The first 200 lines.
Ebe tura bir, iki, üç.
Yandın!
Neden ağlamıyorsun?
Yandın!
Bu elbiseye bayılıyorum.
Fas’tan geldi. Oradan bunun gibi pek çok şey geliyor.
Sende kalabilir. Bence biraz çirkin.
Esteve, Neus'un şarkısını çalıyor.
Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.
Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, Sen de bizim suçlarımızı bağışla.
- Sen de sizin suçlarınızı bağışla... - Bizim suçlarımızı.
Bizim suçlarımızı... Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi.
- Ayartılmamıza izin verme. - Ayartılmamıza izin verme.
Bizi kötü olandan kurtar.
- Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına, Amin. - Amin.
Annenin cemaate ilk katılışından. Bununla, kendini ona daha yakın hissedeceksin.
Unutma, her gece "Göklerdeki Babamız" duasını okumalısın.
- Lola, sen neden gelmiyorsun? - Gelemem canım.
Ancak birkaç gün içinde seni görmeye geleceğim, tamam mı?
Tamam mı?
Beni endişede bırakma oğlum.
- Vardığınız zaman haber verin. - Tabii, kesinlikle, anne.
Hoşça kal Frida!
Hoşça kal Frida!
Hoşça kal Frida! Hoşça kal Frida!
Hoşça kal.
’93 YAZI Keyifli Seyirler
Çeviri: Ali GÖL twitter: aligol1729
- Nasıl geçti. - Çok iyi, dünyalar tatlısı bir kızın var.
- Öyle mi? - Ne zaman istersen bırakabilirsin.
- Fazla mızmızlanmadı değil mi? - Hayır.
- Bugünkü eğlencede, her şey yolunda mıydı? - Her şey iyiydi.
Evde akşam yemeğini yedikten sonra meydana dans etmeye gittik.
Onu biliyorsun, herkesle dans etti.
- Geç mi yattı? - Evet, geç geldik.
Yoruldu sanırım, eve geldiğimizde uyuyakaldı.
- Şaşırmadım. - Sen nasılsın?
- İyiyim, yoruldum biraz. - Tabii. Sen de git dinlen, biraz uyu.
- Çok teşekkür ederim Cessa. - Önemli değil. Güçlü olmalısın artık.
- Evet. Teşekkür ederim. - Cidden, önemli değil.
- Cessa sen de anahtarlar var mı? - Evet.
- İyi geceler. - Görüşürüz.
Bir bardak sütle bisküvi ister misin?
Su?
Arabadan pijamanı alıp geleceğim.
Evet, benim. Eve daha yeni geldik.
Evet, ben de seni aramak üzereydim. Endişelenme anne.
Haklısın. Onu yatırmak üzereydim, evet.
Ona senin için iyi geceler öpücüğü veririm.
Tabii, iyi geceler. Ararız, tabii ki de. İyi geceler.
Şunu benim için alabilir misin?
Bak, Frida gelmiş.
- Günaydın. - Günaydın.
- İyi uyudun mu? - Evet.
Öyle mi? Oturun o zaman kahvaltınızı hazırlayayım.
- Sütüne şeker atayım mı? - Hayır.
Sütünü iç o zaman, eğer istersen erik de alabilirsin.
Şunu almama yardım eder misin lütfen?
- Onu mu? - Evet.
Neus da sevmezdi...
- Eğer istemiyorsan içmek zorunda değilsin. - Esteve. Süt içmesi lazım.
Onu alabilecek miyiz, bir bakalım.
- İn aşağıya. - Üç tane gördüm. Üç tane gördüm.
Bu kadar yeter, onları sonra alırız.
- Ne yaptın, içtin mi? - Evet.
Erik ister misin? Esteve, kıs şunun sesini, sağır olacaksın!
Bisküvi yediniz mi?
- Yedim. - Ben yemedim.
İki... İki daha...
Hadi, yürü... Sen de, sen de.
Hadi, dışarı...
- Korktunuz mu benden? - Anna, dikkatli ol yoksa düşeceksin!
- Evet, korkmuşsunuz. Zavallı yavrucaklar... - Gabriel!
Gabriel, hangi çuvalı alayım?
- İstediğini al, benim ihtiyacım yok. - Anne, çişim geldi.
- Tamam, o zaman diğerini alıyorum. - Anne çişim geldi, anne.
- Tuvaletini kullanabilir miyiz? - Tabii, tabii!
Bak şimdi, bu yumurta kutularını al, tamam mı?
Ve yumurtaları bunun içine diz. İşte böyle.
- Tamam. - Dikkatli ol, kolayca kırılırlar. Pekala.
Marga?
Marga?
Marga!
- Frida? - Frida!
Frida!
- Yağmur yağsa çok iyi olur. - Evet, bayadır yağmıyor.
Daha ufak lütfen.
- 10 bin hektarlık bir alan yanmış. - 10 bin mi?
- 2 köyü boşaltmak zorunda kalmışlar. - Kafasını istemiyorum.
Görünüşe göre sigaradan çıkmış. İnsanlar pek fazla dikkat etmiyor.
- Günaydın. - Merhaba!
- Merhaba! - Merhaba güzelim!
Esteve'nın kız kardeşinin kızı değil mi bu?
- Evet. - Zavallı yavrucak.
Bu çağda hala insanların zatürreden öldüğünü bilmiyordum.
Zatürreden miymiş? Ben başka bir şey sanıyordun.
- 1 kilo kontrfile alabilir miyim lütfen? - Artık o benim kardeşim.
Sizin gibi iyi insanlara sahip olduğu için çok şanslı, Margarita.
- Köfte satıyor musunuz hala? - Evet, tabii.
- Bir parça jambon ister misin tatlım? - Olur.
Buradaki en iyi jambon bizdedir.
- Al bakalım tatlım. - Ne kadar da şirin.
- Ne diyoruz? - Teşekkür ederim.
- Ne kadar? - Bir bakalım.
Bunun adı Emerald.
Annem vermişti bana.
Bunun adı Clory.
Dedemler hediye etmişti.
Bu Lucy.
Lola vermişti.
Ve bu ise Domino.
Bebeklerime dokunmak yok çünkü onlar benim, eğer dokunursan onlara zarar verirsin.
Söz mü?
Neden bu kadar çok oyuncak bebeğim var biliyor musun?
- Neden? - Çünkü onlar beni çok seviyor.
Bana sürekli hediyeler veriyorlar çünkü beni çok seviyorlar.
Onlara dokunmak yok.
- Söz mü? - Tamam, söz veriyorum.
Bu da Nancy ve o tişört giyiyor...
Yine mi?
- Bir bakayım. - Tamam.
- Bak, Feldespata korkuyor. - Feldespata!
- İyi misin? - Evet.
Önemli bir şey değil.
Şimşek çaktığı zaman lambalar patlıyor, değil mi?
Hayır, patlamıyorlar. Sadece ışıklar gidiyor, hepsi bu.
Hıçkırık mı tuttu? Sen iyi misin Frida?
- Şimşek, evi yakabilir mi? - Hayır, evin yanması mümkün değil.
- Baba geliyor. - Baba geliyor, değil mi?
Bak orada.
Dokunma Anna, elin yanar. Çok sıcak, biliyorsun bunu.
Frida. Görüyorum seni. Kaşımamaya çalış.
Bir sıkıntın varsa söyleyebilirsin bana. Kaşıntı yüzünden mi?
Kaşıma.
Bana ne olduğunu söylemezsen sana yardım edemem.
Saçımın burası düzgün durmuyor.
- Neresi? - Burası, görmüyor musun?
Kolayca halledilebilir.
Gördün mü?
Bir bakalım. Burasıydı, değil mi?
Daha iyi mi?
Oldu mu? Al bunu, istiyorsan kendin yap.
Hadi gidelim, sorun yok. Yaklaştık.
Bitmek üzere.
Gördün mü, korkacak hiçbir şey yok. Çok cesur bir kızsın.
Barcelona'daki hastanede bana daha fazla test yapmayacaklarını söylemişlerdi.
Üstünü giyin, burada işimiz bitti.
Marga, bir gelsene. Birkaç test daha yapmamız lazım.
Neden? Barcelona'da sağlıklı olduğunu söylemişlerdi, herhangi bir sorunu yoktu.
Geçmişinden dolayı tam olarak emin olamıyorum.
Sonuçları ne zaman alabiliriz?
Bilemiyorum. Elimize geçer geçmez seni arayacağım.
- Fakat... - Yine de sakin olmaya çalış.
Bu egzaması için yazdığım...
...alerji engelleyici ilacın reçetesi.
- Tamam. - Günde bir kere alacak, tamam mı?
- Ayakkabını bağla. - Nasıl bağlandığını bilmiyorum.
- Nasıl bilmezsin, Anna bile bağlayabiliyor. - Bilmiyorum.
- Anne benimle oyun oynamak ister misin? - Gerçekten çok yorgunum.
Dinlenmem lazım tatlım. Bütün kemiklerim ağrıyor.
- Bir kere daha sor. - Anne benimle oyun oynamak ister misin?
- Uslu bir kız ol ve dinlenmeme izin ver. - Anne benimle oyun oynamak ister misin?
Güzelim, seni o kadar çok seviyorum ki sana asla hayır diyemem.
Ne oynayalım?
Ben aşçı olayım, sen de müşteri...
Önce bana ne istediğimi sor ve onu getir, tamam mı?
- Olur. - Pekala.
Nasıl oynanacağını biliyorsun.
Çok güzelsin Frida.
- Al bakalım. - Daha sipariş vermedim. - Evet.
- Patates kızarması istiyorum. - Daha değil.
- İşte menü. - Patates kızarması,
...biraz zeytin ve atıştırmalıkların hepsinden biraz getir.
Pekala, size özel bir şeyler hazırlayacağım.
Çok teşekkür ederim.
Buyurun, tam zamanında.
- Beğendiniz mi? - Muhteşem.
Hayatım gerçekten çok yorgunum daha sonra oynasak olur mu?
Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına, Amin.
- Sigara mı içiyorsun? - Hayır. Nereye gidiyorsun?
- Sen ne yapıyorsun? - Hiçbir şey. Sen? Nereye gidiyorsun?
Annemlerin yanına.
Annem için bir hediye... Buna bayılır.
Geldiği zaman ona verirsin.
Koca-Kafalar'ı sevdin mi?
- Uzun zamandır mı yapıyor? - Hayır, geçen Eylül ayından beri...
Biraz arkada kaldı...
Diğerleri kadar iyi yapamıyor ama yine de uğraşıyor.
Irene! Gel de Frida ile tanış.
Bu Irene.
- Çok iyiydin Irene. - Merhaba desene.
Yardım edeyim sana.
Ben de oynayabilir miyim?
- Anneme ne olduğunu biliyor musun? - Evet.
Babam da öldü.
- Frita'da bizimle oynayacak. - Frida.
Tabii.
İyi misin Frida?
Irene! Dokunma ona, dokunma!
- Ne dedim sana ben? - Hadi, bir şeyin yok.
No comments yet. Be the first to leave one.