Clifford the Big Red Dog

Clifford the Big Red Dog

Download Turkish Subtitle

Release info

Clifford The Big Red Dog 2021 720p AMZN WEB-DL DDP5 1 H 264-FLUX
A Commentary by sub.Trader
Burcu Erbakan

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
720p
720
Published on: 2022-01-05
Downloads: 31
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Bu, mucizelerle dolu bir adada geçen bir hikâye.

Henüz bilmeseler de, iki yalnız ruhun

birbirini arama hikâyesi bu.

Çünkü kendini

ne kadar yalnız ve bir yere ait değilmiş gibi hissetsen de

bakmayı bilirsen

sihrin etrafımızı sardığını görebilirsin.

Sakin ol kızım.

Hey, annecik. Aferin kızıma.

Hadi gel. Sana iyi bakacağız.

Hadi.

Gidelim minik çete.

Barınağa gidiyoruz.

Hadi kızım. Sorun yok.

Hadi kızım.

HAYVAN KORUMA

Clifford BÜYÜK KIRMIZI KÖPEK

Merhaba Yemek Kuponu.

Yeni kız.

HARLEM APARTMANLARI

Son kiracı daireyi Airbnb'ye koydu.

Öyle şeyler yapmıyoruz, kurallarımız var.

Başkasına kiralamak yok, su yatağı yok, evcil hayvan yok.

-Anladınız mı? -Kesinlikle Bay Packard.

-Hatta yatakta su bile içmeyiz. -Hey, 5-C!

Annen bulaşık makinesinin tamir edilmesini istiyorsa

söyle ona, biraz yedirmesi gerekiyor.

Ne demek istediğimi anlar o.

Tamam Bay Packard.

Evet, önemli olduğunu biliyorum

ve ben de sormazdım normalde...

Selam Anne.

Peki, tamam. Anlıyorum.

Tamam, bir şekilde hallederim.

Tamam, peki. Teşekkürler.

-Packard tamirat için rüşvet istiyor. -Harika!

Şuradan birkaç yüzlük al.

Bu kira denetimli dairede Irene Teyze'nin bize bıraktığı

külçe altınların hemen yanında olsa gerek.

Günün nasıl geçti tatlım?

Müstekreh ile menfur arası diyebilirsin.

Onlar çok güzel iki kelime

ve böyle iyi bir okula gitmeseydin kullanamazdın.

Harika! İleride terapiyle geçen yıllarımda kelime dağarcığım destansı olacak.

Peki. Okuldaki yeni çocuk olmak zor.

Diğer kızlar hâlâ canını mı sıkıyor?

Genelde sadece bir kız, Florence.

-Bana "Yemek Kuponu" diyor. -Neden?

Belki burslu olduğum için, belki de ufak

veya şehir dışından yeni taşındığımız için.

Bilmiyorum.

Yani, evet, okuldaki diğer çocuklardan farklısın.

İyi bir şey bu.

Kendine özgü insanlar var ya,

dünyayı değiştiren asıl onlardır.

Harika! Gidip bunu Florence'e anlatayım.

Annesini arayayım.

Buraya gelsinler ve bunu konuşalım.

Of anne, sen hiç çocuk olmadın mı?

Hayır.

Ama ben de zorbalık gördüm.

Hakkını savunmayı öğrenmelisin.

Ben senin kadar cesur değilim demek ki.

Ben göze batmak istemiyorum.

Üstümü değiştirip bağış kampanyası için biraz daha

içecek kutusu toplamaya gideceğim.

Patronunla Chicago konusunu konuştun mu?

Yani, görünüşe göre

dava iki hafta erkene çekilmiş.

Ben bu konudaki tek yardımcı avukat...

Anne!

Çok üzgünüm.

-Sadece birkaç günlüğüne yokum. -Gerçekten mi?

-Peki benimle kim kalacak? -İyi bir bakıcı bulacağım. Tamam mı?

Casey Dayı olmasın da.

Dalga mı geçiyorsun? Casey Dayı mı?

Yeşil bonibonları sebze sanan mı?

Hayır. Öyle bir olasılık bile yok.

Geliyorum!

Selam.

Üzgünüm, güç toplamak için kestiriyordum.

Memur Jackson.

Buradaki mevzu ne?

Geçici bir durum sadece.

Yakında taşınacağım zaten.

Park saatindeki süre bitmiş.

Aslında o park saati bozuk.

Aslında hayır, çalışıyor.

Sadece üstünde bu poşet vardı.

Onu da kim koymuş oraya?

Bu şehir. Çok iç karartıcı.

Hemen ondan kurtulurum. Bana vermek ister misiniz?

Sadece... Peki.

Hayır, sana bunu vermek istiyorum.

Bunu daha sonra yapsak. Çok geç kaldım. Tamam.

Başkasına ver hatta! Başkası sevinsin.

İyiyim. Çok üzgünüm. Gitmeliyim.

Çok geç kaldım.

Yandım. Yandım.

Selam.

Ben Casey Porter, tasarım işi için Bay Harrington'ı görmeye geldim.

Selam. Evet.

Randevu saat 15.30'daydı ve saat...

Saat 16.15.

Vay canına. Dört buçuk dediğine eminim, yani erkenciyim.

Hayır. Üzgünüm.

Peki o zaman,

bunlar ikram mi?

Maalesef evet.

Öğle yemeği.

Geri zekâlı!

-Hey! -Hey Malik.

Okulumdaki bağış kampanyası için

kutu ve şişe topluyorum. Var mı sizde?

Adım artık Muhteşem Malik.

Sihirbazlık okuluna başladım. Bir numara görmek ister misin?

Tabii.

Peki, bir deste oyun kağıdı.

Büyüleyici.

Peki ya siz Bayan Crullerman? Sizde hiç kutu var mı?

Bunu alabilirsin malyshka .

Hayır! Bir dakika.

Al bakalım.

Şekerli konsantre süt mi?

Sihirbazlık okuluymuş. Bol şans.

Hey. İyi bir sihirbaz olduğumda

ne yapacağım, biliyor musun?

-Onu yok mu edeceksin? -Hayır.

Onu ortadan ikiye keseceğim.

Ya da o.

-Hey Bayan Jarvis. -Selam Emily.

-Bana verebileceğiniz başka kutu var mı? -Evet var.

Packard onun binasında kutu topladığını biliyor mu?

Kesin iade komisyonu isteyecektir.

Ebeveyn yerine vergiden muaf kaydettirirsek isteyemez.

O zaman koruma altında olur.

Bayağı iyi avukatlar olsanız gerek.

Çünkü ne hakkında konuştuğunuzu hiç anlamıyorum.

-Selam millet. -Alonso! Emily'ye kutuları getir.

-Hey, sen yap! Ben meşgulüm. -Ben tofu kesiyorum.

Emily, gel, şuna bak. Normali var, çeşnili var...

Görecek ne var? Suda beyaz bir şey işte.

Al bakalım Emily.

Mira, mira. İki yıl önce

bu ileri zekâ et doğrayıcıyla elini kesti.

Şimdi de tofu yiyen bir vegan oldu.

O bir işaretti.

Köpekler aşkına.

Git buradan!

Buradasın demek.

Hadi gel.

Sırf kayboldun diye

daha az değerli değilsin.

Anlıyor musun?

Kendi ayakların üzerinde duruyorsun demek.

Evet, evet. Biliyorum.

Sen bir köpeksin.

Merhaba.

Şimdi gel,

seni diğerleri ile tanıştırayım, olur mu?

Umarım seni ıstakoz sanmazlar.

Bütün blok çılgın.

Ne? Bana neden öyle bakıyorsun?

Sana bakıcı bulacağım demiştim ya...

Vay, vay, vay!

N'aber kızlar?

Söz vermiştin.

-En sevdiğim ablam nasılmış? -Selam.

Ya en sevdiğim küçük yeğenim?

Parayı bu çekmeceye koyuyorum.

Ve acil durum numaraları

burada.

"911" mi?

O kadar da değil.

Apartman yöneticisi tamir edene kadar bulaşık makinesini sakın kullanma.

Emily'nin 7.45'te okulda olması lazım.

Sabah mı? Neci ki onlar, çiftçi mi?

Annen pazartesiye kadar dönmeyecek.

E, neler yapıyoruz?

"Ekibi toplayalım mı? Gece kulübünde kopalım mı?"

Siz gençler öyle demiyor musunuz?

Öyle bir şey söylemiyoruz. Asla.

-"Uçalım mı?" -Dur lütfen.

Çıkmaya hazırım.

Bak Casey, bu konuda sana güveniyorum.

Bunun altından kalkabileceğine emin misin?

Evet, elbette eminim.

İki yaşımda buraya taşınmasaydım

ben de İngiliz aksanı ile konuşuyor olurdum.

Saçmalık. Boş laf. Karın ağrısı.

Bitti mi?

Dumbledore.

-Seni seviyorum. -Ben de seni.

Bak Mags. Bu iş bende. Tamam mı?

Anahtarların?

-Daha geleli iki dakika olmadı! -Onları kaybetmiş olabilirim.

Peki, elimdeki tek diğer takım bu.

-Tamam. -Bunları kaybetme sakın.

-Sizi seviyorum çocuklar. -Biz de seni.

Güle güle!

More Turkish subtitles for Clifford the Big Red Dog

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left