The first 200 lines.
PAZAR, 1 HAZİRAN 2025 ANNEMİN YEMEK YAPMASINA YARDIM ETTİM
BUGÜN YAPILACAKLAR LİSTESİNİ KONTROL ET
HAN SEO-YOON
ALARM
BİR KAZA YÜZÜNDEN HAFIZA BOZUKLUĞUN VAR MASANDAKİ BİLGİSAYARA BAK!
UYANDIĞINDA HAFIZAN KAZADAN ÖNCESİNE DÖNÜYOR
SABAH UYANDIĞINDA NOTLARINA VE GÜNLÜĞÜNE BAK
HAN SEO-YOON HAESOL LİSESİ İKİNCİ SINIF 5, NO. 29
DEFTERİ HEP ÇANTANDA TUT
TAKVİMDEN BUGÜN YAPILACAKLARA BAK!
BİLGİSAYARDA GÜNLÜĞE BAK! HATIRLAMAK İÇİN HER ŞEYİ YAZ!
8 Ocak 2025'te
sende hafıza bozukluğu yaratan bir trafik kazası geçirdin.
Uyuduğunda,
ertesi sabah hafızan kaza anına geri dönüyor.
Bu, ileriye dönük amnezi denen bir durum.
Bu durumu
sadece annen baban, Ji-min ve okuldaki öğretmenler biliyor.
Kazadan beri her gün günlüğüne yazıyorsun.
KONTROL ET!
İyi uyudun mu?
- Kahvaltı yap. - Olur.
- Ödevi yaptınız mı? - Ödev mi vardı?
- Neden daha önce söylemedin? - Yapmadınız mı?
Hey, otobüs geldi.
Selam Han Seo-yoon.
Neden dikkatini çektin? Seninle arkadaş olur mu sanıyorsun?
Aynı sınıftayız, yani arkadaşız.
Ne dediğinin farkında mısın?
Aptallık etme.
- Çok utanç vericisin. - "Yani arkadaşız." Ne espri ama.
Çok güzel, değil mi?
Hey, senin kız arkadaşın var.
Ondan hoşlandığımı ilk ben söyledim.
Bu doğru.
Bir şey yap o zaman.
Hayır, yapamam.
Neden? Hadisene.
Nasıl yapayım?
Sizi serseriler! Ölmeye mi çalışıyorsunuz?
- Ne oluyor? - Tanrım adamım.
- İyi misin? - Efendim, dikkatli kullanın!
Bu da neydi?
Çok canım yandı.
Moraracak sanırım.
Üzgünüm.
Çok üzgünüm.
Sana öyle olmaz demiştim.
Seni aptal.
- Böyle tutacaksın. - Ya sen?
Tamam. Gidelim.
Hey.
Buna neden tahammül ediyorsun?
Üzgünüm.
Sizi serseriler! Cidden ama.
- Tanrım. - Kafasında bir…
- Hey. Bunun derdi ne? - Ne?
Masamı berbat ettin.
Dong-sik'in sıra arkadaşısın, değil mi? Etmiş olabilirim. Üzgünüm.
Bunlar komik mi geliyor?
Yaşadığımı hissediyorum.
Bırak artık.
Dong-sik'le uğraşmayı kes. Ona üzülmüyor musun?
Ne, erkek arkadaşı mısın? Sence çıkıyorlar mı?
- Ne? Cidden mi? - Hadi be.
- Han Seo-yoon'a çıkma teklif ediyor. - Bitmiyor, değil mi?
- Çok kibirli. - Onu hemen reddetti.
- Çok güzel. - Sonra ben denesem mi?
- Ben denedim ve reddetti. - Seni aptal.
- Tam delisin. - Hey, Han Seo-yoon'a çıkma teklif et.
- Ne yapayım? - Ondan hoşlandığını söyle.
- Çıkma mı teklif edeyim? - Evet.
Neden?
Nedeni yok.
Boş ver.
Neden geldim ki? Ben gidiyorum.
Hey, Dung-sik. Sen çıkma teklif et o zaman!
- Hey, geri gel! - Sen ne zaman geldin?
- Gelsene ahbap! - Dung-sik!
Ne yapıyorum ben?
HEY, ARKANI DÖNÜP SINIFIN PENCERESİNE BAK
JAE-WON ♥ SEO-YOON
- Benzer. - İşte modern bir çevirisi.
"Gerçekten gidiyor musun?"
"Beni ardında mı bırakıyorsun?"
Bugün "Gashiri"den bahsettik.
SORUN İÇİN ÖZÜR DİLERİM
Sonra bahsettiğim nitelikleri inceleyin
ve mümkünse sonraki ders için malzemelere bakın.
Tamam, bugünlük bu kadar. Öğle yemeğiniz afiyet olsun.
- Peki, efendim! - Peki, efendim!
Çabuk!
- Kuyruk olacak! - Gidelim!
Kim Jae-won.
Hey, Dung-sik!
- Yemeğe gitmemişsiniz. - Ne haber?
Karar verdin mi?
İstediğin bu mu cidden?
Ona soracağım ve konu kapanacak.
Evet, sadece bunu yap.
Sözünü tut.
- Hey, cidden yapacak! - Çok sıkısın Jae-won!
Hey.
Benimle çıkar mısın?
Gerçekten yapıyor sanırım. Çabuk!
Çekmeye başla. Çabuk.
Yapıyor.
Cidden yapıyor mu?
Peki.
Peki.
Dur, ne?
Çok isterim.
Çıkalım.
- Ne dedi? - İnanmıyorum.
- Çıkışta buluşalım. - Cidden mi?
- Önce ben gideceğim. - Ne?
Neden evet dedi?
- Ne? Neden? - Ne?
Neler oluyor?
Neden?
- Hey. Kımıldama. - Ne yapıyorsun?
Mesela y eşittir
- x'in karesi artı üç. - Jae-won.
Üç basamak kaydı ve y eşittir x eksi ikinin karesi oldu.
- Nasıl kayıyor? - Ne erkeksi.
- Çok havalı. - İki basamak sağa kayıyor.
Çabuk ol. Açlıktan ölüyorum.
Selam.
Selam.
Sen Kim Jae-won'sun, değil mi?
Evet, öyle.
Telefonunu ver.
Neden?
Al.
"Lise iki, Sınıf iki, Kim Jae-won."
"Erkek arkadaşım az konuşuyor."
Bana erkek arkadaşım mı dedin?
Evet.
Ne? Önce sen çıkma teklif ettin.
Öyle değil mi
erkek arkadaşım?
Doğru. Ben teklif ettim.
Bak, konu şu…
Bazı çocuklar sıra arkadaşımla uğraşıyor.
Arkama yaslanıp izleyemezdim.
Sana çıkma teklif edersem
onunla uğraşmayacaklarına söz verdiler.
Bu yüzden teklif ettim.
Üzgünüm.
Sen iyi bir arkadaşsın.
Sadece sıra arkadaşıyız.
Sebebinin ne olduğu umurumda değil.
Senin için fark eder mi?
Benimle çıkmak istemiyor musun?
- Hayır, ben… - Tamam o zaman.
İstemediğimden değil ama…
Benden…
…hoşlanıyor musun?
Hayır.
Neden o zaman?
Yeni bir şey denemek istiyorum.
Yoksa hayat sıkıcı oluyor.
Varsın, değil mi?
Ama birkaç çıkma şartım var.
Bir,
iletişimi kısa tutacağız.
İki,
dersler bitene dek konuşmayacağız.
Üç,
gerçek duygulara yakalanmayacağız.
- Sen ne… - Gidelim.
Nereye?
Ben de mi geleyim?
Evet!
En sevdiğin mevsim hangisi?
En sevdiğim mevsim mi?
Yaz.
En sevdiğin sayı?
- Beş. - "Beş."
En sevdiğin konu?
Kore tarihi sanırım.
- Kore tarihi mi? - Evet.
En sevdiğin yemek ne?
Etli her şeyi severim.
Ne yapıyorsun bu arada?
Bugün başlayan bir çiftiz,
seni daha yakından tanımalıyım.
İşte oldu.
Hey.
- Börülceli erişte mi, erişte çorbası mı? - Börülceli erişte.
"Börülceli erişte."
Şeftaliyi sert mi seversin, yumuşak mı?
Şeftaliye alerjim var.
Çok yazık.
"Alerjik."
MBTI'n ne?
O testi hiç yapmadım.
- Ciddi misin? - Yaparım.
- Yakında yap. - Tamam.
En sevdiğin oyun ne?
No comments yet. Be the first to leave one.