The first 200 lines.
Baba. Benim. Norval.
Mektubunu aldım.
Gelip seni görmemi istemiştin.
Yani...
Geldim işte.
Benim. Norval.
Tamam!
Tanrım!
Seni bir daha göreceğimi hiç düşünmemiştim.
Girmek ister misin?
Evet. Lütfen.
Evime hoş geldin!
Beğendim.
Beğenmedin.
Beğendim.
Neden?
60’lardan kalma bir UFO gibi.
60’lardan kalma bir UFO mu?
Evet.
60’lardan kalma bir UFO.
Aynen öyle.
Çok zekice.
Evet.
Seni en ne son zaman gördüm, oğlum?
Bilmiyorum ki.
Düşün. Ne kadar oldu?
Uzun zaman oldu.
Evet, uzun zaman.
Fazla uzun.
Fazla uzun.
Evet.
Evet.
Eşyalarını yerleştirelim haydi.
Haydi bir fotoğraf çekelim.
Özçekim.
Eve dönünce annene gösterirsin.
Hayır, hayır, denizi de al.
Dikkat et.
Bu, tasarımını Lorde'nin yaptığı sınırlı sayıda üretilen bir telefon.
Lorde mi? Hiç duymadım.
Gerçek altından.
Böyle oldu, değil mi?
Tamam. Gülümse.
Siktir!
Siktir ya!
Kahvaltıda o ikinci birayı içmeyecektim.
Bu telefondan dünyada sadece 20 tane vardı.
İyi.
Artık 19 tane var.
Anlatsana, annen nasıl?
Aslında çok iyi değil.
Öyle mi?
Benden bahsediyor mu hiç?
Pek bahsetmiyor.
Onunla mı yaşıyorsun?
Evet. Geçici olarak.
Bu durumdan utanıyor musun, peki?
Bu yaşta hala annenle yaşamaktan?
Bilmem.
Son birkaç yılım biraz kötü geçti.
Yeniden kendime gelmem, annem sayesinde oldu.
Biraz karışık bir durum.
Onunla mı yatıyorsun?
Ne?
Annenle aynı yatakta mı yatıyorsunuz?
Hayır.
Oldu.
-Şarap? -Hayır, sağ ol.
Yapma, yaşlı babanla bir kadeh bir şey iç.
Alkol kullanmıyorum.
Öyle mi?
Sebep?
Alkolizm sorunum oldu da.
Öyle mi?
Alkole bağımlı olduğunda ortaya çıkıyor.
Neredeyse...
Bir mektup yazdım, küveti doldurdum...
Çok yaklaştım.
Epey çok.
Neyse... Buradayım işte, atlattım.
Canın mı çekti?
Hayır.
Ee, baba...
Neyle meşgulsün?
İş bakımından.
Emekliyim.
Emeklilikten önce ne iş yapıyordun?
Hakkında hiçbir şey bilmediğimi fark ettim.
Vay be. Annen cidden benden hiç bahsetmiyor, değil mi?
Limuzin şoförüydüm.
Büyük, siyah bir limuzin sürerdim.
Arka tarafında buzdolabı.
Hakiki deri koltuklar filan.
Ödül almış bir limuzindi.
Ben de birkaç kez limuzine bindim.
Müzik piyasasındayım.
Güzel.
Piyasada epey tanınan biriyim.
Kesin öylesindir.
Nesin peki, şarkıcı filan mı?
Açıkça konuşmak gerekirse...
...tek işle sınırlı biri değilim.
DJ'lik var mı? Var.
Ateş eden ritimlerim var mı? Var.
Piyano tıngırdatmak var mı? Var.
Yüksek prestijli müzik etkinlikleri düzenleyip...
oralarda müzik yapmak var mı? Var.
Peki.
Büyük isimlerle yakınlığım var.
Epey büyük isimlerle.
Kendrick Lamar ve Chance the Rapper...
en yakın dostlarım arasında.
Benim duymuş olabileceğim biri var mı?
Elton John yakın arkadaşımdır.
Gerçek ismi, Reginald Kenneth Dwight.
Elton... Reginald beni keşfetti.
Bir gece kulübünde DJ’lik yaparken gördü.
Açılış gecesiydi, DJ bendim.
Benimle özel bir anlaşma yaptı.
Hem de imzayı o gece attık.
Elton... Yani, Reginald...
...süper bir adamdır.
Bana babalık etti.
Gücenmek yok.
Oğlum, dünya çok küçük.
Reginald benim de yakın arkadaşım olur.
-Cidden mi? -Evet.
-Sallıyorsun. -Sallamıyorum.
-Sallıyorsun. -Cidden sallamıyorum.
Reginald’la hukukumuz çok eskiye dayanır.
Gerçekten mi?
10 yıl boyunca özel limuzinini kullandım.
Cidden.
Birlikte bir on yılı devirdik.
Reginald'la yol yaptık, içtik, sohbet ettik.
Yakın arkadaş olduk.
Senin de onun yakın arkadaşı çıkman...
çok tuhaf bir ihtimal değil mi?
Öyle.
Dünya küçük.
-Neyse... -Ne diyeceğim?
Ne?
Haydi arayalım şunu.
-Reginald'ı mı? -Evet.
Kafayı yer resmen. Hayatta inanmaz.
Eski kankaları Brain ve Norval...
baba oğulmuş meğer.
-İnanılmaz. -Bilemiyorum baba.
Saat geç oldu. Erkenden yatar o.
Boş versene sen.
Gece kuşunun önde gidenidir, sürekli de övünür bununla.
Akşam 8’den sonra aramamam gerektiğini kendi söylemişti.
Banaysa, 24 saat arayabilirsin dedi.
Baba, lütfen arama.
Lütfen arama, baba.
Lütfen!
Elton John'u gerçekten tanımıyorsun, değil mi?
Değil mi?
Hayır.
Elton John'u aslında tanımıyorum.
İşin aslı, ben de tanımıyorum.
Ama sonunda ne kadar kolpacı olduğun konusunda...
anlaştığımıza memnun oldum.
Haberin olsun, etkilenmemi istiyorsan...
...bana dövüş hikayeleriyle gel.
Hiç kavga ettin mi?
Hayır.
Ben ettim.
Bir defasında, kazayla herifin birinin kulağını kopardım.
Niyetim yoktu ama anasını sattığım kopuverdi.
Herifin beyni göründü resmen.
İyi geceler.
Jethro.
Ne yapayım istiyorsun?
Sen siktir!
Konuşmama izin ver!
Yapma yahu!
Herifi koz olarak kullanabiliriz, biliyorsun.
Teminat olur.
İzin veriyorsun demek?
İyi o zaman...
Siktir. Bekle bir dakika.
Baba, sana bir şey sorabilir miyim?
Buraya gelmemi neden istedin?
Mektup yazıp, davet ettin.
Ben de geldim ama şimdi de sanki istemiyor gibisin.
Mektubu yolladığına pişman oldun sanki.
Belki de yanılıyorumdur.
Yanılıyor muyum?
Gidip sıçmam lazım.
Sonra da yüzelim biraz.
Anne! Merhaba.
Evet, evet, iyiyim.
Sen nasılsın?
İyiymiş.
Bilmiyorum.
Düşündüğümden daha zor geçiyor.
Hayal ettiğim gibi çıkmadı.
Hem de hiç.
Pek kimseyle görüşmüyor gibi.
No comments yet. Be the first to leave one.