The first 175 lines.
Uyu, uyan ve işe git. Her günüm böyle geçiyor.
Ve bunları yapma sebebim, bana zevk vermesi.
Her gün aynı şeyleri yaparsam,
iyi bir şey olmaz ama kötü bir şey de olmaz.
Bir beyaz saç daha.
Center Morning! Sıradaki parçamız.
Harika gözüküyor ve çok lezzetli!
İlginç bir tatlı koleksiyonu. - Afiyet olsun.
Bugün Ebisu’da bulunan çok popüler bir pankek restoranını ziyaret edeceğiz.
Sahibi kendi tavuklarını yetiştiriyor. - Güzel gözüküyor.
Pankekleri her zaman taze yumurtalarla yapılıyor.
Ve de son zamanlarda fazla erkek müşterileri var gibi.
Yaşlı adamlar yalnız gidemez.
Pankekleri de denedim.
Evet, tamam. Anladım.
Anlaşıldı. İyi günler.
Yani...?
Tekne sevkiyatı öğlen 2'de burada olacak.
Gerçekten üzgünüm, yardım için teşekkür ederim.
Sorun değil. Bana güvenmekten çekinme.
Ne?
Patronlar sadece bu tür konularda yardımcı olur.
Gerçekten, sana her zaman yardım ederim.
Bunu yapamam, Nozue-san. (Ç/N: San, saygı eki)
Peki, Nakamura-kun, bizi bu durumdan çıkarmaya yardım edebilir misin? (Ç/N: Kun, genç erkekler için kullanılan saygı eki)
Evet, tabii ki.
Sana güveniyorum.
Evet.
İyi.
Nozue-san, iyi iş çıkardın.
Sen de, Togawa.
Departman Başkanı Kirishima aradı.
Seninle konuşmak istiyormuş.
Acaba neden?
İşten sonra hiç uğramadın.
Ah, unutmuşum.
Lütfen unutma.
Üzgün olmasına üzgünüm ama her şey yolunda.
İşten sonraysa asla önemli değildir.
Zamanlamaya bakılırsa, bu bir personel meselesi olabilir.
Tamam, gidip kendim görüşeyim.
Nozue-san bugün çok tatlı.
Her gün olduğu gibi.
Onun için olsa bir saat fazla mesai yapardım.
Onun sayesinde fazla mesai yapmıyoruz.
Evet, çok hızlı çalışıyor.
Ama neden bekâr ki? Çok popüler.
Şimdi sen söyleyince, muhasebeden Kanda-san,
yine Nozue-san’ın etrafında dolaşıyor.
İkinci olmayı umursamıyor.
Ne? Bunu gerçekten söyledi mi?
Bu konuda… Nozue-san onunla ne yaptı?
O bir şey yapmadı, tabii ki.
Onu sadece gülerken görmek bile annelik içgüdülerimizi gıdıklıyor.
Çok günahkârız.
Millet.
Onu fazla mesai yapmaya zorlamayın.
Pardon. - Tabii ki.
Ben işime döneyim.
Yine.
Peki ya Togawa-san?
Biliyor musun?
Bundan sürekli kaçamazsın.
Evet…
Çok yeteneklisin.
Ben departman başkanı olacak insan değilim, yani…
Tanrım.
En azından düşün, tamam mı?
Bu pek bir şey değiştirmeyecek.
Seni terfi ettirmeleri için onları zorladım.
En azından beni mahçup etme ve yarım gün boyunca düşün.
Peki, sadece aynı anda burada işe başlamamız hatrına.
Tanrım, hiç bir şey istemiyor gibisin.
Ah doğru, bu akşam boş musun? Sushi yemeye gidelim. Ne dersin?
Olur, sen mi ödüyorsun?
Hayır, bir Goukon. Takitani seni davet etmemi istedi. (Ç/N: Goukon, kadınlar ve erkeklerin buluşabileceği küçük bir toplantı, buluşma)
Gelmem. - Hadi ama, en azından düşün.
Görüşürüz.
En azından kızları görmek istemen gerekmez mi?
Bu cinsel taciz.
Affedersin.
Ah, senmişsin, Togawa-san.
Burada sigara içemezsin.
Sigara odamızı özledim.
Sigarayı bırakmaya ne dersin?
Çok geç.
Yapar mısın? - Tabii.
Bu senin masandaydı.
Pardon, unutmuşum.
Patron Kirishima ne istedi?
Ah, beni bir Goukon’a davet etti.
Ne? Bu kadar mı?
Aynen.
O kadar kokuyor muyum? - Ah, pardon.
Goukon’a gidecek misin?
Hayır, eskisi kadar genç değilim artık.
Daha 39 değil misin?
Çoktan 39 oldum.
39 isen terfi etmen gerekir.
Kirishima’nın yerinde olmalısın.
Hayır, şu an olduğum pozisyondan memnunum.
Bu tür bir rekabet rahatsız edici.
Eskiden rekabete açtın.
Öyle miydim?
Hâlâ 39’sun, böyle şeyler söyleme.
Şimdi de 29 yaşındaki birinden azar işitiyorum.
Seninle çalışmayı seviyorum.
Bu yüzden söylemiyorum bunu
ama senin de işi sevmeni istiyorum.
Çizgiyi aştığım için üzgünüm.
Yok, aşmadın.
Hatta, teşekkür ederim.
Ne demek.
Doğru ya, Togawa-san, tatlı için iyi bir yer biliyor musun?
Birkaç yer biliyorum.
Gösterir misin?
Ah, tabii.
Tamam, bunu sana bırakıyorum.
Harika, tamam.
Merhaba - Öylece içeri daldım, kusura bakmayın.
Sorun yok.
Büyükbir şey değil ama bir özür olarak.
Ah, lütfen. Aramış olman yeterliydi. - Pek değil.
Teşekkür ederim. Oturun lütfen.
Teşekkürler. - Ne demek.
Nakamura bunu telafi etmek için elinden geleni yapıyor. Lütfen anlayış gösterin.
Tabii ki. Sizinle çalışmayı uzun süredir planlıyoruz.
Teşekkürler.
Ah doğru. Çok güzel bir shochu mekânı buldum geçenlerde. (Ç/N): Shochu, damıtılmış likör.)
Bir ara beraber gitmek ister misiniz?
Tabii ki.
Sigaraya mı çıktın?
Ama burada sigara içemezsin.
Doğru. Teşekkürler.
Neden bırakmıyorsun?
Egzersizin nikotin yoksunluğu semptomlarını hafifletmeye yardımcı olduğunu duymuştum.
Bir ara beraber spor salonuna gidelim.
Beni dinliyor musun?
İki kadının beraber olması eğlenceli olmalı.
Ne?
Görüyor musun? Eğlenceli duruyor, değil mi?
İki erkek de beraber eğlenebilir.
Erkekler, ne kadar heyecanlanırlarsa heyecanlansınlar,
asla o kadar mutlu olamazlar.
Yani, sanırım.
Resim çekiyorlar, pankek almak için sırada bekliyorlar ve aşk hakkında konuşuyorlar…
Aptal kız sohbetlerine gülüyorlar
ve çok eğleniyorlar.
Kıskanıyor musun?
Evet.
Demek istediğim, çocukluğumuzdan beri, hiç bu kadar hayat dolu olmadık.
Pekala.
Hadi o zaman bir resim çekinelim.
Hayır, pek…
Haklısın.
Ama kız olsaydık, seninle aşk hakkında konuşabilir,
eğlenceli resimler çekebilirdim.
Naziksin, sen de katılırdın, değil mi?
Peynir, de.
Ne yapıyorsun?
Kamera kaliten çok kötü.
Kız gibi davranıp, çekici bir erkeğin resmini çekiyorum
Çekici miyim?
Ofisteki kızlar öyle dedi.
O kızlar, ha?
Ah doğru, yarım gün ne kadar sürüyor?
Yarım gün mü? - Evet.
On iki saat, sanırım.
Ya da, sadece uyanık olduğumuz vakti sayarsak
altı ya da sekiz saat eder.
O kadar uzun mu?
Her neyse, birazdan dönerim.
Alo, Kirishima.
Evet, biraz erken,
ama uzunca düşündüm ve terfiyi geri çevirmek zorunda kalacağım.
No comments yet. Be the first to leave one.