King the Land

King the Land (킹더랜드)

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

King the Land S01E06 1080p NF WEB-DL DDP2 0 H 264-Archie
A Commentary by N-Joy
WEB-DL Link - https://linktr.ee/njoy.s

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
1080
Published on: 2023-07-02
Downloads: 49
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

KING THE LAND

Ne oldu?

Bu kötü havada bir şey yapamıyorlar.

Hava açıldığında arayacaklar…

Hayır, çok geç olur.

Çoktan geri döndüler.

Bekle.

Helikopteri getir.

Helikopter mi?

Ne helikopteri?

Bunu nasıl yapacağım?

Ve onunla ne yapacaksın?

Gitmeliyim.

Bu kötü havada oraya uçamazsın.

Ve Bayan Gu'nun izni olmadan helikopteri kullanamazsın.

Bir risk olduğunu mu söylüyorsunuz?

Başta gelir artıyor gibi görünebilir

ama bu sadece bir yanılsama.

Uzun vadede net kâr düşmeye mahkûm…

Yanıldığımı mı söylüyorsunuz?

Hayır.

İşimize uzun vadeli bakamıyor muyum?

Hayır efendim.

Yani şu ana kadar doğru yaptım.

Evet efendim.

Ben haklıysam ve hepiniz haksızsanız

neden hepiniz burada oturuyorsunuz?

Perakendecilik, istikrar ve girişim arasında bir çekişme.

Alanga'ya yaptığımız yatırımın

sadece gözüpek bir hamle olmadığını kanıtlamak için…

Ne istiyorsun?

Helikopter gerekli.

Toplantıdayım.

Bir çalışanımız kayıp.

- Haberini aldım. - Ne o zaman?

Bu görüşme onunla ilgili değil.

Yani?

Helikopter gerekli.

İznine ihtiyacım varmış.

Bay Gu.

Burada senden daha düşük bir mevkide olan kimse var mı?

Bugün Başkan'ın oğlu olarak yeterince küstahça davrandın.

Onayıma ihtiyacın varsa resmî prosedürlere uy.

Böldüğüm için özür dilerim.

Çalışanlarımızdan biri dağda mahsur kalmış.

Telefonuna cevap vermiyor ama konumunu takip edebiliyoruz.

Hava koşulları yüzünden arama durduruldu.

Bu yüzden

şirketin helikopteri gerekli.

Tamam. Sonra konuşuruz.

- Bayan Gu. - Çık dışarı.

- Buna vaktim yok. - Buradaki kimsenin yok.

Bir toplantıda olduğumuzu görmüyor musun?

Lütfen.

Hiçbir şirket sıradan bir çalışan için helikopter uçurmaz.

Bir helikopter uçuşunun maliyeti ne biliyor musun?

Kendine gel.

Abla.

Onları gönderen sensin.

Bu kadar endişelenecektiysen onları göndermemeliydin.

Devam edelim.

Nerede kalmıştık?

Alanga'ya yatırımımızın sadece gözüpek bir hamle olmadığı.

Hep Alanga'yı dünyaca ünlü bir lüks markaya dönüştürmek istemişimdir.

- Bunun için… - Hepsi bir rüya.

Çalışanı tehlikede olsa bile

para kazanmakla meşgul olan bir şirket

lüks bir markaya dönüşemez.

Boş bir hayal bu sadece.

Hayali olmayan birine göre büyük laflar.

Değil mi?

Helikopteri uçuracağım.

Ne kadar arsız olabileceğimi göstereceğim.

Herkes bir servet kazansın.

Hemen helikopteri çalıştırın.

Bayan Gu Hwa-ran onaylamadı, biliyorum.

Ben Gu Won.

Sorumluluğu ben alacağım.

Nasıl olsa bir gün dövüşecektiniz. İyi yaptın.

Ağırlığını koyarsan Bayan Gu sana patronluk taslamaz.

İlk güç oyununda iyi mücadele ettin.

Bu hayat kurtarmakla ilgili.

Güçle ilgili değil.

Hayat kurtarmak için güç gerekir.

Eve gitmelisin.

Durumu bildiririm.

Eve gitmiyorum.

Burada yapabileceğin bir şey yok artık.

Ben kalacağım.

Ben gideceğim.

Delirdin mi? Bu havada mı?

Aşk gözünü kör etse de

- bu yanlış! - Bırak.

Sana bir şey olursa bana ne olacak?

İş yerindeki tek bağlantım sensin!

Sana dedim, yanlış adamı seçtin.

O bağlantıyı da beni de bırak.

Cesedimi çiğnemen gerek!

Gideceksen beni çiğnemen gerek!

Yere yat!

Ne? Seni duyamıyorum!

Çabuk! Vakit yok!

O zaman iyi uçuşlar!

Bu taraftan lütfen!

Sağ salim dönmelisin!

Dikkatli git!

Dikkatli ol!

BÖLÜM 6

O neydi?

Korkuyorum.

Ölecek miyim?

Korkuyorum, büyükanne.

Ne yapıyorsun?

- Git buradan! - Benim!

- Bırak beni! - Benim!

Bay Gu?

Evet.

Benim.

Yaralandın mı? İyi misin?

İnsan mısınız? Hayalet değil misiniz?

Evet, benim.

Burada öleceğimden çok korktum.

- İyisin. - Teşekkürler.

- Sorun yok. - Sağ olun.

Artık buradayım.

Öleceğimi sandım.

Hedef kurtarıldı.

İyi görünüyor.

Rüzgâr nedeniyle dönmem gerek.

Buraya nasıl geldiniz?

- Helikopterle. - Helikopter de mi ödünç aldınız?

Evde bir tane vardı.

Evde nasıl helikopteriniz…

Muhtemelen vardır.

Neyse, tekrar nasıl yukarı çıkacağız?

Yukarı çıkmalıyız.

Yalnız gelmediniz, değil mi?

Aşağı ip atacaklar, değil mi?

Bir saniye.

Plansız mı geldiniz?

Tek başına burada olmaktan iyidir.

Sanırım öyle.

Ama yine de…

Kendime geldiğimde çoktan helikoptere binmiştim.

Düşünecek bir anım bile yoktu.

Tek bildiğim, gelip seni kurtarmam gerektiğiydi.

Neden?

Merak ediyorum.

Bunu neden yaptım?

Peki şimdi ne yapacağız?

Merak etme.

Buradayım.

Alo? Benim, Gu Won.

Yardım edin.

Neden gülüyorsun?

Sebebi yok.

"Yardım edin."

Sabah bir kurtarma ekibi gönderecekler.

O zamana kadar dayan.

Çok rahatladım.

Seni koruyacağım.

Tanrım.

O neydi?

Bir şey duydum. Burada bir şey olmalı.

Beni koruyacaktınız hani?

Saklanmıyordum. Arkanı koruyordum.

Tamam mı? Hep söylüyorum.

Düşmanlar hep arkadan gelir.

Yani…

Tanrım! Beni korkuttunuz.

Tanrım.

Çok kolay korkuyorsunuz.

Hayır, korkmuyorum.

Afiyet olsun.

- Teşekkürler. - Teşekkürler.

Hiç bu kadar korkak bir adam görmemiştim.

Hayalet de olsa yaban domuzu da olsa erkek gibi onu bayıltmalısın.

İşe bak. Çığlığını hâlâ hatırlıyorum.

Katılıyorum.

Bir saniye, ne?

Çığlık değildi. Savaş narasıydı.

Kükreme gibi.

Güm!

Onun gibi bir şey.

King Otel'den misin?

Evet. Sorun çıkardığım için özür dilerim.

Beni aramaya giden bir kadının geri dönmediğini duydum, seni bulmaya gittim.

Bu havada neden dikkatli davranmadın?

Cesur musun, umursamaz mı?

Düşüncesiz.

Şirketin yaptırdıysa kimin umurunda?

Öldükten sonra şirketinin hiçbir anlamı yok.

Hayatını iş için riske atma.

Bunun kadar aptalca bir şey yok.

Haklısınız.

Emri görmezden gelmek istedim ama bunu bana üst düzey biri yaptırdı.

Üst düzey biri mi? Kim?

Bu adam.

Çok lezzetli. Teşekkürler.

Ye bakalım.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left