The first 200 lines.
Nelson'a tam olarak dediklerimi söyle.
Sam. Elektriği verdik
ve noktalar da temizlendi, yani U7 hattına geçebileceksiniz.
Tamam, güzel. Şimdi dediğim şeyi yapın.
John Bailey-Brown'ı bana getirin.
John Bailey-Brown'ı o trene koyarsan
bir daha inmez.
Bu, devlet destekli cinayet demek.
Onu trene koyalım demiyorum.
Süreci başlatalım diyorum.
Biraz zaman kazanırız.
Söyle ona.
Tamam, Sam.
Onlara güvenli olması için doğru istasyonu bulacak vakit lazım
ama John Bailey-Brown'ı alacaksın.
Clara. Numara istemem.
Son sefer kumar oynadınız ve biri öldü. Değil mi?
Numara yok.
Yolcular. Dikkatle beni dinlemelisiniz.
Tren kontrolüm altında ve patlayıcılarla donatıldı.
Yetkililerle konuşuyorum
ve taleplerimi kabul ediyorlar.
O yüzden sessiz olun, yoluma çıkmayın ve trenden inmeye çalışmayın.
Söyleneni yaparsanız yaşarsınız
ama itaat etmezseniz hepiniz öleceksiniz.
Neden öldü?
Bu bir mesajdı.
İzlendiğimizi söylüyorlar.
Ben korsan olmayı kabul etmemiştim.
Sadece bu treni kullanmayı kabul ettim.
Katil değilim.
Freddie'yi biz öldürmedik ama öldüreni bulabilirsek...
...o zaman avantaj bizde olur.
Göğü görmeye yetecek kadar Kafamı kaldırıyorum
Ve yola çıktığımızda Yavaş gitmeyeceğiz
Büyük bir savaş vereceğiz
Ve bir gün Tam olduğun şey olacaksın
Başını dik tut sadece
Yumruğunu öp ve göğe dokun
Dünyanın ölmesini engellemek için çok geç
Bir gün
Hepimiz orada olacağız
Evet, evet, evet Evet, evet, evet
Faber.
Alman istihbarat servislerine
John Bailey-Brown'ı hemen bana teslim etmeleri talimatını verdim.
Bence olayı yanlış yorumluyorsunuz Bay Faber.
Sam Nelson'a istediğini vermek bir cevap değil, size söz veriyorum.
Berlin halkı için çalışıyorum. Onlara karşı sorumluyum.
- Şu anda önceliğim, onların güvenliği. - Bekle.
Ada, lütfen. Burada başka bir şeyler dönüyor.
- Bana inanmalısın. - Peter, yeter.
Bir adam öldü ve Nelson sorumluluğu üstüne alıyor.
Daha ne istiyorsun?
BFV, ihtiyatlı yapıldığı sürece
John Bailey-Brown'ı devretmeyi kabul etti. Onu hemen güvenli evden aldırın.
Güzel. Ona ne diyeceğiz?
Hiçbir şey deme. Sadece onu hareket ettir.
Ama Sam neler olduğunu bilmek isteyecektir.
Evet.
Bay Diehl, teslim etmek için uygun bir yer belirleyin.
İhtiyatlı bir yer.
Benim. Plan değişti.
Bana bugün bir uçak lazım. Bir saate uçacağım.
Umurumda değil. Bir yolunu bul.
BEKLEME PATLAMAYA HAZIR
En üstteki, makinist kabini kamerası.
Tamam, trendeki birinde bir dizüstü olmalı.
Dur. Unut gitsin.
İşe yaramaz. Başka bir yol bulmalısın.
Çıkıp Freddie'yi kimin öldürdüğünü soramam.
Ben yapmışım gibi görünsün diye öyle yaptılar.
Bununla bizi kimin kontrol ettiğini bulacağız.
Evet ama o sürücüler...
- Ne? - Şifreli.
Herhangi biri erişim sağlayamaz.
USB'yi kontrol merkezine ulaştırmanın yolunu bulmalıyız.
Dur, dur.
Oraya gideceksen sana iyi bir hikâye lazım.
İyi misin?
İyiyim.
İyi görünmüyor.
Önemli değil, bir çizik sadece.
Burada bekle.
- Cidden, boş ver lütfen. - Sorun değil.
Birisi doktorum mu demişti?
Öyle mi?
- İyiyim dedim, cidden. - O, doktor.
Tam olarak değil ama... Ne oldu?
Şu kapıda elimi kestim.
Kapıdan neden geçtin?
Karanlıktaki kaostan uzaklaşmaya çalışıyordum.
Yolcular. Lütfen adamın dediğini yapın.
Neler yapabildiğini hepiniz gördünüz.
Başka kimsenin canının yanmasına gerek yok.
Ekrana yeterince baktın.
Tamam.
Hadi.
Herkes, telefonlar, camdan dışarı, hemen!
Vanessa, Eli, telefonlar. Hadi. Diğer herkes, telefonlar. Hadi, çabuk.
Sağ olun.
Yeni telefon mu?
Hadi, dediğini duydunuz. Çocuklar, lütfen.
Hadi.
Ne bu?
SENİN YAPTIĞINA İNANMIYORUM.
Söylediklerimi aynen yapın yoksa başkalarının da canı yanar.
Anladınız mı?
Anladınız mı dedim?
Telefonlar.
Hadi. Camdan dışarı. Hemen.
Hepsini.
Evet, beni senin yolladığını söyledim ama dinlemek istemedi.
Üstüme baltayla saldırdı. Bana bundan bahsetmemiştin.
Siktir.
Bu kadar saldırgan olacağını bilsem sana defol git derdim.
Bu arabayı daha bu hafta aldım.
Hasar 5.000 falan tutar.
Hallederim.
Bak, kontrol etmem gereken bir şey var.
Nick, sadece gidip iyi olduğundan emin ol,
lütfen.
- Evet, peki. Sorun değil. - Sağ ol Nick.
Göz kulak olmama ihtiyacı olduğundan emin değilim ama.
Telefonlar! Camdan dışarı.
Telefonlar. Hemen.
Telefonu açma.
Lütfen. Karım arıyor. İki saat önce ineceğimi düşünüyordu.
Oğlumun astımı var. Daha dört aylık.
- Yakında bitecek. - Lütfen, hayır.
Yetkililerle konuştuğunu ve seni dinlediklerini söylemiştin.
Hiçbir rehineyi bırakmak istemediğine eminim ama lütfen.
Onu trenden indirmenin bir yolu olabilir mi?
Adı ne?
Benji.
Benji Dönitz.
Benji.
Söz vermiyorum.
Selam, ben Timo. Bip sesinden sonra mesaj bırakın.
Ne yapıyor o?
Onu öldürmediğini biliyorum.
Sam. Bırak, yardım edeyim.
Mei, açık konuşabilir miyim?
Seni hatırlıyorum
ve hakkında hatırladığım şey, pes edeceğin zamanı öğrenmen gerektiği.
Bana yardım etmek istiyorsan yerine dönmen ve çeneni kapatman lazım.
Daha önce de söyledim. Yardımına ihtiyacım yok.
Dan senin için endişeleniyor sadece, hepsi o.
- Başımın çaresine bakabilirim. - Belli.
Artık teşkilatta olmadığım için şanslısın
yoksa "silahlı" olduğun için tutuklamam gerekirdi.
Manchester'da mı beraber çalıştınız?
Evet. Uzun zaman önce. Erken emekli oldum.
Karımla Inverness'te pansiyon işletiyoruz.
Dan'e sorun değil, kısa bir yol dedim.
İnsanların kız arkadaşlarını gözetlemek yan işin mi yani?
Oğlundan bahsetti.
- Yıl dönümünden falan... - Bu konuda benimle konuşamazsın.
Sen de haklısın.
İstemediğim kişilerin ilgisini ilk kez çekmiyorum.
Kai'den beri.
Sam, eski kocam, çok kapıyı çaldı.
Yanlış türde insanları mı kızdırdı?
Bu, baltayı açıklıyor.
Bak, alınma ama şu anda kimseyle konuşacak hâlde değilim.
Canını yaktı mı?
Yok. Bu eski. İyiyim, cidden.
Tamam.
Aslında bir bakar mısın?
Evet. Gel.
Şu, Freddie'nin bisikleti, değil mi?
Evet.
Göz kulak olsana demişti.
Dinle.
Elektrik kesilip de olay çıktığında
- burada mı oturuyordun? - Evet.
Kimin yanından geçip kapıdan girdiğini görmedin mi?
Hayır, üzgünüm. Ortalık çok karışıktı.
Neden?
Ya işe karışan başka biri var desem?
Bence adam yalnız.
Çıkışsız durumdaki çaresiz biri gibi.
Bak... Biraz morarmış ama bence ucuz kurtarmışsın.
Sağ ol.
Tamam.
DOĞRULANMAMIŞ 'BERLİN U-BAHN OLAYI'NIN VİRAL VİDEOSU
Clara, orada mısın? Nerede o?
Sam, dinliyoruz. Ne var?
Clara, trende bir bebek var. Hasta.
Annesine yollamak istiyorum.
Evet, Sam. Bununla ilgilenebiliriz elbette.
Adı Benji. Benji Dönitz.
John Bailey-Brown'ın teslimi için bir zaman ve yer belirlerseniz
bu bebeğin ihtiyacı olan yardımı alması konusuna anlaşabiliriz.
Öyle yaparız Sam.
Güzel çünkü yapmazsanız...
Üstünüze kalır.
Benimle görüşmeye geliyordu. Hamburg sınırı delili elindeydi.
Ben... Elçiliğe neden gelmediğini ve bunu doğru şekilde yapmadığını
anlayamıyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.