The first 200 lines.
90'lı yıllarda Raúl Ruiz Şili'ye gitti.
Teknisyenlerin ve aktörlerin yardımıyla bazı sekanslar çekti.
Bu sekanslardan oluşan filme sonradan şu adı verecekti:
PEMBE DİZİ
Kayıtta.
On beş. İki-A. Üçüncü.
Motor.
1.Gün
İnsanlar bizi izliyor
Senden bu şekilde hoşlanıyorum.
Ben de.
Sana dokunabilir miyim?
İnsanlar bizi izliyor.
Kesinlikle.
Öyle diyorsan.
Ne?
Bana bakmaktan hoşlandığını.
Dokunmak dedim.
Aynı kapıya çıkar.
Neden?
Çünkü insanlar bizi izliyor.
Daha iyi ya.
Pekâlâ.
Bacaklarına dokunmayı seviyorum.
Önce birine, sonra diğerine.
Bacakların eşsiz.
- Hangisini tercih edersin? - Açık arayla, sol bacağını.
Antonio, uzun zamandır sana sormak istediğim bir şey vardı.
Sor o zaman.
Solcu musun?
Öyleyim.
Artık sana dokunabilir miyim?
Sanırım....
Ama unutma, insanlar bizi izliyor.
Önemli değil, bunun için buradalar zaten.
Bana dokunmaktan gerçekten hoşlanıyor musun?
Hoşlanıyorum. Niye ki?
Bilmem. Biraz tuhaf.
Sen... ve dokunmak.
Sana dokunduğumda kendimi Şili'de bir yolculuğa çıkmış gibi hissediyorum.
Arequipa, Arica, Tacna, Antofagasta, La Serena,
Santiago, Concepción, Valdivia, Puerto Montt...
Antonio lütfen, insanlar bizi izliyor.
Bırak izlesinler, bunun için buradalar zaten.
Bu pembe dizideki insanlardan hoşlanmıyorum.
Ben de.
Solcu olduğun doğru mu?
Evet.
Nesin sen?
Sosyalist.
Boşanma hakkında ne düşünüyorsun?
Hassas bir mesele bu...
çünkü partimiz içinde, özellikle de ilerici düşünenler arasında...
fikir ayrılıkları var.
Bazıları Katolik mesela...
ve böylelerinin, en derin inançlarına...
ters düşen bir boşanma yasasını desteklemeleri doğru olmaz.
Dinliyor musun beni?
Dinliyorum.
Neden boşanma hukuku ile bu kadar ilgilisin?
Kocamdan boşanıp seninle evlenmek istiyorum.
Kardeşimden boşanmak mı istiyorsun?
Bu seni rahatsız eder mi?
O Katolik bir Sosyalist ve ben onun...
Ben de başkasıyla evlenirim o zaman.
Her halükârda, ben evliyim zaten.
Kesinlikle.
Kiminle evlenmeyi düşünüyordun?
İdeal adamla.
Kimmiş o?
Geniş omuzları olan...
kaslı bir erkek.
Dün gece onu rüyamda gördüm.
Benim de kaslarım var.
Pek görünmüyorlar.
Göstermemi ister misin?
- Lütfen. - Bak!
- Bunlar kas değil ki! - Ne o zaman?
Bunlar et sadece.
Et kastır.
Sahi mi?
Evet, et kastır.
Kas ettir, hepsi bu.
Ben de etin sinirlerden oluştuğunu sanıyordum.
Pek çok insan öyle sanır...
ama aslında kaslar sırf ettir.
Yiyelim mi?
Burada mı? Şimdi mi?
Neden olmasın? Bir sorun mu var?
İnsanlar bizi izliyor.
Söyleyecekleri şeylere gülelim!
Üstüne biraz limon suyu sıkıp yiyelim bu kasları.
Benim kaslarım bunun için var.
Çiğ mi yiyeceğiz?
İstiridye gibi!
Ya limon?
Acil durumlar için cebimde hep bir limon taşırım...
Grip salgını var her yerde.
Humberto! Ne yapıyorsun burada?
Kapının arkasında sizi dinliyordum...
Gidecektim ama...
“limon” kelimesini duyunca içeri girmem gerektiğini düşündüm.
Antonio, o limon zehirli.
Sahi mi?
Evet. Bak.
Bu da zehirli, bu da, bu da...
Hepsi zehirli!
Guayaquil Ticaret Odası bize karşı komplo kurmuş.
İşimiz bitti.
Dinle, hemen üstünü giyin, derhâl hava alanına gitmeliyiz.
Ben hiç soyunmam ki zaten.
Gözlerimle seni soymuş olduğumu fark etmemiş gibisin.
- Fark ettim. - O hâlde çıplaksın.
- Bunu kabullenmek istememiştim. - Kabullen.
Sen?
Karım... çıplak... burada!
Bu bir şey değil, bak:
Şili Autocump Madencilik Limitet...
sosyal sermayesini 3 milyondan...
7,399,120,013 pesoya çıkardı.
Autocump Araştırma Limited sermaye artırımına gitti.
New Jersey, İngiltere merkezli firma 7,399,125,013 pezonun büyük bir kısmını...
nakit, geri kalanını da Merkez Bankasında...
Şili pezosu, Amerikan doları olarak sundu.
Kalan toplam 3.000 peso Autocump ARGE tarafından getirildi.
O hâlde iki kez yıkıldık.
Şiir kitabını yazmak için kendine vakit ayırabileceksin artık.
Gülme. İyi bir şairim ben.
Kanıtla!
Şair anlar kötü mısralardan,
Çünkü karar vermiş onun geleceğine Yaradan,
Güzelliğin kristali tuzlu ve ekşidir,
Şairin aşkı dikenli bir çiçektir.
Güzel şiir.
Ama bunu sen yazmadın.
Max Jara yazdı!
Beni ele verirsen...
seni öldürürüm!
2. Gün
Şili, bereketli eyalet...
Antarktika'nın meşhur bölgesinde.
“Meşhur” u "m" ile yaz.
“Antarktika” nın ikinci “a” sı aksanlı okunuyor.
“Uzak bölgelere duyulan saygı”.
“Bölgeler”, “g” de var evet.
“Uzak” aksanlı değil.
“Saygı” tek bir kelime.
Özür dilerim, evet.
Doğru, uzak bölgelere “duyulan”, “duyan” değil.
Evet. “Duyulan”...
Hayır. “Duyu-lan”.
Hayır, “i”.
“İnsanlar”...
Hayır, “güçlü bir yönetici için”.
Sorun yok mu?
"Ürettiği insanlar mahsulün kaymak tabakasıdır."
Cesur, savaşçı ve azametli insanlardır, “a” ile.
“Azamet” "z" ile mi yazılıyor, emin değilim.
“D” yok.
Ve “z” ile.
“Hiçbir kral tarafından”, “k” ile...
“fethedilmediler”.
“İ” yok, ama “e” var.
“E”nin üstünde hiç nokta olmaz.
Sadece Latincede “e” nokta alır.
Hayır. “Latince” tek bir kelime.
“La tince” değil. Bu başka bir şey.
“Ne de yabancılar hükmetmiştir”.
“Ne de” tek bir kelime, “hükmetme” tek bir kelime.
Şimdi beni iyi dinle.
Sırf bu saçma sapan soruları sormak için beni...
araman hiç hoşuma gitmiyor, anlıyor musun?
Evet, “anlamak” yedi harfli!
Bu kadar yeter! Anlaşıldı mı? Daha fazla soru yok!
Çok ciddiyim!
İlişkimizin sırf müdrikeye indirgenmesini istemiyorum!
Dur, bitirmeme izin ver!
“Bitirme” aksanlı okunmuyor.
Telefonu suratıma kapatma!
Lanet olsun! Salak...
Başlayalım.
Faúndez Garcés Marco Antonio ile ne yapacağız?
Mezarını Halk Mezarlığından Katolik Mezarlığına taşıyın.
Ya Manuel Belisario García Morales?
Cesedini ülkesine iade edin.
İyi akşamlar, Bayan Luna.
Ölülerle konuşmayı reddediyorum.
Kocana böyle mi muamele ediyorsun?
Sen öldün, ben artık dulum.
Ölüsün, çok yaşa İsa.
Bana olan sevgisi hakkında yalan söyleyen bir koca...
tekrar yaşamayı hak etmiyor demektir.
Yani kocanı ret mi ediyorsun?
Benim için mi ölmek istedin?
Öldün diye, ey kaba adam...
uyuyan aşkın mı uyandı?
Beni hayatımdan ettin.
Senin için canımı verirdim.
Aşkımız ebedî köklerinden büyüsün...
sonsuza dek yaşamak için ölen kocamda yeşersin.
No comments yet. Be the first to leave one.