The first 194 lines.
Soğuk Savaş'ta
CIA ve KGB, etikliği ne kadar muğlak olsa da
gizli görevleri aşacak casuslar olan
nihai insan silahları için zihin kontrolü, hipnoz
ve ilaç terapisi uyguladı.
Bu program Jason Bourne'u yarattı.
Söz konusu programın adı Treadstone'du.
DOĞU BERLİN
Denek John Randolp Bentley, 29 yaşında beyaz erkek.
52 saattir uykudan mahrum.
Deneğin, 100 mikrogram psilosibin,
50 miligram torazin,
85 mikrogram LSD karışımına
bağışıklığı giderek arttı.
Şu senin Amerikan'ın daha çok eğitime ihtiyacı var.
Ele geçireli dokuz ay oldu. Artık hazır.
Son testi geçemezse
tüm planlarımız suya düşecek.
Bana bak.
Bana bak, dedim!
Lütfen beni buna zorlamayın.
Bu an için çok çaba sarf ettik.
- Yapabileceğimi sanmıyorum. - Yaparsın.
Yapabileceğini biliyorum. Sana inanıyorum.
Aşkım. Hem de hiç olmadığı kadar.
İnanıyor musun?
Tembel çocuk, tembel çocuk
Kalksana! Kalksana!
Hazır, demiştim.
Eski ben...
...onları öldürebilir miydi?
Eski seni...
...beni öldürmen için CIA gönderdi. Bir de şimdi kendine bak.
Büyük gelişme kat ettin.
Yöntemlerim karışık olduğunun farkındayım.
Ama sen...
Sen en çok gelecek vaat eden deneksin.
- Orak böceğimsin. - Orak böceği mi?
Harika bir yaratıktır.
Yerin tam altına çukur kazıp
yıllar boyunca beklerler.
Sonra derin uykularından uyanırlar.
- Ve ölürler. - Evet.
Ama kaderlerini yerine getirmeden değil.
Davamız için harika bir asker olacaksın.
Şimdilik istirahat etmelisin.
Bekleyin Doktor Meisner.
- Sormam gereken bir şey var. - Tamam.
Gustav.
ADRENALİN ENJEKTÖRÜ
Hadi be.
Yukarı çıkın.
Hemen aşağı inin!
Sana inanmıştım.
Aramızda bir şey vardı.
Dur!
Ateş etme!
Dur!
GÜNÜMÜZ
Gördüğümü sen de görüyor musun?
Tamam. Levine'e iki dakikaya durum odasında olacağımı söyle.
Kuzey Kore Halk Ordusu üyesi
General Chin-Hwa Kwon'dan bir mesaj aldık.
Heyetle birlikte Londra'da
ve Tara Coleman adında bir kadınla konuşmayı talep ediyor.
Kwon'un mevkisinden gelen benzer talep olmamıştı.
O yüzden Tara Coleman hakkında her şeyi bilmeliyim.
- Gazeteci. - Eskiden gazeteciymiş.
Şu an Londra'da taksici.
Sahada Matt Edwards var. Londra'da.
LONDRA, İNGİLTERE
- Gidiyorum. -60 saniye.
- Geçmişi? -Londra'da büyümüş.
On yaşındayken ailesi ve kız kardeşi trafik kazasında ölmüş.
Araçtaymış. Bir tek o sağ çıkmış.
Hiçbiri Tara Coleman'ın neden günün kadını olduğunu açıklamaz.
Birkaç yıl önce yaptığı haberle alakası olabilir.
Manşet.
"Washington DC'ye doğrultulan Sovyet Dönemi Nükleer Silahı."
Stiletto Six adında, kullanımdan kaldırılan bir nükleer silahın
kara borsaya düştüğüne inanıyor.
İddiası yetersizmiş. İtibarını yitirmiş.
Editörü onu kovmuş. O günden beri tek kelime yazmamış.
Dediği gibi DC'ye silah doğrultuldu mu?
Teşkilatın bildiği kadarıyla hayır.
- Hiç inandırıcı değil. - Beş saniye.
Kuzey Kore'deki en önemli ilticacı niye taksiciliğe soyunan,
itibarını yitirmiş gazeteciyle konuşmak istiyor?
Bilmem. Kendin sor.
- Matt Edwards? - Evet.
Marriott County Hall'a.
Tamam.
A301 ve Strand trafik kamerası.
Westminster Köprüsü'ne doğru güneye gidiyor.
Fela Kuti'yi ben de severim.
- Nijerya müziği sever misiniz? - Evet. Orada kaldım.
- Beni kardeşim alıştırdı. - Resimdeki mi?
Evet.
- Yakın mısınız? - En yakın arkadaşımdır.
- Belvedere Sokağı'ndan gidin. - Sıkışırız.
Bir konuda konuşmak için ek süre işime yarar.
Kuzey Kore Generali Londra'ya geldiği için buradayım.
Biraz önce çok normal gözüküyordun.
General yalnız seninle konuşacak.
- Şaka mı bu? - Bir saat içinde görüşmek istiyor.
Stiletto Six hakkında soru sorabilir.
- Kimsin sen? - Şaka yapmıyorum Tara.
- Sorumu cevapla. - ABD Dış İşlerinde çalışıyorum.
Diğer bir deyişle CIA.
Buldum. Hâlâ güneydeyiz.
Köprüden telefon ayarlayın.
Neden ben?
Gazeteci olduğun için hikayesi vardır.
Beni bulabiliyorsan gazeteci olmadığımı da biliyorsun.
Geçmişini biliyorum.
General Kwon konusunda bize yardım edersen itibarını kazanmana yardım ederim.
Sadece on dakika. Var mısın?
Operasyon başlasın! Harekete geçin!
Bu bir dinleme cihazı. Seni duyacağız ama göremeyeceğiz.
Tek başıma mı gideceğim?
Kwon başkası olursa gideceğini söyledi. Ekibimle binanın dışındayım.
General Kwon'un adamı lobide bekliyor olacak.
Seni görüşme yerine götürecek.
Bol şans.
Anlaşıldı. Tekrar ediyorum.
General Kwon balo salonundan çıktı.
Tara ikinci kat asansöründen çıkıp
binanın doğusundaki tuvalete yöneldi.
General Kwon?
Geldiğin için teşekkürler.
Mesele nedir?
CIA'ye güvenemezsin. Onları uyandırıyorlar.
Kimleri uyandırıyorlar?
Orak Böceklerini. Yeniden başlıyor.
- Ne başlıyor? - Treadstone.
Treadstone ne?
Ses gitti. Özel Faaliyet Birliği hazırlansın!
- Ses gitti. -Girişe hazırlanın.
Geri çekilin. Geri çekilin. Olacakları görelim.
Treadstone da ne?
Mesaj gönderiyordum. Vaktimiz az.
Treadstone da ne demek oluyor Dan?
Odayı boşaltın. Lütfen. Herkes odayı boşaltsın.
Birazdan Özel Faaliyet Birliği binayı basacak.
Burada ne işim var?
Stiletto Six'in fırlatma kodlarını
Kuzey Kore'de bir çete, Yuri Leniov adında bir Rus'tan almak için para topladı.
Güç dengesini bozma peşindeler.
Onlardan önce fırlatma kodlarını bulmanı istiyorum.
Bunu nasıl yapacağım peki?
Fransa'da yatılı okulda kalan bir kızım var.
Adı Jang-Mi. Onu Paris, Ekvador Büyükelçiliği'ne götür.
Elçi seni bekliyor olacak. Gerekli şeyleri temin edecek.
- Düşünmeliyim. - Düşmanlarım benden zaten şüpheleniyor.
Beni ve kızımı hedef aldılar. Hemen onu bulmalısın Tara.
Niye sen yapmıyorsun?
Günlerim sayılı.
Bak.
Bunu ona ver.
Kızıma onu sevdiğimi söyle.
Niye bana güveniyorsun?
Stiletto Six'in izini azmini kaybetmeden sürdüğün için.
Sezgilerini dinlemekten vazgeçmediğin için gazetecilik kariyerinden oldun.
Ayrıca aileni kaybetmenin ne demek olduğunu biliyorsun.
Lütfen, ailemi kurtarmama yardım et.
- Orak Böcekleri ne demek? - Ellen.
Kuzey Kore Generali hangi akla hizmet ulu orta Treadstone'dan söz eder?
- Treadstone ne? - Gizli bilgi Tara.
- Yıllar önce bitirdik Dan. - Kwon programın parçasıydı.
- Stiletto Six'ten söz etti mi? - Hayır. Bence size oyun oynamış.
Bizimle oynuyor Ellen.
Bugün iltica ihtimalini dile getiriyor, sonra kirli çamaşırları ortaya seriyor.
Sırf biz bu konuşmayı yapmak zorunda kalalım diye.
Bana güvenmiyorsanız size güvenmemi beklemeyin.
Şimdi de sen mi benimle oynuyorsun?
İlginç bir gün için teşekkürler.
Treadstone'u bitirmiştik, değil mi?
Sandığımızdan çok daha büyük çıktı.
Uyanacaklarından söz ettiği Orak Böcekleri kim?
PYONGYANG, KUZEY KORE
Her zamanki öğretmeniyle daha iyi çalıyordu.
Özür dilerim hanımefendi.
Kendisi hastalandı.
Okul beni gönderdi.
- Belki salı günü daha iyi geçer. - Salı günü mü?
- Sorun olur mu? - Hayır, elbette olmaz.
Teşekkürler. Sizi hayal kırıklığına uğratmayacağım.
Babamla sırlarınız var mı?
Nasıl yani?
Ya-na, öğretmene ailesinin bir sırrını söyledi.
Artık onlarla yaşamıyor.
O zaman çok kötü bir şey yapmışlardır.
Ama bizim sırrımız yok, değil mi?
Hayır Jin Woo. Gayet iyiyiz.
No comments yet. Be the first to leave one.