200 rreshtat e parë.
TED MÜDÜR YARDIMCISI
Amy,
deniz ürünleri reyonuna gelebilir misin lütfen?
FOWCH GURME GIDA
Sekiz kutu kedi maması, sekiz paket sigara ve bir Hindistan cevizi suyu var.
Sigaralar gerekli mi Bayan Halpern?
Merak etme Teddy. Ölürsem kediler ne yapacağını bilir.
Tamam. Toplam 94,09.
Sekiz, dokuz.
- Üstü kalsın. - Sağ ol.
Anneni de benim için sık.
Tamam, olur.
- Buyurun. - Sağ ol.
Ne demek.
Ted baksana.
Mola verebilir miyim?
Evet. Keyfine bak dostum.
Dokuzuncu reyonda fiyat kontrolü lazım.
Vanessa. Bir dakika yerime bakar mısın?
Tabii ki. Keyfin bilir kral.
Sağ ol leydim.
Vay canına.
Ne gün ama. Ne vurgun ama. Evet.
İşte böyle.
- Bundan hiç yedin mi? - Hayır.
Mikrodalgada 30 saniye, ev yapımı kadar iyi.
- Çaldın mı? - Tabii. İşin avantajı. Değil mi?
Evet. Çocukken Oliver müzikalini izledim.
Ergenliğimde Alaaddin'i gördüm.
Hırsızlığı öyle havalı gösterdiler ki denedim.
Şimdi bağımlısı oldum.
Neredeyse üç yıldır jilete para vermedim.
9.000 dolar tasarruf ettim.
- Yakalanmaktan korkmuyor musun? - Aslında hayır.
Hayır.
Derine kök salmış beyaz erkek ayrıcalığımdandır.
Evet. Meyan kökü sevmem bile.
Ted, lütfen müdürün masasına gel.
- Ted, müdürün masasına. - Hay aksi.
Güvenlik kameralarından görmüştür. Bana bir iyilik yap.
Bu ıvır zıvırları ve aldığın sigaraları geri koy,
ben de patronla aramızı düzelteyim. Tamam mı?
Evet, olur. Tamam.
Çünkü hapse geri dönemem.
- Selam, nasılsın? - Selam.
Biliyorum.
Koç?
Joe Conrad?
225 müdahale, 21 düşürme, en iyi Amerikan oyuncusu,
en iyi lig oyuncusu ve genel olarak iyi bir adam.
Central Missouri'den çaldığım katırı unuttun.
Unuttum ama katırlar asla unutmaz.
- Onu fil sanıyordum. - Evet, belki.
Hatırlayamıyorum. Nasılsın dostum?
Harikayım koç. Beş yıl önce evlendim.
Kayınpederimle çalışıyorum.
İlk bebeğimiz Jake doğdu.
Ben de bunu ayrıntılı bir bel çantası sanmıştım.
Memnun oldum Jake. Nasılsın?
Ya sen koç?
İngiltere'de futbol koçu falan olduğunu duydum.
Evet, yaptım, tişörtü aldım,
şimdi onunla lastik yıkıyorum.
Hayır, birkaç yıl önce oğlum Henry ile olmak için döndüm.
Artık o kadar küçük değil. Kayıp zamanı telafi ediyorum.
Öğle yemeğini hazırlıyorum, Fortnite oynuyorum,
en iyi hâline gelmesine yardım ediyorum.
Hepimiz için yaptığın gibi.
Çok naziksin.
İşte buradasın. Tanrım.
Bebekle kaçtığını sanıyordum.
Tatlım, bil bakalım bu kim?
Müdür yardımcısı.
- Bu Koç Lasso. - Öyle mi?
- Öyle mi? - Evet efendim.
- Şey diye bahsettiğin adam… - Hayatımın en büyük rol modeli.
Koç, bu eşim Tabitha.
Selam. Memnun oldum.
Selam. Burada mı çalışıyorsunuz?
Evet. Yarı zamanlı
ama çalışan indirimini tam zamanlı kullanıyorum
çünkü hafta sonu oyun oynayacak enerjiye sahip olmak için
bir sürü sandviç gerek.
Bu harika. Harika, değil mi bebek?
Şu an kafam çok karışık.
Ted müdürün masasına.
- Acil. Acil! - Şarkımı çalıyorlar. Gitmeliyim.
- Memnun oldum Tabitha. - Evet.
Sen de Jake. Joe, seni görmek harika.
Belki Savaş Otobüsü'nde görüşürüz.
Evet. Pekâlâ.
Bebeğim, PlayStation alabilir miyim?
Kusura bakma Ronnie. Ne oldu?
Michelle aradı. Henry okulda başını belaya sokmuş.
Gidip müdürle konuşmalıymışsınız.
- Tamam. Erken çıksam olur mu? - Tabii.
Vanessa, bu öğleden sonra Ted'in yerine bak.
Tamamdır baba.
Kafası bir dünya ama bir gün bile kaçırmadı.
Hem eski karım ondan nefret ediyor.
Evet, eminim. Tamam, görüşürüz.
Ted neden seni güvenlik kameralarından
bir şeyler çalarken gördüğümü söyler misin?
Evet, kusura bakma ama merak etme. Tyler beni yola getirdi.
Bir daha olmaz, tamam mı? Haftaya görüşürüz.
DANIEL MANNING İLKOKULU
- Selam. - Selam.
Üzgünüm, geciktim. Olabildiğince çabuk geldim.
- Sorun değil. - Saçını mı kestirdin?
Birkaç hafta önce.
- Güzel olmuş. - Sağ ol.
- Neler oluyor? - Bilmiyorum.
- Bir şey söylemediler. Ben… - Evet.
Selam.
Bu kadar çabuk geldiğiniz için ikiniz de çok sağ olun.
- Tabii. - Çay ikram edebilir miyim?
- Hayır, sağ olun. - Evet,
at poposundakini tercih ederim. Yani, hayır, sağ olun.
Bay Casey, Henry iyi mi?
Henry haftaya mezun olacak
ama Manning İlkokulu'nda sorunlarımızı aktarmayı sevmeyiz.
Bir öğretmen, Henry defterinin arkasında çok rahatsız edici…
BAY CASEY - MÜDÜR
…şiirler bulmuş. Alıntı yapıyorum…
"Geçen gün hükûmetten bir mektup aldım. Açıp okudum.
Enayi oldukları yazıyordu."
- Enayinin altı çizilmiş. - Vay canına. Peki.
"Beni orduları için falan istediler.
Umursadığımı hayal et, asla dedim."
Ben umursuyorum.
Evet.
Çok ama çok umurumda.
- Tabii. - Evet. Evet. Kesinlikle.
Sağ olun.
Tanrım, bu tamamen boşunaydı.
Public Enemy'nin sözlerini bilmeden nasıl müdür olabilirsin?
Sanırım demode kurumların çoğu, insanları iktidarla savaşmaya
teşvik etmeye pek hevesli değil.
Saygıdeğer Elijah Muhammad sağ olsun, Henry iki hafta içinde mezun olacak.
Evet, bence ortam değişikliği ufaklık için iyi olur.
Evet.
Tamam, geri dönsem iyi olacak.
Evet. İş nasıl gidiyor bu arada?
Çok yorucu.
Derek beni saçma bir fakülte komitesine daha soktu, tüm vaktimi alıyor ve ben…
Hazır, başla!
- Akşam maçta görüşür müyüz koç? - Evet, üzgünüm.
- Evet, akşam görüşürüz. - Tamam.
iPad'ini şarj etmeyi unutma. Geçen sefer beni ortada bırakmıştın.
Yüzde sıfırda olan tek şey, yapacağıma dair şüphen olmalı.
- Tamam. Hoşça kal. - Pekâlâ.
- Ne? - Bizi görmedi mi?
Acaba
- girsek mi? - Evet, belki…
Ne?
Evet.
Rebecca ve Keeley Kansas'ta.
- Şortlu Higgins. Vay. - Zincirlerimden kurtulmuş gibiyim.
Evet. Gelin buraya.
Nasılsınız? Neler oluyor?
- Ne güzel sürpriz. - Selam.
Aslında birkaç kez aradım.
Bunun için üzgünüm.
- Acıktınız mı? - Açlıktan ölüyorum.
- Evet. - Şey,
hep bahsettiğin Kansas City barbeküsünü deneyebilirim.
İyi bir yer biliyorum.
Eski usul Orta Batı misafirperverliğine hazır ol.
Merhaba, yardımcı olabilir miyim?
Üzgünüm Gwen, şehir dışından geliyorlar.
Ted!
- Ted! - Selam beyler!
Hızlıca koklamaya mı geldiniz yoksa her zamankinden mi?
Her zamankinden dört kat alalım lütfen.
Tamamdır.
Dört başkan tepsisi lütfen.
- Dört müdür tepsisi lütfen. - Tamam.
Siktir.
Savaş yarası. Kahraman yolculuğun artık eşiği geçti.
Kansas yemeklerine bayıldım.
Evet. Aslında Missouri'deyiz.
Kansas hemen sokağın karşısında.
Kafa karıştırıcı. Evet. Oyun oynayalım.
Son birkaç yılımızdan bahsedelim.
On saniyeniz var ve işten bahsedemezsiniz. Tamam mı?
Higgins, başla!
Kaburganın ortasında yakaladım. Benim hatam. Ben başlarım.
- Tamam. Bakalım. - Tamam.
Eve döndüm, keyfim yerinde.
Annem çocukluğumdaki evden taşınıyor.
Bu büyük bir olay.
Henry de 30 santim uzadı.
Boy olarak yani.
Higgins sıra sende.
Her lokmanın tadını çıkarıyor.
Bayıldım. Devam. Hızlı dönüş. Keeley, sende ne var?
Kadın takımı için yeni formalar tasarladım.
- Hayır ama bu iştir. - Hayır, o iş. Siktir.
- Sponsor buldum… - O da iş.
Kahretsin. Tamam Higgins ya.
No comments yet. Be the first to leave one.