The first 200 lines.
Çok hoş Ian.
Görüş mükemmel.
Havalandırma geçen seneki modelden çok gelişmiş.
Büyük adım.
Öyle olsa iyi olur.
Başka bir boğulma davasına gerek yok.
Tanrı'ya şükür, Arınma Gecesi'ydi.
Bence LGBTQ pazarına girmemiz gerek.
Umursuyormuş gibi görüneceğiz, saygınlık kazanacağız
ve epey kâr edeceğiz.
Daha çok yaşam tarzına ulaşmalıyız cidden.
Ve odak grupları, onur yürüyüşü temalı maske fikrini olumlu karşıladı.
Eski STB'deki birkaç rengi değiştirdik
ve işte!
Pekâlâ. Bununla devam edin. Müşterileri dinlediğimizi gösterir.
Gelirimizin en azından bir kısmını ilgili bir hayır kurumuna bağışlamalıyız.
Peki. Tamam. Jimmy.
"Gerçek olaylardan esinlenilmiştir" işi ne durumda?
Her zamankiler, başkanlar, pop yıldızları, birçok Hitler varyasyonu.
Ama ürüne bir tane daha eklemek istiyorum.
Bir sürü acele iş olacak.
Buna değecek.
Bana güvenin.
Yaygınlaşıyor.
TANRI YÜKSELİŞTE
Kampüs Katili mi?
Arınma Gecesi maskeleri yapıyoruz, katil maskeleri değil.
Etkin bir seri katilin reklamını yapmış oluruz.
Evet, haklı olabilirsin.
Ama reklam ödeneğimiz kesildi.
Böyle bir şeyle, televizyon haberleri işin zor kısmını yapmış olur.
Bu konuda Jimmy'ye katılıyorum.
Yakışıksız satar.
Bakın ne kadar basit.
Kazancımız acayip olacak.
Üretimi arayacağım.
Bunları hemen başlatalım.
Aferin evlat.
Voliyi vuracağız.
ARINMA GECESİ
ARINMA GECESİ'NE 116 GÜN KALDI
Bunu bu gece mi yapmamız gerek?
Bu saatte çekirdek kadro olur.
Bize daha çok zaman kazandırır.
AYKB şehrin yarısına seni aratıyor.
Şimdiye dek muhtemelen sistemlerinden çıkarılmışsındır.
Hayır, beni çıkarmazlar.
Neden?
Sisteme girersem yerimi bulabilirler.
Yani bir tuzak.
Yakalayabilirlerse tabii.
Sinyalimi birkaç aktarma merkezi üzerinden yönlendirdim ama yine de
sisteme girdiğimde hızlı hareket etmeliyiz.
Eski bir polise gelerek büyük risk aldın.
Seni ihbar etmeyeceğimi nereden biliyorsun?
Sana ihanet eden bir sistemden uzaklaştın.
Anlayış gösterecek biri gibi göründün.
Ayrıca,
seni Arınma Gecesi'nde gördüm.
- Öyle mi? - Evet.
Güvenlik görevlilerini öldürmedin, başkası olsa öldürürdü.
Beni hemen yüceltme.
Hazır mısın?
Hazırım.
Başla.
Sisteme girdim.
Ne durumdayız Vivian?
Konumunu üçgenliyorum.
Birkaç saniye daha kalırsa onu yakalayacağız.
Süre?
Kalmadı.
Lanet olsun.
Çok az kaldı.
Gitmemiz gerek.
- Bitti. - Gidelim.
"652 Longview."
Merkeze haber ver. Söyle elimizdekileri göndersinler.
Buldun mı?
Tam adları, adresleri,
bu kişileri bulman için gereken her şey.
Çakallar'ınla tanış.
Dinle, kahve yapacağım.
Normal bir sabahmış gibi davranacaksın, öyle mi?
Bilmiyorum. Kahvaltı yapalım. Bir yolunu buluruz.
Dedektifi arayacağım.
Hayır. Dedektife dün geceden bahsedemeyiz.
Evet, doğru.
Bunu yaptığımıza inanamıyorum.
En azından sonuç aldık.
Bütün yıl bildiğimizden daha çok şey biliyoruz.
Ama?
Ama biri beni öldürmeye çalıştı ve artık kendimi
kötü adam gibi hissediyorum.
O duyguyu biliyorum.
Bebeğim, daha da çirkinleşebilir.
Burada olmak istediğinden emin misin?
Seni terk etmeyeceğim.
Bu olanlarda...
Bu olanlarda oynadığım rolden sonra olmaz.
Dinle. Buradaki insanlar,
bu mahalle gerçekten seni öldürmek istiyorsa
deli olan onlardır.
- Tamam mı? - Tamam.
Biz değil.
Tamam.
ARAÇ ÇAĞIR MEVCUT DEĞİL
Gidemezsin.
Ben kalktı mı?
Seni götüremez mi?
Hayır, araba çağıracağım.
Çok uzun bir yol. Servete mal olmaz mı?
Kelen.
Tatlım, Ben'le kavga mı ettiniz?
Hayır. Sorun yok.
Sadece gitmem gerek.
En azından sana kahvaltı hazırlayayım.
EKONOMİK, YOK, 117,76 DOLAR
Günaydın millet.
Günaydın.
Günaydın.
İyi uyudun mu?
Harika uyudum.
Gerçekten harika.
Öyle olmalı.
Hiç benden önce kalkmazdın.
Az önce annene yapacak çok işim olduğunu söylüyordum.
Büyük Siyaset Bilimi projesi yaklaşıyor.
Kampüse bir araba tutacağım ve projeye erken başlayacağım.
Her şey için sağ olun Bayan Gardner.
Sonra görüşürüz, tamam mı?
Olmaz. Seni ben götürürüm.
Hayır, ailenle biraz zaman geçirmelisin.
Seyahatini yarıda kesmek istemem.
Sorun olmaz. Değil mi anne?
Elbette olmaz.
Sen götürürsen daha iyi hissederim.
Gördün mü?
Çantalarımı alıp üstümü giyeyim.
Tamam.
Bunlar ne halt ediyor?
İçeri girdiklerini gördüğüne emin misin?
Eminim.
Gel.
Nereye gidiyorsun?
Arka tarafa.
Aman tanrım.
Burada ne işiniz var?
Konuşmak istiyorum.
Marcus, konunun ne olduğunu bilmiyorum ama üzgün görünüyorsun. Neden...
Yeter. Tamam mı?
Kes şunu. Bu kadar saçmalık yeter.
Benden bu kadar nefret ettirecek ne yaptım size?
Lütfen! Konuşun bizimle.
Her ne yapmışsam yapayım,
tamam mı? Ölmeyi hak etmiyorum.
Bunun kendi aileniz olduğunu hayal edin.
Lütfen. Bize bir şans verin sadece.
Ne konuşmaydı ama.
Bitirdin mi?
Beni tanıdın mı?
Ben komşun Clint ve de...
...karımı öldürmüştün.
Bunu telafi edemezsin Marcus.
Beş yıl önce işten eve gelmiştim.
Ve Maisy nefes almakta zorluk çekiyordu.
Onu Bienville'deki acil servise götürdüm.
Onu sen muayene etmiştin.
Hemşireler, atriyal fibrilasyon teşhisi koyduğunu söyledi.
Sen geldin ve onun kalbini normal ritme döndürmek için şok uygulaman gerekeceğini
açıkladın.
Bunun rutin olduğunu söyledin.
Endişelenmeme gerek olmadığını da.
Sana inanmıştım.
Çok zeki ve kendinden emin görünmüştün.
Bir sorun vardı.
Onun kalbine şok uyguladığın anda
kalp bir daha kan pompalamadı.
Bunu bana söylemek için dışarı bile çıkmadın.
Endişelenmeme gerek olmadığıyla ilgili onca şeyden sonra
kötü haberi vermek için başka bir doktor gönderdin.
Bak. Clint?
Ben... Bak.
Ne diyeceğimi bilmiyorum.
Tamam mı?
Elimden geleni yaptım.
Ve sonra...
Her zaman değil.
Ama bazen yapabileceğim bir şey yok.
Özür dilerim.
Umursuyormuş gibi davranma.
Umursuyorum.
Mahalleye taşındığında
kesin nasıl olduğumu görmeye gelirsin diye düşünmüştüm.
Beni tanımadın.
Bana bir yabancı gibi davrandın.
Eşim bu toplulukta nüfuzlu biriydi.
Hepimiz onu severdik.
O bir azizeydi.
Ve gerçek şu ki
hiçbirimizi doğru dürüst tanımıyorsun.
No comments yet. Be the first to leave one.