The first 200 lines.
Beş saniyeye yayındayız.
Dört, üç, iki…
Günaydın. Bugün Cuma.
Bize katılabilmenize sevindik. Ben sunucunuz Jeff Stelling
ve yanımda Chris Kamara ve George Cartrick var.
FUTBOL ÖZEL
Sezonun son haftasına girerken
West Ham United'taki değişim söylentileri hakkında yeni bilgiler edindik
ama önce dikkatimizi şampiyonaya ve eski meslektaşımız
ağzı bozuk Roy Kent'in kulübü AFK Richmond'a
çeviriyoruz.
Bu sabahın manşeti Ted Lasso'nun
bu sezon Tottenham maçının ortasında sahadan ayrılmasının nedeninin
midesindeki bir sorun değil panik atak geçirmesi olduğu haberi.
GILLETTE CUMARTESİ FUTBOLU
Lasso sanki gidiyor mu?
George?
Lasso'nun teknik direktör olmaya uygun olmadığı açık.
Yapma George.
-Merhametli ol. -Yapma Jeff. Yapma.
Peki, Bill Shankly panik atak geçirir miydi? Ya da Brian Clough?
-Alex Ferguson panik atak geçirir miydi? -Adil ol.
Hayır, elbette geçirmezdi. Bak, eğer gemin saldırıya uğradıysa, tamam mı?
Sen de köprüye koşuyorsan
orada beyni çalışan bir kaptan bulmak istersin,
ödleğin tekini değil.
Roy'u özlüyorum.
Rebecca, diğer adıyla 'Patron' Ted… Siktir et nefret edenleri.
Bir şey lazım olursa ara.
DOKTOR SHARON SESLİ MESAJ
Selam Ted. Unutma, gerçek seni özgür kılar
ama önce sinirlendirir.
Konuşmak istersen buradayım. Bu hafta sonu iyi şanslar.
Michelle Lasso - Selam Ted. Haberleri gördüm. İyisindir umarım.
Tak tak.
Kim var orada?
Avrupa.
Hangi Avrupa?
Uyumayan Avrupa.
İyi olduğun belli.
Peki, sabahın erken saatleri mi gecenin geç saatleri mi?
Özür dilerim. Üstüme vazife değil. Yazdığın için teşekkürler.
Lasso'nun gıda zehirlenmesi nedeniyle sahadan ayrıldığı bildirilmişti,
şimdi kaynaklar gidişinin ardında panik atak olduğunu iddia ediyor.
Selam millet.
-Evet. -Güzel poz.
Günaydın Susan.
İyi misin Ted?
Evet, efendim.
Bundan emin misin?
TED'İN KAFASI DURDU MU?
LASSO'DA PANİK
Selam Koç.
Teşekkür ederim.
Hey, otuz birci.
Babam Normandiya'da panik atak geçirmiş olsa
hepimiz Almanca konuşuyor olurduk.
Evet, efendim.
Sadece işini yap dostum. Toparlarsın.
Bunun nedenini biliyorsundur herhâlde, değil mi?
Hayır.
Çok güzeller. Kimden geldi?
Edwin Akufo.
"Kaybınız için üzgünüm."
Ne düşünceliymiş.
Babanın vefat ettiğini duymuş olmalı.
Bitirmedim. "Ama Sam'e Kazablanka'da güzel bir yuva sağlayacağız."
Yine de hoş bir jest.
Peki, Leslie, Sam'in kararı hakkında bir şey duydun mu?
Tek kelime duymadım ve sakin davranmaya çalışıyorum.
O yüzden koridorda karşılaşınca sakince baş selamı veriyorum.
Bilirsiniz, şöyle.
Kahretsin. Çok sakindin.
Bence de, değil mi? Bir Denzel Washington filminde gördüm
ve "Bunu kullanacağım" dedim.
Yine de harika görünmüyor.
Selam. Nasıl gidiyor Paul Shorey?
Ted.
Makaleye üzüldüm Ted.
Sorun değil Keeley.
Ne derler bilirsin. Reklâmın iyisi kötüsü olmaz, değil mi?
Hoş bence bu konuda yanılmış olabilirler
ve bu, üzücü çünkü ağır içkiden önce bira derken haklıydılar.
-Buyur patron. -Teşekkür ederim Ted.
Tamamen arkanda olduğumuzu biliyorsun.
Buna minnettarım.
Yine de Trent Crimm pisliği
o makaleyi yayınlamadan önce bir şey yapabilseydim keşke.
Hayır, yapma. Trent iyi biri. Sadece işini yapıyor.
Merak etme. Doğrudan gazetenin sahibiyle konuşup
isimsiz kaynağın kim olduğunu öğreneceğim.
Hayır, yapma, gerek yok. Aslında söyledikleri her şey doğru
ve Teğmen Kaffee'nin aksine ben gerçekle baş edebilirim.
O zaman tavsiyem şu. Maçtan önce basınla görüşme.
Katılıyorum.
Önündeki işe odaklan, Brentford'ı yenmeye.
Evet çünkü kaybedersek bu, beni öldürür.
Lütfen kaybetme Ted. Yalvarırım.
Endişelenme Hig Newton. İşin üstündeyim.
Tanrım. Bunların tadı bok gibi.
Evet. Zor bir gece geçirdim ve şu anda tamamen eminim ki
tuzla şekeri karıştırmışım. Bunun için özür dilerim.
Hayır.
Hayır, ilginç olmuş.
Sinsi, tuzlu bir sürtük.
Melrose Place'teki Heather Locklear gibi, değil mi?
-Evet. -Evet.
Değil mi?
-Onu da tam böyle tarif edersin. -Evet.
Heather.
Merhaba.
-Orada güvende olmayacağım. -Selam.
Sam, seni bunu giyerken görmek için sabırsızlanıyorum!
Umarım mahzuru yoktur, numaranı seçtim… Edwin Akufo
PİRAMİDİ TERSİNE ÇEVİRMEK
Ne haber?
Roy burada mı?
Homurdanma duymuyorum.
-Günaydın. -Günaydın Nate.
Roy burada mı?
Hayır.
Bunu gördün mü?
Evet. Korkunç.
-Evet. -Evet. Korkunçtu.
Evet.
Roy…
Jamie seni arıyor.
Öyle mi?
Tartt!
Ben mi?
Şuraya mı? Tamam.
Dur. Acaba önce bir şey söyleyebilir miyim?
Evet, tamam. Bu, iyi bir fikir
çünkü işim bittiğinde ağzında diş kalmayacak
ve konuşmak için dişlerine ihtiyacın var.
Tamam. Evet, tamam.
Rebecca'nın babasının cenazesinde Keeley'ye onu hâlâ sevdiğimi söyledim.
Bu, yanlıştı ve yapmamalıydım
ama ölülerin yakınında olmaya alışkın değilim.
Bu, bana bir şey yaptı, duygusal olarak, anlarsın ya?
Ama yine de bunu yapmamalıydım ve yanlıştı
ama bilmeni isterim ki sana saygım var
ve Keeley'ye de var, ilişkinize de var
ve bir daha asla böyle bir şey yapmayacağım.
Siktir!
Özür dilerim. İkiniz içeri girince donakaldım
ve ne yapacağımı bilemedim.
Tamam.
Evet, hayır, kesinlikle hem faydalı hem de merhametli görünüyor.
Ama bence
Koç Lasso'yla meşhur bir psikiyatrist arasındaki bir seansı yönetmen
şu anda iyi bir hamle olmaz.
Tüm dikkatini Brentford'a verdi.
Çok teşekkür ederim.
Siktir git Piers Morgan.
Siktir oradan!
Aman…
Çember olun!
Teşekkür ederim Koç.
Selam millet.
Başlamadan önce sabah gazetede gördüğünüz
makaleden bahsetmek istiyorum.
Aslında muhtemelen telefonlarınızda gördünüz.
Ben hâlâ gazete alıyorum çünkü
telefondan karikatür kesemezsiniz, değil mi?
Evet ama ekran görüntüsünü alıp mesaj atabilirsin.
Ona telif ihlali derler ahbap.
Doğru dedin Zoreaux
ama ekran görüntüsünü buzdolabına asamazsın.
Benim buzdolabımın televizyonu var.
Bende de aynısı var sanırım.
-Ama şeyden aldım… -Konu şu ki
önce benden duymanız gerekirken hepiniz bir şeyi başka bir yerden duydunuz
ama size anlatmamayı seçtim ve bu, aptalca bir hareketti.
Biliyorsunuz beyler, her gün hayatlarımızda birçok seçim yaparız.
Bunlar "Gerçekten Yunan yoğurdu denen bir şeyi yiyecek miyim?" ile başlar.
"Ailemi bırakıp çalışmaya dünyanın diğer ucuna gitmeli miyim?" sorusuna dek gider.
Sizlere karşı açık davranmamam kötü bir seçimdi
ama keşke yapmasaydım diyerek boşa vakit harcayamam
çünkü seçim yapmak öyle olmaz. Hayır, efendim. Hayır.
Bu seçim ve lise ikide üstüne ketçap döktüğü için
vurulmuş gibi görünen Janelle Rhodes'a
vermeyi seçtiğim Chicago Bulls İlk Beş montu
geri alamayacağım iki şey oldu
çünkü her seçim bir şanstır beyler
ve sizlerle daha sağlam bir güven ortamı inşa etme şansını kendime tanımadım.
Büyük UCLA kolej basketbolu koçu John Obi-Wan Gandalf'ın da dediği gibi,
"Gerçekte ne olduğumuzu gösteren, yeteneklerimizden çok
yaptığımız seçimlerdir beyler."
Şimdi umarım yaptığım şey için beni affedebilirsiniz
çünkü hiçbirinizin benden bir şey saklamasını kesinlikle istemem.
-Hayır, yanındayız Koç. Yanındayız. -Yanındayız Koç.
Evet, sorun yok patron
ve ispiyoncuyu bulduğumuzda
sabun dolu çoraplarla midesine ve göğsüne vurabilir miyiz?
Onları bulup canlarına okuyacağız!
-Evet! -Onu öldüreceğiz!
Parayı takip et!
Hayır, millet. Bakın. Bu konuşmaları daha açılmadan bitireyim.
"Kök salmadan" olacak, "açılmadan" değil Koç.
No comments yet. Be the first to leave one.