The Walking Dead: World Beyond

The Walking Dead: World Beyond

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

The Walking Dead World Beyond S01E02 720p AMZN WEB-DL DDP5 1 H 264-LazyStudio
A Commentary by levanten
You are welcome.

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
720p
720
Published on: 2020-10-11
Downloads: 70
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

The Walking Dead: World Beyond'un önceki bölümlerinde...

On yıl önce bugün ölen annem için yaşıyorum.

Anne, lütfen!

Özür dilerim.

SCO kötü ve babamızın başı dertte.

Yardım istemiyor ama yardıma ihtiyacı olabilir.

Sizi caydırmaya çalışmıyorum.

Benim de gelmeme izin vermenize çabalıyorum.

Benim de.

Asla varamayacaklar.

Ölecekler.

Öyleyse ölmelerine engel olalım.

Ölülerden biriyle karşı karşıya kaldınız.

Tehdidi yok etmek için beynine saldırmanız gerekiyor.

Siktir.

Bıçağı göz çukuruna saplamak en kolay yoldur.

Iris! Bırak da yardım edelim!

Tamam mı? Beyne ulaşamasanız da sorun yok.

NASIL SAĞ KALINIR

Bacaklarına saldırarak onu yıkacaksınız.

Iris!

Hiçbiri işe yaramadığında, yapmamamız gereken bir şey var.

Kendinizi yormamalısınız.

Neticede tüm olay sakınmakta.

Güvenli mesafeyi koruyanlar, ölmeyip yaşamaya devam eder.

Hazır değiliz, Iris. Sen hazır değilsin.

Hazırım!

Iris!

Onlarla ilk karşılaştığınızda korkacaksınız.

Korkmalısınız da.

O duvarların dışına her çıktığınızda korkmalısınız.

Siktir ya.

Dayan, tamam mı? Geliyoruz.

Tanrım.

-Sorun yok. -Seni...

Sorun yok. İyiyim.

-Ölebilirdin! -Ölmedim.

Tamam.

Fizyolojisi çok farklı.

Makarna ve baston şeker paketini devirmişsin gibi duruyor.

Ben hallediyorum.

Pekâlâ...

İşte hak ettiğin bu!

Üzgünüm.

Bu sokakta piyano dersine gitmiyor muyduk?

Sen gidiyordun, ben bırakmıştım. Unuttun mu?

Yarbayın kızlara harita verdiğine inanamıyorum.

New York eyalet haritası. Babalarının orada olduğunu söylemiş.

Onlara gerçeği söylesek yanımızda on kişi daha olurdu.

İhtiyar profesör doktorun SC'den buraya mesaj yolladığını söylersen

fena boka batarız.

Anlamıyorum.

Bu yaptığı, onun karakterine aykırı. O adam risk almaz.

Biz de risk almayız ama hâlimize bak.

O kızlarını seviyor, sen onu seviyorsun.

Ben de seni seviyorum, salak. O yüzden buradayım.

Sebebi bu. Bir de Hope iyi bir çocuk.

Ona bunu becerebileceğini düşündürmüş olabilirim.

Ben de seni seviyorum ve hayır, öyle olmadı.

Çevik olmak için çok erken.

Limbo yapışını gördüm, kızım. Bence halledersin.

Kimse benden alçağa inemez.

Ama bunu ancak güneş batıp da müzik başladığında yaparım.

Bu mesajları yollayarak tüm İttifak'ı riske atıyordu.

Sivil Cumhuriyet'in şakası yok.

Sence başı dertte mi? Yani, Will'in başı dertte mi?

Hiçbir mesajında SC için kötü insanlar dememiş.

-Evet ama... -Benden söylemesi.

Belki tesislerinin başı derttedir. Ya da tüm topluluklarının.

Bilmiyorum.

Ne dersen de...

Ne, yani onlar siyah giyen paranoyaklar

ve üretim, yakıt ve hindiba konusunda bizden çok ilerideler mi diyeyim?

Hindibaları güzel.

Yerlerini kimseye söylememeleriyle ilgili istediğini de.

Üstelik ne içeri ne dışarı ile iletişime izin veriyorlar.

Bu da yaptıklarını içeriden uyguluyorlar demek.

Artık her neredelerse.

İstediğini söyle ama işlerini biliyorlar.

Doğuya gittiklerinden emin misin?

Bu yol doğruca oraya gidiyor.

Doğuda ne var, biliyorsun.

Baca var.

Onları durdurur.

Onları yakalayacağız.

Onu gördükleri anda hâlâ dönecek evleri olduğuna şükredecekler.

Selam baba. Nihayet mesailerimin ödemesini aldım.

En kısa zamanda hesaba...

Bilgisayarını kullandım.

Bana "Bir dene." dediğin iş sitesine girdim.

Bu e-postaları buldum.

İbne misin?

Bana o kelimeyi söyleme.

-Seni seviyorum ama öyle deme. -Öyle olduğun için mi?

-O şekilde... -Öyle misin?

Ben geyim, baba.

Evimden defol.

Zor günler geçiriyorsun.

Düzgün düşünemiyorsun, bunu konuşabiliriz.

Evimden defol.

Hemen.

Geri de gelme.

Seni tanımıyorum.

Baba, ben senin oğlunum.

Hayır, değilsin.

-Evet, öyleyim. -Değilsin.

Senin oğlunum amına koyayım! Faturalarını ödüyorum,

geçimini sağlıyorum,

sana kimse inanmazken ben inandım.

O kapıdan çıkıp gideceğim

ve bununla yaşamak zorunda kalacaksın.

Evet. Yaşarım.

Buna ihtiyacın var.

Hayır.

Yardımına ihtiyacımız yok.

Boşlarla dövüşebildiğini bilmiyordum.

Ben de bilmiyordum.

Ne tür müzikler seversin?

Farklı türler.

Bir ara bize bir şeyler çal.

Yani ortam güvenli olduğunda.

Tamam.

Kasa!

Tam sayı!

İşte bu.

Önce hedefi seç,

sonra da topu yuvarla.

Evet. Adı, Koca Mo.

Onu yapayalnız buldum. Kaldırımda terk edilmişti.

Vay anasını.

Rüzgâr hep kazanır.

Ne?

Annemin söylediği bir şey.

Kimin ölüp kimin yaşayacağına doğa karar verir.

Görünüşe göre haklıymış.

Hangi konuda?

Bizim Holosen yok oluşunun sonunda oluşumuz konusunda.

Yani, gezegendeki altıncı yok oluşun.

Zaten kendimizi direkt ve dolaylı olarak öldürüyorduk.

Doğa bize kestirme yol sağladı.

240 milyon yıl boyunca var olan dinozorların ölmesi,

yaklaşık 60 bin yıl sürdü.

Bu oranı uyguladığımızda,

insan ırkının 600 bin yıldır var olduğunu

ve diğer çeşitli değişkenleri de hesaba katacak olursak

bence tamamen yok olmamız için 15 yılımız var.

15 yıl, ha?

Bence çok daha az zamanımız var ama bu benim fikrim.

Meğer felaket tellalıymışsın.

Bu konuda çok rahat görünüyorsun.

Ama durum bu.

Sen de kabullenmiş gibisin.

Çoğu insan kabullenemedi.

Anlaşılan biz çoğunluk değiliz.

Ne oldu?

Bu, Ateş.

Demek gerçekmiş.

Dehşet Ateşi!

Dehşet...

...Ateşi mi?

Kısaca, D.A.

Her şey darmadağın olduğundan beri herkes bundan bahsediyor.

Eski Ahit'te bahsi geçen çapta, hiç sönmeden yanan ateş.

Yaygın görüşe göre lastikler yanıyor.

Bir sürü lastik. Başlarında kimse olmazsa yıllarca yanabilirler.

Hatta on yıllarca.

Ama bu alt tarafı bir ateş.

Hayır, ateşten çok daha fazlası.

Duman bulutu ve karanlıkta parlayan ateş,

uzun yıllardır boşları kendine çekiyor.

Ateşe giden güveler gibi.

Gelenler arttıkça sesi de yükseliyor,

bu da daha fazlasını çekiyor.

Bu da neden burada pek boş görmediğimizi açıklıyor.

Onu geçebilir miyiz?

Evet.

Bunu bilmiyoruz.

Riske girmeyelim. Etrafından dolaşırız.

Öyle yapınca önümüze nehir çıkar, yolumuzdan 80 kilometre saparız.

Geçip geçemeyeceğimize bakmalıyız.

Beni böyle şeylere ikna etmez, caydırırdın.

-O uzun zaman önceydi. -Daha dündü.

Aynen. O yüzden yola devam.

Tamam.

Bakalım ne göreceğiz.

Her koşulda görmek istiyorum.

DİLİMLENMİŞ ŞEFTALİ

Bu, onların işi.

En azından birinin.

Kahvaltıda çikolata yiyen hangisiyse.

Çok eğlenceli.

Yemin ederim,

Hope'u bulduğumda, ona bir yıl boyunca gübreleme işi yaptıracağım.

Sadece Hope'a mu? Iris ve diğerlerine değil mi?

Sence Iris'in işi mi bu?

Bir ara açık alandaydım.

Duvarların içindeki kişiliğinle dışarıdaki kişiliğin aynı değil.

İyi misin?

Evet.

Süperim.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left