The first 200 lines.
NETFLIX ORİJİNAL STAND-UP KOMEDİSİ
Şu anda karşınızda
Spotlar altında bir adam var
Kamera etrafında dönüyor
Görüyorsunuz, beyaz değil, esmer
Şaşırıyorsunuz Bu Hint adam da kim?
Hem de Netflix’in tavsiyesi
Çeşitlilik politikası için besbelli
Kendimi tanıtayım
Tabii çoktan kapatmadıysanız
Kapattıysanız ırkçısınız
Dijital platform ırkçısı
Hindistan’a gelirseniz
Ünümü görürsünüz
Bakın şu stadyuma
YENİ DELHİ, HİNDİSTAN
Akrabalarımla doldurdum
Yabancılık hissediyorsunuz Beklemiyorsunuz
Sizi güldürebileceğimi
Hint arkadaşınız olmamış Hint mizahı duyulmamış
Anlar mısınız ki?
Takmayın kafaya
Bırakın dönsün kamera
Çünkü kamera arkama geçince
Gösterimin diğer yarısını göreceksiniz
Şimdi New York’tayız
SUBCULTURE KULÜBÜ NEW YORK, ABD
Bir Amerikan komedi kulübünde
Küçük ve şirin bir yer
Çok uzaktan geldim
Çünkü ülkenizde Daha yeni yeni tanınıyorum
Henüz başarmadım
Amerika’da Bu kadar izleyiciye kaldım
Bavullarımı topladım
Çekip gideceğim
Biraz tezahürat edin
Gösteriye başlamamı istiyorsanız
YENİ DELHİ - NEW YORK
Bayanlar, baylar, adım Vir Das.
Özel Netflix gösterime geldiğiniz için teşekkür ederim.
Teşekkür ederim.
Memleketim Delhi’de olmak çok güzel, bayanlar, baylar.
Ben Delhi çocuğuyum.
Bu benim hayalimdi, bayanlar, baylar.
Netflix ya da stadyum değil.
Hiç sekiz saatim olmamıştı.
Çok güzel, değil mi?
Delhi’lilerin geç kalmaması için şart.
Sekiz saat.
Bu akşamki konumuz ne mi?
Konumuz, anlamadığım şeyler.
Gösteri bundan ibaret.
Umarım ki gösterinin sonunda bunları hep beraber anlamayacağız.
Size bir şey söyleyeyim.
Gösterinin yarısı burada, yarısı Amerika’da çekiliyor.
Üç saniye sonra,
bir komedi kulübünde oturmuş, her şeyden habersiz
200 Amerikalıya geçeceğiz.
Ne söyleyeceğimi duymak için bekliyorlar.
Anlamaları için Tanrı’ya dua ediyorum.
İngilizce yok.
İki saat sadece Hintçe var.
Bütün beyazlar “Eyvah,” diyor.
“Bu da Narcos seyretmeye benzeyecek.”
Adım, Vir Das. Geldiğiniz için teşekkürler.
İyi misin, New York?
Gösteriye başlamadan önce bir duyurum var.
Önce bunu halledelim. Hint aksanıyla konuşuyorum.
Hayatınızın bir saati böyle geçecek.
Bu değişmeyecek. Komik olsun diye böyle konuşmuyorum.
Komik bir akrabamı taklit etmiyorum.
Simpson Ailesi ’ndeki Apu’yla ilgili espriler yok.
Bu aksan belki ilk kez komiklik değil,
bir perspektif olacak.
Hoş olmaz mı?
Biraz sabredin. Aksanıma alışacaksınız.
Sabredin. Dört-beş kuşakta bu iş hallolur.
Bazen birbirimizi anlamıyoruz.
Mesela siz benim aksanımı anlamıyorsunuz.
Ben de sizin kadınlarınızı anlamıyorum.
Amerikan kadınlarını anlamıyorum.
Buna nasıl direndiğinizi anlamıyorum.
Hiç Hint erkeği denedin mi, tatlım?
- Hayır. - Denemelisin.
Esmerin tadını aldın mı diğer renkleri gözün görmez.
Arkada iki Meksikalı var. “Yazalım bu lafı.
Bunu biz de kullanabiliriz, koçum.”
Pardon, ama hayır. Meksikalılara hakaret etmek istemem.
Komedyenim, başkan adayı değil.
Yapmayın. Bu meseleden kaçamayız.
İyi misiniz, arkadaşlar? Çok üzgünüm.
Gösteriyi, kamerayı siktir edin.
Bir saat boyunca birbirimize sarılalım.
İnanın, Hintler olarak, sizi anlıyoruz.
Anlıyoruz.
Şiirsel bir tesadüf sonucu,
iki halk da, çok iri, çok popüler, çok ürkütücü
ve çok turuncu liderler seçti.
Yeni başbakanımızı seviyor musunuz?
Ben de.
Her şey Modi’nin suçu değil.
Her şeyi Modi’ye yıkamayız. Parlamenter sistemdeyiz.
Üstelik, başbakanı suçlayabilmeniz için meclise gelmesi lazım.
Amerika’daki başkanlığın iyi tarafı bu.
Hiç değilse başkanın nerede olduğu belli. Öyle değil mi?
Herkes Beyaz Saray’ı bilir,
çünkü en az on filmde havaya uçuyor.
Amerikan filmlerinde bu var.
Habire Beyaz Saray’ı havaya uçuruyorlar.
Bir tür duygusal boşalma.
Uzaylılar Beyaz Saray’ı patlattı. Gerard Butler patlattı.
Şimdi de Trump patlatacak.
Hint filmlerinde asla böyle bir şey olmaz.
Uzaylılar hiç Delhi’nin üstünde uçup Lok Sabha’yı patlatmadılar.
Hintler bu zırvaları yutmaz.
“Ne salak uzaylıymış,” derler.
“Meclis orası. Orada kimse olmaz ki.
Bugün pazartesi.”
Ama Amerika’da başkanın çok şık bir adresi var. Beyaz Saray.
Modi’nin adresi ne?
Nerede yaşıyor?
Hindu kalbi, Müslüman hafızası dışında.
Kim biliyor? Neyse.
Ama Amerikalılarda bu var.
Hava Kuvvetleri Bir diye bir film izlemiştim.
Hatırlıyor musunuz?
ABD başkanının uçağını kaçırıyorlardı.
Modi’ye bunu yapamazsın. Air India’yla uçuyor.
Air India uçağını kaçırmak çok zor iş.
“Herkes yere yatsın.”
“Pardon, efendim.”
“Kes. Ellerinizi kaldırın.”
“Pardon, efendim.”
“Kes. Bu uçak artık Kardeşlik ve Halifelik...”
“Pardon, efendim.”
“Ne var?”
“Vejetaryen yemek mi istersiniz?”
“Burada rehine almaya çalışıyorum.”
“Ondan yok. Tavuk tikka ve palak paneer var.”
“Peki, vejetaryen olsun.”
“Vejetaryen kalmadı.”
“O zaman niye...
Koridoru boşalt, şişko. Çekil şuradan.
Pilot kim?”
“Pilot benim.”
“Hükümetini ara.
Başbakanı yarın beklemesinler.”
“Zaten beklemiyorlar.
Ne zaman geleceği belli olmuyor.”
“Nasıl belli olmaz? Başbakan bu, muson yağmuru değil.”
“Meyveli şeker?”
“Kafanı önce keser, sonra patlatırım, pis karı.
Başbakan nerede?”
“Ekonomi sınıfında.”
“Yalan söyleme.”
“Air India’da, birinci sınıf koltukları yatmaz.
Ama üç ekonomi koltuğu yatak gibi oluyor.
Çok rahattır.”
Ama ülkemi aşağılamak istemem.
- Yurdunu seven bir Hint’im. Ya siz? - Evet!
Yurtseverliğimin nedeni çok basit:
Bu ülke benim yaşadığım yer.
Hepsi bu.
Hindistan’da yaşıyorum, Hindistan’la gurur duyuyorum.
Estonya’da yaşasaydım Estonya’yla gurur duyardım.
Zimbabve’de yaşasaydım Estonya’ya taşınırdım.
Artık Hindistan’da merkez yok.
Siyasetin ya sağ kanadında olacağız ya da sol.
Sol kanat ya da sağ kanat.
Sanki Hindistan bir kuşmuş gibi.
Hindistan kuş olamaz. Kuşlar özgürdür.
Hindistan bir akvaryum balığı.
İyi bir balık, ama sonuçta balık.
Hafızamız 15 saniyelik.
Hindistan budur.
“Ben Hindistan’ım. Kavanozda yaşıyorum.
Kavanozumu seviyorum.
Kavanozumun içindekiler bana yeter.
Ama bu kavanoz camdan yapılmış.
Kavanozun dışında başka bir dünya var.
Bu dünya farklı kültür, ideoloji, inanç
ve cinsel yönelimlerle dolu.
Bu dünyayı öğrenmeliyim. Kucaklamalıyım. Bu...
Ben Hindistan’ım. Kavanozda yaşıyorum.
Kavanozumun içindekiler bana yeter.”
Ama daha iyimser olabilirsiniz.
Bu durumu kabullenmek için kendinizi bir kız gibi düşünün.
Yedi yıl kadar süren bir ilişkiniz oldu.
Barack iyi biriydi, ama ilişki yürümedi.
Ve ayrıldınız.
Bernie diye yaşlıca bir adamla tanıştınız, ama o da çok enteldi.
İyi fikirleri olsa bile.
Hillary diye uzakta yaşayan bir kızla
ilişkiniz oldu.
Ama her şeyi e-postayla yürütmeyi sevmediniz.
Nihayet aileniz sizi bir adamla evlendirdi.
Buna görücü usulü evlilik denir.
Onu resmen anne babanız sizin için seçti,
çünkü siz ona oy vermediniz.
Hintler üzgün üzgün alkışlıyor.
No comments yet. Be the first to leave one.