Come Play

Come Play

Download Turkish Subtitle

Release info

Come Play 2020 BDRip AAC2 0 x264-COCAIN
A Commentary by sub.Trader

Tags

bdrip
bdr
x264
BDR
Published on: 2021-07-16
Downloads: 27
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

- SüngerBob Kare Pantolon - Hazır mısınız?

SÜNGERBOB KARE PANTOLON

SüngerBob Kare Pantolon

SüngerBob Kare Pantolon

SüngerBob Kare Pantolon

SÜNGERBOB KARE PANTOLON

Bunu bilseydim...

Neyden bahsettiğini anlamıyorum.

Neymiş bu ara? Elimden geldiği kadar sık buradayım.

İki işte çalışıyorum.

Başka ne yapmamı istiyorsun, bilmiyorum!

Ne harika bir gün.

Güneş açmış.

Benimle tek bir seansa bile gelmedin.

Deniztarakları cıvıldıyor.

Herkes "Kocan nerede, şehir dışında mı çalışıyor?" diye soruyor.

Senin aslında hiç yanımızda olmadığını yalanlarla örtmek zorunda kalıyorum.

- Köpük yapmak ister miydiniz? - Kaç para?

Sadece bir çeyreklik.

Kulağa makul geliyor.

Çeyreklik.

YANLIŞ ANLAŞILMIŞ CANAVARLAR BİR ÇOCUK HİKÂYESİ

Bu Larry.

Larry asla -mış gibi yapma oyunu oynamaz.

Farklı olduğu için onunla alay ederler.

Larry sadece bir arkadaş istiyor.

Oliver.

Sorun yok.

Ne oldu?

Kelimelerle anlatır mısın lütfen?

Al bakalım.

Evde...

...bir şey...

...var.

Evde bir şey var.

Muhtemelen sadece bir kâbustu

çünkü evde annen ve babandan başka kimse yok.

Pekâlâ, gel buraya.

Buraya gel.

Benim için derin nefesler alır mısın?

Tamam mı?

Derin nefesler alacağız.

Tamam mı?

Gecenin ortasında uyanıp çığlıklar attı.

Yanına gittim. İki saat onunla kaldım.

O küçük bir çocuk

ve kâbuslar görüyor.

Senin için söylemesi kolay. Yanına giden hiç sen değilsin.

- Her zaman benim. - Uyuyordum, tamam mı?

- Üzgünüm. - Bunu yapma.

Neden sadece yardım etmek istemediğini kabullenmiyorsun?

Yardım ediyorum. Tamam mı? Uyanıkken her zaman yardım ediyorum.

Selam dostum.

- Başka kâbus görmedin, değil mi? - Kötü bir rüya görmüşsün dostum.

Sarılmamı ister misin?

Sorunun ne olduğunu biliyorum.

Fazla uzak!

Evet, bakalım.

Üç metre. Sarılmak için kesinlikle çok uzak.

Bir buçuk metre neresidir sence?

Evet, tamam.

Biraz daha yakınlaş.

Bu şeyden aldığım en garip ölçüm bu.

Sadece...

Göbek gıdıklaması!

Tahtınız efendim.

Bugün konuşma terapisine gelebilecek misin?

Üzgünüm, gelemem. Otoparkta vardiya aldım.

Umarım yakında birine gelebilirsin.

Evet, tabii.

Biz...

...evden...

...taşınıyor muyuz?

Biz evden taşınıyor muyuz?

Hiçbir yere taşınmıyorsunuz, tamam mı?

Yani endişelenme.

Bugün, ikiden fazla sayıyı çarpmayı öğreneceğiz.

Hiç hoş değil adamım!

Neye homurdandığınızı bilmiyorsunuz bile.

O kadar zor değil.

İki sayıyı çarpabiliyorsanız üç sayıyı da çarpabilirsiniz.

Derse dikkatini ver, olur mu?

Hadi. Deneyerek öğrenirsiniz.

Kimse mi?

Oliver.

Bu üç sayıyı çarpabilir misin?

Cevap... Sekiz...

Cevap sekiz.

Pek sayılmaz. Ama ne yapmaya çalıştığını anladım.

Çarpmak yerine topluyordun. İyi deneme Oliver.

Denemek isteyen başka biri var mı?

Devam et Byron.

Oliver sınıfta telefonunu kullanabiliyor da

benimkini neden alıyorsunuz?

- O otistik dostum. - Yani özel muamele görüyor.

Oliver telefonunu kullanabiliyor

çünkü Bağlılık Yemini edilirken senin gibi Fortnite oynamıyordu.

İlk ikiliye geri dönelim.

İki ve dördün çarpımı. Neden buradan başlamıyoruz?

Yemek dediğiniz bu radyoaktif köftelerden mi yiyeceğim yani?

Sonra da Patrick'le kovboy dansı yapmamı istersin herhâlde.

Hey, n'aber?

Üzgünüm Patrick.

Gelip bizimle takılmak ister misin?

Nereye?

Sadece... Şurada havalı bir şey gördüm.

Bu taraftan.

Ben sana yetişirim.

Arkadaşlar?

Merhaba?

Hey.

Cidden bunu yediğine inanamıyorum.

Elbette yedi. O kadar ezik ki.

Kalp krizi mi geçiriyor?

Kesinlikle geçiriyor. 911'i aramalısın.

Dostum, dinle. O böyle konuşuyor.

Moaner Boner.

Yani, konuşamıyor bile.

- Kesinlikle. - Belki derisinin altında robot vardır.

Moaner Boner kendini özel zannediyor.

Sana böyle demeliyiz, değil mi?

Bir şey mi söylemek istedin?

Eskiden Moaner Boner'la arkadaş olduğuna inanamıyorum.

- Annem zorladı. - Siz...

Ben istememiştim.

- Kız kardeşimle arkadaş ol diyor. - ...çok...

...çirkinsiniz.

Siz çok çirkinsiniz.

Kimmiş çirkin?

Hadi.

Geldiğimde ne düşüneceğimi bilemedim,

beni beklemiyordu.

Hemen en kötü senaryoları düşündüm.

Başı belaya mı girdi? Biri onu alıp götürdü mü?

Sonra onu arazide bağırırken buldum.

Bu ikiniz için de çok korkunç olmalı.

Bir şekilde telefonunu da kaybetmiş.

Keşke ne olduğunu anlatabilseydi.

Güzel. Şimdi kelimeleri kullanmaya çalışacağız.

"Arazide kayboldum."

A harfi üzerine çalışalım, olur mu?

A harfleri zorlayabilir.

"Arazi."

"Arazi." Sen de dener misin?

A...

A...

A...

A...

Oliver, yapabilirsin.

A...

Tamam. Güzel deneme.

Konuştuğumuz gibi ona sosyal deneyimler için

fırsat vermeye çalıştınız mı?

Zavallının hâlâ arkadaşı yok.

Arkadaşınızın oğluyla takıldığını söylemiştiniz.

Jennifer'ın oğlu, Byron.

- Evet. - Evet.

- Artık yakın değiliz. - Tamam.

Arkadaş edinmesi için çaba harcayın.

Mesela doğum günü partilerine götürün.

Dışarı açılması için iyi bir yöntem olabilir.

Sanki konuşması iyiye gidiyor gibi.

Onu dinlediğimize emin olmalı.

Tamam Patrick. Her şey teknikte bitiyor.

Önce böyle yap. Etrafında dön. Dur!

Üç kez anlama bakışı. Bir, iki, üç.

Hadi. Oliver, benimle kalmalısın. Tamam mı?

PARK ÜCRETLERİ

Beş dolar lütfen.

Çok teşekkürler.

Hadi.

KAYIP EŞYALAR

- Oliver, çıkart o kutuyu. - Vay be dostum!

Dişlerini fırçalama zamanı.

- Bu gece enerji dolu. - Evet, öyle.

Nereden buldun onu?

Kayıp eşyaların arasında buldum. Sanırım sadece şarja ihtiyacı var.

Sanırım sevdin, değil mi?

Hey, ekrana dikkat et. Biraz çatlamış.

- Ne? - Ne olduğunu biliyorsun.

Bütün gün oğlumuz için ben koşturdum

ve sen birden kahraman oldun.

Kahraman mı?

Anlaştığımız gibi davranıyorum.

Hediyeler ve göbek gıdıklaması bende senin gibi işe yaramıyor.

Keşke işin bu kısmını alıp bir kutuya koysam ve bantlasam.

Ve bir yere saklasam. Böylece bir daha uğraşmazdım.

O zaman o, bizim Oliver'ımız olmazdı.

Ben...

Onu daha erken götürmeliydim.

Ya uzun zaman bir şey yapmadığım için

hiçbir zaman konuşmayı öğrenemezse?

Hiçbir şey yapmayan biziz.

Hiç gözümün içine bakmıyor.

Kendi çocuğunun gözünün içine bakmaması ne demek, biliyor musun?

Yani...

Eğer bu sana iyi gelecekse, güzel gözleri var.

Hayır Marty, iyi gelmiyor çünkü seni sevip benden nefret ediyor.

BİR ARKADAŞINLA DENE

Peki, şimdi. Kaçınız daha önce enstrüman kullandı?

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left