Release info

Love Like The Falling Petals 2022 JAPANESE WEBRip x264-VXT
A Commentary by sash35

Tags

webrip
web
x264
BRip
1080
720p
720
Published on: 2023-11-30
Downloads: 18
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

NETFLIX SUNAR

Seni derinden yaraladım.

O anda ne hissettin?

Üzüntü mü yoksa nefret mi?

Ne kadar pişman olsam da bir cevap bulamıyorum.

Yine de tek yapabildiğim seni aramaya devam etmek.

O ilkbaharda tanıştığım,

düşen yapraklar misali aşkım.

Sakura'lar açıyor.

Kesinlikle.

Haftaya zirve yapacaklar.

Çiçek izleme mevsimi geldi bile.

O kadar meşguldüm ki baharın geldiğini fark etmemişim.

Haftaya değil sonraki hafta yağmur var. Yani en iyisi gelecek hafta.

-Gelecek hafta mı? -Evet.

Festival için planın var mı?

Hiç yok.

Sen her zamanki gibi meşgul müsün?

Pek sayılmaz.

Profesyonel fotoğrafçı olman çok havalı.

Bu aralar nasıl fotoğraflar çekiyorsun?

Şey…

Tahmin edeyim. Sakura mı?

Evet.

-Vay canına. - Sakura…

Çok hoş.

Evet.

Benimle gelmek ister misin…

-Ne yapıyorsun? Havlu getir! -Tamam!

İyi misin?

-Buzumuz var mı? -Evet.

-Nerede? -Arkada.

-Çok üzgünüm! -İyi misin?

Ağlıyordun.

Benim beş para etmez kulak memem için.

Seninle ondan altı ay önce tanışmıştım.

Sıradan bir gündü.

Ben Misaki Ariake, bugün kuaförünüz ben olacağım.

Bir kupona kanıp gelmiştim,

kendimi kaybetmiş hâlde otururken sen çıkageldin.

Nasıl olsun istersiniz?

Ne?

Size bırakıyorum.

Nasıl isterseniz.

Ne düşünüyorsunuz?

Şey…

Normalden çok daha düzgün.

Nasıl içim rahatladı!

Açıkçası kalbim güm güm atıyordu.

Aslında şöyle bir durum var,

siz benim ilk müşterimdiniz.

Tüm yüzünle gülümsedin.

Sonra Penny Lane'e ayda bir gitmeye başladım.

Biliyor muydun?

-Saçında iki küçük saç gülü var. -Evet.

Derler ki iki saç gülü olan insan doğuştan dâhi olur.

Yavaş yavaş daha çok konuşmaya başladık.

Sevdiğin bir filmden bahsedince

sonraki randevumdan önce birkaç kez izlerdim.

Sevgilin olmadığını öğrendiğimde

sevinçten parka gidip kim bilir ne zamandır ilk kez dönencede döndüm.

Tahmin edeyim. Sakura mı?

Evet.

Sonunda tam sana çıkma teklif edecek cesareti toplamışken…

Evet. Benimle gelmek ister misin…

Çok özür dilerim.

Hayır, sorun değil. Merak etme.

Döndüğüm için oldu…

Hayır, benim suçum!

Hastane masraflarını ve zararlarını karşılarım.

Ne istersen yaparım.

Ne istersem mi?

Evet.

O zaman…

Benimle sakura'ları izler misin?

Benimle çık.

ARIAKE

O kulak memeli çocuğun numarasını söyle bana.

Onu bulacağım, diğer kulak memesini de kesip

kıyma yapacağım!

Kes şunu!

Burada kulağa benzer bir şey yerken öyle şeyler söyleme!

Her neyse, gidip ondan özür dilemelisin.

Saçmalama. İyiyim diyorsa iyidir.

Benim o kadar çok kemiğim kırıldı ki…

Çünkü zayıftın ve dördüncü turda kaybettin.

Söyledim sana, sekizinci turdu.

Yine başlamayın!

Çoktan istediğini yapacağıma söz verdim. Sen buna karışma.

Karışmasa olmaz Misaki.

Annen baban öldüğünden beri

kendini senin için bir baba gibi görüyor.

Değil mi?

Elinde değil Misaki.

Ona minnettarım ama bazen biraz abartıyor.

-Ağzının payını verdi. -Sen fazla içtin.

İzin almadan sunağımızı açmayın.

Bir şey sormam gerek.

Takashi'yle neden çıkıyorsun?

Sen çok güzelsin

ve yeni ürünler geliştiren bir kozmetik şirketinde çalışıyorsun.

Onda ne buluyorsun?

Pardon?

Ama bence hoş.

Ne?

-Olamaz! -Cidden mi?

Gerçekten mi?

O potansiyel fotoğrafçıyla çıkmayı diyorum.

Ne?

Ben randevu olarak görmüyorum.

Bu, sadece zararı için tazminat.

-Tazminat mı? -Zararı mı?

Ne?

Olaydan ne kadar uzak kalırsan geri girmek o kadar zor olur.

Sen kendi işine bak be.

Ya sen?

Benim endişelenecek bir şeyim yok!

-Cidden mi? -Hesabı ödemek istiyorum!

Yol açtığım sorun için çok özür dilerim.

İş yerinde hata yaparsan çalışarak ödemelisin.

Anladın mı?

Evet.

O zaman işe koyulalım.

-Elimizden geleni yapalım. -Tamam.

Tamam, hazır olun.

-Evet. -Evet.

Bir tane daha.

Ne? Beyaz bir tel mi?

Son zamanlarda çok çıkıyor.

Senin için keseyim.

Boyamam gerekebilir.

Stresten olmalı.

Evet, bu iş tam bir kâbus.

O konuda haklısın!

Randevuyla ilgili. Bu saatte rahatsız ettim, üzgünüm.

Benim, Haruto Asakura.

Hesabı alabilir miyim lütfen?

Özür dilerim.

Geçen gün anlaştığımız randevuyu

senin programın da müsaade ederse gelecek hafta salı günü yapmak isterim.

Shinjuku İstasyonu'nun güney çıkışında

öğleden önce 11.00'de buluşalım.

Güney terastan bahsetmediğimi lütfen göz önünde bulundur…

"Seninle görüşmek için sabırsızlanıyorum."

Vay be.

Çok fazla resmî konuşuyor.

MISAKI ARIAKE

Anlaşıldı. Ben de seninle görüşmek için

-sabırsızlanıyorum. -İşte bu!

Fotoğraf çekmene yardım etmeyi çok isterim.

Ona yalan söylediğim için

özür dilemem gerekiyordu.

Fotoğrafçı olmak benim hayalimdi.

Liseden mezun olduğumda

babam bana bir Nikon F3 verdi, ben de ona altın bilezik gibi sarıldım,

sonra Tokyo'ya yol aldım.

Tokyo Kulesi bana fazla gösterişli geldi.

-Pardon! -Kalabalık da az daha beni kaçırıyordu.

Ama rüyalarımın şehrinde fotoğraf çekmek beni sevinçten çılgına çevirdi.

Bu ilk fotoğrafımdı.

Ancak…

Öyle yaparsan çekimi mahvedeceksin salak!

Düşün!

Dikkat et kahrolası! Unut gitsin. Makoto, sen yap.

Tamam.

-Git monitörü yerleştir. -Üzgünüm.

Stajyer olarak bir fotoğraf stüdyosuna girmiştim.

-Test ediyorum! -Ama iş düşündüğümden zordu.

Asakura.

-İnsanlardan daha az yetenekli hissettim. -Bu kablo bozuk.

Tamam.

Görüşürüz.

Güle güle.

Bir yıl içinde bıraktım.

-Evet! -Harika!

-Harikaydı! -Evet!

Sonrasında yarı zamanlı işlerde çalıştım.

Kendime sadece pillerimi

şarj ettiğimi söyledim.

Sadece geçici bir molaydı.

Ta ki kalbim bir kez daha deklanşöre basmak isteyene kadar.

Ben Misaki Ariake ve bugün kuaförünüz olacağım.

Nasıl olsun istersiniz?

İşte seninle

o zaman tanıştım.

Saçımı keserken seni öylesine gergin görmek

bana geçmişimi hatırlattı.

Bu arada ne iş yapıyorsunuz?

Şey…

Ben fotoğraf çekerim.

-Fotoğraf mı? -Evet.

Fotoğrafçı mısınız?

Şey, evet.

-Vay canına! -Daha yeni başlıyorum.

Çok havalı.

Fotoğraf çekmiyor musun?

Şey…

Ya sen?

Niye kuaför olmak istedin?

Şey…

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left