Mr. Wrong

Mr. Wrong (Bay Yanlış)

Download Turkish Subtitle

Release info

Bay Yanlis E09
A Commentary by korali_

Tags

other
Published on: 2020-09-10
Downloads: 11
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 188 lines.

-(Ezgi) Sana yalan söyledim çünkü... -Evet, çünkü?

...çünkü...

Çünkü, çünkü, çünkü. Gir artık şu cevaba ya!

Çünkü yemeğe gittiğimi düşünmeni istedim.

Kaçamak bir cevap oldu şu an. Niye öyle düşünmemi istedin peki?

Benim sıram.

Sen söyle.

Kafanda tam olarak ne gibi şeyleri oturtmaya çalışıyorsun?

Senin, benimle ilgili düşüncelerini, hislerini.

Neden yemeğe gittiğini düşünmemi istedin?

O geceyi Yeşim'le geçirdiğin için.

Yok bir saniye. Öyle bir şey yok. Ben o geceyi Yeşim'le falan geçirmedim.

Orayı bir netleştirelim, açıklığa kavuşturalım.

Yeşim bir süre kaldı, kısa bir süre. Gitti sonra.

-Öyle mi? -Evet.

Yalanının sebebi buysa bu arada...

...kıskanmışsın beni demek ki.

Cevap sırası sende.

Bence ben cevabımı verdim.

-Bunlar bir de komşu mu olmuşlar? -Olmuşlar Fitnat, olmuşlar.

Dört koldan. Ahtapot ailesi gibi dört koldan sarmışlar benim çocuğumu.

Bana bak, benim asabımı bozma Sevim Hanım.

Sen kime ahtapot diyorsun be!

Bir kere senin o şekilsiz oğlun gelmiştir, kandırmıştır benim kızımı.

Tabii, tabii kandırmıştır senin kızını.

Sen bu evin ortasına hırsız gibi ne diye giriyorsun?

Ne işin var evin ortasında?

Sen kimsin ya?

-Haydar. -Haydar mı?

-Açayım değil mi? -Aç, belki önemlidir.

-Efendim Haydar. -Özgür Bey yetiş!

Ezgi Hanım'ın annesiyle anneniz kapıştı kapışacak.

Ne?

-Hemen geliyoruz. -Tamam, geliyoruz hemen.

Bittim ben. Bu sefer bittik.

Tü, size yardım edene emi.

Tü, ben senin sıfatına. Tü sana!

Hadi git bak bakalım bahçeye, neleri çalmış?

Bir şeylerimizi çalmışlar mı?

Hanımlar bir elimizi yüzümüzü mü yıksak? Siz bir kendi dairenize mi geçseniz?

Bir sen sus, sen sus! Ben bu mesele aydınlanana kadar...

...şuradan şuraya adımımı atmıyorum. Söyle bakalım ne oluyor burada?

Bana bak, kızınız oğlumu kuşatmak için elinden gelen her şeyi yapmış.

Önce iş yeri sonra ev. Ne bu böyle?

Tabii hiçbir şey tesadüf değil. Planlar programlar yapılmış.

Buldunuz aslan gibi yeğenimi, işi var, evi var, yakışıklı.

Ay üstüme iyilik sağlık. Vallahi delireceğim ha!

Asıl senin o oğlun benim kızımdan faydalandı.

Yalanlar söyledi, oyunlar oynadı.

Aa, tabii bak bu ikisinin haberi yok değil mi?

-Saflar. -Ne yalanı ne dolanı be?

Ne oyunu? Kimse benim oğluma yalancı diyemez.

Asıl kimse benim o güzel kızıma fırsatçı muamelesi yapamaz.

Ay, benim kızım senin oğluna mı kaldı be!

Bir kere benim kızımın görüştüğü birisi var.

Hem de doktor.

Aa!

Bak ikisini birden idare ediyormuş. Hem Özgür'ü hem doktoru.

Ay delireceğim vallahi! Parçalayacağım ben bu kadını ya!

Hadi bir elimizi yüzümüzü yıkayalım, bir duşa girelim ya.

-Sen sus! -Sus!

Hiç boş taksi de bulamadık.

Evet, gerçekten çok ilginç oldu.

Bunda benim bir parmağım yok bu arada. Öyle düşünürsen... Öyle düşünme.

Hem iyi oldu. Yürümek iyi geldi yani.

-Yorulmadın umarım? -Yok, henüz yorulmadım.

Güzel.

Yani hâlâ köpeğimin adını hatırlamana inanamıyorum.

Aslında seninle ilgili hatırladığım birçok detay var.

-Gerçekten mi? -(Ozan) Evet.

-Ne gibi mesela? -Hangisinden başlasam bilemiyorum şu an.

Pardon.

Teşekkür ederim.

-Kızmadın mı? -Yok kızmadım.

Güzel. Ee...

Ben bir haşlayacaksın zannettim beni de o yüzden.

Çocuğa da çıkışamadık. İyisin değil mi?

-İyiyim. -Güzel.

Evet dinliyorum, merak ediyorum.

Hım evet. Evet anlatıyordum.

Mavi Midyeler?

Bence oradan başlayalım. Hem hikâyeyi de anlatmış olurum.

-Biraz komik oldu gerçi de. -Olur olur.

Kolay gelsin.

Vallahi midyelerinden alırız şu an.

-Yeriz değil mi? Yeriz yeriz. -Evet yeriz.

Özgür ne olmuş burada?

Aa!

Sen ne yapıyorsun, ne yapıyorsun?

Dur bir ya ne yapıyorsun? Hayır, hayır.

Terbiyesiz kadın ne olacak yani.

Şekilsiz!

Sen ne yapıyorsun, sen ne yapıyorsun ha?

İkiniz hayırdır ya?

Ben hayatımda böyle terbiyesizlik görmedim.

Görmedim Özgür, görmedim.

Kadın resmen sana iftira atıyor.

Neymiş efendim, oyunlar oynuyormuşsun da neymiş efendim, yalan söylüyormuşsun da.

Asıl kendisi iftiracı.

Ya iftira falan attıkları yok. Söyledikleri her şey doğru. Ben...

-...yalan söyledim size. -Ne?

Şu tipinize bir bakın ya. Ben ciddiye alamıyorum şu an sizi.

Anneciğim ben senin tepkinden çekindiğim için söyleyemedim.

Yeter artık Ezgi yeter! Yeter bir laf daha etme sakın.

Ya sen kimsin? Ben seni tanıyamıyorum ya.

Özgür hayatına girdiğinden beri ben kendi kızımı tanıyamıyorum.

"Bay Yanlış" diye az bile söylemişler sana.

Yeter! Yarından itibaren işi bırakıyorsun duydun mu?

O işten ayrılıyorsun sen.

Anneciğim ne olursun bir dinle.

Sen bana hâlâ ne olursun deme. Bak Ezgi çok fena yapacağım seni.

Yarından itibaren yemin ediyorum bak seni Bursa'ya götürürüm.

Lafımdan çıkarsan benimle gelirsin tamam mı?

Yürü! Düş önüme, düş önüme dedim sana.

O Cansu'ya da göstereceğim ben dünyanın kaç bucak olduğunu.

İnanamıyorum Özgür, inanamıyorum oğlum.

En başından beri oyundu öyle mi?

Vallahi şu anda dünya başıma yıkıldı.

Anne üzgünüm vallahi ben...

...işin bu boyutlara gelebileceğini düşünmedim.

Ama oğlum ben anlamıyorum yani.

Çok inandırıcıydınız, inadım ben size.

Ya beni bile inandırdılar. Benim gibi uyanık bir kadını.

Uyanık bir kadını inandırdınız aşkınıza.

Hele o Ezgi, o Ezgi, oyuncu. Oyuncunun kralı.

Bir de sevgilisi varken seninle fit fit-

Ezgi'nin sevgilisi falan yok. Aa!

O da ailesi de yeterince etkilendiler bu durumdan zaten...

...daha da üzerine gitmeyin Ezgi'nin.

Çok rica ediyorum lütfen ya. Olayların tek sorumlusu benim.

Gidiyorum ben.

-Dur-- -Uf!

Tesla'yı korkutmuşsunuz zaten. Hayvan ne yapacağını bilemez hâlde.

Fitnat ben anlamıyorum.

Madem bu kızın bir sevgilisi var niçin benim çocuğumla böyle bir oyuna giriyor.

Ne? Çıkarı ne bunun?

Annesi de pek rahat maşallah.

Aman aman, aman!

Ne onun gibi gelin isterim ne de gelinin anası gibi dünür isterim.

-Tü! -Tü!

Kırmızı bir poların vardı senin, duruyor mu hâlâ?

Evet duruyor. Onu da hatırlıyorsun inanmıyorum.

Hocam bir saniye.

-Sonunda bulduk gidebiliriz. -Bulduk evet ama...

-...benim eve geldik, burası. -Gerçekten mi?

-Evine kadar yürüdük yani. -Evet, yürürken farkına varmamışız.

Tamam.

Sen bu kadar yolu geri yürüme bence, bin git.

Tabii öyle yaparım. Şimdi o yol tek başına yürünmez.

Ben gireyim o zaman içeri.

Ee...

Gir tabii.

-Bin git istersen sen. -Yok olur mu öyle şey, sen gir.

Tamam o zaman.

-İyi geceler. -İyi geceler.

-İyi geceler. -İyi geceler.

Hi!

Terastayım.

Pişt! Geldim ben.

-Ne yaptınız, nasıl annen? -Çok sinirli.

Aa!

Bu kadar olmaz ya. Her şey mi ayağımıza dolanır?

Ama buraya kadar artık yalan dolan yok. Ben her şeyi anlattım anneme.

-Artık temiz bir sayfa açabiliriz. -Açalım gitsin.

De ben bunun o kadar kolay olacağından emin değilim.

Annem çok sinirli, burada oturmamı istemiyor.

Her an taşına bilirim.

Sırf yalan söyledin diye mi peki bu sinir?

-O da var. -O da var, başka ne var?

-Başka... -Başka ne var?

Ne?

Yan yana olmamızı istemiyor olabilir.

-Neden ki? -Belki korkuyordur.

Neden?

-Sana âşık olmamdan. -Ezgi bana âşık olabilir misin sen?

Evet.

Nerede kalmıştık?

En son bana âşık olup olmadığını.

Yok, senin bana âşık olup olmadığını soruyorduk.

Evet o konuda. Yaklaşık ne zamana olursun bana âşık?

Olurum gibi. Yani öyle hissediyorum.

Sen ne zaman olursun? Yani bu da önemli çünkü.

Ezgi! Kızım sen misin?

Efendim anne!

Ay, kızım ne yapıyorsun orada sen?

Kızım kıyafetlerinle suya mı girdin? Ne yapıyorsun sen?

Anne aşk olsun, ne münasebet. Kıyafetlerle niye havuza gireyim ben?

-Ayağım kaydı düştüm ben. -(Nevin) Yavrum çık çık.

Mr. Wrong subtitles in other languages

More Turkish subtitles for Mr. Wrong

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left