The first 200 lines.
Oylamaya geçelim.
Kabul edenler…
İtiraz edenler.
JAMES MADISON LİSESİ
OAB'nin, baloyla ilgili kabul görmüş kuralları vardır.
Genç hanımlar dekolte giymemeli.
Genç beyler takım veya smokin giymeli.
Öğrencilerin baloya beraber katılacağı kişi karşı cinsten olmalı.
Bu öğrencinin katılmasını yasaklasanız?
Katılmasını yasaklamak hukuki sonuçlar doğurabilirmiş.
Ne yazık ki başka seçeneğimiz yok. Balo iptal.
Bayan Greene, bir sorum var.
İşte Emma! Yorum alabilir miyiz?
-Birkaç soru sorabilir miyiz? -Açıklama yapar mısın?
Emma, baloyu iptal etme kararına ne diyorsun?
NETFLIX SUNAR
Ben, On Stage programından Frank DiLella.
Eleanor! Eleanor Roosevelt Müzikali'nin açılış gecesindeyiz.
Başrolde emsalsiz Dee Dee Allen var.
-Dee Dee! Sen bir Broadway yıldızısın. -Evet, öyleyim.
Bir sürü rol arasından neden Eleanor'u seçtin?
Eleanor Roosevelt cesur, güçlü, karizmatik bir kadındı
ama adı sanı bilinmiyordu.
Hikâyesi anlatılmalı.
İster orta yaşlı, gösterişsiz bir başkan eşi olun
ister bir Broadway yıldızı,
dünyayı değiştirebilirsiniz!
Barry Glickman! FDR rolünde çok iyiydiniz.
FDR'ın yerine geçtiğimde, ki tekerlekli sandalyesini kastediyorum,
bir aydınlanma yaşadım.
ABD başkanı ile bir ünlü arasında hiçbir fark olmadığını anladım.
İkimizin de gücü var. Dünyayı değiştirme gücü.
Bu ağır bir sorumluluk.
Metottan bahsedelim.
Rolüme büründüğümde, dönerim deliye
Sendelerim, kekelerim, ağlarım
Acımı yansıtırım seyirciye
Girmezlerse bunalıma Anlarım ki düzgün yapmamışım işimi
Eleanor gibi bir rolü her bulduğumda
İçimdeki sanatçı coşar
Peruğu takarım başıma Protez dişi de ağzıma
Sayemde değişir hayatlar
Verem olduğumda, ikinci perde sonlanmadan
Yüreği taştan olanlar bile
"Bravo" diye bağırırlar hep bir ağızdan!
Bravo!
İlk değerlendirme yazısı Star-Ledger'dan.
Sakın söyleme…
…tabii övgü dolu veya olumlu bir yorum değilse.
On numara olduğumuz yazıyor!
İnanamıyorum!
On numarayız ve bence hak ettik
Kesinlikle
Demek ki bu başyapıtın
Çıkması gerekmeyecek turneye
Eleanor'a! Ebediyen gösterimde kalsın!
Eleanor'a!
Öyle ilham verici ki bu gösteri
Neredeyse zor sonuna dek beklemek
Başarılı olursak Bu bir anlama daha gelir
On sene içinde
Eleanor İki sahnelenecek!
Ne diyeceklerini biliyorum eleştirmenlerin
Henüz sıradaki değerlendirme gelmeden
Çığır açıcı
-Sarsıcı! -Hayat dolu!
-Nefes kesici -Yürek dağlayıcı!
-Kalp sızlatan -İki kelimeyle, tarih yazan
Bu yüzden her oyuncu ister
Övgüsünü almayı
Meyvesini toplamayı
Her gece
Hayatları değiştirmenin!
Bizim işimiz bu.
Eleştiriler geliyor!
New York Post, Associated Press, New York Times.
New York Times!
Vay be…
Ne?
-Vay be… -Ne oluyor?
Ön satışlar berbatken bu değerlendirme iyi olmadı.
Bu, bizi bitirecek.
-Neyi sevmemişler? Hip-hop kısmını mı? -Evet ama sadece o kısmı değil.
-Tanrı aşkına Sheldon. Oku gitsin. -Neymiş? Oku.
Tamam, özet geçeyim.
"Barry Glickman'ın FDR tiplemesi,
bu eleştirmenin şimdiye dek katlanma talihsizliğini yaşadığı
en rahatsız edici, gülünç ve hakaret derecesinde eğreti performans."
O kadar kötü değil.
-Onunkini oku. -Hemen alınma.
"Dee Dee Allen'ın Eleanor Roosevelt'inin haykırdığı kaba aktivizm mesajını izlemek,
yaşlı bir drag queen'in, pekmeze bandırılmış Amerikan bayrağını
zorla boğazıma tıkması gibiydi."
Buna eleştiri denemez.
Bu, şahsa hakaret sayılır.
"Bu gösteriye bilet almayı düşünüyorsanız kendinize bir iyilik yapın.
Sağlam bir halat satın alın ve gidip kendinizi asın."
Tanrım!
Ne almayı? Gösteri o kadar kötü müydü?
Gösteri değil. Siz ikiniz.
Sevilesi tipler değilsiniz.
-Ne? -Ne?
Kimse narsistleri sevmez.
-Bu… -O mu?
Bana bırakın. Algıyı yine tersine çevirmeye çalışayım.
-Bu dünyadan nefret ediyorum! Saçmalık! -Korkunç. Çok kırıcı.
Kalbim kırıldı.
Herkes nereye kayboldu?
-Ne alırsınız? -Yola Mezcal ile böğürtlenli kokteyl.
Geçmiş olsun Dee Dee.
Ama unutma, dostların yanında.
Sağ ol. Sen kimsin?
Trent Oliver.
-Birlikte beş gösteri yaptık. -Sahi mi? Tanrım.
Trent, Juilliard'a gitmiş. Dilinden düşürmüyor.
-Doğru ya, Trent! -Trent.
-Neden garson gibi giyindin? -Şu anda işsizim.
Doğrusu Dee Dee,
kendimi Juilliard öncesindeki gibi amaçsız hissediyorum.
Of ya!
Tutkularımı körükleyen, Tiyatro Ana'nın kudreti
ve ufacık bir dokunuşla insan ruhunu yontabilme kabiliyeti.
-Ama Juilliard'da öğrendik ki… -Yok artık.
Monoloğa dökmem gerekirse, "Etimi kesseniz kanım akmaz mı?"
"Yani para vermeseniz oyunculuk yapmaz mıyım?"
Yeterli bence.
Hamlet'i oynamama rağmen
2000'li yılların sevilen dizisindeki o adam olarak tanınıyorum…
Külahıma Anlat.
BAŞROLDE TRENT OLIVER
Varoluş nedenimi sorguluyorum.
Bir keresinde Maggie Smith erkekler tuvaletinde yanıma gelip sordu,
"Seni kim gönderdi? Michelle Dockery mi?"
"Çünkü mahkeme 500 metre demişti." Korktuğu belliydi.
-Selam millet! -Angie!
Gösteriniz yine açılış gecesinde kapandığı için üzgünüm.
-İşsizler dünyasına hoş geldiniz. Doldur. -Chicago'da oynamıyor muydun?
Ayrılıverdim.
Koroda yirmi yılım geçti, hâlâ Roxie Hart rolünü vermiyorlar.
Kime veriyorlar peki?
-Kelly Ripa mı? -Cher?
-Connie Chung. -Kris Jenner?
Hayır, Tina Louise.
Gilligan's Island'daki Ginger.
Tanrım, o hâlâ hayatta mı?
Resmen harcanıyoruz.
Doğru. En azından hepimiz aynı gemideyiz.
"Sefalet, tuhaf dostlar edindirir insana."
-Tanrım! -Fırtına'dan.
Öncelikle, çeneni kapa. İkincisi, pes etmeyi reddediyorum.
Biz hâlâ ünlüyüz. Hâlâ gücümüz var.
Times gazetesi seni bir bakıma hadım etti.
Evet, siz ikinizi yaşlı narsistler olarak betimlemişler.
Bunda ne kötülük var, hâlâ anlamıyorum.
Hem kendimizi sevip hem de dürüst insan izlenimi vermemizin
gayet basit bir yolu var, tamam mı?
Aktivist ünlüler olacağız.
-Değil mi? -Zekice!
-Tek gereken bir dava. -Ses getirecek.
Herkes dava düşünsün. Başlayın.
-Fakirlik? -Çok büyük.
Dünyada açlık.
O da devasa bir mesele. Başa çıkabileceğimiz bir şey lazım.
Yakınlarda gerçekleşen ufak bir adaletsizlik. Geri dönüşüm.
-TT listesine bakalım. -Geri dönüşüm iyi.
-Neden çok fazla ödül töreni var? -Otopark sorunu.
-Taksi arkasındaki ekranlar. -Şu kıza ne dersiniz?
Tanrım. Şuna bakın.
-Hangi kız? -Twitter'da viral olmuş.
Edgewater, Indiana'lı.
Lezbiyen.
Kız arkadaşını lise balosuna götürmek istemiş
ve OAB kafayı yiyip baloyu iptal etmiş.
Baloyu mu iptal etmişler?
-Buna hakları var mı? -Yok.
Müdür Hawkins, ne diyeceksiniz?
Indiana savcısıyla irtibata geçeceğim.
Bunun okulla alakası yok. Bu bir insan hakları ihlali.
Ciddi misiniz?
Eyalet savcısının baskısı bu yobazlara dur diyecektir.
Demeli. Şu kadarını söyleyeyim.
Bu haber yayılırsa büyük yaygara kopar.
Çok sinirlendim.
Bir bakmışsınız Eleanor Roosevelt gibi biri
buraya gelip ortalığı birbirine katmış.
-Oraya gidip kıyameti koparmalıyız. -Evet.
Indiana'nın görüp göreceği en büyük ilgi odağı olacağız.
-Bu mu yani? Davamız bu mu? -Evet. Var mısınız?
-Miting yapacağız! -Evet!
-Pankart taşıyacağız! -Tişört bastıracağız.
Sheldon da gelir, bize mekân ayarlar.
-Sizce becerebilir miyiz? -Emin olabilirsin seksi ablam benim!
Kanıtlayacağız ki…
Artık günümüzde
Gey olmak suç değil
Dünyayı değiştirme vaktimiz geldi
-Bir lezbiyenden… -Lezbiyenden
-Lezbiyenden -Lezbiyenden
Başlayarak!
Yardım edeceğiz o küçük lezbiyene
No comments yet. Be the first to leave one.