Season 1

Release info

Nae-il-do Chul-geun S01E04 Episode 4 Broke Up Yesterday Still Clocking In 1080p AMZN WEB-DL DD 2 0 H 264-playWEB
A Commentary by desprite
Alt yazı çevirmeni: Seçil İşlek Atalay

Tags

webdl
Published on: 2026-07-01
Downloads: 12
Hearing Impaired: No
FPS: 23.976

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

BU BİR KURGU ESERİDİR

ÇOCUK OYUNCULAR GÜVENLE FİLME ALINMIŞTIR

Otuzumu geçtim, bu daha ilk albümüm.

Çok mu geç kaldım sence?

1. ALBÜM BAND GA-EUL

Aklımda tek bir şey vardı.

Sana başım dik bir şekilde evlenme teklif etmek istiyordum.

Yakında bir plak şirketiyle anlaşıyorum, sana istediğin o bahçeli evi alabilirim.

- O zaman artık... - Ga-eul.

Cidden evlenmek istiyor musun?

Seni kaybetmek istemiyorum.

Peki evlendikten sonra?

Sonra ne olacak?

Benim istediğim geleceğe uymak için kendini zorlayacak mısın?

Asıl yapmak istediklerini bastıracak mısın?

Evet.

Sen istersen daha sık albüm çıkarırım, hiçbir yere de gitmem.

Aptal.

Benim âşık olduğum insan bu değil ki.

Benim yüzümden değişmeni istemiyorum.

Kulağa bencilce geliyor şimdi.

O beklentileri kendim için ben kurdum, şimdi de geri adım atan benim.

Ben...

Ben çok geç kaldım, değil mi?

Beni bilirsin.

Otuzdan sonra ilk albümü çıkarmayı bile geç kalmışlık sayarım.

Ama sen herhangi bir 30 yaşındaki insan değilsin.

Enstrüman çalmayı öğrendin, şarkı sözü yazmaya devam ettin,

seyahat bahanesiyle tonla ufak işe girip çıktın.

Biliyor muydun bunu?

Haklıymışsın.

Bu albüm tam da şimdi çıkmalıydı,

o zaman değil yani.

Yani bu kadar mı?

Böyle mi bitecekti?

Evet.

Ji-yoon.

Bugün harikaydın.

Sanki ilk âşık olduğum zamanki insanı gördüm.

Ga-eul, sen kendin gibi yaşamaya devam et.

Benim hayatıma uymak için kendini zorlama.

Ben de öyle yapacağım.

Sana teşekkür ederim.

Sahnede parladığını gördüm sonunda.

Son bir kez.

Sonunda albümü açmaya cesaret edemedim.

Zar zor bir kenara kaldırdığım duygularımı

serbest bırakmak gibi olacaktı.

BÖLÜM 4: DÜN TERK EDİLDİN, YİNE DE O MESAİYE GİDİLİR!

Ne kadar ağlamışsın öyle?

Geriye bir gram pişmanlık kalmayana kadar.

Bari barışsaydınız.

Sonunda tam başarıyı yakalamışken. Yazık oldu.

Yine ayrılırdık zaten, ben de yine böyle kurbağa gibi şişerdim.

Herkes bir şey yok sanırken kendi filmini yaşaman, gerçek romantizm bu işte.

Merhaba Bayan Cha!

Ben Pazarlama'dan Shin Na-ri.

Merhaba Na-ri!

- Aynı dönemdeniz. - Biliyorum.

Beni neden görmek istedin?

Bu hafta sonu etkinliğimize yardım edebileceğini duydum.

Pardon?

O zaman bu hafta sonu boşsun demek.

Zaten sürekli mesaiye kalıyor, hafta sonu da çalışsın mı?

Yok, sorun değil. Ben kabul ettim.

Tamam o zaman.

Küre buzu tanıtmak için bir kokteyl markasıyla iş birliği yapıyoruz.

Beyzbol stadyumunda mı?

Bu hafta sonu SAEUM'un kendi sahasında maçı var.

Yirmi bin biletin tamamı satıldı bile.

Ses getirmek için harika bir fırsat, değil mi?

Süper.

Na-ri işinde çok iyidir.

Aslında bu planı öneren bizzat Bay Kang oldu.

Tahmin ettim. Her zamanki gibi titiz.

Lafı açılmışken,

gözlerinin şişmesinin sebebi o mu?

Söylentiler aldı yürüdü resmen.

Söylenti değil, gerçek.

Üstelik konuşması da çok sert.

Öyle mi?

Yani çok konuşan biri olmayabilir, her zaman öyle değil.

Ama aslında çok düşünceli.

Ji-yoon, sen şu an Bay Kang'ı mı savunuyorsun?

Savunmuyorum. Sadece...

Siz ikiniz...

Aranızda bir şey mi var?

"Bir şey" mi? Ne münasebet!

Ağzını açınca bazen tam bir pislik oluyor.

Bir hatanı yakaladı mı da peşini asla bırakmaz.

Acımasız gerçekler ve iğneleme, başka bir şey yok!

İşe dönelim artık en iyisi.

Seni sonra yine ararım ben.

Bay Kang.

Duydun mu?

Neyi duydum mu?

Az önce dediklerimi.

Pisliğin teki olduğumu mu?

Özür dilerim.

Sen öyle diyorsan doğrudur.

Sen öyle diyorsan doğrudur.

Sen öyle diyorsan doğrudur.

Sen öyle diyorsan. Sen öyle diyorsan.

Yeni ürün sunumu için ne yapıyoruz?

Başkasının işini elinden aldın, üstüne sunumu da mı sen yapacaksın?

Öyle bir niyetim yok.

Biraz insafın varmış.

O zaman sunum taslağını sen hazırla Bayan Cha.

Birkaç revizyon gerekecek, mümkün olan en kısa sürede yap.

Sunumu Bayan Cha yapacak.

Ben mi?

Evet.

Bu projede ilk planlamadan geliştirmeye, baştan sona sadece sen varsın.

Dalga mı geçiyorsun?

Artık deli saçması bu iyice.

Kıdemli Uzman'ın yeni ürün sunumu yapması ne demek?

Bayan Cha, sen söyle.

Mantıklı buluyor musun bunu?

Bay Kang öyle diyorsa doğrudur.

Ne?

Üstesinden gelebilecek kapasitede.

Geliştirme Ekibi'yle beni ikna etti, aynı şeyi yapacak.

O büyüklükte bir sahneye çıkmanın kolay olduğunu mu sanıyorsun?

Açgözlülüğünle her şeyi mahvetme!

Tamam.

Yapacağım.

Ne? Bayan Cha!

Peki.

Sana yardım edeceğim.

Evet, Bay Kang.

Cidden mi?

Ben mi? Yeni ürün sunumu mu?

Yeni ürün sunumunu ben mi yapacağım?

Neden kafanı eğip uslu durmuyorsun ki? Niye sürekli başına iş açıyorsun?

Yoksa iyi bir şey mi bu?

En azından kendimi işe gömebilirim.

Baksana iş.

Kederimi acıyla bastırmamı sağladın, çok teşekkür ederim.

KEDERİMİ ACIYLA BASTIRMAMI SAĞLADIN, ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM!

No-ah'ın ideal hayatı.

DELF A2, bekle beni geliyorum!

Numaranı buraya yazar mısın?

Erkek arkadaşım var.

Öyle mi?

Pardon?

Öğrencilerin numaralarını topluyorum.

Dersin asistanıyım.

Özür dilerim. Tamamen yanlış anladım.

Bir saniye.

Buyur.

YOON NO-AH 010-0705-8005

"Yoon No-ah."

- Bu numaradan ulaşırım. - Tamam.

Gelecek sefere şapkamı geri ver.

Pardon?

O şapka benim için çok önemli.

Gözyaşlarını sakla.

Hayır.

Neden? Boyun uzun işte.

Ağaçtan uzun değil ya.

O zaman bunu kullan.

Hayatta olmaz.

Peki o zaman ne yapacağım?

Bana lazımdı.

Sıkı tut bakalım.

Teşekkür ederim efendim.

Ben bir şey yapmadım. Kendin aldın.

Tamam.

Al.

Bu bana hediye mi?

Hadi gelin!

Çikolata sevmiyor musun?

Yok, severim.

Peki o surat ne?

Madem yardım edecektin, başta neden hayır dedin?

Gördüğün gibi tek başıma yapamadım.

Bu yüzden insanlar...

Sen gerçekten yanlış anlaşılmak için yaratılmışsın.

Farkında mısın?

Giriş Perisi son günlerde epey geç geliyor.

Dün gece sunum taslağını hazırladığım için geç yattım.

Sunum için zaten takvimimiz sıkışık, Pazarlama'ya da yardım etmemi istiyorsun.

İki ben lazım.

- Sırf Pazarlama'ya destek için gelmedik. - Ne için geldik?

Bunu sunum için bir prova gibi düşün.

Ürünü potansiyel müşterilere tanıtacağız, sonuçta aynı şey.

Bugün yapacaklarımız sunum için doğru yönü bulmana yardım edecek.

Yani bunları benim için mi ayarladın?

Kendim içindi.

Oyuncu batırırsa fatura koça kesilir, bilirsin.

Geçelim mi?

Memnun olduğuna emin misin?

Hiç öyle görünmüyorsun da.

Satıcıyla etkinliği ben yürütürüm.

Bayan Cha, sen buzdolabının yanında durup küre buzun özelliklerini anlatır mısın?

Tamamdır.

Bay Kang da...

Sizin geleceğinizi beklemiyordum.

Ben de el ilanı dağıtırım.

Tamam.

See You at Work Tomorrow! subtitles in other languages

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left