Season 1

Release info

Isabel Preysler My Christmas S01E02 XviD-AFG
A Commentary by sash35

Tags

XviD
web
x264
480p
480
720p
720
Published on: 2023-12-06
Downloads: 10
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Geriye dönüp baktığınızda Manila'daki Noel ile ilgili

ne hatırlıyorsunuz?

Güzel anılarım var.

Hem de çok güzel.

Evet, çünkü Filipinler'deki

İspanyollar da Üç Kral Günü'nü kutluyor.

Melchior ile bir fotoğrafım var

çünkü her 6 Ocak'ta hediyelerimizi almaya giderdik.

Ve annemle alışverişe çıktıktan sonra

Noel Baba'lı bir itfaiye aracının geçtiğini gördüğümü hatırlıyorum.

Noel Baba çocuklara şeker atıyordu.

Çok şaşırmıştım.

"Bakın, bu, Noel Baba!"

Noel Baba'nın itfaiye aracındaki görüntüsü

zihnime kazındı.

Çünkü Noel Baba'yı ilk kez o gün görmüştüm.

ISABEL PREYSLER, MY CHRISTMAS

Bugünlerde çok sakin bir hayat sürdürüyorum.

Ama hoşuma gidiyor.

Hoşuma gidiyor.

Ve son birkaç yıldır seyahat etmeyi bırakmadım.

Neredeyse yerde geçirdiğim zamandan daha fazlasını havada geçiriyordum.

Ve şimdi,

birkaç yıl öncesine göre nasıl daha iyi seçimler yapacağımı biliyorum.

Nefes al ve yukarı.

Yukarı, yukarı, yukarı!

Önüne bak, Puri. Öyle değil.

Aynen öyle. Gerin.

Şimdi öne doğru eğiliyoruz

ve ellerimiz arkaya doğru.

Şimdi, sağ elimizi uzatalım.

Omurgamızı uzatıyoruz ve yere paralel tutuyoruz.

Nefes verirken içeri doğru kapanıyoruz ve kolumuzu tekrar geri getiriyoruz.

-Bu, yeni bir şey, Chus. -Kollarımızı yukarı doğru uzatıyoruz.

-Ne? -Bu yeni bir şey.

-Bu, yeni değil! -Ah!

Bunu ben de hatırlamıyorum.

-Sadece unutmuşsunuz! -Ne?

Isabel, dizlerinle yapmaya çalış.

-Onları bükme, esnet. -Ama benim diz çukurum yok.

-Biliyorum. -Tamamen aşağıya inemem.

Önceden yapabiliyordun.

-Hayır. -Ah!

Uzun yıllar boyunca yoga benim için çok önemliydi,

yapabildiğim sürece.

Burnumuzdan nefes alıyoruz.

Ama Miguel hastalanınca

bırakmak zorunda kaldım çünkü iki ay hastanede kaldı.

Ve her gün oraya gidiyordum, bu yüzden yogayı bırakmak zorunda kaldım.

Ondan sonra da devam edemedim.

Mükemmel.

-Bu, heyecan verici. -Bakalım sen...

Biraz formdan düştük ama…

Biraz paslandık.

-Gıcırdıyoruz. Gıcırdıyoruz. -Ama...

Öyle mi denir? Gıcırdamak mı?

Yaşlı, formsuz ve paslanmış gibi…

Evet, değil mi? Biz harikayız.

Isabel, bana söyler misiniz

Noel'de her şeyin tertemiz olması sizin için neden bu kadar önemli?

Tabii ki.

Bir düşünün. Arkadaşlarım için bir sürü Noel yemeği düzenliyorum.

Ev mükemmel olmalı.

Günaydın çocuklar.

-Merhaba. -Günaydın.

Nasılsınız? Dünden sonra biraz dinlenebildiniz mi?

Masa örtüleri, yemek takımları, her şey mükemmel olmalı.

Elías, dün Isabel çok önemli bir konuya değindi.

Bardaklar. Hepsini kontrol etmeliyiz.

Çatlak bardak istemiyor. Mükemmel olmalılar.

Onları kontrol edelim ve hasarlı olanları değiştirelim.

-Çok iyi. -Tamam.

Her şeyin mükemmel olmasını sağlamak için büyük çaba sarf ediyorum.

Ama her zaman planlandığı gibi gitmeyen şeyler vardır, değil mi?

Benim için 35 yıldır çalışan bir şoförüm vardı.

Ben de "Francisco gidince ne yapacağımı bilmiyorum." dedim.

Kızlarım da "Anne, merak etme, sen Francisco'suz yaşayamazsın,

ama Francisco da sensiz yaşayamayacağına göre, sorun yok" dediler.

"Ona her zaman güvenebilirsin."

Ama hayır. Francisco emekli oldu ve Rafael devraldı.

Ama gerçek şu ki, o her şeyi büyük bir sevgiyle yapıyor.

-Merhaba, nasılsın? -Nasılsın?

-Günaydın, Rafael. Nasılsın? -Nasılsın, Macarena?

-İyi. -Her şey yolunda mı?

Her şey yolunda.

Hanımefendinin emri için buradayım.

-Hemen getiriyorum. Bir saniye. -Harika. Teşekkür ederim.

Al bakalım, Rafael.

Olağanüstü. Her zamanki gibi tam zamanında.

Evet. İşte burada.

-Çok hoş. -Çok hoş.

-Onun seçtiği… -Çok güzel.

-…baş harfleriyle. -Hanımefendinin seçtiği baş harfler.

Kişisel olarak, Bayan Isabel'in mükemmeliyetçi olduğunu söyleyebilirim.

-Ben getiririm. -Teşekkürler.

Umarım hoşuna gider.

-Eminim hoşlanacaktır. Teşekkürler. -Teşekkürler, Rafael.

Senden istediği her şeyi yapmandan gerçekten hoşlanıyor.

Belki bunlar bizim için önemsiz görünüyor

ama onun için hayati önem taşıyor.

Isabel, söyler misiniz, Noel için nasıl bir elbise seçiyorsunuz?

Her zaman aynı tarza mı sahiptiniz yoksa zaman içinde değişti mi?

Ben her zaman bana yakışacağını düşündüğüm elbiseleri seçerim.

Hiçbir zaman çok modern olmadım ve örneğin kızım Tamara'nın yaptığı gibi

trendleri takip etmedim.

-Merhaba, Cris. Nasılsın? -Nasılsınız?

Çok iyiyim. Burada denemeniz için birkaç parça var.

-Size bu Armani ceketi göstereceğim. -Harikulade.

Bir bakayım.

-Çok güzel! -Giorgio sizi çok seviyor.

Onlara "Birkaç kıyafete ihtiyacım var" dediğimde çok sevindiler.

Yine de biraz ağır.

-Giorgio'ya bayılıyorum. -Ben de.

-Bu... Evet. -Çok güzel ama çok ağır.

-İşlemeli kumaş. -Çok ağır.

Bir tane daha var, Fernando Claro'dan.

Esneyebilen payetli elbiseler yapmışlar.

Tüm renkleri var ve vücuda cuk diye oturuyorlar.

Evet, ama onlar harika vücudu olan bir kız için.

Şey, Isabel, yani...

-Hayır, cidden. -Bakın, bunun içinde harika görünürsünüz.

-Bunlar çok genç bir kadın için. -Şöyle bir parça...

Şu...

-Şu güzel payetlere bak. -Bu da mı?

Ve bunda da payetler var.

-Bu, daha fazla esniyor. -Evet.

-Muhteşemler. -Çok güzeller.

Ve bunu da getirdim.

Biraz cesur bir seçim.

Evet, bu, kötü bir gün için.

Sen ne düşünüyorsun?

Renk kesinlikle…

RABAT ayrıca şu mücevher koleksiyonunu da gönderdi.

Bu etek açılıyor, değil mi?

Evet, tam Dior'un "Yeni Görünüm" tarzı.

-Sanırım… -Yüzükleri görelim.

-Sizin için çok büyükler. -Evet.

Bütün yüzükler öyle. Parmaklarınız çok ince.

Bu soru benim için.

Sizin gizemli bir kadın olduğunuzu söylediklerinde ne hissediyorsunuz?

Dürüst olmak gerekirse, bilmiyorum. Ben bir gizem göremiyorum.

Jean Louis Mathieu adında bir arkadaşım vardı ve bana hep şöyle derdi:

"Kadınlar gizemlerini kaybetme eğilimindedir

ve bunun ne kadar önemli olduğunu bilmezler."

"Ama sen her zaman başarılı olacaksın çünkü sende bu gizem var."

Kendimde gizemli bir şey göremiyordum. Hiç göremedim.

Sizi temin ederim ki böyle bir niyetim hiç olmadı.

Bunlar yukarı çıkarmamız gereken kutular.

-Bunların hepsi mi? -Evet.

Tamam.

-Bunları alacağım. -Evet, bunları al.

Bu daha ağır olanı ben alacağım.

Tamam.

-Onları oraya yığalım mı? -Evet, tabii.

Tamam, harika.

Belki biraz daha o tarafa?

-Hâlâ birkaç tane kaldı. -Pekâlâ.

Ne zaman birinci katta olsam,

her şey burada olup bitiyor.

Bütün evi buradan idare edebilirim.

Çocukları odalarında... duyuyorum,

çünkü odaları koridorun etrafında.

Bakalım... Ana, kaç yaşındasın?

-Kaç yaşında? -Bir.

-Bir mi? -Bir.

-Bir ve bir mi? -Bir.

-Bir ve bir mi? İki mi? -Bir ve bir iki eder.

Beş çocuğum da birbirine çok yakındır.

Hey, ufaklık, senin adın ne?

-Ana. -Ana.

-Minik Ana. -Ana...

Ama Ana ve Tamara, ikisi de birbirlerine tapıyorlar.

Bana bunun ne olduğunu söyle.

Birlikte büyüdükleri içindir.

Bu…

Evet, nedir bu?

Hatırlıyorum da, ben küçükken

ikimiz de annemin odasında bir perdenin arkasına saklanmış,

duvara küçük bir ev çizmiştik.

Annem bizi yakaladığında,

bizi o kadar kötü azarladı ki bunu asla unutmayacağım.

Ve geçenlerde

çocuklarımın ellerinde boya kalemleri, odasında duvara resim yaptıklarını gördüm.

Ve düşündüm ki, "Buna inanamıyorum. Şimdi bittim."

Sonra annem gördü ve "Sorun değil." dedi.

"Duvarları yeniden boyayabiliriz. Benim duvarıma çizmişlerse de ne olmuş?"

Ben de "Ne?" dedim.

"Çocukken duvarına resim yaptığım için yediğim azarı hâlâ hatırlıyorum,

şimdi bunun sorun olmadığını, duvarların yeniden boyanabileceğini söylüyorsun."

Ama şimdi öyle.

Anne!

Bu, Mikey.

-Çocuklardan biri ağlıyor. -Bu, Mikey. Mikey, buraya gel!

Mikey, her şey yolunda, tatlım.

-Neredesin? -Benimle buraya gel.

Buraya gel.

Hiçbir yere gitmiyorsun.

Hey, aşkım, sorun ne?

Tamam, buraya gel. Yüzme havuzuna gelebilirsin. Bu tarafa gel.

Seninle olmak istiyorum.

More Turkish subtitles for Isabel Preysler: My Christmas

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left