The first 200 lines.
Merhaba kedicikler. Ben Joel McHale.
Malumunuz, şu anda küresel bir salgın hüküm sürüyor:
Kaplan Kral çılgınlığı!
Ben de sizin gibi yedi bölümü bir çırpıda izledim ama doyamadım.
Bu yüzden Netflix'i arayıp en yüksek prodüksiyon kalitesiyle
havalı bir özel bölüm sunmak istediğimi belirttim.
"Sana bir iPhone postalayacağız. Tepe tepe kullan." dediler.
Kaplan Kral efsanesinin ayrıntılarına bakmak için
birkaç ana karakteri bir araya getirdik.
Dizinin ardından hayatları nasıl değişti, onu öğreneceğiz.
Acaba yele saç kesimli Joe Egzotik'siz bir hayat neye benziyor?
Tüm dünyada meme'lerinizin yapılması nasıl bir his
ve yüz yüze görüşmek için
evinizdeki kablosuz bağlantı yeterince güçlü mü?
Bu sorulara ve daha fazlasına birazdan yanıt bulacağız.
Karşınızda, Kaplan Kral ve Ben.
KAPLAN KRAL VE BEN
Nasılsın dostum?
Temiz bir hayat sürüyor, İsa'yı seviyorum. Ya sen?
Ben de temiz bir hayat sürüp İsa'yı seviyorum. Harika.
Erik Cowie. Belgeselde en sevdiğim insanlardan biri.
Son derece ilginç bir insan. Erik, özel bölüme hoş geldin.
-Teşekkürler. -Bugün harikulade saçlarını yıkadın mı?
Hayır. Her gün üstüme işiyorlar, ne gereği var?
Erik. Bu, şu anda
muhtemelen insanlık tarihinin en büyük belgeseli hâline geldi.
Hayatın nasıl değişti?
Ben izlemedim. Gerçekten İzlemedim. Yani...
-İzlemedin mi? -Yani on dakikasını. Hayır!
Aslında izlemem lazım
çünkü en azından insanların söylediklerine
veya oluşturdukları meme'lere
cevap verebileceğim bir donanımım olur.
Neden bahsettiklerini, ne söylediklerini anlamıyorum.
Öyle yani. İzlemedim.
Neden izlemedin? Bunu sormam gerek.
Çalışıyorum!
Jeff ve Lauren'dan birkaç saat izin iste, bir an önce izlemeye başla.
En son ne zaman sokağa çıktın?
Çarşıya, Walmart'a falan en son ne zaman gittin?
Üç gün önce.
Tuhaf geliyor. Otoparkta yürüyorsunuz,
herkes cep telefonunu çıkarmış ve...
Ben alelade biriyim işte.
Unvanın hâlâ baş hayvan bakıcısı mı?
Evet.
Baş pislik, ne bileyim.
Joe'yla geçirdiğin zamandan pişman mısın?
Tabii ki. Olmaz mıyım.
En büyük 200 pişmanlığını söyle. Şaka yapıyorum. İlk beşini söyle.
Aklıma takılan bir şey var ve çıkmak bilmiyor.
Kedileri uyuttuğumuz zaman
çoğu kez beni kullanırlardı
çünkü sırf varlığım ya da sesim sayesinde
kediler kafesin tellerine yanaşır,
biz de onları okla vurur ya da yatıştırıcı verir, sonra uyuturduk.
O kediler bana sonuna kadar güvenirdi.
Size yemin ederim ki bazen âdeta "Dostum, beni yüzüstü bıraktın." derlerdi.
Yüzlerinden, gözlerinden okurdum bunu.
Kediye bunu yapınca
sanıyorum ki tıbben bir...
Kediye bir şeyler oluyor ve hayatını sürdüremiyor, değil mi?
Öyle sanılır ama hayır.
Tüm bunlar olmadan önce dahi
Jeff bir keresinde açık açık sadakatimi sorguladı.
Ben de hiç tereddüt etmeden dedim ki
"Ne sen ne de Joe umurumda.
Kediler için buradayım."
Onlar benim çocuklarım.
Her kedinin kendine has, farklı bir özelliği var.
Onları sevimli yapan da bu.
Sence hayvanat bahçesinde hayvanların mı çalışanların mı durumu daha iyiydi?
Hayvanların. Evet.
Joe bir pisliğin tekiydi.
Azar işitmeden onunla konuşmak mümkün değildi.
İnsanları 20 dakikada kaçırırdı.
Ağzından çıkan abuk subuk, densiz laflar yüzünden.
Belli ki senin de dediğin gibi
hâlâ hayvanlarla çalışıyorsun. Jeff Lowe'lasın.
Onunla çalışmak nasıl?
Gayet sakin geçiyor. Öyle yok yere...
...rastgele azarlamalar yok.
Çok sakin biri.
Dadıyla tanıştın mı?
Sadece kalçasını gördüm, o kadar.
Şimdi konuyu değiştireceğim
ama sence Joe serbest kalmalı mı? Özgür olmalı mı?
Hayır! Asla!
Anladım.
22 yıl federal cezaevinde yatacak.
Kaç yaşında, 56 falan mı?
Evet, hapiste ölecek.
-Evet. -Şükürler olsun.
Pekâlâ. Vay canına. Ağır bir ifade bu.
Joe'nun istediği büyük şan şöhrete
en sonunda kavuştuğunu düşünürsek
sence şu anda hapiste nasıldır?
Netflix'e falan erişemediklerine eminim.
-O yüzden bunu göremiyor bile. -Evet.
İroniyi severim. Mesele bundan ibaret.
Bu, çok ciddi bir soru Erik. Vince Neil ile kıyaslanıyorsun.
-Bu, seni gururlandırıyor mu? -Tanrı'm.
Mötley Crüe'den nefret ederim.
Vay canına.
Mötley Crüe, duyun!
Hiç benim tarzım değillerdi. Hayır.
Çok sunilerdi. Evet, üzgünüm.
Evet, ayrıca besbelli ki
şu anda vücut yağ oranın Vince Neil'a kıyasla çok daha az.
Onu ben demedim. Senin ağzından çıktı, tamam mı?
Öyle oldu. Vince muhtemelen peşime düşecektir.
O hantallıkla yakalaması zor ama...
Erik, sen samimi birine benziyorsun.
Çok iyi birine benziyorsun.
Sağ ol dostum.
Elini kafese sokayım falan deme.
Her gün sokuyorum.
Tamam. O zaman sadece bir iki parmağını sok, yeter.
O yollardan da geçtim.
O kadar da kötü değil. Hep derim ki...
"Acıyor mu?" diye soruluyor. "Evet, acıyor. Sonra diniyor, iyileşiyorsun."
Tekrar teşekkürler. Eklemek istediğin bir şey var mı?
Kim ne derse desin,
dişlerim yamru yumrudur. Üzgünüm, ben yaşlıyım.
Böyle oluyor. Size de böyle olacak.
Ve hayır, met kullanmıyorum. Hiç kullanmadım.
Uyumayı seviyorum.
Eskiden içki problemim vardı, artık yok. O yüzden işinize bakın.
Bu iki Kaplan Kral katılımcısı
hayvanat bahçesini ya çaldı ya da kurtardı.
Ama her hâlükârda açık bir evlilik sürdürüyorlar.
Karşınızda Jeff ve Lauren Lowe.
Katıldığınız için çok teşekkür ederim.
Mühim bir sorum var. Jeff, kafadan soruyorum:
Affliction markalı kaç tişörtün var?
60, bilemedin 70 adet vardır eminim.
Dehşet verici.
Hayvanat bahçesi şu anda salgın yüzünden kapalı mı?
-Evet. -Evet.
Kaplanlar aralarına iki metre mesafe koyuyor mu?
Çoğu koyuyor. Ama arada sırada kulağa oynaşma sesleri geliyor.
Bazıları kuralları çiğniyor yani.
Dadıyla aranız nasıl?
-Dadı dört dörtlük. -Çok seksi.
Evet, dört dörtlük. Onu gördünüz.
Evet. Görmez olur muyum.
Şu anda Google'a "Jeff" yazdığınızda
ilk çıkan şey "Jeff Lowe Dadı."
Biz de aratırız.
Diziye baktığınızda...
Şu anda olay olmuş durumda.
Gerektiği gibi yansıtıldığını düşünüyor musun?
Hayır. Kanımca ses getirsin diye hikâyeye kötü adam katmaya çalışmışlar.
O kötü adam da şu anda gördüğünüz kişi.
Jeff, herkesin seninle en başta iyi ama sonunda kötü olduğunu söyledin.
Hepsi başı belaya girince bana geliyor. Joe mesela.
Sonra ben onlara yardım edip yardımı kestiğimde
-saldırıyorlar. -Hainlik.
Ama artık alışıyorum.
Allen'ı nereden buldun bilmiyorum
ama ekranda gördüğüm en korkunç insan o.
-Aslında onun kadar kibar... -Çok tatlıdır.
Tutabileceğiniz en tatlı tetikçidir o.
Bana göre kurt gibi bakıyor.
Ödümü koparıyor.
Facebook'taki bir hayrandan bir soru var.
Allen'ı küvette çekmek gibi parlak bir fikir kimin aklına geldi?
Bunu bilmiyorum.
Çünkü görünce biz de "Neler oluyor?" dedik.
Eric nedense Allen'ı küvette görmek istedi herhâlde.
Bence hem ateşli hem de korkutucuydu.
Biraz seksiydi, değil mi?
Kaç kez izlediniz?
-Bir kez ama zordu. -Bir kez.
Biz iki saat kadar izledik.
Muhtemelen saat beş gibi uyanıp
başkaları izlemeden önce
biz izlemiş olalım dedik.
Neyle karşı karşıya olduğumuzu bilelim diye.
Motorcu montların Affliction tişörtlerinden çok mu?
Dizi boyunca aynı montu iki defa görmedim de.
-Epey montum var. -Evet.
Deri giymemin nedeni...
...kaplanlar. Onların pençelerini sökmüyoruz.
Ama kollarım fena yırtılıyordu.
Ben de hep...
Artık Fonzie karakteri oldum.
Joe'nun kumpasa getirildiğini söyleyenlere yanıtın nedir Jeff?
Külliyen palavra.
Joe'nun paylaştığı videoları gördünüz.
-Joe kendisine düşmandı. -Evet.
Kürsüde kendi aleyhinde ifade vermeliydi
çünkü Carole'a ateş ettiği, onu astığı, havaya uçurduğu o videoları...
-Patlayan bebekler. -Posta kutusuna yılan koymalar.
"Bu sürtüğü kim haklayacak, kim indirecek?"
Joe kumpasa getirilmedi. Kaplanları öldürüyordu.
Kaplanları öldürdüğünü hapiste itiraf etti.
Sağlıklı kaplanlardı bu arada.
-İki üç yaşında. -Hastalar dedi.
Kafeste yer lazım diye güzelim sağlıklı kaplanları
No comments yet. Be the first to leave one.