Release info

The Seed Of The Sacred Fig 2024 1080p WEBRip x264 AAC-WORLD
A Commentary by dikistutmaz
24 fps

Tags

webdl
Published on: 2024-10-14
Downloads: 240
Hearing Impaired: No
FPS: 24

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Ficus Religiosa, alışılmadık yaşam döngüsüne sahip bir ağaçtır.

Tohumları, kuş dışkılarında bulunur ve diğer ağaçların üzerine düşer.

Havai kökleri yayılır ve tabana kadar büyür.

Sonra dallar ana ağacın etrafını sarar ve onu boğar.

Sonunda kutsal incir kendi başına ayakta kalır.

THE SEED OF THE SACRED FIG

Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor

Çok teşekkür ederim, yatacaktım.

Dünden beri bir şey yemedin. Önce bir kahvaltı yap.

Sonunda duaların kabul oldu.

Seninle gurur duyuyorum.

- Keşke baban da bunu görebilseydi. - Allah rahmet eylesin.

Iman...

Üç odalı bir daire alacak mıyız?

- Biraz zaman alacak. - Bekleriz.

Kızlar yatak odalarını paylaşmak için çok büyükler.

Taşınmak hayatımızı değiştirecek.

Bunu kendimi savunmam için verdiler.

- Neden? - Korunmamız için.

Denesene.

- Al eline. - Hayır, hiç hoşuma gitmedi.

- Korkma, emniyeti açık. - Korkmuyorum.

Ağırmış.

- Kızlara söylemeli miyiz? - Henüz değil.

Ama bu en doğru zaman.

Babalarının yargıç olduğunu öğrendiklerinde büyük gurur duyacaklar.

- Yargıç değil, müfettiş. - Fark etmez.

- Yakında yargıç olacaksın. - Göreceğiz.

Bu gibi şeyleri bilmeleri onlar için önemli.

Bu, onların karakterini şekillendirecektir.

Devrim mahkemelerini biliyorsun.

- Halkın desteğine sahip değiller. - Evet, ama çok uzun zaman oldu.

Onlara işinden bahsetmek için bir fırsat kolluyordun.

Al sana en iyi fırsat.

Terfini bir restoranda kutlayabiliriz.

Ve beraber kızlarla konuşuruz.

Bilemiyorum.

Bırak ben halledeyim.

- Tamam mı? - Tamam.

Sana, sessiz ol, baban uyuyor.

- Ben gelmesem de olur. - İmkânı yok.

Önemli bir mesele. Dördümüzün bu konuda konuşması gerek.

Madem öyle şimdi konuşalım.

Sana babanın da aramızda olması gerektiğini söylüyorum.

Hem kutlama hem de toplantı olacak.

- Neyin kutlaması? - Göreceksiniz.

- Lütfen eğlencemi zehir etme. - Arkadaşlarınla başka bir gün görüşürsün.

Başka bir gün mü? Bugün onun doğum günü.

- O zaman başka bir gün doğmasını söyle! - Çok ciddiyim.

Erteleyemem, bir süredir planlıyorduk.

Önceliğiniz aileniz olmalı.

Bu toplantı-kutlama da ne iş?

Babanla tanıştığım 20 yıl boyunca hep bunun hayalini kurmuştu.

Gizemi ortadan kaldır! Bize ne olduğunu anlat.

Her birinizin kendi yatak odası olacak desem?

- Dalga mı geçiyorsun? Ciddi misin? - Sessiz ol dedim.

- Restorana doğru koşalım. - Güle güle!

Çok teşekkürler.

Bir yargıç...

...gerekli bilgileri ve kanıtları toplamadan karar vermemeli.

- Senin işin bu bilgileri toplamak mıydı? - Evet.

Peki biz bunu neden bilmiyoruz? Bize daha önce söyleyebilirdin.

Kendilerinin ve ailelerinin güvenliği için isimlerini gizli tutmak mecburiyetindeler.

Her durumda, bir kazanan ve bir de kaybeden olur.

Kaybeden kişi daima haksız yere mahkum edildiğini düşünebilir...

...ve intikam almak isteyebilir.

Şimdi bir soruşturma yargıcısın, hâlâ risk var.

Aynen öyle, tatlım.

Ama artık onun pozisyonunu anlayacak...

- ...ve dikkatli olacak kadar büyüksünüz. - Neye karşı dikkatli olacağız?

Yani ondan intikam almak için bize zarar verebilirler mi?

Olabilir.

Ama komşuların da bizim gibi olduğu bir yere taşınacağız.

Ayrıca onların da çocukları var.

Mahalle gözetim altında olduğundan güvende olacağız.

Babanızın zarar görmemesi için bazı şeylere dikkat etmelisiniz.

- Ne gibi şeyler? - Tesettür gibi.

Sosyal medyada fotoğrafınız olmamalı.

Kusursuz olmalısınız.

Yaptığınız her şey anında kınanır.

Davranışlarınıza, kıyafetlerinize, gittiğiniz yerlere, arkadaşlarınıza...

...ve sözlerinize dikkat etmelisiniz.

- Kaşık numaranı yapar mısın? - Tabii.

Bu nedir?

- Üzerinde yazıyor. - Beş ciltlik bir dava dosyası.

İncelemek zaman ister.

Daha başlamadım bile.

Hiç uğraşma, iddianameyi yaz ve imzala.

- Savcının emri. - Yapamam.

Yirmi yıldır şerefimle çalışıyorum.

Yemin ettim.

Dinleniyoruz

Yargıçların yemin metnini tekrar okumanı öneririm.

Özellikle de son kısmını.

Öğle yemeği vakti.

Neden müfettiş olduğunu düşünüyorsun?

Patron seni sevmiyor.

Terfine karşıydı.

Adamlarından birinin terfi etmesini istiyordu.

Ben ısrar ettim.

En ufak bir yanlış adımını bekliyor.

Bana kafa tutulmasını mı istiyorsun?

Yoksa kendi başarından ve ailenin huzurundan ödün vermeyi mi?

Bu pozisyonu kaç kişinin istediğini biliyor musun?

Iman...

Burada savaşmak, rütbeni hak etmek zorundasın.

Hele ki savcının emri olan bir davada.

Daha dosyayı okumadım bile.

Onu nasıl Allah'a karşı suç işlemekle itham edebilir...

...ve ölüm cezasına çarptırılmasını isteyebilirim?

- Bu nasıl? - Harika.

Omuzlar çok kötü duruyor.

Ve önü de bol.

- Ona söyleyeyim mi? - Olur.

- Hanımefendi... - Efendim?

Elinize sağlık, çok güzel ama omuzlar kötü duruyor.

Ve önü bol, göğüs kısmını gizliyor.

Bir, bu göğüs değil, meme.

İki, omuzları başörtüsüyle gizlenecek.

Doğru ama lütfen bunu düzeltebilir misiniz?

Genç bayan, bu bir üniforma, abiye değil.

- Üniforma neden güzel görünmesin ki? - Tamam, çıkar.

Ön tarafı da daraltabilir misiniz?

Tamam, ama okulda onu rahatsız ederlerse, bana sızlanma.

- Sadaf, boş ver. - Hayır! Bol kıyafetlerden nefret ediyorum.

- Tamam, o zaman, lütfen biraz daraltın. - Tamam, halledeceğim.

- Ne zaman hazır olur? - Gelecek hafta beni arayın.

- Haftaya okul başlıyor! - Ne yapabilirim ki? Yoğunum.

Alo?

Selam, anne.

Uzakta olmak zor değil mi?

Üniversite yurdunda olmak biraz zor...

...ama aynı zamanda havalı.

Yeni arkadaşlar ediniyor, her türden insanla tanışıyorsun.

Daha özgür oluyorsun.

Annen gitmene izin verecek kadar cesurmuş.

Çok lezzetliydi.

- Başka bir şey ister misin? - Hayır, sağ ol.

- Doydun mu? - Evet.

Başlangıçta annem biraz endişeliydi...

...ama artık yerleştiğim için, o da rahat.

- Yurtta kaç kişisiniz? - Sekiz.

Çok havalı, ben de gitmek istiyorum.

Sonra Amir aradı ve ekranda kırmızı bir kalp çıktı.

Onu rehbere ekledim.

Annem dedi ki: Bu kim?

Ben de sınıf arkadaşım dedim.

Dedi ki: Tüm sınıf arkadaşlarına kırmızı kalp koyuyor musun?

Ne diyeceğimi bilemedim.

Sonra dedi ki: Bakalım nasıl biriymiş.

Ben de dedim ki...

Onu görmek mi istedi? Çok geniş biriymiş.

- Rezvan? - Efendim?

- Buraya gel. - Tamam.

- Hemen dönerim. - Tamam.

Sana, yardım et.

Beyaz bir kalp koysaydın, şüphelenmezdi.

Buyur, anne?

Arkadaşın yemeğini yedi, çayını ikram et de gitsin.

Ne demek bu?

Sana onun durumunu anlatmıştım.

Yurt hazır değil. Tahran'da tanıdığı kimse de yok.

Onu kapı dışarı mı etmek istiyorsun?

- Seni tanımasaydı ne yapacaktı? - Ama tanıyor.

Ben de bunu kastetmiştim.

Hayatımız değişti, çok dikkatli olmalıyız.

- Neye karşı? - Çevremize.

Sadaf bizim için nasıl bir tehlike oluşturabilir ki?

Sence benim sorunum Sadaf mı?

Yaşam tarzımızı değiştirmeliyiz diyorum.

Ona söylemek senin için sorunsa, ben onunla konuşurum.

Babamla konuşacağım.

Sadaf'ın kalmasına izin vermesini isteyeceğim.

Baban onu tanımıyor bile.

Çok yoğundur, onu rahatsız etme.

Bu işi bana bıraktı.

Öğleden sonrayı burada geçirmesine müsaade et.

O arada ona gitmesi gerektiğini söylerim.

Olur mu?

Sadece öğleden sonrası içinse, olur.

- Rezvan... - Efendim?

Bu senin için neden bu kadar önemli?

O benim arkadaşım, ona söz vermiştim.

Burada yapayalnız.

Ya onu bu gece misafir edersen...

...ve sonra yine yurdu hazır olmazsa?

Yarın hazır olacak.

Öyle planlamıştık, yemin ederim.

Onunla bir gece geçirmenin senin için sorun olacağını düşünmemiştim.

Bu yüzden ben teklif etmiştim.

- İki şartla burada kalabilir. - Neymiş onlar?

Öncelikle, bir daha benden böyle bir iyilik istemeyeceksin.

İkincisi, baban bu gece eve geldiğinde ve yarın ayrılana kadar...

...Sadaf'ın yatak odasından çıkmadığından emin ol.

- Onu odaya kilitleyemem! - Babanı görmemeli.

Tamam.

Anne, kaşlarım hâlâ çok kalın.

- Uçlarını daha ince yapabilir misin? - Sürtük gibi görünesin diye mi?

Benim kaşlarım ince ama iyi bir kızım!

Özür dilerim, öyle demek istemedim!

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left