Forced Vengeance

Forced Vengeance

Download Turkish Subtitle

Release info

Forced Vengeance (1982) DvDRip x264- jackane
A Commentary by Firewalker.dk
Retail from webrip (enjoy and rate)

Tags

DVD
DVDRip
dvdrip
dvdr
x264
Published on: 2020-10-11
Downloads: 19
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Los Angeles'a Melekler Şehri derler.

Buraya yıllardır gelmemiştim.

Değişmiş. Hem de çok.

Ve Tinseltown denen bu düşük profilli semt de öyle.

Bu düzenbazın...

...akıldan ve zevkten çok parası var.

-Size nasıl yardımcı olabilirim? -Bay Diamond'a "Randall geldi" deyin.

Üzgünüm, Bay Diamond şu anda müsait değil.

Benim için daima müsaittir.

- Müsaadenle. - Ama-- Ama, efendim!

Sen de kimsin?

Adım Randall.

- Sen David Paschal'ın adamısın. - Doğru.

Bak, tefecilerin evime gelip beni tartaklamasına izin vermem.

Sadece borcunu ödemeni istiyor.

Bak, tatildeydim.

Paschal'ın kumarhanesinde sarhoş oldum ve herif beni kıskaca aldı.

Senin o patronun alçak bir melez Yahudi'den başka bir şey değil.

Ona 114 bin dolar borcun var.

Öde.

Kumar borçları ne bu eyalette, ne de diğerlerinde kanuni değildir.

- Ben avukat değilim. - At şunu dışarı!

Oynayıp eğlendiğimiz yeter. Sökül paraları, Diamond.

Al, üstü sende kalsın.

O en güzel şapkamdı. Lanet olsun.

Çanta burada kalıyor.

Demek onu istiyorsun. Al.

Seni aşağılık.

Suratını dağıtacağım!

Sana da iyi günler.

Sam Paschal hep der ki:

"Ailelerin birlikte ibadet etmemesi gerektiği nerede yazıyor?

Hong Kong'da bile. Hem, bu sindirime de yardımcı olur."

Mama Ruth, Musevi anne kavramına yepyeni bir perspektif kazandırdı.

Ve Paschal'ları gerçek bir aile olarak yakınında tutar.

Bana "Bir numaralı evlatlık oğlum" der.

- Merhaba, Sam. - Ne haber, evlat?

- Spor yapıyordum. - Tai chi'yi neden denemiyorsun?

Bana göre fazla şiddet içeriyor.

Affedersiniz, bayım. Affedersiniz. Az sonra iniyoruz. Teşekkürler.

Bayanlar ve baylar, Hong Kong Uluslararası Havaalanı'na iniyoruz.

Çevik, sert ve tehlikeli. Hong Kong yüzünüze çarpan...

...ve çok iyi hissettiren bir tokat gibiydi.

Yeşimden ve neondan yapılmış bu cangılda tek kanun vardı:

Hemen para kazan. Her nasıl olursa olsun.

Ama çok güzeldi.

- Al bakalım. - Merhaba, Josh.

Merhaba, Joyce.

- Selam Josh. Nasılsın? - İyiyim, Ron.

L.A. yolculuğun nasıldı?

- İyiydi, teşekkürler. - Bir bira için vaktin var mı?

- Şimdi olmaz. Dave nerede? - Sanırım kasanın orada.

- Tamam, sonra görüşürüz. - Pekala, harika.

Evet, işte burada.

Şu Kyle'la ilgilenmemiz gerek.

- Seni görmek de güzel, Dave. - Pislik herif yine iş başında.

Evet, yolculuğum çok iyi geçti, teşekkür derim.

Onu bir saat önce iki kez yakaladım.

Bunu muhasebeye götür.

Onu da ofisime getir.

Josh, hoş geldin.

Beni ne kadar özlediğin belli oluyor.

Güvenlik şefi tam bir baş belası olabili-- Lanet olsun.

Seni zavallı, aptal şey...

- Aşırıyordun, Kyla. - Saçmalık!

Buradan çaldığınla da Raimondi'de kumar oynuyorsun.

İndir pantolonunu.

Hayatta olmaz.

- Josh. - Onu duydun, Kyle.

Gerisini de ver.

Bu kez gerçekten batırdın.

Git, başkasını dolandır.

Hiç değilse çekimi alsam? Yakında çocuğum olacak.

Ellerini kırmadığım için şanslısın.

Güle güle.

Hiç değilse pantolonumu geri ver.

Çıkarken, ön kapıda alabilirsin.

- Hey, Josh. Sorun nedir? - Ona çok sert davrandın, Dave.

Kuralları uyguluyorum, hepsi bu.

Ama bundan keyif alıyor gibiydin.

Hey, o aptalın hisleri için endişe edemem. Burada iş yapıyoruz.

Biliyorum.

Tabii. Görüşürüz.

DiBiasi, kupa maçının oranlarını getir.

Hey, Sam!

Buradayım!

Hey, burada susuz kalmış bir çalışanın var.

Pekala evlat, bana yardım et.

Gel hadi, sana bir şey göstermek istiyorum.

Biranı da vereceğim.

Dinle.

Oğlum seni Birleşik Devletler'e ne almaya gönderdi?

Öyle ya, sen ayak işi yapan biri değilsin.

Senden hiçbir şey kaçmıyor, değil mi Sam?

Ne düşünüyorsun?

- Gerçekten güzelmiş. - Biranı getireyim.

Bir seyahate çıksana. Sana iyi gelir.

Ruthie olmadan hiçbir şey aynı olmuyor.

O günleri özlüyorum.

Tanıştığımız zamanı hatırlıyor musun?

Acayip bir tanışmaydı. Kulübünü resmen dağıtmıştım.

Ömrümde gördüğüm en iyi dövüştü.

O günden bugüne çok yol kat ettin.

Evet, sayende.

Josh, ben bir kumarbazım.

Önsezilerimle yaşarım.

Son zamanlarda bazı şeylerin yolunda gitmediğini söylüyorlar.

Neler oluyor?

- Bilmem. - Josh.

Bana yutturamazsın. David, Joy ve kulüp, her şeyim bunlar.

Keşke sana söyleyebilseydim, Sam. Gerçekten bilmiyorum.

Keşke o da insanları senin gibi okuyabilseydi.

Bazen ikinizi alıp, farklı parçalarınızı birleştiriyorum.

Yenilmez bir ikili olurdunuz.

Josh, ona dikkat et.

- Sen hep endişeli biriydin. - Musevi'yim.

Hadi, hadi. İçince git.

Claire seni bekliyor. Unutma, bu gece kupa maçını izleyeceğiz.

Kızım da bize katılacaktı ancak her zaman olduğu gibi...

...ev arkadaşıyla birlikte şu sosyete partilerinden düzenliyor.

Akşam görüşürüz.

- Bu benim için miydi? - Evet.

Öyle tatlıydı ki dayanamadım.

Bir şeyler yemek ister misin?

- Evet. - Ne?

- Balık. - Balık.

Az önce Sam'le görüştüm.

Nasıldı?

Çok yalnız hissediyor. Emekliliğe de alışamadı.

Onu bir akşam yemeğe çağırsak nasıl olur?

İyi fikir.

Seni gerçekten özledim.

- Birkaç günlüğüne gitmiştim. - Çok daha uzun geldi.

Bu gece kulüpte Memorial Kupası'nı izleyeceğiz. Gelmek ister misin?

İsterdim ama okumam gereken sınav kağıtları var.

Biliyor musun? Senin ödevin öğrencilerininkinden fazla oluyor.

Kulübe dönmeden önce ne kadar vaktin var?

Sanırım birkaç saat.

Uçuş uzun sürdü. Çok yoruldum. Bir saat kadar kestireceğim.

Beni uyandırır mısın?

Elbette.

Üstüme de bir şeyler ört, olur mu bebeğim?

Ama ben o kadar yorgun değilim.

Bu herifler buraya tombala oynamaya gelmemiş.

Dikkat, Ron. Saldırıya uğrayacağız.

Buradan öteye geçemezsin.

- Burada bir milyon dolar var ve-- - Ne?

- Neler oluyor? - Soygun. Gözünü dört aç.

Lanet olsun! Buna inanamıyorum.

Adi herifler maçı resmen satıyor.

Hadi ama, bir şeyler yapın artık.

David, bu sadece bir oyun. Ne oldu, buna para mı yatırdın?

Evet. Evet, biraz.

Bugün soyguna gelen herifler hakkında bilgi edinebildin mi?

Henüz değil, Sam. Brighton bir gol daha yazacak.

Rakibini geçti. Ve ortaladı.

Greensley'den seken top Brighton'ın önünde kalıyor.

Baba, bak, istersen bu gece benimle gel.

Neden? Kulübü sen işletiyorsun, orası senin. Ben sessiz bir ortağım.

Forest topu aldı. Bir şey yapabilir.

Oyunu geniş alana yayıyor.

Bak baba. Raimondi'nin teklifi oldukça ilginç. Dinlemeni istiyorum.

Hadi. Bu ikimize de çok para kazandırabilir. Joy'a da.

Topu yine kaybettiler. Hiçbir şeyi beceremez mi bunlar?

Hadi baba. Bu iyi bir anlaşma.

- Ne anlaşması? - Bir tür bütünleşme.

Hiç hoşuma gitmedi. Gelip seni korusam, iyi olur.

-ve son düdük çalıyor.

Evet, işte bu kadar.

Gidip şu Raimondi'yle bir görüşelim.

ÖZEL

Bay Raimondi? Bay Sam ve David Paschal buradalar.

Buyurun, baylar.

Stan.

- Bay Randall? - Doğru.

Sizinle tanışmak bir şeref.

Namınız sizden önce ulaştı bile.

Düşünüyordum da, belki benimle çalışmak istersiniz.

Teşekkürler ama olmaz. Yine de sağ olun.

Olmaz mı?

Olmaz mı?

Çok tuhaf, Bay Randall. Ben "Hayır" cevabı almaya pek alışık değilimdir.

Öyle mi?

Bir daha duymak ister misiniz?

Nezaket gösterip bizi dışarıda, kumarhanede bekleyebilirsiniz.

Sam, David, lütfen.

Size bir şey ikram edebilir miyim?

Pekala, Sam.

Osiris ailesine katılmayı ciddi ciddi düşünme vaktin geldi.

Neden?

Operasyonun çok küçük.

Bu işletmeyle adalarda kar etmen çok zor.

Ve Sam, işletme vergisi de ödemiyorsun.

Koruma öneriyorsun demek.

Öyle de denebilir.

İhtiyaç duymadığım bir şey için neden ödeme yapayım?

Bu kentte ticaret hep serbestti. Ne mafya vardı, ne de patron.

İşler değişiyor.

Osiris'in kulübün için gerçekten iyi planları var.

Siz ikiniz, Şanslı Ejder'i yıkıp geçmek istiyorsunuz.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left