
İyi sanırım.
Hâlâ görmemem gereken hiç kimseyi görmüyorum.
Ama asıl endişe ettiğim kişi Tara.
Ben asıl senin için endişe ediyorum.
Altı aydır buraya geliyorsun
ve konuştuğumuz tek şey, kız kardeşinin
ikinizin bir yıl önce yaşadıklarınızla nasıl başa çıkamadığı.
İstismarcı bir ilişki ima ettin,
babanla sorunlarını…
Ama seni ne zaman detay vermeye zorlasam
sustun.
Güven sorunum var.
Peki.
Sana yardım edeceksem
bana detayları anlatman gerekiyor.
Peki.
Babam Billy Loomis'ti.
Ünlü bir seri katildi.
Onun hakkında bir film yaptılar.
Evet. Elbette yaptılar.
Geçen yıl erkek arkadaşımın da seri katil olduğunu ve benimle sadece
babamı idolleştirdiği için çıktığını öğrendim.
O ve psikopat kız arkadaşı bir sürü kişiyi öldürdü.
Ve Billy'nin kızı olduğum duyulunca
No comments yet. Be the first to leave one.