The first 200 lines.
OFFSPRING İyi seyirler... Altyazı: koontz06
Dinle beni. Sana bir şey söyleyeceğim.
Kısa zaman öncesinde ben de senin gibiydim.
Ben de kabuslarımdan...
kaçabileceğimi sanmıştım.
Keşke beni takip edemeyecekleri
bir yer olsaydı da kaçabilseydim.
Bunu sana söylemek hoşuma gitmiyor.
Böyle bir yer yok.
Nereye gittiysem
onlar da oradaydı.
Ancak korkma. Sonunda huzura erdim.
Derler ki, "Herşeyin bir sonu vardır."
ve gene derler ki, "Hayat devam ediyor."
Bir yerde kabuslarını kabul etmen
ve onların...
senin bir parçan olduğunu, ailen gibi olduğunu bilmen gerekiyor.
Eski bir arkadaş gibi.
Böylece kollarım açık yalnız yüreyebileceğim
aynı eski bir dost gibi bir yere geldim.
Onların adları ne?
Dost yok.
Sevgili Marie Aldrich, lütfen hemen gelin.
Annenizin kabri tahrip edildi.
Hayattaki tek akrabası siz olduğunuzdan,
ne yapılması gerektiğine karar verecek olan sizsiniz.
Elbette, bu çok zor bir durum
ve takdir yetkisi en yüksek önceliğe sahiptir.
Saygılarımla, H. Grierson,
Bekçi, Lone Palm Mezarlığı.
Bak.
Bahara kadar kapalı.
Ne?
Şafakla birlikte köprü kaldırılacak. Ada, bahara kadar kapalı.
Yeni gelen kimseyi içeri almıyorum.
Sadece yerel halk kalacak.
- Olamaz. - Ne oldu?
Kimse oraya geçemez mi?
Son turistler de Salı günü ayrıldılar.
Böylesi daha kolay.
Beyefendi,anlamıyorsunuz, biz turist değiliz.
Tüm bir adayı nasıl kapatırsınız?
Sadece bahara kadar.
Bak.
Bu mektubu daha dün aldım.
Bu acil bir durum.
Bir an önce mezarlığa gitmem gerekiyor.
Lütfen.
Vakit kaybetmesek iyi olacak.
Sen iyi misin?
Evet ya sen?
Evet.
Bunu biliyor muydun?
Tüm ada kapanıyor.
Tabii ki bunu bilmiyordum.
Yarın gelecek olsaydık ve
köprü çoktan kapatılmış olsaydı planın neydi?
Bilmiyorum, George.
Sanırım bir bot bulmamız gerekirdi.
Sen burada bekle, tamam mı? Gidip adamı bulayım.
George?
Hey!
George?
Korkma, canım.
Sadece benim.
Benim, benim.
Merhaba.
Bekçiyi bulmaya çalışıyorum.
Annemin kabri tahrip edilmiş.
Onu nerede bulabileceğimizi biliyor musunuz?
Sen bir meleğe, önceki gibi korkmuş bir meleğe benziyorsun.
Ne demek istiyorsunuz?
Cenazede seni uzaktan görmüştüm.
Bana Bayan Emily derler.
Main Caddesindeki çiçekçi dükkanının sahibiyim.
Bu mezarların bakımıyla ilgileniyorum.
Annemi tanır mıydınız?
Ah canım, o sana söylemedi mi...
Siz iyi misiniz?
Bekçiyi, onu gördünüz mü?
Üzgünüm. Gitmeliyim.
Bir fırtına geliyor.
Şurada mezartaşlarının arasında dolaşan birini gördüm.
Hey!
Hey!
Hey!
Ne yapıyorsun?
Onu buldun mu?
Buraya geri gel!
George!
George!
Hey!
Hey!
Merhaba?
Merhaba?
George?
Hey!
Neredeydin?
- Neredeydin? - Seni arıyordum.
Beni duymadın mı?
Onları gördün mü?
Kimleri?
Oradaki insanları?
Ne? Hayır. Hangi insanlar?
Sen ormana gitmedin mi?
Şurada arka taraftaydım.
İyi misin?
Adamı bulamadın mı?
Hayır, ofisine gittim ama bulamadım.
Diyorum ki sanırım köprü kapanmadan
köprüyü geçmemiz gerekecek.
Annemin kabrini bu şekilde bırakamam.
Peki belki de adamı kaçırdık.
Madem burada olmayacaktı
ne diye buraya acilen gelin dedi?
Bilmiyorum ki.
Bir kaç kilometre geride geçtiğimiz bir restoran vardı.
Oraya gidip sorsak mı?
Evet.
Senin neyin var?
Bilmiyorum. Hadi gidelim.
Rahatsız ettik.
Şey, biz mezarlık bekçisini bulmaya çalışıyoruz.
Haskel'i mi?
Efendim?
Haskel'i mi?
Bize gelmemizi söyledi. Acilmiş.
Her ikinizi de mi?
Çok acilmiş.
Ona ulaşabileceğimiz bir numara var mı?
Doğrudan ulaşabileceğimiz bir hat falan?
Fırtınalar yüzünden hatlar çok hızlı kesiliyor.
Dinleyin, köprü kapanmadan köprüyü geçmek istiyoruz.
Bu yüzden içinizden bize yardımcı olabilecek kimse var mı?
Çok minnettar oluruz.
Elbette, hadi gel. Ona telsizle ulaşmaya çalışayım.
Buradan.
Sen burada bekle. Birazdan dönerim.
Eh, şimdi, kesinlikle bir içki içebilecek gibisin.
Hayır, teşekkürler.
Biliyor musun, olanlara gerçekten çok yazık.
Bu ada çok büyük değil.
Herkes her şeyi biliyor.
Kimin yaptığını biliyor musun?
- Kimse söylemedi mi... - Henry!
Tamam, pekala.
Beni gafil avladın.
Bu yıl çıkan son adam benim.
Bu ne anlama geliyor?
Demek istediğim kendini burada beklediğinden daha uzun bulursan
beni ziyarete gelmelisin.
Evim hemen şuradaki yolda, 24 numara.
Herkesten farklı olarak, gerçekten geç saatlere kadar bekleyeceğim.
Işığı açık bırakacağım her ihtimale karşı.
Anahtar paspasın altında. Kendi teknem var.
Senin için gerçek bir arkadaş olacağım.
Öyle mi? Arkadaşım mı olacaksın?
Olabilirim.
Bana kimin yaptığını söyle.
Beni pek iyi dinlemiyorsun, değil mi?
- Şimdi denedim... - Pekala, hadi.
- Hadi hadi. - Tamam tamam.
Ellerinizi çekin benden.
Her şey yolunda mı?
Ah, her şey yolunda, Bay Harika.
Çok hevesli.
Biz ona ulaşamadık.
Bekçinin nerede olduğunu bilen var mı?
Mezarlığı kontrol ettiniz mi?
Hadi gidelim.
O sana ne söyledi?
O adamla tanışmış mıydın?
Hayır.
Neden seni tanıyormuş gibi davrandı?
Bu bekçi adam ölmüş olsa iyi olur.
Burada bir şeyler yanlış.
Bir şeyler gerçekten yanlış.
Peki, ne yapmak istiyorsun?
O buraya geri gelmek istemedi.
Ne?
O buraya gömülmek istemedi.
Bana söylemeye çalıştı.
O haklıydı, bu yer ile ilgili yanlış olan bir şey var.
O buraya geri gelmek istemedi.
Hey!
Hey, benimle konuş!
- Bu delilik. - Hiçbir şey çok...
Sadece dökülür müsün?
Neler oluyor şu anda?
Sanırım birisi vasiyetini değiştirdi.
O son günlerinde, aklı tamamen gitmişti.
O tam bir yabancıydı.
Ama bir gün uyandım, ve o geri döndü,
aynen böyle, hiç gitmemiş gibi.
Her gün yanındaydım,
ama ben onu uzun zamandır böyle net görmemiştim.
Her şeyi konuştuk, eski arkadaşlar gibi
eğer buna inanabilirsen.
Ama sonra...
her şey değişti.
No comments yet. Be the first to leave one.