The Beast

The Beast (La Bête)

Download Turkish Subtitle

Release info

La Bete 2023 FRENCH 720p BluRay x264-Ulysse
A Commentary by dikistutmaz

Tags

bluray
Published on: 2024-06-09
Downloads: 499
Hearing Impaired: No
FPS: 24

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Yürümeye başla.

Biraz daha.

Tamam, orası iyi.

Biraz dön. İşte böyle.

Arkamda, geldiğin oturma odası var.

Merdivenler hemen solda.

Sağ tarafında mutfak penceresi var.

Masanın üzerinde bıçağın var.

Bant izini görüyor musun?

Sağ tarafında?

Canavarın gölgesi orada belirecek.

Bir noktada, o tarafa bakıp onu görüyorsun.

- Tamam mı? - Tamam.

Saçını biraz geriye at.

İşte, böyle. Mükemmel.

Bana doğru birkaç adım at.

İşte bu kadar.

- Tamam mısın? - Evet, hazırım.

Başlayalım.

Yani, ne zaman istersen.

THE BEAST

Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: Moandor

Teşekkürler.

Pauline...

Kocamı gördün mü?

Az önce diğer salondaydı.

Georges'i gördün mü?

Beş dakika önce diğer salondaydı.

Söylesene, partilerde neden...

...birlikte yaşadığımız ve her gün gördüğümüz insanları ararız?

- Keyfin yerinde mi? - Hem de nasıl.

- Kocamı kaybettim. - Şanslısın. Tadını çıkar.

Ben de öyle yapıyorum. Fazlasıyla hem de.

- Sanırım onu stüdyoya giderken görmüştüm. - Stüdyoya mı?

- Anton'la tanışmadın mı? - Hayır.

Anton...

Gabrielle...

Ona çalışması için bir oda verdik.

Bu gece bir şeyler gösterecek.

Bir göz at. Bu çağ, parlak olduğu kadar güçlü ve karanlık.

Garip bir tezat.

- Peki o zaman. - Sizi yalnız bırakayım.

- Bu taraftan mı? - Evet.

Son odadan sonra, sağda.

- Size eşlik edebilirim. - Teşekkür ederim, ama ben hallederim.

- Önce bir içki istemez misiniz? - İçkim var.

Ve bir şey saklayan bir eldiven.

Pes ediyorum.

- Umarım beğenirsiniz. - Beğeneceğime eminim.

Teşekkürler.

- Ne düşünüyorsun? - Vahşi.

Psikiyatrik.

Oldukça güzel, bence.

Seni resmedebilir.

Asla.

Ruhuma değer veririm.

- Hatırlıyorsun, değil mi? - Neyi?

- Daha önce tanıştığımızı. - Gerçekten mi?

Roma'da.

Yıllar önceydi.

Üç yıl önce. Bir akşam yemeği partisinde.

Madame Butterfly gösterisinden sonra düzenlenmişti.

Amcan ve yengenle birlikteydin.

Koyu yeşil bir elbise giymiştin.

Roma'da değil, Napoli'deydi.

Altı yıl önceydi.

Annem ve kardeşimle beraberdim.

Aslında beni hatırlamıyorsun bile.

Belki detaylar konusunda biraz eksik kaldım.

Ancak, seni çok net hatırlıyorum.

- Gerçekten mi? - Evet.

Peki neden?

Çünkü bana hiç unutamadığım bir şey söyledin.

O zamandan beri bana hep seni hatırlatıyor.

Dönüş yolunda söylediğin bir şey.

Unuttun mu yoksa?

Fransızca mı konuşuyorduk?

Sanırım dilleri karıştırdık.

Belki de sana bunu hatırlatmaya çalışmam akıllıca olmaz...

Devam et.

Bir insanı eski günlerine döndürmek risklidir.

Ancak onlardan uzaklaşmışsan, çok daha iyi de olabilir.

Peki, bu gerçekleşti mi?

Unutamayacağın bir şey.

Yani, bahsettiğin şey gerçekleşti mi?

Sanırım neden bahsettiğini anladım.

Böylesine samimi bir güveni paylaştığımı unutmuştum.

- Bunu bir tek ben mi biliyorum? - Evet.

- Kimseye bahsetmemiştim. - Böylesi daha iyi.

Sohbetinizi böldüğüm için özür dilerim...

Kendimi tutamadım. Siz Gabrielle Monnier'siniz, değil mi?

Evet.

Sadece hayranlığımı itiraf etmek istemiştim.

Harika bir müzisyensiniz.

Eşine az rastlanır hassasiyette bir piyanist...

Teşekkürler.

Duygulandım.

Sizinle konuşma cesaretini gösterdiğime göre...

...bir gün sizi giydirmek istediğimi söylememe izin verin.

Beni giydirmek mi?

Ben Paul Poiret.

O hâlde, memnuniyetle kabul ediyorum.

- Onur duydum. - Benim kadar olamaz.

Sizi daha fazla rahatsız etmeyeyim.

Hâlâ aynı şeyleri hissediyor musun?

Ne dedim ki?

Tam olarak?

Çok gençken hissettiğin bir şey.

İçinin derinliklerinde.

Nadir, tuhaf, korkunç...

...er ya da geç gerçekleşmesi kaçınılmaz olan bir şey için...

...içinin derinliklerinden gelen bir kader hissi.

Eninde sonunda seni mahvedeceğine ikna olmuştun.

Sanırım kullandığın kelime buydu: Mahvolmak.

Başka bir şey söylemiş miydim?

Bir ilişkiye dahil olmak istemediğini...

...çünkü bir felakete yol açacağını ve seni bir hiç haline getireceğini söyledin.

Sen ve sana yakın olan herkes için.

Doğru.

Ancak soruna cevap vermek gerekirse, hiçbir şey olmadı.

- Yine de evlendin mi? - Nereden biliyorsun?

Eldiveninin altındaki alyansın şeklinden...

Doğal olarak.

Peki ya kocan? Nerede?

Bilmiyorum...

Evet, riski göze aldım.

Ama genç ve romantiktim.

Ve şimdi hepsi çok uzak görünüyor.

Sonra bana gizli bir canavar gibi ortaya çıkacak...

...ardından içindeki ve etrafındaki her şeyi yok edecek bir şeyden bahsettin.

- Peki sen ne dedin? - Hiçbir şey söylemedim.

Hatırladığım kadarıyla, beni biraz korkutmuştu.

Ama belki de yalnızca çok genç olduğumdandı.

Gabrielle?

- Güzelim. Nasılsın? - İyiyim.

- Stüdyodaki tabloları gördün mü - Gördüm.

- Georges burada mı? - Muhtemelen salondadır.

Pekâlâ.

Gidip bir merhaba diyeyim o zaman.

İyi eğlenceler.

Evlilik her zaman kolay olmuyor.

Üzgünüm, şimdi seni yalnız bırakacağım.

Benimle kal, lütfen.

- Deli olduğumu mu düşündün? - Hayır. Sanırım anladım.

Yani takıntımın belli bir gerçekliğe tekabül edebileceğini mi söylüyorsun?

Belli bir gerçekliğe dayanarak, evet, kesinlikle.

Bugün bu canavara seninle birlikte göz kulak olabilirim.

Ama artık korkmuyorsan, bunun bir anlamı yok tabii.

- Ciddi misin? - Kesinlikle.

Eğer göz kulak olmak istersen, korkmuş gibi davranabilirim.

Yanımda olacaksan.

Her ne kadar hatırlamıyor olsan da bana sırrını açtın.

Bana bir şey emanet ettin.

Aradan geçen onca zamana rağmen.

Peki ya sen?

- Artık korkmuyor musun? - Tabii ki korkuyorum.

Ama bu riski almaya hazırım.

Artık o kadar da genç değilim.

Çok etkilendim.

İyi misin hayatım?

- Nerelerdeydin? - Seni arıyordum.

İşte buradayım.

- İyi misin? - Evet.

Becerilerini, eğitimini...

...ve kişisel projeni listelemek zorunda kalsaydın ne derdin?

Bilmiyorum

Hızlı düşünebiliyorum, sezgilerim kuvvetli...

...hiç eğitim almadım çünkü dokuz yaşındayken ABD'ye taşındık.

- Neden? - Hatırlamıyorum. Küçüktüm.

Ailem ortamın dayanılmaz hâle geldiğini söylemişti.

Korkuyorlardı.

ABD'ye vardığımızdaysa iç savaş patlak verdi.

Ve böylece tekrar yola koyulduk.

Evet, Chengdu'ya. Dokuz yıllığına.

- Orada okula gitmedin. - Gitmedim.

Ama kendi kendime çok şey öğrendim.

Kolay öğrenirim.

Peki ya kişisel projen?

Çalışıyorum.

Mümkünse kendimi yararlı hissedeceğim bir yer olmalı.

- Yararlı mı? - Evet, yararlı.

Şu anda yaptığım iş dışında.

14-17 numaralı odalar

Affedersin.

Burada mı çalışıyorsun?

Hayır. Üzgünüm.

O zaman sen de benim gibisin.

- Nasıl biri olduğunu bilmiyorum. - Bir parça kaybolmuş.

- Binada mı yoksa yaşamda mı? - Öncelikle binada.

- Görüşmemin nerede olduğunu bilmiyorum. - Benimki daha yeni yapıldı.

Şurada, sağda.

- İyi geçti mi? - Göreceğiz.

İşe gitmem gerekiyor.

- Bol şans. - Teşekkürler.

Minus 4012.

Başka bir iş bulmana yardımcı olmam için bana iyi bir sebep ver.

Zekiyim.

Birçok şey yapabilirim.

Biliyorsun, bugünlerde zekâ o kadar da nadir rastlanan bir şey değil.

Bahsettiğin zekâ, insanlıktan yoksun.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left