The first 200 lines.
COPPERFIELD KİTABEVİ
YENİ ÇIKANLAR
DÜNYADA MİLYONLARCA BASKI BU ON YILIN KİTABI
İHTİRAS, SEKS, YALAN, İHANET
KARANLIK YERLER MARY MORRISON
-Bu da senin. -Alayım. Sağ ol.
Görüşürüz çocuklar. Gidiyorum.
Görüşürüz.
-Güle güle. -Seni seviyorum.
Ben de seni.
Hadi bakalım, işte geldik.
-Hazır mıyız? -Evet.
Günün çok güzel geçsin.
Görüşürüz.
Senin de tatlım.
-Kioki, merhaba. -Mary.
Seni görmek ne güzel!
Yine göz kamaştırıyorsun.
-Yeni iş arkadaşım Darlene'le geldim. -Selam.
Siz oturun, ben içecek bir şeyler getireyim.
-Boş durmuyor gibisin. -Nasıldır bilirsin işte.
Okul komitelerinden, ikizlerin programından
başımı kaldıramıyorum.
Zamanında nasıl çalışmışım, şaşıyorum.
Bu çeyrek muazzam geçti.
Bildiğin gibi Hezeyan hâlâ en çok satan serimiz.
Başkasına devam kitabı yazdırıp benim adımı kullanacaksın.
Bu konuda ne hissettiğimi biliyorsun. Söyle.
-Tabii. Aslında o dediğin gibi… -Zor durumdayız Mary.
Yayınevlerinin durumu değişti.
Büyük bir değişimden geçiyoruz, yardımın gerek.
Ne? Ne diyorsunuz siz?
Sana bir teklifimiz var.
-Bence bu teklifi… -Bu rakamlar umut vadediyor.
Seriye bir kitap daha katıp düze çıkarız.
-Geçiş dönemini atlatırız. -Dur. Orada dur.
Toplantımızın konusunun bu olduğunu bilmiyordum.
Beni kandırdın Kioki.
Bambaşka bir toplantı bekliyordum.
Mary, tek yapmak istediğim…
Bunları daha önce anlattınız, yine bir yolunu bulursunuz. Tamam mı?
-Mary. -Seni temin ederim…
Lütfen bağışla.
-Her çeyrekte çekini alacaksın. -Teşekkürler.
Ne güzel!
Çocuklarının geleceği garantide.
Başlarını sokacak bir yerleri de gidecek iyi bir okulları da var.
Sen Mary Morrison'sın, çok satan kitap yazarı.
Fakat bir vakitler Mary kitabını yayınevlerine okutamıyordu bile.
O da mecburen müstehcen hikâyeler yazmaya başladı.
Şimdi oturup telif ücreti topluyor,
bu noktaya nasıl ve kimin sayesinde geldiğini düşünmüyor.
Haklıyım, değil mi?
Hakkımda hiçbir şey bilmiyorsun.
Ağzından çıkanlar tamamen zırva. İşinden kovulman gerek.
Selam hayatım.
-Selam! -Çok güzel kokuyor.
-Selam. -En sevdiğinden yaptım.
Selam çocuklar.
-Selam baba. -Okul nasıldı?
İyi.
Bu ne?
Bilmem.
Bana bundan bahsetmeyecek miydin?
-Sadece bir toplantıydı. Aklıma… -Onu demiyorum.
Bu tekliften bahsetmeyecek miydin?
İKİ MİLYON DOLAR
Diğer tüm kitaplarının toplamından daha fazla para.
Hayatım, şimdi yemek hazır, onu yiyelim.
-Çocuklar, masaya geçin. -Yemek vakti.
Özür dilerim. Amacım senden saklamak değildi.
-Bunu görmedim bile. -Bunu ciddi şekilde düşünmelisin.
Değil mi?
Nasıl olmuş?
Notum nedir? Pekiyi aldım mı?
Yoksa idare eder mi? Söyleyin.
Merhaba.
Sana bir şey söylemeliyim.
Bir hata yaptım.
Barry'nin bana sunduğu teklif vardı ya?
Kabul edeyim diye üstümde baskı kurdu.
Aslında ben…
Bu fırsat kaçmaz…
Zamanlamadan bahsedip… Erken girince…
Zaten fazla kaptırdığımız belliydi. Dedim ki hiç olmazsa…
Ne zaman?
Alış emrini ne zaman verdin?
Altı ay önce.
Altı ay önce aldın, daha yeni mi söylüyorsun?
Tom! Ne kadar?
Yarıya yakın sanırım.
Birikimin yarıya yakını mı?
Birikimin yarısı mı?
Bana söz vermiştin!
Bir daha yapmayacağına dair yemin etmiştin!
Teklifi kabul edeceksin şekerim.
Bilmiyorum.
Yazarkenki hâlimi hiç görmedin.
Fark etmez.
Bittikten sonra normale dönersin, değil mi?
Farklı bir insana dönüşüyorum.
Kıçını kaldırman için harika bir fırsat olabilir.
Yeni bir sayfa açmak için bunu bir basamak olarak kullan.
Yapmak istediklerini yapmak,
yaratmak istediklerini yaratmak için.
İhtiyacın olan, yatılı bir bakıcı.
O söylediğine "dadı" deniyor.
Hem tüp bebeğe binlerce dolar vereceğim
hem de o çocuklarımı binlerce dolar karşılığında
başkasına emanet edeceğim, ha? Asla.
Benim bir müşterim en iyi bakıcıları bulup işe alıyor.
Al.
Madem o kadar iyi,
sen niye onunla çalışmıyorsun?
Ücretini karşılayamam.
Ayrıca sadece belli müşterileri kabul ediyor.
Hayatta olmaz!
Asla. Öyle yetiştirilen çocuklar hep sorunlu oluyor.
Ben haftada sadece üç gün ofisteyim
ama tam zamanlı çalışsaydım çocuklarım için bunu seçerdim.
İşe aldığı kızlar diğerlerinden farklı. İyi üniversitelere giden,
en az iki dil konuşan, yemek, temizlik, her şeyi yapan kızlar.
İnan bana Mary, başarılı olmak için ihtiyacın olan bu.
HUNTSMAN GİRİŞİMCİLİK
-Hoş geldiniz Bayan Morrison. -Merhaba.
Lütfen adınızı yazıp oturun. Angela birazdan gelir.
Peki, teşekkürler.
Merhaba!
-Merhaba Mary. -Merhaba.
-Çok memnun oldum. Ben Angela. -Memnun oldum.
-Gel, sana burayı tanıtayım. -Peki.
Burası etkinlik odamız.
Ofisteki birçok alandan biri.
Elbette son teknoloji güvenlik sistemimiz var.
Çoğu ebeveyn evde hizmet istiyor
fakat şehir dışına çıkarken çocukları bırakabilirsin.
Mary, bence hizmetlerimizden çok memnun kalacaksın.
Çalışan kadınlarımızın öz geçmişleri harika.
Birçoğu prestijli okullarda okuyor ve okul masrafları için çalışıyor.
Performansa göre burs veriyoruz.
İstersen birkaç alternatif göndereyim.
Hiçbiri olmazsa durumu tekrar gözden geçiririz.
Peki. Neden olmasın?
Peki, şu formları doldur lütfen.
Peki.
Tanrım! Evine bayıldım.
Işıklandırması muazzam! Özellikle fotoğraf için.
Geçenlerde nişanlandım.
Bunu bir öğrenme fırsatı olarak kullanıyorum.
Küçük bir erkek kardeşim var, tam bir canavar.
Bu fırsat için minnettarım çünkü çocuklara bayılırım.
Tanrı'nın kelamını çocuklarınla paylaşmak için can atıyorum.
Partilerde prenses kostümüyle çocukları eğlendiririm.
-Peki. -Hatta kuyruğum arabada.
Benim bir yeğenim var, kız sekiz yaşında.
Büyüdüğü için mutluyum çünkü çok iğrenç bir bebekti.
Seninkilerin yaşı kaç?
Selam hayatım.
Mülakatlar nasıl gidiyor?
Etkileyici biri çıkmadı.
Yani iyi kızlar tabii de…
Bir tane bile mi çıkmadı? Belki biraz abartıyorsundur.
Belki bu iyi bir fikir değildir.
Mary, bence gerginsin ve korkuyorsun.
Ama biliyoruz ki
günlük işler için birini işe almazsak artık katlanamayacaksın.
Ayrıca çocuklar için de iyi olur.
Benim kadar iyi bakan birinin çıkacağını sanmıyorum.
Bu, benim için de zor.
Harika bir annesin, kimse yerini tutamaz.
Dur bir saniye hayatım. Sanırım biri daha geliyor.
Peki, görüşürüz.
-Merhaba. -Merhaba.
Huntsman Girişimcilik'ten, değil mi?
-Evet. -Harika. Buyur, gir.
-Hoş geldin. -Hoş buldum.
-Sorun değilse çay yapacağım. -Elbette.
Tüm gün bu işle uğraştım da, deşarj olmalıyım.
-Otursana. -Tamam.
Çok mu okursun?
Şey… Evet.
Pardon. Her fırsatta okurum.
Merak etmeyin, çocuklar varken okumam.
Neden ki? Genç birini kitap okurken görmek
onlar için de çok iyi olur bence.
Senin gibiler artık kolay bulunmuyor.
Buyur.
Teşekkürler.
-Çok hoş. -Sevindim.
-Laddie, Gene Stratton-Porter'ın. -Stratton-Porter!
Evet! A Girl of the Limberlost'u okumuştum ben de.
Ama yıllar önceydi. Bu da onun kadar iyi mi?
Üçüncü kez okuduğuma göre…
…evet.
Porter'ın doğa hakkında bildikleri ve doğaya olan tutkusu,
zengin kız ile fakir oğlan aşkı,
19. yüzyılın kırsalında geçen öykü…
Açıkçası saplantım oldu.
Bir alıntı var,
ana karakterin annesi bu sözü evde duvara asıyor.
No comments yet. Be the first to leave one.