The first 200 lines.
Şuraya bak. Çok güzel, değil mi?
Yukarı bak. Hadi gel.
Çok güzel.
Biraz eğlenmeye ne dersin?
Neden olmasın? Kulağa iyi geliyor.
Ne istiyorsunuz?
Ne istiyoruz?
-Burada ne yapıyorsunuz? -Hiçbir şey.
Hiçbir şey yapmıyoruz.
Her neyse, siz kimsiniz?
Hiçbir şey yapmıyor musunuz?
Bu bana hiçbir şey gibi görünmedi.
Bana, ahlaksız davranış gibi göründü.
Öyle görünüyor.
Evet, halkın içinde böyle davrandıkları için utanmaları gerek.
Kapa çeneni.
Bizi rahat bırakın.
Benimle böyle konuşma.
Sanırım hayal kırıklığına uğradın.
Sana çok da iyiliği dokunmuyordur.
O sadece bir çocuk. Benim arkadaşlarımı dene bir de.
Hayır, biz gidiyoruz.
Hey, durun bir dakika, tamam mı?
O kadar acele değil. Bu kadar gergin olmayın.
Önce hepimiz biraz eğlenelim.
Hey.
Durun.
Bana yardım edin.
Yardım edin.
Bırakın.
Hayır, yapma.
-Beni ısırdı. -Yakala onu.
-Hadi. -Onu yakaladım.
Yardım edin.
Merhaba. Birini mi bekliyorsun?
Henüz gitmeyin.
Daha yeni geldik. Arkadaşça davranalım.
Senin arkadaşın değilim.
Öyle mi? O halde, düşmanım olmalısın.
Hadi ama.
Neden seni kahpe?
Bunu sen istedin.
Eğer istediğin buysa...
Yürü.
Baksana, bu adamı tanıyor musun?
Hayır, tanımıyorum.
Bunu göreceğiz.
Karakola gidiyoruz.
Sen kim olduğunu sanıyorsun?
Ben kim miyim?
Polis.
Orada, gelin.
Taksi.
Hareket et.
Lütfen hareket et.
-Hey, patron. -O nerede?
Taksiye bindi.
-Onu yakalayın. -Tamam.
Gidelim.
Nereye gidiyorsun? Karakola mı?
Hayır, hastaneye.
Acele et.
Acele et.
Hey, hanımefendi. Hanımefendi!
Doktor, arabamda bir kız var, bilincini kaybetti.
Hadi gidelim.
Ölmüş.
Bunu bildirin.
Ne olmuş?
O çetenin neden ölü bir kızı kovaladığını biliyor musun?
Nereden bileyim?
Üzgünüm. Sormak istediğim, sana bir şey söyledi mi?
Hayır, ne söylesin ki?
Bu genç kıza yardım etmek için hayatını riske attın.
O bir yabancıydı. Bunu neden yaptın?
Neden olmasın? Neden yapmayayım ki?
O da bir insandı, değil mi?
Evet, tabii.
Yani, sosyal sorumluluk nedeniyle yardım ettin, öyle mi?
-Evet. -Zarar görmekten korkmadın mı?
Zarar görmek mi?
Bu işe karışan insanlar, skoru eşitlemek isteyebilir.
Bu ne demek?
Polis bu yüzden var. Bu gibi şeylerle onlar ilgilenirler.
Ama ilgilenemezlerse, ben yaparım.
Belki de.
Efendim? Ne dedin?
Yok bir şey.
Pekala, çok teşekkürler. Hepsi bu kadar mı?
Evet, çok teşekkürler. Çok teşekkürler.
Teşekkürler.
Bu güzel.
Gazeteci olduğunu söylemen hiç de fena fikir değilmiş.
En azından, şimdi onu nerede bulacağımızı biliyoruz.
Çok güzel.
O çantayı bulmalıyız. Onu sanırım Chien Chen aldı.
Onu bana kim getirirse
bonus olarak yüz bin dolar alacak.
Yüz bin.
Merak etme patron, biz getiririz.
Güzel. Getirin bakalım.
Patronun yüz bin dolar ödemeye razı olduğu
-o çantanın içinde ne var acaba? -Bu seni ilgilendirmez.
Aynen.
İşi bitti.
Merhaba Chien. Bizi şehre götür, olur mu?
Sen dün benimle konuşan gazetecisin.
Evet, doğru. Devam et.
Şimdi, arabayı sürmeye devam et
ve hiçbir şey yapma, yoksa canın yanar.
Gerçekten hiç param yok.
Para istemiyoruz, küçük bir çantanın peşindeyiz.
Ne çantası?
Yalan söylemeye kalkma, sende olduğunu biliyoruz.
Gerçekten çanta bende değil.
Bizim için işleri zorlaştırma.
Bize nerede olduğunu söyle yoksa seni döveriz.
Nerede olduğunu bilmiyorum.
-Arabayı arayabilirsiniz. -Sürmeye devam et.
Yedi numara, King Ho Restoranı'ndan birini al.
-Alo? - Hadi ama vaktinizi harcıyorsunuz.
Lanet olsun, oyun oynamaya vaktimiz yok.
Hadi ama. Çanta nerede?
Bakın, çanta bende değil.
Size söylüyorum. Nerede olduğunu bilmiyorum.
Hey.
Bir şeyler ters gidiyor. Gelin ve şunu dinleyin.
Chien Chen'in başı dertte.
Size söyledim, nerede olduğunu bilmiyorum.
Yalan söylüyorsun. Çantayı ver, yoksa seni bir temiz döveriz.
Onu alıkoyuyorlar. Yardım etsek iyi olacak.
Siz gidin, ben gelmiyorum.
Yalan söylemeyi bırak.
Hadi, gidelim.
Sen dinlemeye devam et.
Nerede olduklarını bul.
Dinlesene.
İşbirliği yapsan iyi edersin.
Bu senin için daha iyi olur.
Devam et.
Buraya dön.
Tamamen tek tip depolar.
Oraya neden gidiyoruz?
Buradan dön.
Git, devam et.
Seni burada öldürürsek, gübre olursun.
Acele et.
Hey, Yu Ti Han.
Chien Chen, Chu Tin Wan'daki depoda.
Hemen oraya gidin.
Devam et.
Dur burada. Dur.
Lanet olsun.
Tamam.
Oynamayı bırak da bize çantayı ver.
Ne çantası?
Bende olmadığını söyledim.
Üzerini arayın.
-Bir şey yok. -Bir şey yok.
Arabayı arayın.
Onu yakalayın.
Çabuk, acele edin.
Peşlerinden gidin.
Sen iyi misin?
Onları yakalayın.
Çekil oradan.
Hadi, peşlerinden!
Sen iyi misin?
İyiyim, teşekkürler. Keşke onu yakalasaydım.
Lanet olsun. Sen yaralanmışsın. Polise gidelim.
Gerçeği bilmek istiyorum. Anladınız mı?
Şu çantayı ele alalım.
Takside bulmadığına emin misin?
Evet, onu hiç görmedim.
Bu adamları bulmayı başarırsak
-onları teşhis edebilir misin? -Sanırım. Bir bakalım.
Bir tanesinin yüzünde büyük bir ben vardı.
Güzel, onları yakaladığımızda
buraya gelmeni isteyeceğiz.
-Gelmek zorunda mıyım? -Zorunda mı?
Bu bir vatandaşlık görevidir, beni anlıyor musun?
Ayrıca, şikayetçi olan sensin. Gelmek zorundasın.
Pekala, şunu imzala.
Şimdi gidebilir miyim?
Henüz değil. Kontrol için hastaneye gitsen iyi olur.
Ama işe dönmem gerek. Bugün bir kuruş bile kazanmadım.
Şimdi gidebilir miyim?
Bu tamamen kendi sorumluluğun.
Ben iyiyim. Sadece birkaç morluk var.
Benim bir sorunum yok.
-Pekala, gidebilirsin. -Teşekkürler, efendim.
Dönmüşsün.
İki polis geldi. Sivil giyinmişlerdi.
Yukarı çıkıp odanı aradılar.
Hadi ama. Sen ne yaptın?
Ne demek istiyorsun? Bilmiyorum.
Ne dediler?
Bilmiyorum. Evde değildim.
Karıma sormalısın.
-Kim o? -Bay Chen içeride mi?
No comments yet. Be the first to leave one.