முதல் 200 வரிகள்.
Hay bin kunduz!
Yardım edin! İmdat! Anne!
Anne!
Anne!
-Holly? -Anne! Canavar!
-Ne yapıyorsun bebeğim? Ne oldu? -İçeride canavar var!
Tane tane konuş Holly, anlamıyorum.
-Anne, içeride canavar… -Holly.
Her ne gördüysen sadece kâbustu canım.
-Hayır anne! -Kâbustu bebeğim.
Gözümle gördüm, inan bana anne.
-Bir şey yok. -Ne olur anne, bana inanman lazım.
Ne oluyor yahu?
-Neredesiniz? Tamam. -Pickett'tayız, beş dakika kaldı.
-Bizden yakınsınız. Varınca ara. -Tamam.
Nancy, dikkatli olun.
Tutun.
Karen!
Aman ya Rabbi…
Karen!
Her şey yolunda mı?
Holly!
Holly!
Eyvah eyvah.
Tanrım. Uzak dur! Uzak dur diyorum!
Anne!
Anne!
Koş!
Anne!
Holly, geri çekil!
Kızımdan uzak dur!
Hayır anne!
-İçeride. -Gördüm. Hazır ol.
Ne oluyor Nancy? Konuş, ne oluyor?
Nancy!
Kızımdan uzak dur!
Anne!
Konuşmaya çalışma, tamam mı? Sakin ol.
Düzeleceksin. Hepsi geçecek. Tamam mı? Düzeleceksin.
Holly…
Anne!
Biri yardım etsin!
Koş, koş… Koş!
İyileşeceksin anne. Yanındayım. Dayanmaya çalış, tamam mı?
Olur mu? Lütfen dayanmaya çalış.
Söz, bir şey olmayacak. Yardım çağıracağım.
Ama dayanman lazım, tamam mı? Lütfen dayan!
İKİNCİ BÖLÜM HOLLY WHEELER'IN ORTADAN KAYBOLUŞU
-Hasta bilgileri? -Kadın. 46 yaşında.
Nabız 120, tansiyon 103'e 67.
Erkek. 40'lı yaşlarda. Çok sayıda künt travma. Karında…
Nabız var yok, zayıf.
Sağ anterior göğüste kesikler. Derin boyun travması.
Yanındayız, bir şey yok.
-Üzgünüm, dışarıda durun. -Yanlarında duramaz mıyız?
Bırakalım doktorlar görevini yapsın. Size hemen bilgi vereceğiz, tamam mı?
Hiçbir şey göremiyorum.
Kan grubunu bulup serum takın. Solunum yolu nasıl?
-Dört kaburga kırık. -Entübasyon başlıyor.
DANIŞMA
Bizim suçumuz.
Hepsi bizim suçumuz.
Hemen gelmeye çalıştık.
Bu geceden bahsetmiyorum.
Dün, geçen hafta, geçen sonbahar harekete geçebilirdik.
Hawkins'den kaçırmaya çalışabilir, hiç değilse gerçeği anlatabilirdik.
Bir şey, herhangi bir şey yapabilirdik.
Bunların başımıza geleceğini nasıl bilebilirdik?
Buna inanıyor musun?
Bunca zaman sonra
hiçbir şeyle ilgisi olmayan Holly'nin mi peşine düşüyor?
Hiç mantıklı değil!
Gayet de mantıklı.
Vecna bunun olacağını bana söyledi, gösterdi.
Hem dört geçidi hem Holly, annem ve babamın ölümünü.
Biz de ona inanmamayı tercih ettik.
Ama şimdi hepsi gerçekleşiyor. Anlamıyor musun Mike?
Vecna hayalini gerçek kılıp bizi cezalandırmak için geri döndü.
Aynısını Fred, Chrissy ve Max'e yapmıştı. Şimdi sıra bizde.
Biz çile çeke çeke tükenene kadar da kesinlikle durmayacak.
Meselenin ceza vermek olduğunu sanmıyorum.
Vecna işini yarım bırakmaz. Hışmını frenlemez.
Amacı size çile çektirmek olsaydı neden anne babanızı sağ bıraktı?
Neden Holly'yi öldürüp bırakmadı da Baş Aşağı Dünya'ya götürdü?
Neden bizzat gelmedi de bir evcil hayvanını gönderdi?
Ne yani, bunu Vecna yapmadı mı?
Bilmediğimi söylemeye çalışıyorum. Siz de bilmiyorsunuz.
Şu an çok bilinmezlik var.
Sadece şu an gerçekten dejavu yaşadığımı biliyorum.
Çünkü tam da bu zamanlarda Will'in başına aynısı gelmişti.
Tarihin farkındasınız, değil mi?
3 Kasım.
Will, 6 Kasım'da kaçırılmıştı.
Üç günden az kaldı.
Her şeyin değiştiği güne üç günden az kaldı.
Sizi bilemiyorum ama…
Ben tesadüflere inanmıyorum.
Artık inanmıyorum.
Ama Will'i geri aldık, Holly'yi de geri alacağız.
Çünkü yalnız değil, 11 yanında.
-Kardeşinizi kurtarabilecek biri varsa… -O da El.
Aynen öyle.
KAPALI YOL
Abla anneyi burada bulmuş.
Bayan Wheeler saldırı sırasında muhtemelen kaçmaya çalışmış.
Saldırganı gören olmamış mı?
Olmamış, abla eve geldiğinde saldırgan da yokmuş, kız kardeşi de.
-Abla eve tek mi gelmiş? -Bize öyle söyledi efendim.
Evin üç kilometre civarındaki tüm kamera kayıtlarını topla.
-Bu sizce kızın işi mi efendim? -Derhâl.
Holly!
Holly!
Holly!
Hop…
Hop!
Hop! Özür dilerim. İyi misin?
El.
Buraya nasıl geldin?
Dur. Dur.
Dur, buradan hemen gitmen lazım. Güvenli değil.
-Bir tane… -Demogorgon var.
Biliyorum. Kan kaybediyor.
-Yaralamış herhâlde. -Ne? Kim?
Karen. Şarabını kullanarak.
Ne?
Holly'yi aradığımda bulamıyorum ama yakınlarda olmalı.
-Holly mi? -Sadece kanı izlemeliyiz.
Holly Wheeler mı? Ne…
El, beklesene! Kahretsin ya!
Sanki her şey aynı anda patlamış.
Hayal gördüğünde böyle şeyler oluyor muydu?
Işıkların coşması, aletlerin kısa devre yapması falan?
Hayır.
Yani bu yeni, eğlenceli bir gelişme.
Yedek sigorta falan yok mu?
Evet, depoda olması lazım. Yani umarım vardır.
-Gidip getireyim yani? -Evet.
Evet, tabii. Hemen bu işle ilgileniyorum. Birazdan gelirim.
Anlatmakta zorlandığını biliyorum ama bu gördüğün hayaller…
Öncekiler gibi miydi? Şimdinin anıları gibi miydi?
Evet.
Ama daha vurucuydu.
Sanki hemen oradaymış gibi hissettim.
Sanki Demogorgon bendim.
Gördüğü şeyi görüyor, düşündüğü şeyi düşünüyordum.
Neden Wheeler ailesine saldırıp Holly'yi kaçırmış olabilir, biliyor musun?
Şey, bilemiyorum…
Hepsini hatırlamakta zorlanıyorum. Sanki rüya gibiydi.
Bu hiç mantıklı gelmiyor, ben…
Herhâlde bir şekilde sürü bilincine tekrar bağlandım.
Ama o bağı koparmıştık.
Tamamen koptuğunu sanmıyorum.
Sanki o beni kaçırdıktan sonra
kalıcı olarak değiştim.
Bu bağlantı hissi gelip gidiyor.
Ama o yaz, geçit açıldıktan sonra…
Onu tekrar hissettim.
Sonra Kaliforniya'dayken geçti.
Ama buraya döndüğümün ertesi günü
o his de döndü.
Şimdi Vecna hiç olmadığı kadar yakın.
Belki bir nevi alıcısın.
Radyo alıcısı gibi. Sadece sihirli insan versiyonu.
-Anlayamadım. -Tamam.
Başının üstünden bir anten çıktığını hayal et.
Vecna da Zihin Hırsızı parçacıklarını radyo dalgaları gibi kullanıyor.
Anten, radyo dalgalarına yaklaşınca sinyal gayet net geliyor.
-Ama çok uzaktaysan… -Parazit.
Belki de Holly'yi bu şekilde bulabiliriz.
Ne? Anteninle mi?
Gündüz okulun yakınındaki ormanda bir hayal görmüştüm.
O an anlamadım ama belki yine Demogorgon'ın gözünden görüyordum.
Belki oraya dönersem sürü bilincine, sinyale tekrar bağlanırım.
Will.
-Vecna'yı önceden de gözetledim. -Ve ele geçirildin.
-Biliyorum ama… -Ölecektin.
Bir şey yapmazsak Holly de ölür.
-Bir şey yapıyoruz zaten. -Sigorta tamiri mi?
Hopper'ı bulabilmek için radyoyu çalıştırmalıyız.
Tabii, yani mesele sevgilini bulmak.
Baş Aşağı Dünya ve El ile tek bağlantımız o.
Holly'yi bulmamıza ne faydası var?
Kız orada bir başına anne. Ne hâldedir, biliyorum.
Onu orada bırakmayacağım.
Onu geri getireceğiz ama senin canını tehlikeye atmadan.
-Öylece dikilecek misin? -Doğru.
Aile arasında bir an. Pardon.
Sigorta. Elektrik. Hallediyorum.
-Ne kadar sürecek? -Uzun sürmez.
Şu parça birkaç dakika şarj olsun, sonra umuyorum ki vın…
Beklerken bar yer misin?
Çabuk bitse iyi olur. Bizim hayırsever huysuzlanmaya başladı.
-Beni tanımış olabilir. -Nasıl yani?
-Ablasını ektim. Birkaç kez. -Harika.
Nance'e ulaştın mı?
Babası yapay komada tutuluyor, annesi de ameliyatta.
Birkaç saat bilgi alamayacaklar.
Olaya bak be.
Evet.
Hastaneye onu ziyarete gitsek mi?
No comments yet. Be the first to leave one.