The first 124 lines.
- Sen benimsin. - Sen de benim.
- Senden başka kimse olmayacak. - Senden başka kimse olmayacak.
Seni asla bırakmayacağım.
Beni asla bırakmayacaksın.
Asla söylemeyeceğim.
Önünde sonunda söyleyeceksin.
Ya yalan söylememi mi istiyorsun?
Anlamayacağımı mı sanıyorsun?
O zaman yalan nasıl yakalanır, öğreteceksin bana.
Bir daha deneyelim mi?
Çıkmam lazım.
Sen benimsin.
Hayatta gitmem oraya.
Niye?
Daha kapıdan girmeden bütün magazin doluşacak.
Tamam, başka yerde yeriz.
Sen seç.
Magazinsiz yer neresiyse?
Fatih pidecisi mi?
Burada, odamızda. Akşam yemeğinde buluşuruz o zaman.
Duru.
Daha akşama bir sene var.
Can!
Tamam kanala gel, tanıtım seyredersin.
Ben o magazin yuvasına gelir miyim ya?
Tuzaklara düşmem.
Can Manay'ın gizemli sevgilisinin fotoğraflarını çektirmeyeceğim.
Bir hafta veriyorum.
-Nesine? -Nesine istersen.
Bir soru hakkı daha.
Olur.
-Kaybedersen? - Ne istediğini çok iyi biliyorum.
Onu her zaman istiyorum ama başka isteklerim de olacak.
-Birlikte yaşayacağız. -Kabul.
Geliyorlar.
Can Bey, Duru Hanım nereye gitti?
Sevgilinizi saklıyor musunuz? Bir açıklama yapacak mısınız?
Can Bey, dinliyoruz?
Soruyu hazırlıyorum o zaman.
Daha süre dolmadı.
Hangi evden başlayalım Can Bey?
Duru Hanım'ın en seveceği evden başlayalım Ali. Tarif edeceğim.
Hadi bakalım.
Fena değil. Benim eve de yakın.
Emlakçıyla bari Ali konuşsaydı.
Gerek yok ki.
Kaporayı yatıracağım. Sözleşme, falan filan.
Hallederim.
Boşuna bu işlerle uğraşıyorsun.
Halbuki tek bir cümlen kafi.
Ben Can Manay'ın sevgilisiyim.
Ama ben...
"Merhaba ben Duru Durulay." cümlesi kapıları açsın istiyorum.
Mümkünse.
Hmm.
AVM'de yaşamak nasıl olurdu acaba?
Alışveriş hastalığına yakalanmış Ortadoğulu bir aile
her an hayatını satın alabilir.
Düşünsene evdesin, kapı çalıyor.
Adamın üçüncü karısı evi beğenmiş, istiyor.
AVM'de satılık herhangi bir şeysin.
Şşş.
Tamam.
Hadi.
- Gel bir şey göstereceğim. - Yaaa.
Yani. Fena değil aslında.
Hatta bayağı güzel.
Ama biraz şey mi ya?
Yapılı.
Hıhı.
İnsanlar, Instagram'da gördükleri hayatları satın almaya çalışıyorlar.
Dekorasyon dergisi gibi evler. Harika çocuklar.
Kocişler, aşkımlar.
Yatılı bakıcılar. Organik beslenmeler.
Yalanlar, dolanlar.
Hem teşhirci, hem röntgenciler.
Instagram herkesin ayarlarını biraz bozdu bence.
Fun, friends, night.
Bu kadar mesafeden kimse kimseyi görmez herhalde.
Bakarlarsa, görürler ki bakarlar.
Görmezler.
Duru... Bayağı görürler.
Ne yapıyorsun?
- Ne yapıyorum? - Ne yapı--
- Görüyor mu ki? - Ne görüyor mu?
Şans dilemeyeceğim. Şansa ihtiyacın yok zaten.
Ben de sana şans dilemiyorum. Senin de ihtiyacın yok.
Aaa Can Manay.
-Eyvah. -Hadi, görüşürüz.
Merhaba Can Bey. Fotoğraf çekilebilir miyiz?
- - Çok teşekkür ederiz.
Gidelim.
Ciao.
Çalmaya devam et. Çok güzel.
İtalyanca bilmiyorum.
İtalyanca bilmiyor musun?
Lütfen devam et. Şarkı harikaydı, çok sevdim.
Şarap alabilir miyim lütfen?
-Kırmızı mı? -Kırmızı.
Gerçekten çalmak istiyor musun?
Borcum ne kadar?
Bir şarkıyla ödeyebilirsin.
Nakit ödesem daha iyi. Borcum ne kadar?
Bir şarkı için, tanımadığın bir kadının kalbini kırıyorsun.
Bence nereden geldiysen oraya dön ve nedenini düşün.
Üzgünüm.
Kalbini kırmak istemedim.
Neyse boş ver. Zaten kötü bir gündü.
Belki... Belki gitsem daha iyi olacak. Üzgünüm.
Gitmek zorunda değilsin. Burada düşünebilirsin.
Hiç İtalyanca şarkı biliyor musun?
Piyanoya doğru nasıl yürüdüğünü gördüm.
Sanki sevdiğinle buluşmaya gidiyormuşsun gibiydin.
Aşk.
Şarap için çalma. Benim için çal.
-Yok artık. -Yok artık.
Milyonlarca turist arasında, Türk gelir, beni bulur. Bu benim şansım. Nilay.
Deniz.
Turist değilim. Gezginim.
Turistler mutlaka bir gün evlerine dönerler. Gezginler...
Belki hiçbir zaman dönmezler.
Turistler plan, program yapıp çıkarlar yola.
Gezginler ya bir şeyden kaçarlar. Ya da bir şey ararlar.
Sen kaçıyorsun.
No comments yet. Be the first to leave one.