The first 200 lines.
LIKE FLOWERS IN SAND
-Ben Baek-du. -Ben Jin-su.
Ben Ground'um, Du-sik ile başlarım!
-Baek-du, üç! -Baek-du, Baek-du, Baek-du…
Ben Ground'um, Baek-du ile başlarım!
-Jin-su, üç! -Jin-su, Jin-su, Jin-su…
Baba, biraz onlarla oynayabilir miyim?
Ben Ground'um, Jin-su ile başlarım!
-Baek-du, dört! -Baba?
Seok-hui niye böyle gecikti?
Aynen. Niye yemesi bu kadar uzun sürüyor?
Onu beklerken bir korku hikâyesi anlatayım mı?
Anlatıyorum. Biri müzede işe girer.
Bu adam ilk iş gününde gece nöbeti tutar.
İlk gününde gece nöbeti mi?
İstifa etmeli.
Gece olunca
karanlık ve boş olan ikinci kata çıkar.
Daha sonra el fenerini açıp etrafına bakar.
Neyse ki tuhaf bir şey görmez.
Tıpkı diğer müzelerdeki gibi
seramikler, mücevher kutuları
ve bir portre görür.
Sonra ertesi sabah
başka bir çalışanla gece nöbeti hakkında konuşur
ve bayılır.
Neden peki?
Neden?
İş arkadaşı şöyle der,
"Ne?
Bu müzede hiç portre yok ki.
Ayrıca burada sadece bir pencere var!"
Yani gördüğü bir portre değilmiş.
Pencerenin dışındaki bir hayaletmiş.
Yani?
Korkunç mu bu yani?
Dünyadaki en korkunç şey hayaletler mi sizce?
Yanılıyorsunuz.
İnsanlar hayaletlerden korkunçtur.
Babam öyle dedi.
İnsanlar hayaletlerden korkunç mu?
Niye bu kadar geciktin?
Ne o?
-Kamera mı? -Evet.
Yaklaşın.
Bir dakika Du-sik, gözlerinin açık olduğundan emin misin?
Gülmeyin. Yoksa sizi öldürürüm!
Ne? Baksanıza.
Sadece bir film kalmış.
Çekiyorum.
Bir, iki…
11. BÖLÜM SUÇLU ARAMIZDA DOLAŞIYOR
Açıklığa kavuşturalım.
Sen Du-sik'sin, sen Cheol-yong amcanın kızısın ve…
Sen de Du-sik'in işsiz kocası değil,
onunla gelen iş arkadaşısın.
Çift rolü yapan gizli görevdeki dedektiflersiniz.
Vay canına.
Polis sınavına çok çalıştığı için olabilir
ama çabuk kapıyor.
Bundan ne anladın? Sence mantıklı mı?
Evet.
Neyi soruşturuyorsunuz? Neden bu kadar ileri gittiniz?
Bunu söyleyemeyiz.
Şike ve yasa dışı kumar vakası.
Baraj gölünde boğulan adam var ya?
Adı Choi Chil-seong idi.
Uzun zamandır peşindeydik.
Ama…
Her neyse, aslında davayı çözdük.
Ama hâlâ buradayız…
…çünkü Choi'nin katilini arıyoruz.
Baraj gölü! Değil mi?
İntihar değildi. Ne dedim ben?
Cinayet kokusu alıyorum, dedim.
Ama abarttığımı söylediler.
Bir hayaletin işi, dediler ve…
Tabii ya.
Devam et.
Choi Chil-seong'un katilini arıyoruz
ve edindiğimiz bilgilere göre
suçlu bu kasabada.
Ve bizce suçlu
yirmi yıl önce Cheol-yong amcayı öldüren kişi.
Ama onu nasıl yakalayacaksınız?
Yirmi yıldan fazla zaman geçti.
Bir ipucu ya da kanıt bulmak imkânsız olmalı.
Bugün Choi'nin kullanat telefonu bir süreliğine açıldı.
16 Temmuz 2023 günü, tam 14:36:19'da.
Geosan'daki Jungang-ro'da sinyal tespit edildi.
Demek bu yüzden telefon kasabada bulunamadı.
Suçlu telefonu almış olmalı.
Ama niye açsın ki?
Nasıl bir telefon?
Çok eski bir model.
Ben küçükken babamda da aynısından vardı.
Telefona kayışla takılı bir kalem de var.
Sanırım bende.
O zaman suçlu sen misin?
Neden bahsediyorsun? Elbette hayır.
Suçlu değilim, sadece buldum.
Doğruyu söylüyorum.
Nerede? Nerede buldun?
Kar Topu'nun baraj gölünde kazdığı çukurda.
Tanrım.
Bana inanmıyorsunuz, değil mi?
Doğruyu söylüyorum. Bir süre önce sabah
Kar Topu'nu orada kovalarken buldum.
Seok-hui, küçükken çok daha samimiydin
ama artık hiç değilsin.
Haksızlık ediyorsun.
Dinleyin.
Kar Topu o kadar sık kayboluyordu ki tuhaf bulmaya başladım.
Bir köpek her defasında nasıl kaçabilir ki?
Değil mi ama?
Ya sonra?
Demek biri onu salıyordu ama bu da tuhaf.
Niye salsın ki?
Niye almasın veya satmasın?
Yani niye?
Ben de test ettim.
Kar Topu'nu ben saldım.
Sanki o anı bekliyormuş gibi doğruca oraya koştu.
-Baraj gölüne mi? -Evet.
Baraj gölünün yakınındaki bir çalılığa gidip
toprağı kazmaya başladı.
İçinden bir ceset çıkacak diye ödüm koptu.
Ama sadece gömdüğü şeyler vardı.
Telefon da onlardan biriydi.
Yani geçen sefer baraj gölünün orada havladığında…
Bence orada bir şey gördü.
Nevresimci adam
olay gecesi eve dönerken onu görmüş.
Köpek havlaması duymuş ve Kar Topu baraj gölünün oradaymış.
Ama Kar Topu'nun sahibi dedi ki barışçıl olduğu için hiç havlamazmış.
Bir şey görmüş olmalı.
Choi Chil-seong'u biriyle tartışırken
-görmüş olmalı. -Yani?
Telefon nerede?
POLİS
İşte bu.
Evet, galiba bu. Gördüğüm telefonla aynı.
Daha önce açtım ama hemen kapandı.
Tekrar açılmıyor.
Anladım. Galiba bozulmuş.
Ama emin değilim.
Dijital Adli Tıp'a göndereceğim. Bekleyip görelim.
Olamaz. Size yardımı dokunur sanmıştım.
Pek işe yaramadı galiba.
Hayır, öyle demeyin. İşimize yarar.
-Öyle mi? -Elbette.
Seul'e döndüğümde
katkılarınızı patronuma bildireceğim.
Vay be, sadece yakışıklı değilsiniz.
Efendim?
Kibarsınız da. Bu hiç adil değil.
Şey, ben…
Peki ya artık arkadaş olsak?
Olur. Resmiyeti bırakıyorum.
-Ben de öyle Seok-hui. -Güzel Hyeon-uk.
-Seul'den bir dost edinmek güzel. -Evet.
-Yapalım bu işi. -Evet.
Kar Topu, yemek zamanı.
O da neydi?
Kim o?
Birini gördüm sandım. Karanlık olduğu için galiba.
Kar Topu.
Bugün dışarı çıkıp etrafta dolanma.
Evde kal, tamam mı?
Yoksa o polis yine yaygara koparır.
Seok-hui'nin lakabı ne, biliyor musun?
"Mankafa."
Saçmalayıp durduğu için Geum-gang ona bu lakabı taktı.
Ne dersin? Yakışmış mı?
Biraz önce yine yaptı.
Kar Topu'nun
cinayet tanığı olduğunu düşünüyor. Çok mantıksız!
-İnanılır gibi değil. -Niye olmasın?
Bence mantıklı.
Ne?
Bence bir bakıma haklı.
Gözden kaçırmamalıyız.
Yani biri gerçekten de telefon yüzünden Kar Topu'nu salmış olabilir.
Şimdi sen öyle deyince mümkün gibi geldi.
Tanrım. Seok-hui'nin içine ne kaçmış öyle?
İlk defa işe yaradı.
"Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir" derler.
Ne?
Bir şey mi oldu?
Hayır. Bir şey yok.
Ne oldu? Söylesene.
Çok tuhaf geliyor.
Böylesine korkunç bir şeyi yapan kişi tanıdığım biri.
Otuz yıldır bu kasabada selamlaştığım,
görüştüğüm, konuştuğum birinin böyle bir şey yapmış olması…
Buna inanamıyorum.
Bir insan bunu nasıl yapar ki?
Sana bir keresinde dememiş miydim?
İnsanlar hayaletlerden korkunçtur.
İnsanlara fazla güvenme.
No comments yet. Be the first to leave one.