The first 200 lines.
Endişelenmeyin, altı kat daha yüksek olacak.
- Kaç tane olacak? - Beş.
Her birinde 1.700 şu hamuru olacak,
böylece kimse aç kalmayacak.
Ama önemli olan, bu şu hamuru.
Bir tane.
İçinde ne olacak?
Hissetmeyecek.
Sadece boğazında hafif bir karıncalanma olacak.
Ama bunu hissettiği anda çok geç olacak.
Sonra ilk semptomlar görülecek.
Baş ağrısı, yorgunluk, mide bulantısı.
İki, üç gün boyunca.
Son gün korkunç olacak.
Boğulmaktan daha korkunç bir ölüm yoktur.
Kararlısın.
Evet.
O yaşlı Fouché'yi özleyeceğim.
IAN KELLY'NİN KİTABINA DAYANIR
TAÇ GİYME TÖRENİ
"Hollandez soslu levrek.
Şampanya soslu turna balığı.
Istakoz Bellevue.
Maydanoz soslu salyangoz.
Yağlanmış ve içi doldurulmuş kaz.
Ballı ve elmalı kızarmış yeşilbaş ördek.
Dana Rossini."
Eti 16.00'da kızartacaksınız. Geç kalamazsınız.
Biliyorum, sebzeleri 18.00'de kızartacağız.
Hayır. Sebzeleri, etle aynı anda pişireceksiniz.
Mümkün değil. Fırına koymak için o kadar tepsimiz yok.
Hallet. Döküm tencereleri kullan. Kapağı açık bırak.
Ekmek hamurunu hazırlayın.
4.00'te pişirmeye başlayacağız. O zamana dek fırınlar dolu olacak.
Ya balık?
Niye kimse balıkla ilgilenmiyor?
20.00'den sonra fırına koyarsak ekmeği pişirecek zaman kalmaz.
Balık daha gelmedi.
Patron da.
Hadi! Çalışın!
- Gel Noël. İşe koyulalım. - Evet, hadi.
PASAPORT
Gerçek gibi.
"Mösyö Germain Ledoux. Mimar."
Memnun oldum.
Mutfağa dönmem lazım.
Ziyafet için beni bekliyorlar. Yarın burada görüşürüz.
Ne?
Burada sessizce seni bekleyeceğimi mi sanıyorsun?
Taç giyme törenine mi geliyorsun?
Zaferini kaçırmayacağım.
Hayır, gelemezsin. Çok tehlikeli.
Kimse beni tanımaz.
Hayır, dedim. Ziyafetin sonunda birbirimizi buluruz.
Ne yapıyorsun?
Hadi.
Hayır.
- Gitmem lazım. - Artık çalışmayı mı tercih ediyorsun?
Ben yokken biriyle yattın mı?
Hayır.
Prensesle mi?
Liliane'le mi?
Evet.
Agathe'le mi?
Agathe. Tabii ki.
Âşık olmazsan sorun yok.
Büyük bir olay değil.
Git. Seni bekliyorlar.
Sen öyle diyorsan...
Neredeyse unutuyordum.
Elini ver lütfen Matmazel.
Teşekkürler.
Ne durumdayız?
Mutfağına hoş geldin.
Çok güzel.
Hayır. Bu sıra kaymış.
- Bunlar yamuk. - Haklısın.
Biraz daha hamur yapıp düzeltin.
Daha büyük olacağını sanıyordum.
İhtişam hayalleriniz yüzünden.
- Çöküşünüz olacak. - İmparatorunki daha büyük.
- Ziyafeti büyütmek istiyor. - Ne demek istiyorsunuz?
Ülkenin dört bir yanından insanlar gelecek.
Fransa'nın ziyafeti olmasını istiyor.
Kaç misafir var?
5.000.
5.000 mi? 500 kişiye hazırlandık.
Sınırsız bütçen var.
Konu para değil.
Tüm marketlerin stoklarını bitirdik.
Les Halles, Montmartre, Vaugirard, Popincourt.
- Bulsak bile... - Çözüm bul.
Çözüm yok.
Kralına yaptığı yemeği
mahvettikten sonra intihar eden François Vatel'i hatırla.
Onun suçu değildi.
Deniz ürünleri geç teslim edildi.
Ama kurye hayatta kaldı.
Dediğimi yap.
Şimdi ne yapacağız?
Daha fazla insan gerekli.
Noël?
Tanıdığın tüm aşçıları getir.
Lamotte, Perquin, Boulinier, Péricourt.
Hayatlarının fırsatı olduğunu söyle.
- Tamam. Hallediyorum patron. - Yürü.
Bonapart'ın ailesi, imparatorluk masasında.
Askerlerin masası, itibarlı diplomatlar burada olacak
ve siz Lort Jenkinson bizimlesiniz.
İmparatora çok yakın.
Gördüğüm kadarıyla askerlerden uzakta. Bir mesaj mı göndermek istiyorsunuz?
İmparator artık bir asker değil.
Ondan şüpheliyim.
Bir kere asker olduysan hep asker kalırsın.
Başa geldiğinden beri Fransa'nın durumuna bakın.
Artık Bastille günü kutlaması yok.
Ulusal marş yok. Cumhuriyetçi takvimi kaldırıldı.
İmparator Napolyon, artık Devrim'in generali Bonapart değil.
Göreceksiniz.
Bana güvenin.
Bunun için yıllarca çalıştım.
Barış için.
Size güveniyorum.
Gerçi diplomatların o sözleri söylemesi yasaklanmalı.
Bonapart'ın peşinde olduğu şey, tarihteki yeri.
Ve doğru yeri seçmesini sağlayacağım.
Tüm Avrupa barış istiyor.
Burada değişiklik yapabilir miyiz?
Her ordunun kendi üniforması var.
Burada ekibiniz ve sizin için önlükler var.
Şapka da ekledim.
Tabaklarıma saç düşmesinden sıkıldım.
- Teşekkürler. - 5.000 kişi.
Nasıl yapacağız? Herkese yetecek kadar yemek yok.
Fikri olan var mı?
Fasulye çorbası.
Mideyi dolduruyor.
Sağ ol Lamotte. Napolyon'un seveceğini sanmam.
Menüyü değiştirmeyeceğiz ama sadece en önemli 100 insan için.
Bonapart ailesi, konsüller, Fransız soyluları, diplomatlar.
Diğerleri için sihir yapacağız.
Sihir mi?
Yeterince et yok mu? Doğrayacağız.
Ekmek, un ve yumurtayla karıştırıp hacmi artıracağız.
Evet Perquin?
Sunum ne olacak?
Küçük lokmalar hâlinde sunacağız. Tartolet. Kromeski.
Büfeden kendileri alacaklar.
Dehan önünde eğilmediğimiz için kusura bakma.
Hadi. Ne düşündüğünü söyle.
Sunum mükemmel olmayacak.
Demek istediği, bok gibi görünecek.
Önce içeriği halledelim.
Şekliyle ben ilgilenirim.
Çadırların kurulmasını emrettim.
İçine mutfaklar kurulacak.
Her aşçı, ekibiyle beraber
500 misafirden sorumlu olacak.
Bu gece Şanzelize'de menüleri hazırlayacaksınız.
Agathe, imparatorluk masasından sen sorumlusun.
Ben de koordinasyonu halledeceğim
ve facia olmasını önlemeye çalışacağım.
Anlaşıldı mı?
Evet.
Sizi tam duyamadım.
Evet!
Evet...
Şef.
Aşçıların aşçısı, şeftir.
Evet şef.
Anladınız, değil mi?
İşe koyulalım!
O ne?
Uzaktan görüleceğim.
Bu tören, seni küstahlaştırdı.
Her şey yarım saate hazır olsun!
Evet şef!
Al. Senin için.
İyi şanslar şef.
Lucien, o tarafa.
- Merhaba. - Memnun oldum. Hortense.
- Hazretleri. - Nihayet.
Merhaba.
Teşekkürler.
Pardon ama bu masada değilsiniz.
Mümkün değil. Yeniden bakın.
Hayır, imparatorun emirleri. Siz oradasınız.
Beni takip edin.
Bilseydim dürbünümü getirirdim.
O küçük Korsikalının imparator olması için onca şey yaptık.
Ama şimdi bizi kovuyor!
Prenses, Prens.
Kuklanızdan çok uzaktasınız.
Bu nasıl olur?
Fransa İmparatorluğu'nun Kontu.
Ailenizin ilki. Ne büyük bir başarı, özellikle bir Jakoben için.
Bir parçası olmak için kaç kelle kestiniz?
Öte yandan bugün, çömezinizin parlayacağı gün.
En azından biriniz onurlandırılacak.
Nihayet yemeklerini tadabileceksiniz.
No comments yet. Be the first to leave one.