The first 179 lines.
Vahşi Depolama Alanı
- Çok iyiymiş be! - Değil mi?
He.
Ne zaman isterseniz, bara uğrayabilirsiniz.
Uğrayabilirim aslında...
Demek o zamanlar tetikçiydiniz ha?
Benim memlekette...
...“sağ kol” deriz.
Uzun zaman önce mi bıraktınız, bayım?
Buralarda tetikçi deniyor, değil mi?
Evet, bayım.
Size bir şey sormak istiyorum, bayım.
Buyurun.
Bu bölgeden tanıdığım bir adam var.
- Kasabadan mı? - Evet, bayım.
- Nedir peki olayı? - Bana sıkıntı oluyor.
- Hadi ya? - Evet, bayım.
- O hissi iyi bilirim. - Aynen.
- Kolay değil. - Aynen öyle, bayım.
He...
Düşünüyordum da...
O adamın başına...
...sonra bir iş gelirse...
...ve siz de bir zarf alırsanız...
...içinde ne kadar olur?
O adam size vurdu mu, bayım?
- Hayır, vurmadı. - Vurmadı mı?
- Kavga çıktı. - Kadın meselesi miydi?
- Ben de ona vurdum. - Öyle mi?
Aynen.
- Nasıl olduğunu bilirim. - Evet.
- Kolay değil. - Aynen, bayım.
He...
Kahvaltı yaptın mı?
Bacağın nasıl?
- Bacağım mı? - Evet.
- Normal. Neden? - Kırık değil mi?
- Hayır. - Kırıldığını düşünmüştüm.
Yok, iyi.
- Bir baktırsan daha iyi olmaz mı? - Gerek yok.
- İyi. - He.
Benimle ne hakkında konuşmak istiyordun?
Bir süredir aklımda olan bazı fikirler var.
- Yapmayı düşündüğüm bazı şeyler... - Ee?
Ee'si bunları yapıp yapmayacağımdan emin değilim.
- Ama… bu şeylerden biri seninle ilgili. - Benimle mi ilgili?
Ama yapacak mıyım hâlâ bilmiyorum.
Ve o şeylerden birini yapıp yapmayacağıma karar vermeden önce...
...sana bir ipucu versem iyi olur diye düşündüm.
Bana mı, ipucu mu?
- Daha iyi olacağını düşündüm. - Neymiş bu ipucu?
Biri sana bugün hayatının son günü olduğunu söylese...
...farklı bir şey yapar mıydın?
Çünkü, belki farklı bir şey yapsaydın...
...bugün hayatının son günü olmayabilirdi.
Her neyse, bu sadece sana verdiğim bir ipucu.
Onu gerçekten seviyorum, farkındasın değil mi?
Umurumda değil.
- Senin sevdiğin kadar... - Gerçekten umrumda değil.
Kendi özgürlüğünü önemseyip, başkalarınınkini önemsemediğin için seni terk etti.
- Seni de terk edecek - Sanmam.
- Bence edecek. - Bir ihtimal... ama etmeyecek.
Edecek.
- Beni terk etse bile, sana geri dönmeyecek. - Niye dönmesin?
Geri dönen oldu mu hiç?
Kırmızılar benim, yeşiller sizin.
Hangimizin iki topu var?
- Hangi topun iki canı var? - Doğru.
Beni öldürseniz, bir canımdan olurum...
...toplarınızdan birini ıskalarsam da başka bir canımdan...
Canlarının tamamını ilk tüketen, oyunu kaybeder.
- Tamam. - Siz başlayın.
Size pazularımı göstermiş miydim, bayım?
Göstermediniz.
Dokunsanıza.
Fena değil, değil mi?
Çiftlikte ağır iş oldu mu, beni çağırırlardı.
Pusu işi mi?
O zamanlar insanlar bana çok saygı duyardı.
Şu sıralar arabacılık yapıyorum.
Günü kurtarıyor işte.
- Karınız var mı? - Şu anda yok.
- Hiç oldu mu? - Olmadı, bayım.
- Sevgiliniz peki? - O da yok.
Yalnız olmak zor, değil mi?
- Bir süredir tek başımayım. - Nasıl olduğunu bilirim.
Aynen.
- Kolay değil. - Evet, değil, bayım.
Aslında...
...bir kadın bulmayı düşündüğüm de oldu...
...bana arkadaşlık eder, evle ilgilenir, falan filan...
- Başka bir şeye ihtiyacınız var mı, bayım? - Yok, bayım.
- Adresi aldınız mı? - Cüzdanımda.
- Görünüşe göre bir daha görüşemeyeceğiz. - Öyle görünüyor.
O halde yarın için bol şans.
Umarım size geri döner.
Fernanda.
Merhaba Luiza.
Hayır, önemli bir şey yok.
Sadece nasılsın, bir şeye ihtiyacın var mı diye sorayım dedim...
...ve olur ya belki fikrini değiştirmişsindir buraya dönmek istersin diye düşündüm...
Biliyorum, ama yine de...
Onu kastetmedim...
...sadece fikrini değiştirip değiştirmediğini öğrenmek istedim.
Tek sorduğum buydu.
Şimdilik bu kadar.
- İyi akşamlar, Bay Totó. - İyi akşamlar, Bay Jerônimo.
O adamın buraya geleceğini düşündüğümden...
...sizi erkenden uyarayım dedim, bayım.
Bana kızgın mısınız, bayım?
Evet, bayım, biraz...
Şimdi peşimize birini gönderecek.
- Öyle mi dersiniz? - Göndereceğine eminim, bayım.
He.
Burada bekleyin, bayım.
- İyi akşamlar. - İyi akşamlar.
Acaba elinizde fazladan bir at var mı, bayım?
Bir arkadaşıma ödünç vermek için.
Evet, var bayım. Arka bahçemde duruyor; ama size ödünç veremem.
Neyse, bir çaresine bakarım. Çok teşekkürler.
Yemeğimizi yedikten sonra yola çıkacağız, değil mi Domingo?
Evet bayım, çıkacağız.
- Siz ikiniz hep birlikte mi çalışıyorsunuz? - Elimizden geldiğince.
Yanında başka birinin olması iyidir. Biri diğerine yardım eder, değil mi?
İçiniz rahat olsun, bayım. Biz profesyoneliz.
- İşimizi düzgün yapıyoruz, değil mi Domingo? - Evet, bayım, öyle.
- Size pusu kuran o ihtiyar... - N'olmuş ona?
- Onu gördünüz mü? - Net olarak değil, bayım.
- Neden? Kim olduğunu biliyor musunuz? - Emin değilim, bayım.
Bu yüzden de tüm bu olayı biraz tuhaf buluyorum.
Ne açıdan tuhaf?
Çünkü Bay Domingo ve ben bu civarda çalışan herkesi tanıyoruz.
- Belki de kasaba dışından gelmiştir. - Olabilir.
Çok deneyimli biriyse, işimiz daha da zorlaşabilir.
Yani daha pahalıya mal olacak mı diyorsunuz?
Hayır, bayım, ondan değil. Sadece temkinli olmak gerekir diye diyorum.
Anlamadım.
- Herhangi bir endişeniz mi var? - Yok, bayım.
Yanlış anlamayın. Korkusuzuzdur. Hiçbir şeyden gözümüz korkmaz.
- O zaman sorun ne? - Şey, biz biraz...
Kaderi zorlamayı sevmeyen birine ne denir?
- Batıl inançlı mı? - He.
Benim.
Luiza, benim.
Onu tanımıyorsun.
Eskiden bara sık sık gelirdi.
Arkadaşım değil.
Önemli biri değil.
Sana uğrayayım mı diye düşünüyordum.
Biliyorum, ama belki fikrini değiştirmişsindir diye düşündüm.
Biliyorum, sadece...
Luiza?
Alo? Alo?
Neden kendinize daha az sorunlu bir kadın bulmuyorsunuz, Bay Totó?
Çünkü onu seviyorum.
Doğru.
Ayrıca, başka birini bulmak da zor.
Aslında hiç de fena sayılmazsınız bence.
Hiç öyle birini sevdiniz mi?
- Sizin bahsettiğiniz şekilde mi? - Evet.
O şekilde… Sanmıyorum.
Peki hiç birini sevdiniz mi?
Sevdim.
- Ama uzaktan. - Uzaktan mı?
He, o hiç farkında olmadan.
- Telefonunuz burada çekiyor mu? - Yok, çekmiyor.
Sadece eski şeylere bakıyorum.
Daha fazla yaklaşmayın dostum, bu mesafe gayet uygun.
Pardon. Bayım, siz Bay Antônio musunuz?
Kim soruyor?
Şuradaki arkadaşım sizinle konuşmamı istedi.
Arkadaşınız mı?
Kendisinin peşinde olduğunuzu düşünüyor da... O yüzden endişeli...
Atların arkasında saklanan mı?
Onun peşindeyseniz bizi rahat bırakmanızı rica ediyor.
İyi de arkadaşınızın kim olduğunu bile bilmiyorum.
Sanırım onu hatırlamıyorsunuz; eski eşinizle evlenen kişi.
- Demek Gracinha'nın yeni kocası o, he? - Evet, bayım.
İyi birine benziyor, Domingo.
No comments yet. Be the first to leave one.